şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: zaten)
  • şairdir kendileri. zatî hazretleri 1471 senesinde balığın esir düştüğü yerde doğdu. kulakları iyi işitmezdi şairimizin. bu yüzden memurluk yapmasına engel olunmuştur. nihayetinde şairliğinin yanında para kazanabilmek için bayezid camii avlusunda muskacılık yapmak zorunda kaldı. 77 yaşında azrail treni ile bu âlemden uzaklaşmıştır.
  • zaten kelimesini cok uzun bulup kisaltmak isteyenlerin kullandigi kelime. goruldugunde, insanin icinde monitore kafa atma hissini uyandirabilen bir sozcuk*.
    ayni sekilde, (bkz: bab)
  • (bkz: zati sungur)
  • baki nin üzerinde emeği bulunan şair. devrinde üstad bilinmiş sonradan unutulmuştur. şem'ü pervane adında bir mesnevi, bir edirne şehrengizi yazdı.
  • "ali paşa merhum bir gün ben fakir ve hakîrin birkaç dane gazelin görmüş, hoş gelmiş, niçün bize gelmez demiş. işittim, birkaç dane gazel yazdım, dîvânına varıp sundum. şikâyet kâğıdı sandı, yazıcıya verdi. ibrahim paşa oğlu isa bey yanında otururdu, ayıttı: sultanım, bu molla zâtî’dir, size gazeller getirmiş. beni dahi paşa görmemişti, yüzüme baktı, ayıttı: 'zâtî güzelce değilmiş.' ammâ kendisinden çirkin-şekil yoğ idi. ben ayıttım: 'sultânım, yiğit yiğidin âyinesidir.' paşa çün bunu işitti, kahkaha ile güldü. gazelleri aldı, pek çok bahşiş eyledi."

    (behçet necatigil, "bile / yazdı", yazılar, cem yayınları, 1983, sayfa 105 ve 108.)
  • asıl adı ''satılmıs'' olan bu divan sairi ,istanbula gelince satı olarak adını deiştirmiştir.fakat sonraları sair olunca ''zati'' olustur adı

    aynı zamanda baki'nin de hocasıdır.
  • dostlarıyla mey ve şiir deryalarına dalıp istanbul gecelerini yaldızla boyayan nev'i şahsına münhasır, pek iğneli lakin pek nükteli diliyle hatıratı bugün bile şenlendiren şairdir.
  • şair ömrünün son demlerinde, perişan, iki büklüm bir halde yolda yürümeye çalışırken aşık çelebi'ye tesadüf eder. çelebi şaşkın bir vaziyette; "bu ne hal?" diye sual edince şu cevabı vermiştir kendisi:

    yiğitlik cevherin elden yitürdüm* hasreta* kanı*
    eğlip ararım şimdi bulamam neyleyim anı*
  • bizi sanma beyim bigâneyiz biz
    hakîkat şem'ine pervaneyiz biz

    bizim zencirimiz aşk-ı huda'dır
    baş açık devreder dîvâneyiz biz

    yeter abdâl-ı aşk olduk cihanda
    ola kim zâti'yâ uslanmayız biz

    (bkz: mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün)