şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: zahir)
  • yapmacık, içtenliksiz.
  • olduğu gibi görünmeyen, göründüğü gibi olmayan. bir başka ifadeyle aldatıcı görüntü. tasavvuftan edebiyata kadar hemen her alanda mevcuttur.
  • (bkz: cukur ayna)
    (bkz: tümsek ayna)
    (bkz: grup ayna)
  • batıni'nin antitezi.
  • zahirilik mezhebine mensup kimse. islam fıkhına göre dört delilden üçü olan kur'an, sünnet ve icma'yı kabul edip kıyası reddeden bir anlayışa sahiptir. örneğin bir zahiri, hz. muhammed zamanında kimse sigara içmediği ve sigara diye bir kavram olmadığı için sigara hakkında, kıyasla haramdır demez.

    ayrıca (bkz: zahiri mezhebi)
  • pek tabi ki bilimsel anlamından da yola çıkarak şizofreni üzerinden aşağıdaki şekilde hakkında kısaca şerh edilebilecek bir kavram.

    bunlar;
    yalnızlığımın yanılsaması

    buralar;
    eksikliğinin beni dolduruşa getirmesi

    kimileri için; ben ki
    çölde vaha bulmak gibi

    kimileri için; sen ki
    elini suda yıkamak gibi

    her şey göründüğü gibidir aslında
    aksine inanmaya çalışsan da
    aksi sana aksini ispatlayana kadar.

    ayna ayna söyleme bana.
    sus şimdi lütfen
    en azından şimdilik.
  • ...her baharda ağaçların yapraklanması, çiçeklerin açması nasıl ezelî bir nizam ise aşk da gençlik için öyle ezelî bir nizamdır. mevsim icâbâtındandır, diyeceğim. fakat bugünün gençleri şuurlu bir sûrette aşk ihtiyâcı duymuyor zannederim. buna mukabil güzellik için kuvvetli bir incizâp taşıyorlar. güzellik iştiyâkını doyurmak için gençler kendilerini spora, sinemaya verdiler.

    gönül meselesinin, dallı budaklı duyguların ayıp ve gülünç sayıldığı bu devirde gençler "aşk" kelimesini lûgatlar arasından attılar. yerine ayıp olmayan hem de zamânın modasına uygun gelen "güzellik" mefhumunu koydular. gençlerimiz emin olunuz ki hassastır, fakat mağrurdur, ketumdur; hele münevver olanları, dört parça olur da gene şahsî buhranlarından, gönül acılarından kimseye bahsetmez. maddî bir asrın maddî ve dayanıklı çocukları olmaya çalışıyorlar. öyle rûhî ihtiyaçları vardır ki kendi kendilerine bile îtiraf etmeden alayla öldürüp geçmek isterler...

    safiye erol. kadıköyü'nün romanı'ndan, 1938.