şükela:  tümü | bugün
  • duygularla zamanın dansıdır bu kitap.
  • elden bırakılamadan uykusuz, aç ve susuz okunan kitaplarım arasına koyduğum, ilk okudugum mehmet eroglu romanıdır.

    "garip, ama gerçek; aslında acısız yaşayamıyoruz. çünkü bilgi ve gerçeğin asıl kaynağı olan acı, varlığımızın farkına varmamızı da sağlıyor. bizi sahici kılıyor. yine de, çektiği acıdan daha büyük, daha geniş, daha derin bir acı olmadığını, acının sonuna vardığını düşünenler eğer budala değillerse, tanrı'nın hayalgücünün benzersizliğinden habersiz olanlardır."

    cümlesiyle de bu adamın - mehmet eroğlu - izini sürmemi farz kılmış kitapdır.
  • zamanın organik olan herşeyi çürüttüğünü görünce ondan nefret etmemize sebep olacak bir manzara.
  • bir sandalın içinde nehrin iki yakasında manzaraya bakarak hep ileri doğru gitmektir zaman. bazen çok güzel bir ev, bir araba, harika bir doğa aklımızı başımızdan alır ve dönüp bir daha bakarız. o sırada hayatımızın aşkı geçiverir önümüzden ama bizim gözümüz,aklımız gerilerdedir ve görmeyiz.

    bazen de ölümler,cinayetler, yangınlar geçer önümüzden. biz onların acısıyla kahrolurken "şimdi" yine geçiverir usulca.

    ya da "ya sonra ya sonra" krizine kapılır, gelecek sınavlar, yaşanacak acılar, zorlu dalgalar,fırtınalar, görülmez kayalıklar kaplar zihnimizi. "şimdi" akar gider..
    zamanın manzarası aldatıcıdır. geçmiş ve gelecek arasına sıkıştırılmış kısa bir şimdiden ibarettir zaman ve aynı manzarayı geri dönüp seyretme şansımız hiç yoktur.
  • mehmet eroğlu'nun zorlama kitabı. fazlaca genelleme, depresif bir ağız, dokundurmalar ve her zamanki gibi iyi bir final. doğallıktan uzak olması mıdır çekilmez kılan, bilmem ama, yüz 1981'le bir maç yaptırsak, her ikisi de aynı formayı giydiğinden birbirinden ayırt edemeyiz. çünkü kitaplarına giydirdiği cümleler, aynı kitabı okuduğunuza yol açabilirken, zamanın manzarası maçı her türlü kaybeder.
  • "ne zaman sevilmediğimizi anlasak, bizi seven birine sığınmaz mıyız?" roman kahramanı aylar sonra elif'in çağrısına uyar ve foça'ya gelir. elif'in başkasına aşık olduğunu anladığında kurduğu cümledir. elif'in kendisini foça'ya çağırma nedenini anladığı cümledir aynı zamanda.
  • "bütün çok içenler, ağzına kadar kendileriyle doludur." demiş mehmet eroğlu , zamanın manzarası'nda.
  • "mücevher takmamıştı ama gözleri vardı " cümlesini dimağıma hediye etmiş kitaptır. mehmet eroğlu için güzel şeyler düşündürüyor, henüz ilk yüz sayfasında. yine aynı güzergahta hayalet yazar isimli filmin senaryosunu -sipariş üzerine yazılan biyografiler- çağrıştırsa da erkek bakışını müfredat dışından vermiş yazarımız. dilerim, diğer yüz sayfalar böyle hoşluk yaratır bahçemizde.
  • mehmet eroğlu'nun en iyi kitaplarından biridir.
    "benim kadar acı çekmedikçe tanrı'ya inanmamı beklemeyin benden" sözüyle başlar. güneydoğu'da savaşmış bir adamın travmalarıyla yüzleştirir.

    aslında mehmet eroğlu'nun bütün kitapları çok iyidir, o ayrı...
  • "zevkle acının, bedenimizi kuşatan bir çemberin üzerinde yer aldığını, birbirini izlediğini, hangisinden başlarsak başlayalım ötekine varabileceğimizi kavradım. kanıt? ikisinin sonunda da bağırıyorduk." gibi çoğu cümlenin içinde felsefe kırıntıları barındıran mehmet eroğlu klasiği.