• ben bu kadının tartaklanmış olma ihtimalinin çok yüksek olduğuna inanıyorum.
    öncelikle, gezi parkı direnişine katılanlar arasında muhakkak ki normal şartlar altında kürtlerden nefret edenler de vardı, homofobikler de vardı, başörtülü kadınlardan zerre miktar hazzetmeyenler de vardı, kadına şiddeti içselleştirmiş olanlar da vardı. sonuçta sokağa çıkan kimse o günlerde sınava tabi tutulmuyordu. ikincisi, keyfi, hali vakti yerinde bir kadının çocuğunu da kullanarak hemen o gün sıfırdan, ortada hiçbir şey yokken böyle bir hikaye uydurmuş olma ihtimalinin çok düşük olduğunu düşünüyorum.

    ama buradaki sorun, daha sonra bunun siyasi bir mevzi kazanma aracına, iğrenç bir dezenformasyon çalışmasına dönüştürülme çabasıdır. benim şahsi görüşüm, o kadını birkaç kişi tartakladı, itip kaktı, muhtemelen vurdular ve belki de gruptan birileri “yapmayın, etmeyin” dediler. sonra kadın da bu durumu yetkili mercilere bildirdi, olay yargıya intikal etti ve joseph goebbels’e rahmet okutan (lafın gelişi, yoksa ne rahmeti, hafızanbrahma) medya devreye sokuldu hemen. (bkz: #34982557) şurada da bahsedildiği gibi, bırak çeşitli iktidar borazanlarını, aynı “gazete”de (star gazetesi) farklı tarihlerde çıkan konuyla ilgili haberler bile birbiriyle çelişmekte, olma ihtimali binde bir bile olmayan hikayelerle süslenmektedir olay. elif çakır gibilerin ne oldukları, kim oldukları zaten ortada da, onlar doğal olarak başrole soyunacaklar da, balçiçek ilter, ismet berkan gibi sahte vicdan mastürbasyoncularının da bu uğurda emeklerinden faydalanmazlık edilmemektedir, gördüğümüz gibi. aslında zehra develioğlu’na herkesin destek olması gereken bir durum her iki tarafta da ikincilleştirilmekte, öteki taraf son sürat goebbels’e rahmet okutmaktayken (lafın gelişi) beri taraftaki hemen hemen herkes doğal olarak iğrenç bir dezenformasyon çalışmasına, gezi parkı direnişinin aslında bir vandalizm olduğunun ispatı için zerre miktar çekinilmeden sindirilen iğrençliğe odaklanmakta, onunla mücadeleyi ön plana çıkarmaktadır. bu dezenformasyon çalışmasında zehra devecioğlu’nun kendisi de gönüllü katılımcı olunca – müezzin fuat yıldırım’ın aksine – insanlar olayın doğru olup olmadığını düşünmeye pek fırsat bulamıyorlar.

    zehra devecioğlu gibiler için asıl hazin olan, büyük olasılıkla tartaklanma şeklinde başına gelmiş olanın muhafazakar basın için neredeyse tek öneminin yalanlarla süslenerek – aynı camide içki içme ve sevişme görüntüleri gibi – iktidarın konumunun sarsılmamasına yardım etmesidir.
  • eğer böyle bir şey yaşanmışsa geçmiş olsun, suçlulular da en ağırından cezalandırılsın.

    yalnız arkadaş nasıl oluyor da kabataş'ın ortasında, iş çıkışı saatinde, deri eldiven giyen ve üstü çıplak, sayıları 70 ile 100 arasında değişen bir grup erkek ve kadının bebekli bir kadını dövüp, üstüne işemelerine herhangi bir kanıt olmadan inanmamızı bekliyorsunuz?

    okulum sağolsun kabataş'tan çok sık geçerim. orada böyle bir olayın herhangi bir şekilde bir fotosunun veya videosunun olmama ihtimali yok. hiç mi kimse twitter'a yazmadı, bir kişi bile görmedi mi lan? yok arkadaş bir kişi bile görmemiş amına koyyim.

    neyse ben inanmıyorum bu olaya. belki bir kaç itiş kakış olmuş olabilir ama yok uyandığımda üstüm idrar kokuyordu falan geç bunları. böyle bir yalan yok arkadaş.

