şükela:  tümü | bugün
  • normal olandır.
    bu tip tartışmalarda genelde iki taraf da uzun uzun yazar ama kimse zekat vergi midir? sorusunu sormaz.
    zekat vergi değildir ve devletle alakası yoktur.
    din bireysel olduğu gibi zekat da bireysel bir meseledir.
    sen inancın için malından vazgeçebiliyor musun geçemiyor musun tek mesele budur.
    allah yoksulluğu bitirmek istese senin üç kuruşuna ihtiyacı yok.
    kimi uyanıklar "zaten vergi veriyorum zekat vermeyeyim" veya "zaten zekat veriyorum vergi vermeyeyim" gibi şeylerle işi kendilerine yontmaya çalışsalar da olayın vergiyle alakası yoktur.
    zekat sistemi diye bir sistem de yoktur. birikimlerin bahse konu limitleri geçmişse uygun birilerine zekat verirsin hepsi bu.
  • zekat ibadettir ve bir kimsenin ibadeti diğerini elbette ihya etmez.
  • doğru önermedir. zekat üzerine kurulmuş bir ekonomide de birbirine görece zenginler ve fakirler var olmaya devam edecektir.

    zekatın temel hedefleri şöyle sınıflandırılabilir:
    1. islamı tebliğ
    2. toplumun (bireylerin değil) ekonomik durumunun iyileştirilmesi, ekonominin hacminin genişlemesi
    3. faizin ortadan kaldırılması
    4. sosyal güvenliğin sağlanması (sigortacılık gibi sektörlere ihtiyaç kalmaması vb. )
    5. insan onurunun korunması, toplumsal birlikteliğin sağlanması, hoşgörünün, yardımlaşmanın ve sadakatin artması

    (bkz: yoksulluğu bitirebilecek tek şeyin zekat olması) başlığına bir antitez olması bakımından konuyu etraflıca inceleyeceğim. vakti olanları aşağıya bekliyorum;

    advanced mode on

    ilgili başlıkta bahsedilen yoksulluk, günümüz hesabıyla belirlenen yoksulluk sınırının altı ise yanlış önermedir.

    zekat, açların çaresiz kalmasını önlemeyi ve aç sınıfının minimuma indirilmesini hedefler fakat yoksulluğu bitirmek gibi bir iddiası yoktur. ayrıca ana amacı aç beslemek de değildir. acıdır ki müslümanlar faizin tüm detaylarını bilmesine karşın zekatın ne olduğunu bilmezler. önermedeki eksiği daha iyi anlamak için zekata daha yakından bakalım. okumaya üşenenler için kapsül niteliğinde bir bkz vereyim. link1

    zekat ne değildir?

    zekat sadakanın eş anlamlısı değildir, cepteki bozukluklardan kurtulmak da değildir, eli ayağı tutan ama ağlamasını iyi bilenleri makarna, kömür vb. vererek tembelliğe alıştırmak ve kazananın sömürülmesi hiç değildir. sadece müslümana verilir söylemi de külliyen uydurmadır, zekat hz. muhammed (s.a.v.) ile birlikte ortaya çıkmış birşey de değildir. zekat bireylerin organize ettiği bir yardımlaşma kampanyası değildir. kurumsal bir zeminde devlet eliyle organize edilmesi gereken faaliyetler bütünüdür. devletin bu işe girişmediği yerlerde vakıf ve dernekler aracılığıyla organize edilmesi, kaynakların daha etkin paylaşımı açısından faydalı olacaktır. dernek ve vakıflara dahi güvenilemeyecek kaotiklikte bir ülkede ise en temizi yine kişinin kendisinin organize etmesidir.

    zekatta asıl amaç nedir?

