şükela:  tümü | bugün
  • lütfen bir daha film festivalleri panellerinde moderatör olmasın. konuşmacı olsun çok istiyorsa yani çünkü dünkü panelde de tek yaptığı konuşmaktı. sanırsın filmi o yönetti. hayatımda yönetmene söz vermeyen, soru sormak isteyen katılımcıyı görmeyen moderatör ilk defa gördüm!? akademisyenmiş bir de, demek öğrencilerinin vay haline...
  • çok kıvrak bir zekaya, güçlü bir kaleme, sağlam mizah duygusuna sahip senarist. ilef'teki tv metin yazarlığı/senaryo derslerinde genç yaşındaki birikimiyle beraber sabrı ve zerafetiyle de beni kendisine hayran bırakmış çok iyi bir hocadır aynı zamanda. sadece yazmaya dair değil, tv'yi okumaya dair bir sürü anahtar bilgiyi edinmemi sağlamış kişi. trt'nin en özgün ve ilginç komedilerinden yeni evli'nin senaristi. fox tv'de yeni bir dizisinin(bkz: ruhumun aynası) başlayacağını öğrenerek çocuk gibi sevindiğim..
  • şimdilerde yazılarının yayımlandığı gazete duvar’da kendisiyle bugün karşılaştım. senarist, yönetmen, yazar olarak popüler kültürün üreticilerinden.

    kendisi ekranın arkasından bizlere çağdaş masallar aktarıyorken, bu masalları izlememize vesile olan ekranın önündeki güzel/yakışıklı figürlerin yaşama biçimlerine olmasa da, onca çiğliklerine ve şişik egolarına dokundurmuş. hoş da olmuş doğrusu.

    popüler kültür ve insanlık hallerine dair bu dili yazıya da ustalıkla aktarıyor.

    bugünkü yazısının tamamı şurada: (bkz: :http://www.gazeteduvar.com.tr/…uk-kulturel-columuz/)
  • bugün çok güzel bir yazı kaleme almış. metin hara denen kişinin başlığına yazıp saçma sapan bir insanı şişirmektense kendi başlığına yazayım.

    "hiç kimseye bir şey kanıtlamak durumunda olmayan o’hara bey, fiziğine dair bir soru üzerine şahlanan bir ergenlikle ünlü ve güzel kadınlar kartını masaya şak diye yapıştırmış. demek ki o kadar enerji çalışması, o kadar nirvanalardan nirvana beğenme hâlleri ilişki adabının ilk kuralını çiğnemeye engel olmuyormuş: beraberliklerini erkekliğini kanıtlamaya meze etmeyeceksin. röportajın en fena kısmı buydu da, iş bu kadarla kalmıyor. sevgilisinden iki cümlede bir “kadın” diye bahsediyor. kadın oturdu, kadın kalktı, kadın o kadar para kazanıyor… mesele bayan gibi inceltilmiş cinsiyetçi bir ifade kullanması değil tabii… büyük aşkla vurulduğu bir kadından daha üçüncü günde bu kadar dışarıdan, böyle nesneleştirici bir dille bahsedebilmesi…"

    http://www.gazeteduvar.com.tr/…uk-kulturel-columuz/

    edit: dün yazmış.
  • notting hill yazacağına iki kez nothing hill yazması dışında harika bir makaleye imza atmış yazar. (bkz: 18 temmuz 2017 / duvar)
  • zaman zaman fikirleri yerinde ama dili çok kötü, çok yavan. ne yazık ki, bu nedenle okuduğum yazıdan soğuyorum. ünlemler, sabun köpüğü kalıpları sürekli kullanması gibi unsurlar yüzünden satırları ciddiye alamıyorum. derdinden bağımsız kelime tercihlerine baksanız yazıyı ayşe arman yazmış sanırsınız. popüler konuları seçiyor veya kolay okunsun diye mi böyle yazıyor bilmiyorum ama onu okumaya gayret eden biri olarak kelime tercihlerine özen göstermesini tavsiye ederim.
  • sevan nisanyan hakkında bugün yazdığı yazı ile varlığını öğrendiğim kadın.

    yazısının %70-75 kadarını okuyup "öehhh" deyip kapadım sayfayı.
    zira uzatmış da uzatmış, bir yere gelecek, bir şeye bağlayacak diye bekledim bekledim, ama yok... sadece vıdı vıdı vıdı...
    klasik "çok konuşan, 2 kelimeyle anlatılabilecek bir şeyi 222 kelimeyle anlatmaya çalışan model"den.

    hayatımda ilk defa karşılaşıyor, ilk defa bir yazısını okuyor olmama rağmen profili, görüntüsü, konuşma şekli, ses tonu, mimikleri, vs. gözümün önüne geldi; geveze kadın kokusunu buram buram burnumda hissettim.

    bu modeller 2 kelime ile anlatılacak bir şeyi 222 kelime ile ince ince açıklamak zorlantısına girseler de asla düşüncesini karşısındakine tam aktaramadığını, tam hissettiremediğini düşünürler... bu sebeple gevezeleştikçe gevezeleşir. bunun özünde de karşıdakini küçük görmek, kendisini üstün ve zeki görmek yatar. kendisi çok bilgili, çok entelektüel ya, karşıdaki de ebleh ve idiot ya, illa ince ince, detaya gire gire anlatacak, yoksa tatmin olamaz.

    hepimizin hayatında, özellikle iş hayatında bu model kadınlardan bir tane vardır...

    bakın bütün bunları kendisini sadece 1 tane yazısı ile tanıdıktan sonra söylüyorum. aslında bu hatadır, önyargıdır, eğitimli-donanımlı modern insana yakışmayan bir şeydir, biliyorum.
    ama o yazıdan gelen"geveze kadın" kokusu o kadar kuvvetliydi ki, yukarıda yazdıklarımın doğru olduğuna hayatım bahsine iddiaya girerim. evet.
  • kendisi buraları okuyorsa küçük bir not düşmüş olayım, sevan nişanyan hakkındaki yazısında 9. paragrafta hala konuya girmemiş olduğu için devamını okumadım. zaman çok az kişi için bu kadar bol bulunuyor.
  • sevan nişanyan konusuna dair yazısı tam bir fiyasko. derdini anlayabilen var mı merak ediyorum. bir senaristten beklenmeyecek derecede kopukluk, dağınıklık, acelecilik var yazıda.