    neyse başına ne geldiyse kendisine geçmiş olsun diliyorum. sanmam ki kendisi çıkıp bunları söylüyor. birileri zorla söyletiyor işte. imama yalan söyletemeyenler bu kadına söyletiyor. bu kadar basit.
  • fantastik beyanı olan kadındır. ya; "ben bunları yaşarken birden süpermen geldi ve beni kucaklayıp beylikdüzü'ne kadar götürdü" deseydi. diyebilirdi yani.. hatta bunu başbakandan da duyabilirdik. neyse ki üstleri çıplak ve deri eldivenli insanlarmış.

    zöge: hani nerede hala çıkmadı görüntüler..
  • biz bunları en başından entry'lerimizde yazdık:

    (bkz: rte'nin yakınının gelini hikayesinin doğru çıkması/@ssg)
  • insandır, kadındır.

    olayı ise yalandır. merak ettiğim ise ilk günlerde hayvan gibi vurdular, lama gibi tükürdüler denmişti.
    sonra sonra iyice belden aşağı indiler. idrara geçtiler. ama burunda var yani sümükleri de akabilirdi.

    edit:burnum ağızımın üstünde anomali falan yok.
  • başbakanın icazeti, star gazetesinin üstün gayreti ve en son balçiçek pamir adlı "gazetecinin" desteği ile yaratılan yeni bir fadime şahin vakası gibi durmaktadır.

    tıpkı fadime gibi kurbandır ama neye niçin kurban edildiğini anlamak için kaç yıl bekleyeceğiz, bakalım.

    kahrolsun, kadın bedeni üzerinden yapılan siyaset!

    (bkz: benim başörtülü bacım)
  • yalancinin tekidir.
  • mesele zehra develioğlu üzerinden kopan kıyametle başka bir ayrımcılığa yol açılmasıdır. hem de bunu bizim feministler yapıyor.

    örnekleyeyim; eylem karadağ kimdir? duydunuz mu? belki bir kaçınız. ama bu kabataş'lı kadını maşallah başbakan sayesinde de tüm türkiye duydu.

    peki kimdi eylem karadağ?

    ankara'da gözaltına alınınca, 2 ayrı polis arabasında 30 kadar polisten elle, sözle cinsel taciz gören bir kadın. detayına girmeyeceğim ama "kendi beyanı" ilk arabada yaşadığı korkunç 2 saati anlatıyor.

    ama eylem konuşulmaz? peki niye konuşulmaz? çünkü eylemci, çünkü başı açık, çünkü kız başına ankara gecelerinde eyleme katılıyor.

    yani türbanlı bir kadının tacize zinhar uğramaması gereken bir ülke burası, çünkü o anne, çünkü o başı kapalı, ahlaklı, eylemlere katılmıyor, evine gidiyor.

    peki soruyu terse çeviriyorum. taciz edilenin kimliğini duruşunu bırakalım taciz edenin sizce kimliği önemli değil mi?

    örneğin evinize bir hırsız girse birşey çalsa gitse yakalanda çok şaşırır mısınız? hayır gider karakolda ifade verir gelirsiniz:

    peki ya evinize bir polis girse eşyalarınızı çalsa ve yakalansa şaşırır mısınız? herhalde altınıza sıçarsınız.karakola gitmeye bile korkarsınız, ya orada arkadaşları polisin tarafına geçerse diye. gazetelere haber bile olur bu.

    ama sivillerin tacizi günlerdir haberken, polisin tacizi es geçiliyor. neden polisin hak ve selayetlerinde böyle bir yetki mi var?

    mesele birinn türbanlı olması birisinin eylemci olması bu kadar basit. bu ayrımcılığa su taşımanın anlamı yok.
    zd'nin tacizine 1 puan verirsem diğerine 10 puan veririm. çünkü birinde herhangi bir şekilde kefil olmadığınız sivil bir güruh var ama diğerinde maaşı, sicili belli devlet memuru olmaya hak kazanmış bir polis var.

    sivilin böyle yapma halleri var ama polisin olamaz, olursa hemen yakalanması gerekir ceza alması gerekir. ki o polislerin yakalanması için mobese kameralarına da gerek yok.

    zehra hanım'a geçmiş olsun. eylem hanım ve türbanlı olmayan eylemciler son sözüm size, kendinizi polisten koruyun.
  • side effect filmindeki ana kadin karakteri hatirlatan kadin.