şükela:  tümü | bugün
  • olmasi gerekmez.

    bugun evrenin var olusu icin en iyi aciklamalardan birini sunmus olan big-bang teorisi galaksimizin degil, gorebildigimiz evrenin varolusunu aciklamaya calisir. adi ustunde, teoridir, saglam dayanaklari vardir ama sonucta bir teoridir.

    evrenin var olusunu aciklamaya calisan ikinci en saglam bilimsel teori olan plazma evren teorisi ise, sonsuz, sinirsiz bir yapiya sahip evrenin "herhangi" bir kosesinde olusmus olan ve bugun gorebildigimiz tum gokyuzunu aciklamaya calisir...

    her iki teori de kendi icinde mantikli aciklamalara sahiptir. ama hicbiri zamanin bir baslangici oldugu iddiasinda bulunacak kadar ileri gidemedi. zamanin bir baslangici yoktur. eger evrenin bir baslangici varsa, ve bu baslangica tanrinin kudretini sokusturmaya calismayacaksak, zamanin bir baslangici olmadigini kabul etmek zorundayiz.

    yok eger tanri'ya ve onun evreni var ettigine inaniyorsaniz, elbette zamanin bir baslangici vardir. bu ister buyuk patlama olur, ister baska bir sey olur... zamanin baslangici oldugunu dusunmek bir inanctir, bilimsel bir gercek degil.

    edit: bu basligi ben acmamistim. yazara ne oldu bilmiyorum.
  • appleofedenin açıkladığı gelişmelerin ardından uzay/zamanın bükümünü ve dolayısıyla evrenin şeklini hesaplamaya yönelik bir araştırma başladı. bu araştırmanın amacı aslında genişleyen evrenin sonunu açıklayabilmekti. burada bükülmeyi anlama kolaylığı açısından şöyle bir zihin antremanı yapılabilir; bir masaya konmuş üçgen bir kağıt parçasını hayal edin. masa düz olduğu taktirde üçgen de düz olacaktır (euclidian geometry). fakat eğer masa biraz eğimli ise üçgen de bükülecektir. işte bu eğim evrenin bükülmesidir. gerçekte bir üçgenden değil, üç boyutlu bir nesneden bahsettiğimizi unutmayalım.

    genişleyen uzayın bu bükülmesi, evrenin olası üç farklı sonu olabileceğine işaret eder. bunlar; açık (yani hafif bükülmüş ama uçları birleşmeyen), kapalı (uçları kendine kapanacak kadar eğik) bükülmeye uğramış evren veya düz (yani hiç bükümesi olmayan sonsuza kadar genişleyebilen) evrendir.

    bu seçenekler arasından kapalı evren fikri, kosmologlara en cazip geleni idi. çünkü evrenin kapalı bükülmüş olması genişlemeyi belli bir süre sonra geriye döndürecek ve evren içine çökerek sonlanacaktı. buna ters big bang * diyelim. bu olasılık bilim adamlarına kapalı bir sistem vaad ederek sonsuz bir döngü ortaya koyma imkanı sunuyor *, dolayısıyla da evrenin sonunu ve başlangıcını tek bir formülde birleştirme şansı veriyordu. ters big bang'in yarattığı enerji bir big bang daha oluşturabilecek ve evren kendi kendini yaratan sonsuz bir süreç halinde açıklanacaktı. bu tabii ki yaratıcı tezini daha da geriye itiyordu. (bu aşamada fizikin yaratıcı tezini tamamen yok edebileceğinin felsefi olarak imkansız olduğunu söylemekte yarar var. geriye itme bu manada bir adım öncesinde varolma anlamında kullanılmıştır)

    kapalı evrenin varlığı için bir veri gerekli idi; evrenin eğiminin ölçülmesi. fakat ölçümler herkesi şaşırttı. evren düzdü. *

    bu şu demekti; evren asla kendi içine çökmeden genişlemeye devam edecekti. evrenin kütlesi de ölçüldüğünde bu genişlemenin git gide daha hızlanacağı da kanıtlandı. * bu demekti ki bundan milyarlarca yıl sonra gelecek fizikçiler gökyüzüne nasıl teleskoplarla bakarlarsa baksınlar, asla başka galaksiler göremeyecek, big bang'in kanıtlanmasına vesile olan cmbi *bulamayacak ve evrenin sadece samanyolu'ndan (ya da milkomedadan) ibaret olduğuna kanaat getirebileceklerdi.

