şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kifayetsiz muhterisler için söylenebilecek bir söz.
  • rus nihilizmini açıklayan en iyi kitaplardan biridir. var oluşun anlamsızlığı ve ölüm olgusunun dehşeti karşısında hayattaki anlam duygusunu yitirmiş olan bireyin, aynı zamanda nasıl hem duyarlı hem kaba; hem hayata sonsuz bir merakla yaklaşıp hem de her türlü değere karşı kayıtsız kalabileceğini gösterir.

    bu anlamda, hayata “tutunamayan” bireyi stendhal’dan sartre’a; yusuf atılgan’dan oğuz atay’a, ve hatta orhan pamuk’a kadar takip etmek mümkündür.

    “grushniski: insanları küçümsememek için nefret ederim onlardan; yoksa hayat çok iğrenç bir komedi olurdu.

    pechorin: kadınları sevmemek için onları küçümserim. aksi durumda yaşam çok anlamsız bir melodram olmaz mıydı?”
  • lermontov'un harika bir şair, döneminin hızlı delikanlısı, tam bir centilmen, büyük bir byron hayranı olması yanında, ne denli iyi bir romancı ve esrarlı bir falcı olduğunu da gözler önüne seren kitabı.
  • lermontov'a hayran olmamak elde değil.yarattığı peçorin harika bir karakter. ondan bir alıntı yapıyorum --- spoiler ---

    ''ama yine de.. . toy,henüz gün ışığı görmemiş bir ruha sahip çıkabilmek sınırsız bir sevinç verir her kişiye! o ruh, en güzel kokularını saçabilmek için güneşin en güzel ışıklarını bekleyen bir çiçektir. hemen koparılmalıdır ve doyunca kokladıktan sonra yere atılmalıdır. belki kaldıran biri bulunur!

    yolu üstüne çıkan her şeyi yalayıp yutan bu doymak bilmez iştahı duyuyorum. başkalarının acılarıyla sevinçlerine ruhumu besleyen bir gıda olarak, kendimle ilgili olduğu sürece ilgi gösteriyorum. sevginin beni çılgınlıklara sürüklemesi artık imkansız. hırs, yaşadığım şartlar yüzünden bastırılmış, ama başka bir biçimde ortaya çıkar bende, çünkü bence hırs, egemenlik isteğinden başka bir şey değildir; benim de bütün çevremdekileri boyunduruğum altına almak, kendime göre aşk, bağlılık ve korku yaratmak demek olan asıl zevkim egemenliğin başlıca belirtisi ve en büyük zaferi değil mi? başka birinin acılarının ya da sevinçlerinin kaynağı olmak -hak söz konusu değilken- gururumuzu bundan çok besleyen bir şey düşünülebilir mi? peki mutluluk ne? doyma noktasına ulaşmış bir gurur. kendimi dünyadaki öbür insanlardan daha iyi, daha güçlü hissedebilseydim, mutlu olurdum; herkes beni severdi. kendimde sonsuz bir sevme yeteneği bulurdum. kötülük, kötülüğe yol açıyor. ilk sızı, başkasına acı çektirmenin zevki hakkında ipucu veriyor bize. kötülük kavramı gerçeğe uygulanmak istemedikçe insan kafasında biçimlenemez. fikirler, organik yaratıklardır. derler ki, doğuşlarından biçim alır fikirler, bu biçim de eylemdir; kafasında daha fazla fikir barındıran biri, ötekilerden daha eylemcidir. bu yüzden de memur masasına bağlanmış bir dahi, ya tıpkı durgun bir hayat süren, örnek davranışlar gösteren, sonra da damar tıkanmasından ölü veren biri gibi ölmek ya da çıldırmak zorundadır.

    heyecanlar, evrimlerinin ilk dönemini yaşayan fikirlerden başka bir şey değildir; yüreğin gençliğinden gelme armağanlardır onlar; bütün hayatı boyunca onların etkisinde kalacağını sananlarsa budaladır. durgun ırmakların çoğu gürül gürül bir çağlayan olarak başlar, ama hiçbiri coşup köpürerek denize ulaşmaz. ama bu durgunluk çoğu kere, gizli bir gücün belirtisidir; duygularla düşüncelerin coşkunluğu ve derinliği çılgınlıklara izin vermez; ruh, ister acı çekerken, ister sevinç duyarken olsun, kendisiyle kesin bir hesaplaşmaya gider ve her şeyin böyle çözümlenmesi gerektiğine inanır; bilir ki; fırtınalar olmasaydı, güneşin sürekli sıcaklığı gücünü kuruturdu; böylece hayatının temellerine iner ve kendi kendini bir çocuk gibi okşar ya da azalar. kendini tanımanın yüceliğine erişmiş bir kişi tanrısal adaleti değerlendirebilir yalnızca.'' --- spoiler ---
  • kitabı elime alıp arka kapağına baktığıdma ya burada asıl olan pechorin'i ne kadar kötü göstermişler, nasıl bir olay örgüsü var demekle merak uyandıran bir romanken, insana, kadına, hayata bakışı olabildiğince net ve sert bir şekilde anlatıldığının görüldüğü kötülüğün değil, nihilizmin ön plana çıkarıldığı bir varoluş hikayesidir. roman bir nevi yazarın düelloya olan ilgisinin ve ayak oyunlarına hayatında da verdiği cevabın vücut bulmuş halidir.

