şükela:  tümü | bugün
  • ben ve benim gibi düşünenlere hasıl olan tarifi mümkün olmayan duygudur..

    bu sabah kalktığımda üzerimde müthiş bir mahmurluk ve keyifsizlik vardı, pencereden dışarı baktığımda havanın son derece puslu ve yağmurlu olduğunu farkettim. piyasanın hafif durgunluğuna aldırış etmeden işimin başındaki yerimi aldım, ne de olsa bu durum (bkz: dış güçlerin ülkemiz üzerindeki hain emelleri)'nden kaynaklanan geçici bir durumdu, tabii ki (bkz: cuma namazı)'mı edâ ettikten sonra yastık altımdaki dolaresleri tl'ye çevirerek bu oyunu bozdum...

    keyfimi yerine getirecek haber akşam saatlerinde sözlüğe girmemle mümkün oldu;

    (bkz: 1 temmuz 2018 doğalgaza zam müjdesi)

    başlığı görmemle birlikte, içimdeki kıpırtıyı, malum bölgemdeki sızıyı betimleme konusunda güçlük yaşıyorum dostlar. bu tarifsiz mutluluğu özümsedikten hemen sonra konyalı, erzurumlu, rizeli üç dostumu aradım. şüphesiz ki, bu durum (bkz: trans anadolu projesi) kapsamında daha güzel günler görebilmek adına devletimizin bizden beklediği taşın altına elini koyma fırsatından ibaretti, basit bir (bkz: fiyat güncellemesi)'ydi. cehapeli sözlükçülere inat, hepimiz yapmamız gerekeni biliyorduk. daha (bkz: aya yapılacak duble yol) gibi müthiş projelerimiz vardı ki, 2071'e kadar şahlanmamızın önüne kimse geçemeyecekti, elhamdülillah.

    üç dostumla (bkz: laihlih elden gidiyeah) ve (bkz: sandıklarda oyumuzu çaliyirler) gibi konularda derin tespitlerde bulunduktan sonra henüz 14 taksidini ödemediğim telefonumu kapattım, yağmurlu havaya aldırış etmeksizin kendimi sokaklara atıp (bkz: beraber yürüdük biz bu yollarda) şarkısını mırıldanarak ilçemin sokaklarında dolaşmaya başladım. (bkz: nasıl koyduk ama diyen taşeron işçileri) yüzlerinde tarifsiz bir mutlulukla taşan suları kontrol altına almaya çalışıyorlardı, belki hiç konuşmadık ama hepimiz umutluyduk, yanından geçerken dört parmağımızı kaldırarak birbirimize selam verdik...

    tabii ki geceyi erken bitirme niyetinde değildim; eve dönerken bunu kutlamayı ihmal etmemek adına bim'e gittim ve milli içeceğimiz olan dost marka (bkz: ayran) ve patso marka (bkz: patates cipsi) ile alışveriş poşetimi hunharca doldurdum. devletimiz tabii ki 1603 tl maaşı krallar gibi yaşayabileceğimiz şekilde düzenlemişti ve maaşı ay sonuna kadar bitirmek mümkün olmuyordu. ben de biraz israf yapıp her birinden üçer adet aldım...

    şu an size bu satırları ahaber'de ekonomimizin şahlanmasını seyrederek yazıyorum dostlar.

    söyleyin, böyle zam haberlerinin gelmesi sizde de tarifi imkansız duygular yaşatmıyor mu?
  • zam yapılmadan hemen önce malı aldıysanız yaşanandır.
  • bunun bir de satış primi olan versiyonu vardır ki, yıl sonu maaşa yapılan zam çerez parası kalır yanında. hem motivasyon kaynağıdır hem de mutluluk.
  • ayni duygulari, tanimi zor hisleri ben de yasadim. kotu baslayan gunum gelen bu zam haberinden sonra guzellesmeye basladi. sihirli bir dokunustu. demokrasi kazanmis, gazimiz zamlanmisti. soylece bir ufka baktim ve uzun uzun seyrettim.

    geliyordu gazımız. bu milletin gazı.
  • aslında sırtımıza vurulan bir kırbaçtır
  • maaş yattığı anda gelen bildirimin verdiği mutluluğun bir üst versiyonudur.
  • sigara ve tütün ürünlerine yapıldığında yaşadığım durum.
    (bkz: içmeyin şu zıkkımı be)
  • gerçekten mutlu oluyorum.
    keşke daha çok zam olsa, insanlar köylerine dönseler.

    toplumlar hak ettikleri gibi yönetilirler.
  • orgazm sonrası sigara gibidir.
  • belli bir kesimde vuku bulan mutluluktur. tabi etrafında muhalif olanlar varken. bizler etraflarından çekilince derin bir keder kaplıyor.

    muhalif varken ; ya bir bildikleri var ki yapıyorlar. ne olacak yani bu kadar yollar köprüler bedavaya mı yapılıyor cağnımm. cehape zamanında hem karne ile sıra bekliyorduk ( yaşı 20 lerin sonları 30 ların başları )

    muhalif yokken ; hığmını skym daha ayın 15 i cepte para kalmadı. eve et alamadık daha faturalar duruyor.