şükela:  tümü | bugün
  • ankara'da bir berberde traş olurken görmüştüm.

    not: bu entrinin taşıdığı bilgiler:
    a) zekai tunca (en azından) bir dönem ankarada bulunmuştur.
    b) kendini traş ettiren bir insandır.
    c) görülebiliyor.
  • 80'li yılların başlarında bir konser için yolu elazığ'a düşer, karnını doyurmak için bir kebapçıya uğrar, herkes onu ayakta karşılar, masaya gelen ikramın haddi hesabı yoktur, bütün çalışanlar hazırolda durur, şaşırmıştır zekai abimiz, "ulan bu kadar ünlü olduğumu bilmiyordum" diye içinden geçirir, kalkmaya hazırlanır, hesabı ister ve duyduğu cevap şudur:

    -abim ayıp ettin şimdi, selahattin alpay'a hesap ödetti dedirtmeyiz kendimize
  • yılların emektari bu zekai tunca, hatta, sanat müziği(!) jargonu gereği şöyle anılır tüm programlarda "zekai tunca beyefendi".

    benzersiz gırtlak nameleri, güzel sesi, vurguları, dinleyeni hiç sıkmayan icrası ve temiz diliyle ben de severim zekai tunca'yı. trt'nin habire sanat müziği pompaladığı yıllarda, bol bol plak satmış, "haklısın ne kadar üzsen de beni", "leylakları sünbülleri" gibi şarkıların dinlenilmesi gereken tek ses olmuştur.

    lakin bu ses tonajındaki insanları, dahası neredeyse tüm erkek sanat müziği sanatçıları gibi mutlaka kırıtır, top top davranışlar yapar. tavrım o ki, insan sanat müziği söylüyorum diye, bu kadar da incelmemeli, antipatik olmamalı.
  • öyle geliyor ki; yıllar yıllar sonra bir gün hafızamı kaybedip tüm geçmişimi unutursam ve bunu hatırlatamayacak bir ortamda aval aval ufka doğru bakarken bu adamın trt4 deki italik mikrofon tutuşu görüntüsünü görmemi takiben yediğim ıspanaklı yımırta sayısına kadar her şeyi hatırlayabilirim. öyle derinlerde bir yerdedir kendisi. çocukluğumuza dair.
  • 2003 yılında seni aşksız bırakmam ve son olarak 2007 yılında aşka merakım ezelden isimli albümlerini piyasaya çıkarmıştır. bu son çıkan iki albümün digerlerinden farkı tüm bestelerin kendisine ait olmasıdır.

    şahsen isterim ki; cemal safi ile birlikte hep çıksınlar televizyona, cemal safi şarkıların hikayelerini anlatsın, zekai tunca seslendirsin, ben mest olayım ekran karşısında.. var olsun hep.
  • geçen ramazan istanbul'dayken bir yerde afiş gördüm bir şey belediyesi ramazan şenlikleri zekai tunca konseri diye hem de o akşam. anında damladım akşam ve yakından canlı izleyip dinleme hatta telefona kaydetme fırsatım oldu çok şükür kendisini. arada açar dinlerim. konser bitiminde tanışmak istedim yanına gittim o sırada engelli vatandaşlarla fotoğraf çektiriyordu sonrasında hemen çadırına döndü peşinden gittim ama olmadı elini sıkamadım ısrar edip rahatsız etmekte istemedim oradakileri yorgun şimdi dediler. tokalaşsak konuşma bile hazırlamıştım. kendisine söyleme fırsatım olmadı buraya yazayım belki tanıyan bilen biri vardır söyler.

    daha çocukken türk sanat müziği sevgisini bana babam aşıladı.
    bunda sizin şarkılarınızın da payı çok büyük.
    babamı kaybettim ama türk sanat müziği sevgisi kaldı miras.
    sesinizi duydukça babamı hatırlarım, iyiki varsınız şarkılarınız var efendim.

    sağlıklı uzun bir ömür diliyorum kendisine.
  • goruntusu biraz izzet altinmese, biraz selahattin alpay, biraz da yunus bulbul'un ortaya karisik cikmis hali gibi gelir bana hep. sarki yorumları guzeldir. fazla bagirmadan, sesiyle oynayarak abartıya kacmadan, usulca soyler. abartan icin (bkz: bulent ersoy). zekai tunca sesi rahatsiz etmez. hatta huzur verir. (bkz: muzikle tedavi)

    (bkz: yuregime kor dugumler atilmis)
  • sanki ağzını açmaz gibi gözükürken, en can yakan sözleri o ağızdan çıkarmayı başarabilendir. ne bağırır ne gereksiz nameler yapar ama yüreğinizin bir köşesi üşür o söylerken.
    kendisini herhalde trt'den başka hiçbir ekranda da görmedim bugüne kadar, hatta aklımda hep televizyona çıktığında ekranın üst köşesindeki trt 4 logosuyla kalmıştır.
  • cemal safi'nin "imkansız" adlı şiirini besteleyen ve mükemmel yorumlayan tsm sanatçısı
  • 80'lerde yayilan video furyasinda, zekai tunca da, senaryosu 3 saatte yazilmis dandik turk filmleri kutugune ismini cakmistir. bu abimizin oynadigi romantik komedi turu bir filmde gecen bir sahneyi aktarayim. sevgililerinden kacan 2 delikanli (ki bunlardan birisi de zekai oluyor) bi evin catisina cikip umutsuzluk icinde kendilerini asagi atarlar. 30 saniye suren dusme sirasinda birbirleriyle diyaloga giren delikanlilar "bi saniye, bi saniye, niye atlayip da oluyoruz ki biz?" diye sorarlar. sonra yukari geri ucup tekrar eve cikarlar, e orda da film kopar. uzulmus ve "naptin zekai abi, lahana saclarinla severdik seni?" seklinde bir serzeniste bulunmustuk..