şükela:  tümü | bugün
  • bosa vakit kaybetmemektir.
    daha az yazacagım artık eksi'ye.
    kararım karar.
    bir patronum vardı, adam ultra yogun bir adamdı, her gun sporunu da yapıyordu, ogle yemeklerinde arkadaslarıyla da bulusuyordu sık sık, ailesine de vakit ayırıyordu, deli gibi isinde de calısıyordu. o demisti bana: tuzbuzz zamanını verimli kullanırsan her seye vakit var.

    buradan sonrasını kendime not gibi yazıyorum. ilginizi cekmeyebilir de cekebilir de:

    guzel projelerim var. guzel seyler olacak.
    haftada altı gun 8:30-18:30 calısıyorum. iste ise fokuslanacak, en basarılı olmaya calısılacak.
    sonra pazartesi aksamları bir italyan hanımefendiden italyanca dersi alıyorum pazartesileri.
    salı aksamları dip bucak ev temizlemeye karar verdim. uc-dort saatimi alır sonra uyurum zaten.
    carsamba gunleri salsa kursum var.
    persembe aksamları bitirmeye calıstıgım universite icin ders calısılacak. cok zorlanıyorum son gecelere bırakınca zira.
    cumaları sevgilimle sinema-yemek keyfi ya da daha farklı bir seyler.
    cumartesi-pazar da es dost gormece, aile ziyaretleri, dinlenmece, ara ara gece cıkmaca filan.
    tabi ara sıra operası balesi tiyatrosu gosterisi kulturel aktiviteler, ara sıra haftasonları (cumartesi izin alıp) sehir dısına cıkmacalar filan. ha bir de haftasonları uyanınca birkac cesit yemek pisireyim diyorum, haftaici bizi birkac gun idare etsin, borcamlarımı aldım. hatta yapacagım gupusguzel sebze corbaları icin mutfak robotu bile aldım gecen hafta.
    bir de bir yerlere kitap okumayı/evde film keyfini sıkıstırmam lazım. bloguma yazı yazmayı bir de..onları da estikce ve vakit oldukca yaparım artık..

    hayat bana guzel be sozluk.
    -gulucuk de gulucuk-
  • "tabi ara sıra operası balesi tiyatrosu gosterisi kulturel aktiviteler" - "bir de bir yerlere kitap okumayı/evde film keyfini sıksıtırmam lazım" gibi cümleler kullanan birine verilmiş her saniye bence lüks

    ekşi sözlüğe hiç yazmazsan bunlara vakit bulunur, o zaman da hayat bize güzel olur

    -gulucuk de gulucuk-
  • tv izlemeyin,hayat berraklasacak hele dizi hic mi hic sonra bos beles insanlarlada avm gidip alinamayacak absurt seylere de bakmayin.yolda harcanan zaman icin kitap yada farkli haber kanallarindan , gazetelerden yararlanin.vaktinizi dil ogrenerek yada spor yaparak da degerlendirebilirsiniz isin ve okulun disinda.gunde yarim saat hosunuza gidecek olan bir sey yaparak , misel yuruyerek,dua ederek yoga yaparak zihninizi dinlendirin.hergun yarim saat kendinize ayirin bu esnada cep telefonu internet gibi dikkatinizi celecek elektronik cihazlardan uzak durun.zaman insanin en degerli hazinesi, eger biri yada birileri soylemek istedigin varsa vakit kaybetmeden yazin,arayin hayatiniz boyunca ayni kuskuyla yasamayin.boylece hayatta keskeleriniz azalir.parasi bol olanlar abonelikle,parasi az olanlar ise ota boka para harcamayip haftasonlari yada ayda bir kez bir sanat merkezine tercih edin.muze , tiyatro vs.kizlara soyluyorum o ic camasirlarina yada sadece senede bir kez kullanacaginiz dandik elbiselere yada ayakkabiya harcamazsaniz gidersiniz.erkekler bilmiyorum onlarda ikinci bir is yapabilir.kisa sure vaktinizi iyi degerlendirmenin meyvasini yemege baslarsiniz.hergun olmamak kaydiyla aksamlari film izlemek serbest.
  • öğrenci evinde yemek yerken sofra niyetine kullanabilirsiniz mesela
  • verimli bir zaman yönetiminin gerçekleşmesini iş ortamının değil, kişinin zihinsel hazır olma düzeyinin belirlediği vurgulanan broşürde, zaman yönetimi konusunda şu önerilerde bulunuluyor.

    zamanımızın ancak yüzde 60'ına hükmedebiliyoruz. her an önümüze çıkabilecek beklenmedik görevler, önemsiz olsalar bile aciliyet kazanmış işler ve sosyal etkinlikler için belli bir zamanı ayırmamız gerekmektedir. zamanımızın yüzde 40'lık bir kısmını bu türden, kontrolümüz dışındaki işlere ayırmak zorundayız. zaman yönetimi yüzde 60'lık bölümü daha etkili kullanma yönündeki çabaları ifade eder. bu oranı yüzde 100'e çıkarmak mümkün değildir.