    bütün bu gelişmeler uzay/zamanın sonunun olmadığına ve evreninse ancak genişlemeyle gelen bir soğuma ile sonlanacağına kanaat getiriyordu. bu, evren 50 kat daha yaşlandığında bütün yıldızların söndüğü, herşeyin durduğu, ışığın hareketinin sonlandığı ve bütün maddenin çürüdüğü bir senaryodur. ısı ölümü yaşlı bir adamın son nefesini vermesine benzer. kısaca uzay/zaman sonsuz fakat ısı ve madde dağılmaya zorunlu olduğundan gelecek evren sadece kara deliklerin ve sonrasında atomaltı parçacıkların dolandığı boş ve soğuk bir yer olacaktır.

    bütün bunlar modern gökbilim için şu demekti; şu ana kadar bütün verilerle desteklenen standart modelde evren başladığı gibi bitmeyecektir. dolayısıyla evrenin yaratılışına dair kolay bir cevap ihtimali yoktu; buna cevaben fizik birkaç teori üretti tabii, bunlardan en çok tartışılanı ise multiverse.

    multiverse hakkında genel kanı şu an bu teorinin pek yenilir yutulur birşey olmadığı yönünde. özellike test edilemiyor olması bu teorinin düzgün bir bilimsel öneri olmasını dahi sorunlu hale getiriyor. multiverse hem string theory'yi hem de evrenin kökenini çözmeye yönelik yaratıcı cevabına bir alternatif oluşturuyor. fakat dürüst konuşmak gerekirse şu aşamada deist* inanış ile multiverse inanış arasında biçimsel (ya da bilimsel anlamda) bir fark yok. ama felsefi bir fark olduğunu kuşkusuz. multiverse aslında çılgın sicim teorisi formüllerinden çıkan bir sonuç, fakat bunlar test edilemiyor. aynı zamanda big bang'den sonra evrenin oluşumuna vesile olan enflasyon teorisiyle ` :inflation field` de örtüşüyor. yine de yaratıcı fikri ne kadar test edilemezse, o da şu an o kadar test edilemeyecek vaziyette.

    dev not: her ne kadar dünyada bilim adamları din adamları ile akıl almaz bir savaş içindeymiş gibi gösterilse de, evrenin kökenine dair araştırmalar aslen agnostik bir tavırla icra edilir. kısaca bilimin dine yokedici bir tavrı yoktur, ama onu laboratuvara da sokmaz. bilim elindeki malzeme ve yöntemlerle açıklayabildiği herşeyi açıklamaya yönelik, ve sadece deneyerek ve yanılarak tatmin olan bir pratiktir. bu nedenle cevabı edebi veya felsefi olan her soru, bilim adına cevapsız ve araştırılmaya değerdir. kısaca bilim kendi literatüründe tanımlamadığı her şeyi araştırır. ruh, tanrı, mit ve benzeri cevapları bilimsel kabul etmediğinden, ve bunların cevabı olan soruları araştırdığından hep dine karşı bir saldırı yapıyormuş gibi gösterilmektedir. halbuki durum, bilimin dini ve benzeri edebi literatürü görmezlikten gelmesinden ibarettir. bilim adamı evinde dindar da olabilir. hatta bilim bir meseleyi yıllarca araştırıp sonucunu bulamadığında edebi ve ya felsefi cevabı yok etmeyecektir. fakat bulduğu taktirde not edip onun üstünden başka soruları cevaplamaya devamedecektir. tıp buna en net örnektir.

    dolayısıyla bilim ateist değil, agnostiktir. test edemediği bilgi onu irdelemez. bu nedenle evrenin başlangıcı gibi sorularda ne cevap çıkarsa çıksın, bilim dini yok etmek gibi bir hedefle bunu yapmış olmayacak, ya da başardığı bu olmayacaktır. bilim sadece bir sorunun pozitif bilimsel cevabını bulabilmiş olacaktır. bundan felsefi veya ahlaki sonuç çıkarmak bilimin işi değildir. bu nedenle ne din adına bilimi, ne de bilim adına dini yok etme söylemi saçmalıktır. bilimsel veriler dini bilgiyi sınamakta kullanılabilir, fakat bu başka disiplinlerin icraatıdır. dini bilgi de pozitif bilimler açısından bir değer barındırmaz.

    bu demek değildir ki birileri yaratıcıya inanmayacaktır. bu yaratıcı ibrani dinlerde tasvir edildiği gibi olmak zorunda değldir. bu nedenle yazıda hep felsefi kelimesini kullanmaya çalıştım. kısaca bilim sizin neye inandığınızı sorgulamaz, evrenin nasıl işlediğini sorgular. yerçekimi anlaşıldıktan sonra, kişinin ona ne sebeple inanıyor olduğunun bir önemi yoktur. bilim adamıysanız tanrı der geçemezsiniz, bir bakmanız gerekir *. ama değilseniz varsın tanrının işi olsun. kişinin keyfi bilir.

    herkese saygılarımı sunarım. yanlışlar varsa yeşillendirin, öğrenmiş olalım.

    edit: imla, uzman doktor'a teşekkürler.
  • --- spoiler ---

    bulundu .

