şükela:  tümü | bugün
  • hawking'in, uzay bilimi ile ilgili, büyük patlama, kara delikler, belirsizlik ilkesi, solucan delikleri gibi kavramları ele aldığı mükemmel bir kitap.

    kitapla ilgili girdilere baktığım zaman genelde dilinin basit olduğu yönünde. öncelikle dilinin basit olmadığını belirteyim. konularla ilgili ön bilgileriniz yoksa kitap okuyucu için sıkıcı bir hâl alır. hawking ne kadar basite indirgese de detaylar oldukça fazla. okumak isteyenlere tavsiyem kitaptaki konularla ilgili ön bilgi edinmeleri.
  • okurken devamli of ne kadar cahiliz diye dusunup durdum. yasadigimiz evren, gezegen ve onun etrafi hakkinda hic birsey bilmeden yasayip duruyoruz. 101. temel eser olarak meb listesini guncellemelidir. cografya, fizik bu denli basarili anlatilsaydi okulda, dogaya ilgisi olan cocuklar simdi iktisatci ya da isletmeci olacaklarina evreni cozmeye, anlamaya calisirlardi. ki kitaptan da anlasilan 19. ve 20. yy larda evrenin sinirlari, baslangici ve bitisi ve bu surecteki degisimleri hakkinda ciddi ilerlemeler kaydedilmis olmasina ragmen hala bitmemis hesaplamalar bulunmaktadir.
  • stephen hawking'in evren betimlemelerinin tarihini, uzay-zamanı, parçacıkları, sicim teorisini ve daha birçok modern fizik kavramını kendi araştırmalarının perspektifinden olabildiğince sade bir biçimde anlatmaya çalıştığı kitabı. bunca yıllık araştırmayı ve eforu böylesine gündelik bir kitapta gündelik okuyucuya sunabilmek büyük bir başarı.

    ancak bahsedilen konular öyle kolay yenilir yutulur gibi değil, dolayısıyla kitap da bir nebze ağır olmaktan kurtulamıyor. lise fizik bilgisiyle anlamanın zor olacağını düşünüyorum. yine de her kitaplıkta bulunması gereken bir kitap.
  • bu kitabı normal bir kitap gibi okuyup geçecekseniz hiç sayfasını açmayın bile. ansiklopedinin sadeleştirilmiş haline benziyor. ben fizik altyapısına sahip olmama rağmen çoğu yerde hiç duymadığım kavramlar, teoriler, kanunlar vs. vardı.

    yapmanız gereken bir kalem ve kağıtla not alarak okumanız. bilmediğiniz yerlerde araştırma yapıp, notlarınızı alırsanız inanılmaz bir aydınlanma yaşayıp keyiften dört köşe olabilirsiniz. insana çok şey katan bir kitap.
  • stephen hawking'in maddeyi ve evreni anlamak için geliştirilen kuram ve yaklaşımları ele aldığı eser (1987). kendi kuramsal yolculuğunu da açıklıyor.
    bence herkes okumalı. ufuk açıcı, müthiş kitap.

    ps:(benim okuduğum çeviride sicim teorisini yay teorisi olarak türkçeleştirmişler :))

    kitaptan bazı paragraflar:

    """bir uçtan bir uca yaklaşık yüz bin ışık yılı uzunluğunda ve yavaş yavaş dönen bir yıldız kümesinin içinde yaşamaktayız; sarmal
    kollarındaki yıldızlar, kümenin özeği etrafında birkaç yüz
    milyon yılda ancak bir kez dönerler.
    bizim güneşimiz sarmal
    kollardan bir tanesinin iç kenarına yakın, sıradan, orta
    büyüklükte, sarı renkte bir yıldızdır..."

    ""..büyük patlamadan bir
    saniye sonraki genişleme hızı, yalnızca yüz bin milyarda bir
    oranında az olsaydı bile, evren daha bugünkü büyüklüğüne
    erişmeden çökmüş olurdu.

    ""... bilim yasaları, şimdi bildiğimiz biçimiyle, elektronun
    elektrik yükünün niceliği ve proton ve elektronun
    kütlelerinin oranı gibi pek çok temel sayı içerir. en azından
    şimdilik, bu sayıların değerlerini kuramdan
    çıkarsayamıyoruz -ancak gözlemlerden bulabiliyoruz.
    bunların hepsini çıkarsayabileceğimiz tam bir birleşik
    kuramı bir gün ortaya koyabileceğimiz gibi, aslında hepsi
    evrenden evrene ya da tek bir evrenin içinde değişiyor
    olabilir.

