şükela:  tümü | bugün
  • doğruluk payı gayet yüksek bir önermedir. zekanın cinsel çekiciliğe katkısı olabilmekle beraber, hiçkimse, itici bir görüntüye sahip olduğu halde sırf dokuzuncu dereceden denklemleri kafadan çözerek karşı cinsi tahrik edemez. tabi karşı cinsin dokuzuncu dereceden denklemleri kafadan çözme fetişi yoksa
  • yaşın ilerlemesiyle tuz buz olan önerme. zira zeki bir insanla hayvanlaşmak kadar haz veren birşey yoktur.
  • dunyaya çükünden bakan nice er ve erbaşların boynuzlandıktan sonraki mazaretlerde rastlayamayıp dumur olduğu bir önermedir aynı zamanda. kimbilir belki de algıda cinsiyet farkı diye bi halt vardır da biz hissedememişizdir. erkekler için genele yayılabilme ihtimali olsa da kadınlar için genellenmesi mimkin değildir.
  • kadinlar icin dogru erkekler icin yanlis onerme. erkeklerin güzel kadini avlayabilmesi icin güzellikten cok baska seylere ihtiyaci vardir. zaten dogada erkek secilir, kadin secer. secenin kriterinin nesli ileri goturen kriter olmasi gerekir, secilenin kriterinin cok onemi yoktur. erkegin kriteri güzelliktir genellikle, evet, kadininki ise güzellik degildir, ilk olarak en azindan.
    uzun vadede zeka zaten cok cok daha iyidir.
  • sarı$ın kadınlar aptaldır ( örn.: marilyn monroe) önermesiyle örtü$en yönleri olduğundan dolayı doğruluk payı olan bir tespittir. ama bunun yanısıra, bu önermeye göre de tüm satranç ustası di$i kitleninde erkeklerin rüya ve fantazilerini süslemesi gerekiyor. bu durum tartı$maya müsaittir.
  • iki boyutta ele alınması gereken önerme.
    karşı cinsle ilişkide izleyici ve oyuncu olarak iki konumdan söz edelim önce. ve buna da paradoksal cinsellik kuramı adını verelim.
    konum 1:
    izleyici (spectator position): sadece `izleyici iseniz ilk bakışta elbette karşıdaki kişinin "küreselleşme ve üçüncü dünya ülkeleri" hakkında ne düşündüğü önemli bir kriter olamaz. örneğin bir kadın "acaba david beckam son intihar eylemleri hakkında ne düşünüyor?" diye sanmam ki düşünsün. neden? çünkü bir seyir nesnesidir david ve öyle kalacaktır.
    seyirlik bir nesne seyreden için sadece görsel haz demektir. bundan ötesini beklemek bireyi antik yunana kadar götürür ki bu da arkaik ve gelenekçi olmak yükünü taşımak demektir.

    ikinci konum ise daha çok üzerinde durmak istediğim noktadır.

    konum 2:
    oyuncu(actor position): işte burada zeka unsuru devreye girmek zorundadır. neden?
    karşı cins sadece seyirlilk bir nesne değil yaşamın içinde birlikte hareket edeceğiniz, oyunu birlikte oynayacağınız kişiyse, dokunabildiğiniz, somut bir özneyse, günlük hayatın akışı içinde birlikte ürettiğiniz şey sadece adrenalin ya da hormonal bir takım ürünler olmayacaktır. zeka bireyin ambalajıdır aslında. zeki insan güzeldir, güzel insan da zekidir. burada bir diyalektik söz konusudur.
    tamam ben çok güzel olabilirim ama bu benim çekiciliğimin zekamdan ayrı değerlendirilmesi anlamına gelemez ki.

    burdan şu sonuç çıkar:
    -david beckam çok tatlı bir adamdır.
    -david beckamın zekasını sınayamam
    -david beckamın moron olması onun çekici olduğu gerçeğini değiştirmez.
    ama!
    -benim sevgilim tatlı bir adamdır.
    -ben sevgilimin zekasını görmeli ve ona dokunabilmeliyim.
    -sevgilim olacak kişi bir moronsa bu onun çekiciliğini benim nezdimde değiştirecektir. çünkü biz izleyici değil oyuncuyuz. sevgilim olan kişi de karşısına oturup izleyeceğim bir seyirlik eşya, dvd kalitesinde çözünürlüğü olan bir görsel ürün olamaz zaten.

    sonuç:
    zeka hem bir çekicilik unsurudur (oyuncu) hem değildir (izleyici). bu nedenle buna paradoksal cinsellik kuramı diyoruz*
  • -abi bak, zeka cinsel çekicilik unsuru değildir, olamaz...
    --yalanını sikeyim senin dangalak...
    -bak... gördün mü?
  • söyleyenin zekasindan şüphe edecegim cümle..
  • buradan buyurmaz mıydınız?
    (bkz: genel geçer partner seçim kriterleri)
  • evet belki kimse stephen hawking icin yanip tutusmuyor ama, yine de yanlis bir onerme. elbette, zeka cinsel cazibe de yaratir insanda, ama bu cazibeye kapilabilmek icin zeka duzeyleri arasinda ucurum bulunmamali. heyhat, gelin gorun ki aptal sarisin sevmek diye genelgecer bi olgu da yok degil yeryuzunde.