şükela:  tümü | bugün
  • gectigimiz yil capa'da, zorla lagim temizlettirilen taseron isci. gerekli onlem alinmadigi icin mikrop kapmis ve bugun olmustur. ne hastane ne de taseron firma hicbir sorumluluk kabul etmemislerdir.
  • yangınlar alevinden geçip de gelen dost
    yelken gibi açılmışsın zalim rüzgâra
    hey lilişan, hey lilişan, gülmüşem ağlamışam
    bir tuhaflık olmuş olmuş dünyanın hâli

    sen insansın, sen insansın, sen insansın sen insan...

    ama onlar değiller.
    başımız saolsun.
  • ıssiz bırakılmakla tehdit edildiği için korunmasız şekilde bok içinde çalışmaya mecbur bırakılan. sonrasinda hepatit a enfeksiyonu kapan. karaciğer nakli yapılan ancak başarısız olunan taşeron işidir.
    malesef vefat etmiştir.

    http://haber.sol.org.tr/…ayatini-kaybetti-haberi-95
  • taşeron kurbanı... yoksul... işçi... ölü...

    böylesi durumlarda kimseye küfür edesim gelmiyor; gidene yanıyor yüreğim sadece. daha 28'inde, gencecik ve yoksul bir taşeron işçisi. daha hayatını 30'una ulaştıramamış, yolu yarılamasına bile izin verilmemiş bir gariban; taşeron adı verilen sülüklerin en iğrenç şartlar karşılığında verdiği üç kuruşuna muhtaç bir işçi. ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum. ne denir ki başka? o da zaten mahkeme sürecinde içini kaplayan çaresizliğini bu şekilde ifade etmiş: ''ne karar çıkarsa saygı duyacağız, elden ne gelir ki!
  • ibrahim tatlıses'in hala yaşadığı memlekette, yaşayamayandır. adaletini bir de ben sikeyim dünya.
  • bir "âh"tır.
  • unutacaksınız beni diğerleri gibi!

    zafer açıkgözoğlu ölmeden önce hastane’de çalışan iş arkadaşlarına mektup yazarak, “yaşarsam, malulen emekli olacakmışım. şimdi bunları düşünemiyorum bile, sonum ne olacak, yaşayacak mıyım bilmiyorum ki! taşeron işçileri dayanışma ve yardımlaşma derneği vasıtasıyla yürütülen dava süreci devam ediyor, hastane yetkilileri bizden daha yüksekler, daha üstünler; belki onlar kazanırlar. ne karar çıkarsa saygı duyacağız, elden ne gelir ki! biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. hayatınıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz. benden önce her sene ölen bin 500 işçi gibi. soma’da ölen 301 maden işçisi gibi. şimdi diyorum ki, iş buldum, ekmek buldum diye sevinirken güvenlik önlemlerinin alınmamasından, gerekli eğitimin verilmemesinden, altyapı eksikliğinden canımdan oldum. yaşamak istiyorsanız, sevdiklerinizle mutlu bir yaşam sürmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyorsanız; var olan şartların, eğitimlerin tamamlanmasını isteyin. çalışma bakanlığı başta olmak üzere, tüm sorumluların yasalarca cezalandırılması en büyük dileğimdir. ceza alsınlar ki tekrar aynı hatalar yaşanmasın. güle güle…” dedi.
  • yazıp yazıp siliyorum, bir yere varmıyor bilinenleri tekrarlayıp durmak. fakat şunu tekrar etmekten de kendimi alamıyorum, bir insanı olabilecek en saçma şekilde öldüren sorumluların vicdanlarının zerre sızlamadığına en fazla "ulan başımıza iş aldık" diye biraz sıkıntıya girdiklerine, şimdilerde üst makamlardaki bağlantılarını devreye soktuklarına eminim.

    neden emin olduğumu da söyleyeyim, türkiye, aihs'den, anayasası'ndan (ki uluslararası sözleşmelerle birlikte en üst mertebede yer alan kanundur) en ufak konudaki genelgesine kadar hukuki mevzuatın hiçbir anlam ifade etmediği bir ülkedir. diyeceksiniz ki borçlar kanunu, türk ceza kanunu, sermaye piyasası kanunu vb. işlemiyor mu? işlemiyor kardeşim ne yazık ki. eğer bu kanunlar belli başlı kişilere karşı işletiliyor da arda kalana işlemiyorsa yani balzac'ın söylediği gibi hukuk "ancak küçük sineklerin takıldığı bir örümcek ağı" ise o ülkede hukuk diye bir şey yok demektir.

    (bkz: berlin'de hakimler var)
  • iç yakan bir mektup bırakmıştır biz zavallılara, zalimlere, vurdumduymazlara, kanunsuzlara, cahillere, haydutlara.

    “yaşarsam, malulen emekli olacakmışım. şimdi bunları düşünemiyorum bile, sonum ne olacak, yaşayacak mıyım bilmiyorum ki! taşeron işçileri dayanışma ve yardımlaşma derneği vasıtasıyla yürütülen dava süreci devam ediyor, hastane yetkilileri bizden daha yüksekler, daha üstünler; belki onlar kazanırlar. ne karar çıkarsa saygı duyacağız, elden ne gelir ki! biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. hayatınıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz. benden önce her sene ölen bin 500 işçi gibi. soma’da ölen 301 maden işçisi gibi. şimdi diyorum ki, iş buldum, ekmek buldum diye sevinirken güvenlik önlemlerinin alınmamasından, gerekli eğitimin verilmemesinden, altyapı eksikliğinden canımdan oldum. yaşamak istiyorsanız, sevdiklerinizle mutlu bir yaşam sürmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyorsanız; var olan şartların, eğitimlerin tamamlanmasını isteyin. çalışma bakanlığı başta olmak üzere, tüm sorumluların yasalarca cezalandırılması en büyük dileğimdir. ceza alsınlar ki tekrar aynı hatalar yaşanmasın. güle güle...”

    http://t24.com.tr/…ne-olen-bin-500-isci-gibi,269033
  • ölüm haberini aldığında bayılan ,başsağlığı dilemek için aradığımızda "takdiri ilahi hocam, elden ne gelir?" deyip bizim halimizi hatrımızı sormaya çalışan bir babaya sahiptir. bu kadar iyi niyete, bu naifliğe, bu saflığa böyle bir acı mı layık gördün allahım? ya sorumlulara ne yaptın? ya bu lanet devlet ne yaptı?