    zekatın asıl amacı, toplumdaki tüm fertlerin ekonomi çarkları içerisinde yer almasının sağlanmasıdır. çarkın dışına itilmiş veya çarkın dışına itilme riski olan kişilere destek olarak ekonominin içerisinde kalmalarını sağlamaktır. yani özetle zekat veremez duruma düşmüş kişilerin tekrar zekat verebilir duruma gelmelerinin sağlanmasıdır. örneğin eli iş tutan bir kişiye erzak yardımı yapılmak yerine bir iş kurmasının veya bir işe girmesinin devlet eliyle sağlanması zekat sisteminin doğasına daha uygundur. diğer bir örnek, elektrik faturasını ödeyemediği için fabrikası kapanma riski altında olan işverenin faturasının devlet tarafından ödenmesi yine güzel bir örnek olacaktır. böylelikle zekat bir yandan da iş hayatının sigortası görevi görür. bugün musluk akarken ben desteğimi olayım, yarın dara düştüğümde bana el uzatılacağından emin olayım demektir.
    böylece sigortacılar avcunu yalayacaktır. düşene bi tekme de biz vuralım diyen yüksel faizli borcu kökleyen bankalara da ihtiyaç kalmayacaktır. faiz daha fazla yaşayamayacak, etki alanı daralacaktır. zekatın en önemli amacı da zaten faizin kökünü kazımaktır.

    zekatın bileşenleri nelerdir?

    zekat sadece eldekinden vermekten ibaret bir uygulama değil, insanlığın başından beri faizli sisteme en insancıl alternatif olarak karşımıza çıkan dört başı mamur bir sistemdir. yani bireysel sadaka verme eylemi değil, devletin ekonomi, istihdam, sosyal güvenlik ve maliye politikalarının çerçevesini çizer:

    a- eldeki malın fazlasının verilmesi,

    b- bunun devlet tarafından toplanması (bunu vergiye benzetebiliriz)

    c- belirli sınıflara (islamdaki sınıflar için bkz. tevbe-60) verilmesi (ilk 4 sınıf) veya onların ihtiyaçları için harcanması (ikinci 4 sınıf) gibi meseleleri kapsar. bu üç bileşenin yanında 4. bir bileşen olarak ibadet yönü de vardır.

    zekat neden bir ibadettir?

    zekat, kuranda sadakat kökünden gelen sadaka kelimesiyle ifade edilir. yani kişilerin devlete bağlılığını, islama desteklerini gösteren bir eylemdir. bunu eli titremeden gönülden veren sadakatini ve bağlılığını göstermiş olur (fenerol kampanyası veya siyasi kampanyalara 1 lira bile olsa yardım yaparak bağlılığını gösterenler gibi düşünün.). kişi bu yardımı yaparak islamdan taraf olduğunu beyan etmiş olur ki bu bir kimlik göstergesidir. diğer bir kimlik göstergesi mahiyetindeki ibadet namazdır çünkü müslümanın her gün yapması gerekir. tesadüf değildir ki kuranda müslüman kimliğini vurgulayan ayetlerde hep bu ikisi yanyana anılmıştır. yine beyyine 98/5'ten görüldüğü üzere tüm ümmetlere şirkten uzak durma, namazı kılıp zekatı verme emredilmiş, bu emirlerin uygulanması sağlam din olarak nitelenmiştir. bu, insanların dünyalık malın bir miktarından vazgeçebilme olgunluğuna erişebilmesi ile birleştirilince zekatın ibadet vasfı kazanması pek tabiidir.

    zekat vergi midir?

    zekat ile ilgili genel şablon tanımlardan biri bunun vergi olduğu yönündedir. bu iyi bir benzetme değildir çünkü insanların gözünde zekatı günümüz ucube vergi sistemlerinin düzeyine indirir;

    a- zekat eldeki fazla maldan verilir. vergi ise fazlalık olup olmadığına bakmaz, hatta henüz elinde olmayan gelecek kazançlarının bile vergisini peşin olarak vermek zorunda kalırsın.

