şükela:  tümü | bugün
  • ilk kez rus psikolog bluma zeigarnik tarafından "yarım kalmış, kesintiye uğramış işler tamamlanmışlardan daha kolay ve net hatırlanır" denilerek dillendirilen, bitmemiş ilişkilerimizi neden sürekli hatırladığımızı, yarım kalan aşklarımızı neden unutamadığımızı, üçüncü gününde eve geri dönmek zorunda kaldığımız tatillerin neden daha çekici gözüktüğünü nedenselleştirir etki.
  • insanlarin tamamlanmamis yasantilarini, tamamlanmis olanlardan daha once ve daha net bir sekilde animsama egilimidir. tamamlanmamis yasantinin doymamis olmasi ile alakalidir, rahatlama gerceklesmemistir, sonuca gidilmemistir. yasantinin tamamlanmasi veya sonuca gidilmesi sonucunda bir rahatlama ve doymusluk elde edilir. dolayisiyla tamamlanmamis yasantilar daha acik ve net animsanir. gunluk hayattan ornek verecek olursak "eski sevgilinin unutulmaması" guzel bir ornektir, hedefe gidilmemis, sonuca ulasilamamistir. bu etki dogrultusunda eski sevgili ayriligin ilk zamanlarinda fazlasiyla hatirlanir. ama zamanin unutturma ve duyarsizlastirma etkisi uzun vadede zeigarnik etkisinden cok daha baskin oldugu icin animsamalarin veya hatirlamalarin gucu azalir. ote yandan, yaygin olarak inanilan "evlilik aşkı olduruyor" dusuncesi bu etkinin sonuca gidilmesi sonucunda olusmustur. bireyler, yasantilarini tamamlamis, sonuca gidilmis bir rahatlama ve doygunluk yasanmistir. evlilik asamasinda cesitli aktivitelerle bireylerin birbirini tanimaya ve anlamaya calismasi, birbirlerine saygi gostermesi ve evliligin deger onceliklerinin belirlenmesi evliligi canli tutabilir ve evliligi saglam temellere oturtabilir.

    ayrica

    (bkz: tamamlama yasasi)
  • bir garsonun hesabı ödemeyen müşterilerin siparişle ilgili detayları, hesabı ödemiş müşterilerinkine nazaran daha çok hatırlaması olarak tanımlanabilir.

    henüz tamamlanmamış işlerin bellekte farklı bir konumu olup olmadığını ve bitmiş işlerden daha iyi hatirlanmadigini merak etmesine yol açar. katılımcılara yap-bozlarin veya basit ödevlerin verildiği bir deney düzenler. ödevlerin yaklaşık olarak yarısında katılımcılara müdahale edilir ve işleri kesintiye uğratılır. daha sonra aktivitelerin ne kadarını hatırladıkları sorulduğunda, kesilen ödevlerin ayrıntılarının , sonunda tamamlanıp tamamlanmadıklarına bakılmaksızın, katılımcılar tarafından daha iyi hatırlandığı görülür.