    --- spoiler ---
  • öncelikle felsefi bir tartışmamı bir dizi adı falanmı diye girdileri okumak zorunda kaldım ona göre yazıyım diye allahtan felsefe çıktı. zaman = hareket. bu ilk filozoflarcada böyle bir eylem gerçekleştirildikce zaman var olmakta. zaman biz hareket ettikce yaratılıyor buda bizi zamanın içine hapsediyor. zamansızlıktan çıkmak için bu formdan çıkmak lazım öncelikle. peki zamanın başlangıcı ne derseniz. felsefede yaratıcı anlamında da kullanılan hareket etmeyen hareket ettirici ve ya her şeyin sebebi ilk hareket ettiren gibi isimlerle anılan tanrıdır. ilk eylemi yapan tanrı sayesinde zaman var. peki tanrıdan önce zaman varmıydı diye soranlar olmuş tabi. buna (bkz: aziz augustinus) sizler için cehennemi yaratıyordu diye dalga geçerek cevap vermiştir. fakat zaman tanrının yaratmasıyla eş degerdir. tanrı yaratmasaydı zaman olmıycaktı. tanrının sürekli yaratmasıylada zaman akar. islamda tanrı sizi yarattı ve sürekli yaratıyor dan kasıtta budur. tanrı şu an bu tuşlara basma eylemimi yarattı ve ilsama göre zaman kutsaldır küfür edilmemesi gereken önemli şeylerdendir. zamanın başlangıcı sorusu bile tanrının varlıgına gidiyor..

    gökten yere her işi o evirip düzene koyar. sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine o’na yükselir.” (secde suresi, 5)

    leyl suresinin ilk üç ayeti. infitâr 8-9-10-11-12
  • bilimin tatmin edici cevaplar veremediği bir konu daha. birçok teori, görüş olsa da hepsi bilimsel bir dille yazılmış akıcı bir makale olma dışına çıkamıyor.
    bilimin yeterli kanıt sunamadığı her konuda olduğu gibi burada da devreye din ve felsefe giriyor. kimse felsefik açıdan zamanın sonsuzluğundan bahsedemez. deli derim ben ona.
  • evrenin başlangıcı ve sonu olmadığı için, zaman diye bir kavramdan söz edemeyiz. zamanın başlangıcını düşünecek olursak, akla "big bang" teorisi gelecektir. bu teoriyi ele alırsak, bir şeyin, hiç bir şey yokken başlaması olanaksızdır. henüz ispatlanmamış bir teoridir. bu teori gerçek olsa bile, yine de zamandan bahsedemeyiz. aslında zaman dediğimiz kavram, bizim gözlemlerimize ve zihindeki algılara dayalı bir durumdur. eski zamanlarda, insanlar güneş, ay veya hayvanlardan bir takım zaman süreci oluşturmuşlardır. kum saatini düşünecek olursak, kum akarken bir değişim söz konusudur. biz bu değişimi zihnimizde zaman olarak algılıyoruz. benzer şekilde günümüzde kullandığımız saat dilimi gece ve gündüze göre oluşturulmuştur. bu yüzden zamanın başlangıcından söz edemeyiz.
  • zamanın başlangıcının olması zaruridir. hadi yaradanın ezeliliği tasavvur edilebiliyor. çünkü uluhiyetinin gereğidir zamana ve mekana tabi olmamak. peki maddenin ezeliliği nasıl zihne kabul ettirilebilir ki? sonralık önceliğe neden-sonuç zinciriyle bağlı. peki öncenin de öncesi? bu soruya madde için verilebilecek felsefi, tatmin edici bir cevap yok.
  • 'bing bang' anına sabitlenmesi yanlış hareket noktası. patlama varsa, hareket yani dinamik bir süreç vardır. o süreci, kronolojisini yazamıyoruz diye yok sayamayız.
    konuya sözelci penceresinden bakıyorum diye ciddiye almayanlar kaynaklarını baştan tarasınlar. bing bang ile evrenimizin yeni zamanı başlamış olabilir. bizim öngörebildiğimiz zamanı. belki öncesinde bir içine çökme evresi yaşanmıştır ve onun bir zamanı vardır. öncesinde 'hiç' diye bir şey olamaz. hiçlik ne fiziğin ne matematiğin konusu olabilir.
  • big bang.
    zamanın devamı ise göreceli.
    sevdiğiniz biriyle zaman akar gider.
    çok sıkıcı bir piyes izlediğinizde ise bitmek bilmez.
    hepsi korteksin yorumlaması işte.
    adım gibi emin olduğum tek şey ise zamanın yelkovanın hareket etmesi ile çok ilgisi yok.
  • aslında var olmayandır.