şükela:  tümü | bugün
  • yalnizsindir, sıkılmıshsındır, elin karshi cinsin elini tutmayali aylar gechmishtir. tam bu bunalim ortaminda karshi cinsten pek tanimadigin biri sana yesil isik yakar. once tereddut edersin. danishirsin tanishiklara ve zamanla seversin cevabini alirsin daha dogrusu cevaplar arasindan onu sechersin yuzde olarak hic bashlamadan dushuk de olsa. bashta seni seviyorumlar sonra elele tutushmalar vs vs. ama ichinde birsheyler ichin ichin ichini (evet burda sichtim) kemiriyodur. surekli arkadashlarina onu sevdigini soyleme geregi duyarsin chunku arkadashin sana inanirsa sen de kendine inanirsin. bir sure sonra sachmasapan tartishmalara girersin sevgisizinle. sonra araya mecburi bir ayrilik girer istem dishi ve karshi cinsin ozlem dolu msjlarini alirsin senin de ozlemen gerektigi dusucesiyle. sonra telden ayrilalim dersin ichini kemiren kemirgenden kurtulmak ichin karshi tarafsa sendeki bu dengesiz tavirlara anlam veremez ve sen de suchlu oldugun dushuncesiyle karshi tarafi zamanla nefret ettirmeye chalishirsin kendinden. basharirsin, ayrilirsin ama bu sefer de zamanla alistigini farkedersin, basha donersin
  • tanidikca sevmeye ba$larsiniz,bir yandan da zaman akip gider ve siz farkinda olmadan zamanla sevmi$ olursunuz.
  • ilk görüşte aşık olmayan kimselerin sevme türü...
  • - senden nefret ediyorum kehribar...
    - fakat nasıl bunları söyleyebilirsin, daha biraz önce bir çiçek olsun bir böcek olsun bizi tanımlayan sıfatlar kataloğumuz oylum kazanıyordu ihzan; öpüşüyorduk, sevişiyorduk, deli gibi hep sarılıyorduk.
    - ben seni zamanla seviyorum kehribar. kronometre tutuyorum, zaman dolunca sevmiyorum. böyleyim ben. tipim, modelim.
    - anlayamıyorum, tutamıyorum zamanı, içimde bir kan ırmağı, kesif bir bulut çöküyor, fırk...
    - çıktım ben şimdilik...
  • büyüklerin deyimi ile nikahta keramet vardır sözünün bir başka versiyonu. *
  • karşınızdaki ankaraya benziyorsa mümkün olabilecek durum. vazgeçemeyebilirsiniz bile... hayatta olur böyle şeyler
  • olmaz öyle şey ama insan arada yapıyor boşluktan böyle şeyler diyebildiğim durum.
  • yerine göre, "zaman her şeyin ilacıdır" sözünü de destekleyen bir şey.
  • #3140001 no'lu (ve hiç anlayamadığım bir biçimde şu sözlükte benim en beğenilen entirim olan) entiriyi yazarken şu aşağıdaki parçayı okuduğumu meğer unutmuşum; üşenmeksizin eklemek gerek diye düsündüm:

    giorgio manganelli'nin centuria'sından geliyor, 49. parça. / sema rifat çevirisiyle.

    "bir adam bir kadını üç gün boyunca delicesine sevdi, karşılığında aşağı yukarı bu süreye denk bir süre boyunca kendisi de sevildi. adam dördüncü gün rastlantı sonucu kadınla karşılaştı, ancak iki saatten beri artık onu sevmekten vazgeçmişti. bu önce biraz sıkıntılı bir karşılaşma oldu; ne var ki, konuşma, kadının da adamı tam bir saat kırk dakikadır sevmediği ortaya çıkınca sohbet canlandı. başlangıçta, tutkulu, çılgın aşklarının eski bir hikaye olduğunu ve olasılıkla saçma, can sıkıcı ve de kaçınılmaz sorularla kendilerine işkence etmekten vazgeçeceklerini keşfetmeleri adama da kadına da belli bir mutluluk verdi; ve birbirlerine artık dost gözüyle bakıyorlarmış gibi geldi. gel gelelim, mutluluk kısa sürdü. çünkü kadın yirmi dakikalık farkı anımsadı; adamı yirmi dakika daha fazla sevmiş, buna karşılık adam, itiraf ettiğinde çoktan onu sevmekten vazgeçmişti. bu durum kadın için bir üzüntü, yoksunluk, kırgınlık bahanesi oldu. adam kadına, bu yirmi dakikanın onda nasıl duygusal bir sebatı açığa vurduğunu, bunun da onu manevi açıdan üstün bir varlık yaptığını göstermeye çalıştı. kadın sebatının söz konusu olmadığını ama bu durumda birinin onun saflığından yararlandığını, kendisine hesaplı ve soğuk bir tavırla hakaret edilmiş olduğunu söyledi. sevip de sevilmediği şu yirmi dakikalık süre aralarında, artık hiçbir şeyin dolduramayacağı bir uçurum açıyordu. uçarı ve şehvetli bir adamı sevmişti ve adam bu dünyada da öbür dünyada da bunun utancını taşımak zorunda olacaktı. adam ona, birbirlerini sevmediklerine göre, sorunun aşılmış olduğunun düşünülebileceğini ve ne olursa olsun, onları çok acı düşüncelere sürüklememesi gerektiğini göstermeye çalıştı: ama bunu, aynı zamanda korku ve rahatsızlığını gizleyemeyen belli bir canlılıkla söyledi. kadın da karşılık olarak aşklarının bitiminin bir teselli, bir rahatlık değil, yalnızca, kötü bir şeyin tatsızlıkla harcanıp bittiğinin belirtisi olduğunu, kendisinin de bunun derin izledini taşıdığını söyledi. adam hafifçe sırıttı, içtenlikten uzaktı bu. o anda aralarında büyük bir kin doğdu, titizce, manyakça ve alt üst eden, dayanılmaz bir kindi bu; bir bakıma ikisi de bu yirmi dakikalık farkın gerçekten çok korkunç bir şey olduğunu ve en azından ikisinden birinin yaşamını dayanılmaz kılmış olan bir şeyin meydana geldiğini hissediyorlardı. şimdi feci bir ölümün kendilerini beklediğini düşünmeye başlamaktadırlar, birlikte ölmeyi düşünmektedirler, tıpkı tutkulu, çılgın aşkları boyunca heyecanla düşlemiş oldukları gibi."

    ilahi giorgio! allah seni bildiği gibi yapsın...