    b- zekat üretilen ürün cinsinden verilebilir, vergi ise para olarak ödenmelidir. yani devlete şuan alacaklarımı alamadım elde para yok, ürettiğim elimde fazla kalmış ürünler var, bunlardan versem olur mu diyemezsin vergide. ayrıca vergi eldeki mal, gelir, harcama,marketten aldığın su, yaktığın elektrik için bile ödenir.

    c- zekatın oranı ürün cinsine bağlı olarak %2,5 ile %10 arasında değişen makul bir düzeydedir ve tek kalemdir. vergi ise gelir vergisi, ötv, kdv, damga vergisi vb. yüzlerce farklı kalemdedir ve toplam ödediğiniz vergi oranı devasadır.

    d- verginin nerelere harcanacağı tamamiyle yöneticilere kalmıştır, anında bir kararname geçer ve istenilen kanala aktarılır. denetleme şansınız yoktur, hesap da soramazsınız. zekatın nerelere harcanacağı bellidir, değiştirilemez. aksi durum tespitinde hesap sorulabilir, buradaki bir suistimal hükümetler devirebilir.

    e- zekatta oranlar, harcama kalemleri, toplama yöntemleri vb. bellidir. değişmeyeceğini bildiğiniz için güvenip iş kurabilirsiniz. vergi belirsizdir, dayınız yoksa her an bir kanunla kazığı kökleyebilirler. o yüzden herkes her sektöre rahat rahat giremez. zaten kazanmasan bile vergi ödeyeceğin için taa baştan bunun için bir kaynak ayırmak gerekir.

    zekat sistemi faizli sistemin alternatifi midir?

    faizle zekatı yanyana anmak mercedesle tatayı kıyaslamaya benzer. faiz ölü doğmuş çocuktur, sürekli tıkanan ve krizlerle boğuşan bir sömürü düzenidir.

    türkiye'yi düşünün, dolar 7 lira oldu harcamalar durdu, konkordatolar, iflaslar havada uçuştu. hadi yurtdışından gelen malları bir kenara bırakalım, ülke içine bakalım. üreten aynı yerinde, tüketen aynı yerinde, ihtiyaç aynı yerinde ama faizli borç verenin parası olmayınca herkes boş ve çaresiz bekliyor. malın tüketiciye akması için dışarıdan gelen faizli paraya bir kağıt parçasına ihtiyaç var. ve buna rağmen devlet 1 yıl vadeli senedini gelir sayıp senden peşin nakit vergi talep ediyor. evinin, arabanın, temel ihtiyaçlarının vergilerini hala ödemek zorundasın nakit olarak. ürettiğin ama satamadığın malın vergisini de. devlet ise harcamalar azaldığı için kendisini döndürmek için mecbur vergileri arttırmak zorunda. çünkü bu zamana kadar hep kolaya kaçmış, emekle değil parayla çözmeye alışmış herşeyi. politikaları sığ. bir sektöre destek mi olunacak ver abi düşük faizli kredi, mantık bu kadar sığ. yaptığın sosyal yardım da popülist; erzak dağıtma. para gidince vay efendim dış mihrak, döngü kırıldı, sistem tıkandı. eldeki parayı da israfa harcıyorsun, ahanda oyuna geldin. zekatlı sistemde olsa zaten vatandaş daha az vergi ödeyecek ve o anda elinde olan fazla maldan ödeyecek. fazla malı olmayan ödemeyecek. bu varlığın bir kısmı ayni olarak dağıtılacak bir kısmı paraya çevrilip israfa değil de ekonomik döngünün dışına çıkmış kişilerin tekrar döngüye geri girmesine harcanacak. mal ayni olarak devlete ödendiği için meyve sebzenin kalitelisinin hepsini rusya yemeyecek, bize de düşecek. devlet işsizleri belirli elemelerden geçirdikten sonra bir kısmına iş kuracak, onlar yoksul sınıfından çıkana kadar vergiden muaf olmuş olacak. genelde doğal felaket ve savaş gibi durumlar dışında ekonimik kriz pek gözlenmez, krizde bile istihdam ve girişimcilik diri tutulur.