    şaşılası gerçek ise bu sayıların değerlerinin
    yaşamın gelişimini olanaklı kılmak için çok ince ayar
    edilmiş gibi gözükmesi. örneğin, elektronun elektrik yükü
    azıcık değişik olaydı yıldızlar ya da hidrojen ve helyumu
    yakamayacak, ya da patlamayacaktı.

    ""...denilebilir ki: "evrenin sınır koşulu, sınırı olmamasıdır."
    evren, tamamıyla kendine yetecek ve kendi dışındaki hiçbir
    şeyden etkilenmeyecektir. ne yaratılacak ne de
    yokedilecektir. yalnızca olacaktır.

    "" maddenin yoğunluğunun bir yerden ötekine biraz değişik
    olduğu genişleyen bu evrende kütlesel çekim daha yoğun
    bölgelerin genişlemesini yavaşlatıp büzülmelerini
    başlatılacaktır. bu, galaksilerin, yıldızların ve sonunda bizim
    gibi önemsiz yaratıkların bile oluşumuna yol açacaktır.
    böylelikle evrende gördüğümüz tüm karmaşık yapılar,
    tanecik mekaniğinin belirsizlik ilkesi ile birlikte evrenin
    sınırsızlık koşulu tarafından açıklanabilir

    ""...uzay zamanın eğriliği büyük olduğu zaman tanecik çekim etkileri
    önem kazanacak ve klasik kuram artık evrenin iyi bir betimi
    olma özelliğini yitirecektir. evrenin nasıl başladığının
    anlaşılması için çekimin tanecik kuramı kullanılmalıdır.

    ""...çoğu bilimci, süperçekimin, fiziğin birleştirilmesi
    sorununun doğru çözümü olduğuna inanıyordu. bu, kütlesel
    çekimi öteki kuvvetlerle birleştirmenin en iyi yolu gibi
    görünüyordu.
  • stephen hawking o kadar güzel ve basit anlatmıştır ki bu kitapta evreni. gerçek bir başyapıttır. evren ve gizemleri ile ilgilenen herkes mutlaka okumalıdır.

    ancak izafiyet teoremi ile kuantum teoremini kendisinin de birleştiremediğini çok güzel kelimeler ve cümlelerle anlatmıştır kitabında.
  • yaklaşık kırk dile çevrilen ve dünya üzerindeki her 750 kişiden birinin edindiği zamanın kısa tarihi çağımızın en büyük zihinlerinden biri olan stephen hawking’in sorularına yanıt aradığı bir kitap.

    görelilik, olay ufku, kara delikler, uzay-zaman, kütle çekim ve fiziğe dair birçok konu..

    insan hayranlık duyuyor.
    bazı beyinleri anlamamız için birkaç yüzyıla ihtiyacımız var; mr hawking de bu dehalardan birisi idi.
    anladıkça daha bir saygı duyuyor insan.
    beynine sağlık, r.i.p hawking.
  • stephen hawking 'in 1988 basımlı bilimsel kitabıdır. konularını adından anlaşılacağı üzere zaman, uzay ve zaman, kara delikler ve evreni kendi bakış açısı ve yapılan araştırmaları baz alarak oluşturmuştur.

    yukarıdaki entry'lerde "herkes anlar, çocuk bile kavrar, alâkan yoksa bile çözersin olayları." yazmışlar. yok öyle bir şey! tabii ekşi'nin üstün zekâlı yazarları bundan iyisini yazarlardı ona ne şüphe. normal insanlar için konuşacaksak en azından bazı terimler için ön bilginiz olsun, okuduğunuzda "tekillik ne ola ki!" demeyin. anlattıkları kafanızda canlansın diye bir iki belgesel izlemiş olun. öyle "interstellar'i izledim çekilin lan! evrenden evrene bir yol vardır onu ben bulacağım." demeye hiç gerek yok.

    edit: düzeltme
  • zamanın kısa tarihi

    genişleyen evren:

    evrenin genişlemekte olduğunun ortaya çıkarılışı, yirminci yüzyılın en büyük düşünsel devrimlerinden biridir. evrenin statik/durağan olduğu inancı o denli güçlü bir inançtı ki, yirminci yüzyıla gelinceye kadar yıkılmadan dayanabilmişti.

    aslında gerçeğin 1915 yılında ortaya çıkmış olması gerekirdi. çünkü einstein'ın bu tarihte ortaya koyduğu genel görelilik kuramından çıkan sonuçlardan biri de, evrenin statik olmadığıydı. ancak dönemin fizikçileri bu sonucu görmezden gelmişlerdi, einstein bile.

    yalnızca bir kişi, rus fizikçi alexander friedmann, genel görelilik kuramının hakkını vermiş ve evrenin genişlemekte olduğu sonucunu çıkarmıştı. friedmann, edwin hubble'ın birkaç yıl sonra gözlemle bulacağı sonucu, bu denklemlerden hareketle bilebilmişti.