    cem yılmaz falan da stand uplarinda yapiyor bunu. bir sey anlatırken araya baska konu sokuyor..sonra aniden, "nerde kalmıştık? " diye soruyor. bilmem hiç dikkat ettiniz mi.
  • gün içerisinde aklınıza takılan ve bir türlü mırıldanmaktan vazgeçemediğiniz bir şarkı varsa, bunu da zeigarnik etkisi ile açıklayabilir ve çözebilirsiniz! çok basit! nakarattan vazgeçip şarkının sonunu hatırlamaya çalışın.
  • ailelerin cocuklarini gecmiste hep yapmadiklari seyler yuzunden elestirmesinin, o gune kadar elde ettigi basarilari gormezden gelmesinin bilimsel aciklamasi.
  • o kadar kuram gördük psikolojide ama henüz hiçbiri böyle sanki felsefi ve edebi altyapısı varmış gibi gelmemişti bana. bu resmen, "aaa aforizma gibi lan" dedirtti. "tamamlanmamış şeyler/olaylar/durumlar, tamamlanmış durumlara göre daha iyi hatırlanır." vay be. kompozisyon yazılır buna. yarım kalan her şey için yazarsın. şarkı sözleri, şiirler yazılır, ki yazılıyor zaten. eski sevgili başlıklarının dolup taşmasını bayağı iyi açıklıyor. yarım kalmış çünkü o aşk, olmamış, bitmiş gibi ama aslında bitmemiş. "şöyle olmuştu, böyle olmuştu, bana bunu demişti, şuraya gidecektik, burda olacaktık, şu da olacaktı ama olmadı, ah be niye olmadı :(, olsa mıydı acaba, yine olsak ne güzel olur, mesaj atsam mı bi" falan denilerek olay tamamlanmaya çalışılır. mesaj atsam mı atmasam mı tereddüdünü de buna güzelce bağlayalım mı sevgili dostlar, bağlayalım. tamamlama eğilimindeyiz. bazen olmasak daha iyi. sonra ne oluyor, belki mesaja cevap vermiyor, kişi attığıyla kalıyor, bazen de eski sevgiliye dönme olayı oluyor, yeniden başlanıyor, bazen oluyor bazen olmuyor. boşverin olm ya. üzmeyin kendinizi. ulan ne diyoduk nereye geldik. zeigarnik etkisi harika kuram be krdşm.
  • yarım kalmış etkinliklerin, çözülememiş problemlerin öncelikli hatırlanması. merak en büyük etkendir bu konuda.
    öncelik etkisi ve sonralık etkisinin kardeşidir. öğrenme psikolojisinde seri pozisyon etkisi başlığı altında yer alır.

    örnek: sınavdan çıktığınızda öncelikle yapamadıklarınızı hatırlamanız ve sormanız bu etkiden kaynaklıdır. tv dizisi epiloglarında da çokça kullanılır.
  • tamamlanmamış ya da bölünmüş her aktivitenin tamamlanmış olanlara göre daha iyi hatırlandığını öne süren yaklaşım. psikopatolojinin rusya'da bağımsız bir disiplin olarak kurulmasına katkıda bulunan isimlerden bluma zeigarnik tarafından ortaya atılmıştır. zaika tarafından da "tamamlanmamış bir eylem gerilime yol açar. bu tür bir gerilim fotoğrafta yaratıldığında ise görsel bir zeigarnik etkisi elde ederiz ve fotoğrafın kendisi izleme süresi içerisinde çözülemeyen bir bilmeceye dönüşür" şeklinde yorumlanmıştır
  • gestalt'taki tamamlanmamış işlere benzer. yarım kalanı sürekli tamamlamak ve aslında bir nihayete erdirmek istersin. içinde kalanları püskürtmek. ama bunu yapamadığın için bu yarım kalan işler sık sık sinyal verir, olmadık yerde çıkar karşına, ağzına sıçar afedersin..
  • herhangi bir anıyı her hatırladığımızda, ilgili anının gerçekte vuku bulduğu zamana dönmek yerine söz konusu anıyı hatırladığımız son ana bilişsel bir yolculuk yaptığımıza dair bir şeyler okuyuvermiştim sözlükte. bu da aslında bazı anıların, zamanında ne kadar yoğun yaşanmış olurlarsa olsunlar, günler hatta yıllar geçtikçe hatırlanma kalitelerinin bozulacağını (8k yerine 360p gibi) ve olağandan daha kısa bir süre zarfında gerçekleşmiş gibi anımsanacağını (gerçekte yarım saat süren bir olayın on dakika içinde olup bitmiş gibi düşünülmesi), öte yandan beynin boşlukları doldurmasından dolayı da diğer bazı anıların "kalitesinin" artacağını (yani abartılacağını) ya da daha uzun süre içinde hayata geçmiş gibi (kendinden bir şeyler katmak, daha doğru bir ifadeyle hatıra uydurmak suretiyle) hatırlanacağını göstermekte.

    bir makalede¹ "kötünün", "iyiden" daha kuvvetli ve etkili olduğu, zihinde görece daha uzun süre zarfında ve daha yoğun bir şekilde işlendiği, dolayısıyla da psikolojik manada hayatımıza, hasmına nazaran, yüksek oranda tesir ettiğine dair bir yazıya denk geldiğimi hatırlıyorum.