    faizli sistemde ekonomik olarak güçsüz olan ezilir. borcunu ödeyemeyenin borcu katlanarak artar. elinde avucundaki tüm herşeyi kaybeden kişi ya intihar eder, ya da borcunu ödemekten vazgeçer ve af beklemeye başlar. af gelene kadar tekrar ekonominin çarkları içerisine geri dönme şansı yoktur. sürünür, çaresizdir ama devlet destek çıkmaz ve öylece izler. bir süre sonra mecbur kalır af çıkartmaya, bu sefer de borcunu düzenli ödeyen vatandaşı küstürür, mağdur eder. devlet kanunlarla da vatandaşını korumaz, üstelik bizim gibi çabuk kibirlenen vasat ülkelerde hızlı büyümek için vatandaşın gırtlağa kadar faizli borca batması için de çabalar. hatta faizden uzak durmaya çabalayan vatandaşı da tuzağa çekmek için katılım bankaları kurar, bu vatandaşı tavlamaya çalışır. tabi bir yandan katılım bankacılığıyla ilgili kanunu değiştirerek faizli işleri onlarında yapabilmesi, hatta yapmak zorunda kalması için de çabalar. bunu neden yapar, çünkü parayı veren böyle harcanmasını ister. atatürk gibi bu toplumu yoktan var etmeye, elindeki kaynağı kullanarak ayağa kalkmaya cesareti olmayan, hazır para yemeye alışmış yöneticilerin yokluğu bu tip durumlarda yürekten hissedilir. zekatlı sistemde ise gecikmiş borçlara faiz uygulanamaz. yapılabilecek tek şey art niyet araştırması, art niyet yoksa zekat fonundan desteklenmesi, art niyet varsa da dengi/misli ile cezalandırılmasıdır. dengi/misli ceza nasıl birşey derseniz bir örnek için

    zekat devletin politikalarını nasıl etkiler?

    a- zekatın harcama kalemleri belli olduğu için kafasına göre bir sektörü destekleyip fonlayamaz. bunun için farklı yollar bulmalı, en basitinden halktan para toplayacaksa bile bunu farklı bir ödeme kalemi olarak tahsil etmelidir (örneğin sgk ödemeleri). ayrı para toplanıp sonucunda yeterli hizmet sunulamazsa halk bunu rahatlıkla denetleyebilecektir.

    b- zekat kapsamında yaptığı sosyal yardımlarda adam kayırmacılık yapamaz, çünkü işin ibadet boyutu vardır, insanlar daha fazla tepki gösterir (örneğin deniz feneri skandallarının devlet skandallarından daha fazla ses getirmesi gibi).

    c- zekat sınıflarından yalnızca biri açlar/miskinlerdir. diğer sınıfların bazılarında yoksul fakir ayrımı yoktur, durum tespiti yapılır ve ihtiyaç olduğuna kanaat getirilirse destek olunur.

    d- güvenlik harcamaları, üniversiteler, dış ülkelerdeki ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımlar, fakirlere yapılan yardımlar, para döngüsünde sıkıntı yaşayan işyeri sahiplerine yapılan yardımlar, vergi toplama denetim yardımların dağıtımı vb. işlerde çalışan memurların maaşları vb. konular zekattan fonlanabilir. siyasi parti ödenekleri, broşürler, logo çalışmaları, otellerde gezmeli yemeli toplantılar, festivaller vb. zekattan fonlanamaz. yani özetle israf zekattan fonlanamaz.

    e- zekat sisteminde lisans, plaka, hat, pazar yeri vb. mesleki yetkinlikle ilişkisi olmayan ama işi hakkıyla yapabileceklerin belirli sektörlere girmesini engelleyen uygulamalar olmaz. mesleki yetkinlik ve işini kaliteli yapmak esastır. kusurlu mal üretene yaptırımlar katıdır. yani parası çok olanın az olanı barındırmaması yasaktır, işini iyi yapan kazanır.

