şükela:  tümü | bugün
  • mehmet nuri bey (bkz: nuri conker) tarafından, kurmay binbaşı rütbesini taşıdığı 1914 yılında hazırlanan ve tanin matbaası'nda basılan rehber kitap..

    feraset sahibi gözler için; sadece askeriye ve subaylara değil, belirli bir amaç uğruna düzenli yürüyüş tutturmuş hemen herkese kılavuz olacağının değerlendirileceği kanısındayım..

    özellikle ilk bölümlerinde balkan harbi'nin yarattığı teessürün sıradan bir türk subayının üzerindeki derin etkilerini, tam da o yıllarda yazdığı bir eserin satır aralarında hissetmek dikkat çekici.. bugün bizim için tarihi bir mefhum olan bu bu savaşın yıkıcılığı ve yakıcılığı hala taze iken kurulan cümleler, tarih kitaplarının yapabildiğinden çok daha derinlere işliyor.. bu eserin aksisedası olarak kabul ettiğim ve nuri bey'in kadim dostu mustafa kemal atatürk tarafından yazılmış olan "zabit ve kumandan ile hasbıhal" kitabı ile birlikte okunduğunda bu yakıcı tesir katlanıyor, sızısı artıyor..

    son söz olarak; irdelediği ve çözüm yolları önerdiği çoğu problemin, bir asır sonra bugün dahi güncel olarak varlığını sürdürdüğünü görmek ayrıca üzücü ve düşünüdürücü..

    altını çizdiğim kısımların bazıları aşağıda:

    --- alıntı ---

    [sorumluluk, öyle bir hâldir ki kendisinden kaçındıkça yaklaşır. insan, onun üzerine yürüdükçe de kendinden uzaklaştığını görür. sorumlu olmamak endişesiyle herhangi bir iş görmekten kaçınan ve bu tereddütle düşüne düşüne hiçbir iş yapamayıp kendini başarısızlığa terk edip fırsatları harcayan kişi, yağmurdan kaçanın doluya tutulması gibi büyük bir sorumluluğa kendini teslim eder. ]

    ---

    [...subay, genelin çıkarlarını düşünen en büyük varlık olmalıdır. camilerin kilise yapıldığı, müslüman kızlarının, kız kardeşlerimizin düşman kucağında dolaştırıldığını, yetimlerin ihtiyarların düşman çizmesi altında can verdiğini, yüz binlerce göçmenin aç ve çıplak yağmur, kar altında yollarda perişan olduğunu görmek en çok bizi, subayı acı acı düşündürmelidir. bunların olmaması için düşmana karşı duracak siper, bizim göğüslerimizdir. yukarıda saydıklarıma şahit olan subay, muharebelerde ölmediğine pişman olsa yeridir. bu felaketler, hepimiz harp meydanında serilmeden görülmemeliydi...]

    ---

    [düşmanın çatalca kapılarına dayandığı zamanlarda, istanbul’da hayatın hiç harp yokmuşçasına yaşanması, birçok gencin bu sırada ellerindeki bastonları sallayarak dolaşması, cüppelerini havalandırması gibi gevşek, vurdumduymaz tavırlar müslümanlarda bir daha görülmemelidir...]

    ---

    [...harp, en iyi şekilde harpte öğrenilir...]

    ---

    [harpte bütün işleri kuru bir direnmenin, kahramanlığın göreceği fikri anlaşılmamalıdır. esaslı bir araştırma ve çalışma sonucuna, ciddi bir bilimsel kavramaya dayanmayan cesaret ve fedakârlığın tek başına yetmesi zamanı çoktan geçmiştir...]

    ---

    [...yirmi iki yaşındaki genç bir teğmenin görevi uğruna dökeceği kanın, aylık 700 kuruş maaşının karşılığı olduğunu kabul edecek hiç kimse bulunamaz. bu kan, maddi olarak ölçülemeyecek yüce bir duygunun, vatanı ve milleti korumanın ve mesleki namus gayretinin şeref hissiyle dökülebilir. bu da fedakârlık demektir.]