    şiirlerinin gerisinde kalmasına rağmen çağı için ortalamanın çok üzerinde bir kurguya sahip roman kafkasların, çerkezlerin ve kazakların dönem içerisinde nasıl resmedildiğine dair ciddi bilgiler içermektedir.

    can yayınlarının ülkü tamer çevirisi ile bir nefeste okumak adına leziz bir tat sunmaktadır okuyucunun dimağında.
  • ey peçorin! sen ki kötü olmakta sonuna kadar haklısın. ben, şarkın vefasız çocuğu ben sana çağının, vatanının, ruhunun çok ötesinden sesleniyorum. bu dünyada kötülük olacaksa senin kötülüğün olmalı, kötü olunacaksa senin gibi kötü olunmalı! varlığın, kötü varlığına armağan olsun!

    çok bağırdım, boğazım ağrıdı. olsun. insan boğazını ancak önemli şeyler için ağrıtır ve bir boğaz bağırdıktan sonra ağrıyorsa ancak önemli bir şey için bağırmıştır. konumuzun bunlarla bir ilgisi yok. yine olsun. zamanımızın, tüm zamanların, kahramanı peçorin'in ruhu şad olsun.

    küçük kara mizah diyesim geldi, aklıma samed behrengi'nin küçük kara balık kitabı geldi. neyse. işte bu kitap böyle bir şey.

    lermontov'un attığı en büyük kazık. sevgiyle okuyun.
  • can yayınları'ndan ülkü tamer çevirisiyle okuyorum şu günlerde. gerçekten enfes bir çeviri olmuş. akıp gidiyor.

    çevirisine övgünün yanında, kitap başlı başına bir yapıt. lermontov'un genç yaşta göçüp gitmesine, rus edebiyatını eserlerinden mahrum bırakmasına üzülüyor insan. peçor,n gibi saf kötü, ama kızamadığınız, anlamaya çalıştığınız bir karakteri armağan ediyor okuyucularına.

    nihilizm, varoluşçuluk, iyi-kötü-adalet kavramları dönüp duruyor beyninizde okurken. bitmesin, peçorin biraz daha sizinle kalsın istiyorsunuz.

    kısacası, müthiş. rus edebiyatı diyorum, iyi ki var.
  • boşvermişlik içeren bir kitaptır. kahramanımız peçorin ise zamanımızın değil belki de tüm zamanlarda kahraman olmaya devam edecektir. peçorin günümüzün modern dünyasında kendini satmayı bilmekten çok başkalarını manipüle etmeyi başaran ağır bir siyasetçidir.

    kitapta kötülüğe övgüden çok manipülatif stratejilerin ne denli etkili olduğunu bulacaksınız. örneğin pek çok hırsız, haydut, eşkiya vb. karakterden iğrenerek söz etmektedir karakterler ancak peçorin gibi aymaz bir adama ise herkes bir parça hayranlık duymaktadır. ondan nefret edenlerin bile ona saygı duymasının nedeni nedir kitapta çok iyi işleyememektedir.

    benim düşünceme göre kendisinden önce yayılan ünü ve buna rağmen insanlarla pek yakın ilişkiye girmemesi, onu cazibeli kılmakta ve diğer karakterleri bilinmezin peşine düşmeye zorlamaktadır. kitapta geçen açıklanmayan günlükler ise okudukça sizi de, olsa neler olurdu düşüncesine bir zaman kapılmanızı sağlayacaktır.
  • lermontov un güzel kitabı. aylak adam a benzetenler vardı, ben benzetemedim.

    "bütün bunlardan sonra kaderci olunmaz mı? ama insan bir şeye kesinlikle inanıp inanmadığını nereden bilebilir? üstelik sık sık duyularımızın aldanışını, mantığımızın yanlışını inanç sanmaz mıyız? ben, şüpheci olmayı severim: bu eğilim karakter sağlamlığını baltalamaz ki...tam aksine, önüme ne çıkacağını bilmediğim zaman daha büyük bir cesaretle atılırım. çünkü ölümden daha kötü bir şey gelemez başıma; ölümden de kaçmak olmaz!"