şükela:  tümü | bugün
  • insanoğlunun nasıl da herşeye alıştığını açıklayan bir roman.oldukça da sürükleyici.karlı günlerde çok güzel okunuyor,belki de sibirya'yı hatırlattığı için.
  • dostoyevski'nin rusya'nın kalbur üstü sınıfından biri olarak , şaşkınlık içinde avam insanların hayatlarını gözlemlemesidir. bu insanların hayatlarını okurken, dostoyevski 'yle birlikte şaşırırız. ayrıca mahkumların yılın değişik günlerinde ve mevsimlerinde ruh hallerini okumak çok acıklıdır, bir de mahkumun salıverilmeden önceki duygularını okumak.
  • "ölüler evi" ile cezaevinin kastedildiğini okuyana kadar hiç aklıma getirmediğim dostoyevski kitabı. cezaevlerine dair sağlam gözlemlerle dolu bir kitap. fikrimce dostoyevski klasiği gibi değil.
  • dostoyevski'nin idam kararı yüzüne okunduktan sonra bilindiği üzere bu karar uygulanmamış ve kendisi sibirya'da bir hapishaneye gönderilmiştir. dostoyevski bu romanında kendi cezaevi yaşantısına dair anılarını başkasının ağızından anlatır. kanımca dostoyevski'nin en başarılı romanlarından birisidir. tipik varoluşçu bir yaklaşımla, mahkumların iç dünyalarını analiz eder ve gözler önüne sunar; akılamaz stiliyle dostoyevski. son çevirilerde türkçesi; ölüler evinden anılar: bir tabutta diri diri gömülmek olarak geçmektedir.
  • bednyye lyudi dostoyevski'ye büyük bir ün sağladıktan sonra sürgüne gönderilen yazar bu süre boyunca adeta unutulmuştur. sürgünden döndükten sonra dostoyevski bu kitap ile tekrar kendini göstermiştir.
    kitaptaki soylu mahkumun daha aşağı tabakadan olan mahkumlara yaklaşımı yani onlara yukardan bakmaması ilgimi çekmiştir. besyde yerdiği karamazinov'a zıt bir aydın söz konusudur bu kitapta. yani dostoyevski'nin sürgün yıllarındaki tavrını göstermektedir. mahkumların ruh haline yönelik analizlerin bu kadar başarılı olmasının sebebi de budur. sürgün yıllarında kitaptaki karakter gibi dostoyevski de yılmamıştır, aksine acılarından beslenmiştir. üç büyük ustada stefan zweig, sürgün yıllarında dostoyevski'nin amor fati anlayışını benimsemesini başarılı bir şekilde dile getirmiştir.
  • dostoyevski'nin demir parmaklıklar arkasındaki canları çok farklı boyutlarda resmettiği, hapishane yaşantısını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdiği müthiş romanı. kısacık olmasına rağmen sibiryadaki yaşamı, köylünün sınıf ayrılığına bakış açısını, toplumun suça bakış açısını, mahkumların ilginç ruh hallerini romana sığdırmayı başarmıştır dostoyevski, biz de tüm bunları şaşıra şaşıra okuruz. hepsinden de ilginci anlatıcının mahkumları çocuklarla kıyaslamasıdır, ki gerçekten de anlatılan mahkumlar -en kavgacı, kaba olanlar bile- çocuk saflığına sahiptirler. roman ilerledikçe tıpkı anlatıcı gibi bizim de mahkumlara bakış açımız değişir. veremli mahkumun vücudunda hala prangalar varken hayata veda etmesi çok koyar insana. tiyatro temsili samimiyeti ve amatör havasıyla insanın ruhunu okşar. köylü mahkumların hapishanede bile, asillerle eşit olduklarını kabul edememesi derinlemesine üzer insanı. sonuç olarak kısa ama zengin bir romandır ölüler evinden anılar. duygu yüklüdür, insan yüklüdür.
  • memleketimden insan manzaralari tadinda bir kitaptir..soylu ve entelektuel bir gozun gordugu halk insanlari, ceza sistemleri, hayata bakis ve gelenekler...sosyolojik saptamalar...
  • bir arkadaştan "haftaya iade ederim kitabını" diyerek aldığım, ama kaç hafta sonra iade ettiğimi hatırlayamadığım, uzun solukta okunulabilinir bir dostoyevski romanı. cezaevinde yaşayan tipler, başlarından geçenler yazarın bakış açısıyla bir güzel betimlenmiş. ayrıntılar, hazmede hazmede okumanın keyfini doruğa çıkarmamızı sağlamış.
  • cezaevinin özetini; bir insanı cezalandırmak istiyorsanız, ruhuna işkence etmek istiyorsanız onu işe yaramayan işler yapmaya zorlayın şeklinde yapan sürükleyici bir dostoyevski romanı.
  • bir fyodor mihailovic dostoyevski anı-romanıdır. çarlık rejimini şiddet yoluyla devirmeyi hedefleyen bir derneğin faaliyetlerine ortak olduğu gerekçesiyle sibirya'nın omsk şehrinde dört yıl askeri hapishanede yatar. hayatın karanlık yüzüne çarptığı dört yılın ürünü, bu belgesel, gerçekçi anı-romandır.öte yandan, bu cezayı, rus halkına karşı işlemiş olduğu günahın kefareti olarak yorumlayan yazar, kahramanı goryançikov ve öteki mahkumların üzerinden derin iç dünya yolculuklarına çıkarak ruhun kurtuluşunu arar.

    dostoyevski kardeşi mihail'e yazdığı bir mektupta "bu dört yıl bir tabuta kapatılıp diri diri gömüldüğüm bir süre olarak değerlendiriyorum" der.