    80:20 ilkesi unutulmamalıdır. bu ilke, zamanımızın yüzde 20'si ile işlerimizin yüzde 80'ini, zamanımızın kalan yüzde 80'i ile işlerimizin yüzde 20'sini gerçekleştirmekte olduğumuzu ifade eder.

    zamanın nerelere harcandığı belirlenmelidir. bir ay süreyle her gün, yarım saatte bir yapılmış olan tüm işleri kaydedin. bu zamanınızın nasıl harcandığı konusunda önemli ip uçları verecektir.

    kontrolünüz altındaki yüzde 60'lık zaman dilimini planlayın. planlamayı mümkünse yıllık, aylık, haftalık ve günlük olarak ama mutlaka yazılı olarak yapın.

    her şeyi kendi yapan ayrıntılar içinde boğulur. bu nedenle yetki devredin. böylece önemli işlere zaman ayırıp, birlikte çalıştıklarınızın bilgisini daha iyi kullanabileceksiniz. yetki devrinin ötesinde diğer tekniklere hakim olmaya çalışın.

    zaman yönetimi uygulamasına geçtikten sonra planlanan ile gerçekleşenler gözden geçirilmeli, aksayan yönler için önlem alınmalıdır.
    fazladan zaman kazanmaya çalışın. erken kalkın, günlük giyeceklerinizi ve çantanızı akşamdan hazırlayın.
  • son dakika insaninin yaptiginin tersi eylem.
  • bi numarası yoktur çoğu zaman. bugün geç kalktım, hem düzgün beslendim, hem evi temizledim, hem iş yaptım, hem kütüphanemi düzeltip, notları dosyaladım, yarına yapılacakları hazırladım. pazar günü için yapılabilecek bir sürü şeyi tamamladım; ama bir gram keyfim yok. yani her şeyi zamanında yapmak bir derde deva olmuyor.
  • endüstri mühendisi olma yolunda giderken, bunu yapamayarak benden bir bok olmaz diye triplere girdigim durumlardan biridir.
  • randy pausch'un bu konuda ki dersi nasil yapilabillecegini gayet guzel bir sekilde aciklamaktadir.
    ayrica (bkz: zaman yonetimi)
  • insanoğlunun başarmakta en çok zorlandığı şeylerden biri de belki bu. saçma sapan şeylerle ilgilenip, vaktimizi (yaşamımızı) öldürüyoruz. mevzunun vahametini daha iyi kavramamızı sağlayacak şey, oldukça pratik bir yöntem olan, not almak. evet, her yarım saatte bir, o yarım saatte ne ile meşgul olduğumuzu not alalım.

    20:00 --> kitaplığın tozunu alıp çekidüzen verdim.
    20:30 --> hayvan çocuğu gibi karpuz yedim. haberlere baktım.
    21:00 --> ekşi sözlük'e girdim.
    21:30 --> ekşi sözlük'teyim.
    22:00 --> debe'yi okuyor olduğumdan halen ekşi'deyim.
    22:30 --> oha saat on buçuk olmuş. aaaa badi'den mesaj gelmiş.
    23:00 --> ekşi sözlük'ten çıkamıyorum.
    23:00 --> kanzuk beni yatağıma kaldırır mısın? uyudum uyuyacağım da...
    23:30 --> zalımsın ekşi!

    her gün böyle bu. erteleme, öteleme huyu da berbat bir şey. berbere gitmem gerek; "ya yarın gitsem de olur aslında" diyebiliyorum. git işte sik kafalı git! balkon yıkanacak veyahutta.

    -lan çıkıp şu balkonu bir yıkayayım ya.
    -yıkasam mı ki lan?
    -aslında bir iki gün daha idare eder ha.
    -ulan kim çıkacak da yıkayacak şimdi orayı. otur oturduğun yerde.*

    m. serdar kuzuloğlu, bir konferasında değiniyor mu mevzuya;

    "bizde plan program diye bir şey yok. mesela yarın saat 13:30'da balık tutacağım. 13:30 oluyor. gitmekten vazgeçiyor. e n'apalım? hadi çekirdek çitleyelim."

    * * * * *

    kapısında porsche chayenne olan etiler mukimini kıskanmam da, zamanı iyi kullanan adamları feci kıskanırım ben arkadaş! iş yerinde, onca koşuşturmacanın ve sesin içerisinde, 15 dakikalık boşlukta kitap okuyan insan gördü bu gözler. sanki eroindir çekiyor. kadın, o kitabı bitirmeyi arzuluyor çünkü. kafaya koymuş. ve kitabı da adeta yiyor. ya ben? akşam olacak. etraf sessiz olacak. moralim iyi olacak. canım kitap okumak isteyecek. içimdeki ben de onaylayacak. ohhooooooo!

    * * * * *

    bir kağıda plan program yapmak çok mu zor diego? ama yapmıyoruz işte. olağan seyrine bıraktığımız o kadar çok şey var ki...

    bitirilmesini arzuladığımız işlerin, iş bittiğinde bünyemize sağlayacağı endorfini de iş ile beraber ötelemiş oluyoruz. ötelenen ve gittikçe de yığılan bu ufak tefek şeyler bize huzursuzluk verir hale geliyor.

    şu son 5 saatir nelerle uğraştığınızı bi düşünün, bana hak vereceksiniz.