    1929 yılında edwin hubble, bir dönüm noktası olan gözlemini gerçekleştirdi: hangi yöne bakarsak bakalım uzak yıldız kümeleri (galaksiler) hızla bizden uzaklaşıyordu; başka bir deyişle evren genişliyordu.

    big bang:

    evren genişliyorsa, bu demekti ki, eskiden evrendeki gök cisimleri birbirine bugün olduklarından daha yakındılar. ve öyle görünüyordu ki, yaklaşık 10 ya da 20 milyar önce tüm gök cisimleri tek bir noktadaydı.

    işte bu düşünce, önceleri teoloji alanına girdiği düşünülen "evrenin başlangıcı" sorusunu en sonunda bilimin alanına soktu.

    hubble 'ın gözlemleri, evrenin sonsuz küçüklükte ve sonsuz yoğunlukta olduğu bir anın varlığını gösteriyordu. günümüzde "büyük patlama" ya da "big bang" denilen bu anda, bilimin bütün kuralları işlemez oluyordu.

    ve zamanın, daha önceki zamanlar tanımlanamayacağı için, büyük patlama ile başlaması gerekiyordu.

    deneysel ve kuramsal tanıtlar dağ gibi üst üste yığıldıkça, konu gitgide açıklık kazandı ve sonunda 1970 de ben ve penrose, evrenin zaman içinde bir başlangıcı olması gerektiğini kanıtladık.

    zamanın oku:

    masadan yere düşüp kırılan bir bardak düşünün. bunu filme çekerseniz, filmin ileri mi yoksa geri mi oynatıldığını kolayca söyleyebilirsiniz. filmi geri oynatacak olursanız, yerdeki parçacıkların bir araya gelip bardağı oluşturduğu ve bardağın masanın üstüne geri zıpladığı görülecektir. bu tür bir olayla hiç karşılaşmadığınız için, filmin geri oynatıldığını hemen söyleyebilirsiniz.

    yerdeki kırık cam parçacıkları neden bir araya gelmez? çünkü böylesi bir olay, termodinamiğin ikinci yasası tarafından yasaklanmıştır. bu yasa, kapalı bir sistemde düzensizliğin yani entropinin her zaman arttığını söyler.

    basitçe açıklarsak, masanın üzerindeki bardak bir yüksek düzen durumu iken yerdeki kırılmış bardak düzensizlik durumudur. ve ikinci yasa uyarınca beklenen şey düzensizliğin artışı olduğundan, masanın üzerindeki bardaktan, kırılmış bardağa geçiş kolayca meydana gelir ama tersi doğru değildir. bardak "geçmişte" masanın üzerinde, fakat "gelecekte" yerde kırılmış halde olmalıdır.

    entropinin bu şekilde zamanla artması, "zaman oku" denen kavramın bir örneğidir. bu ok, zamanın yönünü belirterek, geçmiş ve geleceği ayırır.

    zamanın üç oku vardır: birincisi entropinin arttığı "termodinamik ok", ikincisi zamanın bir şekilde geçtiğini hissettiğimiz, geleceği değil de geçmişi anımsadığımız "psikolojik ok" ve üçüncüsü de evrenin genişlemesiyle ilgili "kozmolojik ok"tur.

    birleşik kuram:

    elimizdeki fizik kuramları "kısmi" kuramlardır. ancak eninde sonunda, bu kısmi kuramların tümünü içeren, tutarlı ve tam bir "birleşik kuram" bulunması umulmakta. einstein son yıllarını böylesi bir kuram aramakla geçirmişti, ama daha zamanı gelmemişti.

    günün birinde böylesi bir kuram bulursak, bu, yalnızca birkaç bilimci tarafından değil, herkes tarafından anlaşılır olmalı. işte o zaman hepimiz, "neden varız?" sorusunu tartışabileceğiz. hele bunu yanıtlayabilirsek, insan aklının en yüce zaferi olacak.

    (stephen w. hawking, "zamanın kısa tarihi")

    dc2l
  • bu kitapla birlikte veya ardınsan cosmos belgeselini izleminiz tavsiye ederim.

hesabın var mı? giriş yap