    ---

    [...insanı hedef almadan daha ziyade nokta isabeti gözetilerek atılan top mermilerinin maddi zararından çok, çıkardıkları gürültünün moral bozduğu unutulmamalıdır. trablusgarp ve bingazi harplerinde italyanlar, depolarını boşaltacak derecede top mermisi attıkları hâlde, bizden topla yaralı ve şehit enderdir. bulgarların, çatalca savunma hattımıza hücumları karşısında, karadeniz’de hattın sağındaki turgut reis zırhlımızdan, bulgar avcı hattı dövülmüş ve hiç hayır kalmadığı sanılırken aynı hattan aynı kuvvette ateş edilmişti.]

    ---

    [...şayet düşman mevziye girmişse “boğaz boğaza” durumu ortaya çıkar. bu hâlde topçular, kayışları kesip hayvanlarına binip kaçamazlar. toplarının başında kahramanca ölmek ve can vermedikçe topu düşmana teslim etmemek, her topçunun mesleki namusunun gereğidir. bu ise topların, topçular üzerindeki meşru hakkıdır.]

    ---

    [gerileme döneminden itibaren kaybettiğimiz topraklarda islamiyetin ve türklüğün ne adı ne de izi kalmıştır. daha dün elimizden çıkan makedonya’da islam varlığına ve hayatına vurulan darbeleri hiç kalp gözümüzden uzaklaştırmayalım. devletimizin resmî dini islamiyet, hristiyanlığın can düşmanıdır. şu anda müslümanlar geri kalmış durumdadırlar ve bundan sonra ortaya çıkacak bir hezimet, devletin ve türk milletinin yok olması, adı sanının silinmesi demektir. konu dışı olarak düşünülmemesi gereken bu uyarılardaki amacımız, subayları, gölgesinde yaşayabileceğimiz kutsal vatanımızın korunması adına yeniden fedakârlığa davettir.]

    ---

    [...övünçlerle süslenmiş mazinin gerçek varisleri olduğumuzu ispatlamalıyız ki bugünü ve geleceği kurtarabilelim.]

    ---

    [...italyanlarla bir yıl boyunca trablus ve bingazi harekâtında çarpışan bir avuç asker ve mücahidin olağanüstü başarılarındaki etken sebeplerin başlıcalarından biri de komuta heyeti, subay ve askerlerin askerle aynı safta savaşmalarıdır.]

    ---

    [...okumayanlar, bilmeyenler okuyup bilmediklerinden dolayı vatan sevgisinden habersiz, bilenler de vatanın ihtiyaçlarına göre çalışmaktan kaçınıp rahata düşkün olurlarsa bu vatanı kimler yaşatacak?...]

    ---

    [balkan harbi’nde, selanik’e yürüyen bulgar kuvvetlerinin süvari subaylarının içinde bulgaristan’ın paris elçisi ihtiyat subayı olarak görev yapmıştı. bu harpte ordunun önünde herkesten önce millî namus adına at oynatıp kılıç sallayan, tüfek atan, kan akıtan bulgar aydınlarının sayısıyla, ülkemizdeki aydınlardan aynı görevi yapanların sayısını kıyaslamak, incelemek ve araştırmak önemli bir mesele olsa gerek.]

    ---

    [...savunma olumlu değildir. savunmanın en büyük faydası olsa olsa kaybetmemek olur ki bu da geçicidir. harpte amaç; düşmanı mahvetmek, yok etmektir. bunun yolu da yalnız taarruzdur.]

    ---

    [ordu düşmanın kötülüğünü önlemek, kısıtlamak için değil, aksine düşmanı zora sokup hasar vermek için harp edecektir. bundan dolayı, düşmanın harekâtına meydan vermemek, aman diletmek için, daima taarruz etmek suretiyle, hem saldırı bertaraf edilir, hem de bir daha saldıramayacak hâle getirilir ki asıl amaç ikincisidir.]

    --- alıntı ---