şükela:  tümü | bugün soru sor
  • duskunluktur, kendine engel olamamadir.
    bir nesneye oldugu kadar kisiye karsi da olur, seven insan zaaflidir, bir sonraki asamasi ise obsessiondur.
  • -zaafin var mi hasan?
    -var tabi
    -versene
    -ne dion olm? veremem suheyla'yi.o benim benim de kalacak.
    -zaafini ver bana diorum, su mektubu yollicam da.
    -zarf desene, hay dilini esek arisi...
  • islıklayıp istemeden öldürdüğüm kuşlar da vardır,
    tekmelememe rağmen ölmeyen insanlar da,
    ayrılmaya çalışırken hayattan, sonuç her neyse
    bu insan illeti mutlaka akıldadır...
  • ezdiren his
  • kedilerle ilgili bu durumu yeni ögrenmistim: normalde sokak kedisi kendini saldirgan kopeklere karsi koruyabilirmis. bu direnci kiran tek sey neymis biliyor musunuz: sevgi... insanoglu, eger bir sokak kedisinin basini oksar ve ona sefkat gösterirse kedicik kendisinin koruma altinda oldugunu zanneder ve sivri tirnaklarini iceri cekermis ve vahsi kopeklerin azgin dislerini girtlaklarinda veya itlaf ekiplerinin zehirli etlerini midesinde bulurmus. kücücük bir dokunusta gardi düsen ve olumcul yaralara acik hale gelen sarmanlarin kaderinde kendi ask hayatimizin hulasasini buldum. biz de eros'un sefkatine siginip, sevdalaninca en mahrem zaaflarimizi elevermiyor muyuz? yillar yili ardina sigindigimiz barikatlarin anahtarini gonullu teslim edip, tirnaklarimizi iceri cekmiyor muyuz? sevginin bizi kollayacagina, sarip sarmalayacagina dair on kabulumuz yuzunden koruma duvarlarimizi gonullu kaldirip, yaralarimizi açik hale getirmiyor muyuz? sonra ne oluyor? sevdamiz en büyük zaafimiza donusuyor. sacimizi oksayan elin bizi ilelebet kollayacagina inaniyor, tatli sozlere kaniyoruz. taklalar atip, cilveler yapiyoruz ve en ummadigimiz anda, en korunaksiz halimizle yakalaniyoruz askin hoyrat yüzüne... sefkatimiz katilimiz oluyor. ders almak mi? ne munasebet!.. daha son ihanetin yarasi kabuk baglamadan, yeni yaralar için araliyoruz kalbimizin kapilarini... zavalli bir kedi yavrusundan farkimiz yok askin karsisinda... boynumuzda, kalbimizde pence pence darbe izleriyle, her sicak dokunusta cocukca uysallasip, her hayalkirikliginda "kopek gibi" pisman olarak, her terkediste aci cekip her donuste biraz daha kanayarak, kanayan yerlerimizi kediler gibi dilimizle yalayarak, "bir daha asla"larla "daima"lar arasinda yalpalayarak yara bere içinde yasiyoruz. o yüzden "melek"ler, ice kivrik patilerle gomuluyor. ve hayata "seytan"lar hükmediyor. belki de en iyisi kuyrugu her daim dik tutmaktir... sefkate kanmis mefta bir ev kedisi olmaktansa, gardini almis hayatta bir sokak kedisi kalmak daha iyidir.*
  • (bkz: zayıflık)
  • bütün gerçekleri görürsünüz, açıklama yaparsınız, mantıklı konuşursunuz ama hepsi hikayedir. bir anda altüst olursunuz. kontrolü kaybedersiniz. zaaflar öldürücüdür. ya aniden ya yavaş yavaş...
  • bir yanın kalk gidelim bir yanın bok yeme otur derken kalkıp gitmene neden olan şey. mantığı devre dışı bırakan bir nevi duygu-beyin koordinasyon bozukluğu. pişmanlık hissetmene bile izin vermeyen, hala kaldıysa eğer gururu yiyip bitiren, aşk demeye dilin varmadığı zamanlarda kullanılan, kendine ve yaptıklarına inanamamakla sonuçlanan anlık ya da sürekli (aman diyim) hissiyat. (bkz: insanın bugları)
  • bazi seyler bir doga sirri mahiyetini hic yitirmiyor, "neden?" sorusuna verilebilecek tek cevap sessizlik olabiliyor, iste bazi zaaflar da daha rasyonel bir aciklamaya sigmiyor. her kafadan bir ses cikarken, her turlu psikolojik analiz sayilir dokulurken, "her seye ragmen" cevabini kabul etmiyorlar, sevginin illa hak edilmesi gereken bir sey olmadigina inanmiyorlar. bazilari sizi hic "hak etmezken" kalbinizin adalet anlayisi ne yazik ki kabul edilenin tersi yonde calisiyor. bazi seyler sir olmaktan oteye gidemiyor...