şükela:  tümü | bugün
  • kucuk atolyelerde el emegi goz nuru olayina kendini vermis uretken insan.
  • yaratıcılık yerine, ezber ve kullanım kolaylığına ve estetiğine özen gösteren sanatçının özeniyle donatılmış insan.
    örn:baston yapan dede, gül şeklinde domates oyan aşçı
  • badem bıyıklı sanatçı..
    (bkz: kemal kenan ergen)
  • el almış * yeni nesil usta. çıraklıktan yetişmiş bildiğimiz eski usta.
  • mona lisa ya biyik cizecek kadar sanattan uzak ama orası her nerede ise, sizden daha yakın olan usta.
  • kimi sanatçıların, ama daha çok kıymeti kendinden menkul ,"ben sanatçıyım" iddiası taşıyanların, "onların yaptığı sanat değil zanaat" diyerek eserlerini küçümsediği "öteki" sanatçıları tanımladıkları kavram.
  • geçmişte zanaat sayılan mesleklerin alaylısı olan, şimdilerde artık hem alaylı hem de mektepli olan kişilerdir. işin incelikleri tatbik ederek geliştirip öğrenen kişilerdir. hani meslek sırlarını, ustalarının kendilerine göstermesi ile vakıf olup geliştiren daha sonra kendileri usta olduklarında onlara aktaran. bir nevi hocadırlar.
  • filli boya reklamında ölümcül bir yanlış yapılarak "zanaatçı" olarak kullanılan , bildiğim kadarıyla farsça kelime..arapça da olabilir. ama kesinlikle türkçe olmadığı için "zanaatçıdır" diye bir laf kullanamazsınız. "zanaatkâr" denir ona
  • aranıyor.
  • herhangi bir işin teknik detayını bilen, tecrübe ve beceri sahibi kişi. şimdilerde usta, operatör, profesyonel gibi tanımlar kullanılıyor yerine.