    "... bad emotions, bad parents, and bad feedback have more impact than good ones, and bad information is processed more thoroughly than good... in our review, we have found bad to be stronger than good in a disappointingly relentless pattern..."

    "... kötü duygular, kötü evebeynler, kötü geri dönüşler iyilerden daha etkilidir. kötü(/mser) bilgiler iyi(/mser) bilgilerden daha fazla işlenmektedir... çalışmamızda, 'kötü'nün hayalkırıklığına uğratacak derecede ve acımasız bir şekilde 'iyiden' kuvvetli olduğunu bulduk..."

    zeigarnik etkisi de tam olarak bu noktada devreye giriyor. kanımca geçmişe dair kötü anılar, mutsuzluklar, aşk acıları, bir yere varamamış ihtiraslar, istekler, arzular, tamamlanamamış, sonuca varamamış birliktelikler, yaşan(a)mamışlıklar, yarım kalmışlıklar, çok şey olabilecekken arada derede kalmış hissiyatlar ve benzeri bir sürü şey, hem hatıralarda çok yer kapladıklarından hem de sıklıkla anımsandıklarından dolayı zaman geçtikçe zihni daha çok meşgul etmekte ve yine aynı sebepten dolayı da abartılarak, genişleterek ve hatta uydurularak da acıya acı, mutsuzluğa mutsuzluk, yarım kalmışlığa yarım kalmışlık, eklenmesine sebep olmakta.

    ben yine de her şeye rağmen enseyi karartmamak gerektiğini düşünüyorum. makaleden alıntı yapmaya devam edelim:

    "although it may seem pessimistic to conclude that bad is stronger than good, we do not think that such pessimism is warranted. as we have suggested, there are several reasons to think that it may be highly adaptive for human beings to respond more strongly to bad than good. in the final analysis, then, the greater power of bad may itself be a good thing. moreover, good can still triumph in the end by force of numbers. even though a bad event may have a stronger impact than a comparable good event, many lives can be happy by virtue of having far more good than bad events."

    özet geçersek, yaklaşık olarak: "insanların, kötülükle daha iyi başa çıkabilmek için, zaman içinde kötüye karşı daha duyarlı davranmaya adapte oldukları, bunun da hayatın zorluklarına karşı bir yardım edici bir olgu olduğu düşünülebilir."

    son olarak çok uzatmamaya gayret ederek kendimden bir şeyler eklemek istiyorum bu meseleye. hayatımın belirsiz bir dönemine kadar, dinlediğim depresif aşk şarkılarının aslında ne demek istediğine dair hiçbir fikrim yoktu. hayatımın söz konusu bu belirsiz döneminden yarı belirli diye adlandırabileceğim bir dönemine kadar ise, yazılmış, yazılmakta olan ve hatta sonsuza değin yazılacak, ayrılık ve hüzün içeren bütün şarkıların benim için, evet başka kimseye imkan vermeyecek şekilde yalnız benim için yazıldığına neredeyse emindim. hayatımın bu yarı belirsiz döneminden sonra devam eden ve hala içinde yaşadığım bölümünde ise tamamlanamamışların, olamamışların, nihayetlendirilememişlerin aslında eksiksiz bir biçimde benim onlara atfettiğim değer oranında bana bir şeyler ifade ettiğini², mevzubahis tüm olguların dönüp dolaşıp etki - tepki, yin - yang, ifrat - tefrit meseleleriyle bağdaştığını, hemen her şeyin eninde sonunda aslında rücu ettiğini, hayatta geçer akçenin mantıklı ve sağduyulu kalmaktan geçtiğini ve gerektiğinde bazı hatıraları gıyabında cenaze töreni düzenleyip bir daha canlandırmamak üzere gömmek gerektiğini iyi kötü öğrenmiş durumdayım.³

    ¹ https://assets.csom.umn.edu/assets/71516.pdf

    ² (bkz: marcus aurelius/@carinoizmir): ''eğer, bir dış etken seni üzerse, duyduğun acı, o şeyin kendisinden değil senin ona verdiğin değerden geliyordur. onu da her an kaldırma gücün vardır.''

    ³ bunu da sözlükte okumuştum ama aramama rağmen entry sahibini ve numarasını bulamadım. ilgili entry'yi gönderen olursa burayı da editleyeceğim.