şükela:  tümü | bugün soru sor
  • öğrencilerine gerçekten bildiği her şeyi öğretmeye çalışan , iktisat fakültesinde gördüğüm öğrencisi için çırpınan ender hocalardan.
  • sürekli gülen, interaktif ders anlatan ve siz fark etmeden kafanıza bir sürü bilgi sokan ama ona rağmen direnip 'yok ben almıyım' derseniz size hayatta başarılar dileyen, görüşünüze katılmasa bile sonuna kadar onu savunmanıza izin veren, öğrenci ruhundan anlayan bir akademisyendir. allahın tipoşları, zuhh artık ve hayatta başarılar dilerim onun favori sözleridir.
  • bu donem kendisiyle ilk tanistigimda sanirim ilk defa bir derse keyifle gelecegim dedigim, hayattaki durusu ve cizgisi belli olan ve en onemlisi dusunduklerini korkmadan soyleyebilen turune az rastlanir hocalardan biri.
  • beni düşüncelerimde yanıltmamış mükemmel insan. önceden sadece hocamdı, şimdiyse hem hocam hem dert ortağım hem de dostum. insan onu tanıdıkça anlıyor içinde hayata dair ne kadar çok şey biriktirdiğini. bundan sonra kendisinin öğrencisi olacaklara tavsiyem, size ilk dersinde ne söylemişse emin olun ki doğrudur. 'siz benden vazgeçmediğiniz sürece ben asla sizden vazgeçmem, vazgeçemem!' demişti, öyle de yaptı. çok ama çok severim ben kendisini, onun da beni çok sevdiğini bilirim.
  • ders esnasında, ders dışında herhangi bir şeyle uğraşılmasına asla izin vermeyen güler yüzlü, cesur hocamız. iktisat fakültesi'nin en değerli hocalarından biridir. değeri, öğrencisine olan ilgisindedir. burnu havada olmayan, her sorumuza samimiyetle ilgi gösteren hocamız, ezberci eğitim sistemi mücadele etmektedir. dönem boyunca bunu rahatlıkla anlayabiliyoruz.
  • istanbul üniversitesi'nde kalan nadir güzelliklerden.

    sağlığın mikrosu adlı yeni kitabı çıkmış. okuyun, okutun.
  • ılk derste bize, aslında birer mal olduğumuzu öğreten hoca :)
  • kendisi bugün "araplar yere tükürüyor" gibi bir argümanla türkiye'deki araplara giydirdi. suriye göçmenleriyle ilgili olarak da "terzi önce kendi söküğünü diksin" gibi bir yaklaşım sergiledi. biz kahvehanelerde de böyle derin analizleri dinleyebiliyorduk halbuki...

    arap sermayesinden açıldı konu. tartışmaya açık bir konu tabii. ama olayı "araplar" seviyesine indirdiğinizde yol aldığınız siyasi kutbun neresi olduğunu hepimiz biliyoruz.

    edward said biraz daha yaşasaydı da batı akademisinin "araplara" bakışının ortadoğuya doğru nasıl kaydığını görebilseydi.

    suriye'den kaçıp türkiye'ye gelen 1 "arap" çocuk ölmediyse ve bugün buraya kaçtığı için nefes alabiliyorsa bize yeter. boşverinsenize taksim'de çok arap varmış yokmuş.

    kendisi mutlaka okumuştur ama ben yeniden okuması için davette bulunuyorum: edward said'i bir daha okuyun...
  • kendisini cevap veremeyeceği bir ortamda eleştirmenin o naif karakteri ve gülen yüzü karşısında ona yapılan bir haksızlık oldugunu düşünüyorum. hoş sınıfta da görüşünü ifade edenlerle güzel bir şekilde tartışmaya girmesiyle ve tatlı dille savını anlatmasıyla ve gördüğüm kadarıyla her seferinde ikna etmesiyle meşhurdur kendisi. istanbul üniversitesi iktisat fakültesinde bok atılacak en son hocalardan biridir kısaca. eleştirmek için eleştirmemek gerek bazen. bir şey diyorsa oturup konuşmak gerek, doğrusuyla yanlışıyla. yeri burası değil.

    ilave olarak kendisinin öğrencilerine mezun olduktan sonra bile canhıraş bir şekilde bir şeyler katmasına ve kilometrelerce öteden yardım etmek için çırpınmasını bizatihi gördükten sonra helallik istemek bir kez daha farz oldu. tekrardan her şey için teşekkürler hocam. evet sizinile son sınıfta tanışmak büyük bir şansızlıktı.