    f- devlet serbest piyasa ekonomisi uygulamak zorundadır.

    g- devlet gecikmiş alacakları için af uygulayamaz. dengi veya misliyle cezalandırma dışında farklı bir ceza da uygulayamaz. hele hele hapis cezası hiç uygulayamaz.

    h- emeklilik sistemi gibi bir şeye ihtiyaç yoktur. çünkü emeklilik sistemi aslında tavşana tutulan havuçtur. devlet üzerine düşen görevleri yapmaz, vatandaş güven duymaz, tutunacak dal olarak görür emekliliği. zekatlı sistemde eli iş tutan çalışır kazanır. dara düştüğünde devletin yardıma koşacağını bilir, güvenir. böylece tüm hayali gün gelip de boş boş, camış gibi yatmak olan bir nesil yetişmez.

    ı- kalitesiz/kusurlu mal üretip bunu kusurlarını anlatmaksızın satan, dolandırıcılık yapanlar uyarılır, ardından iş ruhsatları iptal edilir ve bir daha o işi yapmalarına izin verilmez. başka bir iş ile şanslarını denemelidirler.

    `şuan zekat sistemini hakiki manada uygulayan devlet var mı`?

    yok.

    müslüman devletlerde de mi yok diyebilirsiniz. hangi müslüman devlet? ya da hangi islamın müslümanı? kurana teslim olmuş müslüman ülke var mı ki bunu hakkıyla uygulayan olsun. aradığınız ülkeye şuan ulaşılamıyor, mezhep savaşları bitince tekrar deneyin.

    şuan zekat sistemine geçilebilir mi?

    bunu yapabilmek için kararlı, adam kayırmayan, dürüst, şeffaf yöneticilere ve devlet ahlakına ihtiyaç var. ve tabii ki devletin malı deniz yemeyen domuz demeyen vatandaşlara. bu kararlı bir yolculuk ve zihin inşası sonucu ulaşılabilecek bir olgunluk. eğer bugünden başlayıp buna çabalasanız muhtemelen 15-20 yıl arası bir vakte ihtiyacınız olacaktır. sizle doğan neslin reşit olmaya başlaması ile değişim kendisini gösterir. sanırım birazcık tanıdık geldi burası herkese. koltuk gitmesin korkusuyla bu riski almazsan yüzyıllar yetmez, faize saplanır boğuşursun, sonunda çark seni çevirir dışarı atar, dış mihrak bahaneleriyle avunursun. tüm bunun sonunda en müslüman kendini görürsün ama allah öyle görmez (örneğin kuranda mümin tanımı yapan onlarca ayette zekat vardır. ayrıca beyyine-5 sağlam din tanımında zekata yer verir.)

    üstteki entrylere toplu cevap

    zekatın islam devletindeki vergi olduğu sıkça değinilen bir konudur (bkz: 91477951) (bkz: 90120282) yazıda günümüzde ödediğimiz vergi zekat yerine geçer gibi bir yanlış anlaşılmaya kapı aralanabilir, hemen önünü kesmek istedim. günümüzdeki vergiler doğru sınıflara harcanmadığı ve mal fazlasından toplanmadığı için zekat yerine geçmez, bunu eklemekte fayda görüyorum. zira son dönemlerde bu konuda diyanete fetvalar soruluyor. diyanet ise farklı bir çözüm arayışı içinde sonuç çıkar mı bilinmez ama halihazırda kanunda yöntem bulanlar da çıkmış (bkz: 90067601).

    nebi (a.s.) ve 4 halife döneminde zekatın devlet tarafından toplandığı da bilinen bir gerçektir. hatta ebubekir (a.s.) zekat vermeyenleri isyancı kabul edip savaş açmıştır. bu bizzat devlet tarafından toplandığına önemli bir delildir. kuranda ise tevbe 103’te nebi (a.s.)’a hitaben “onları arındırmak ve temize çıkarmak üzere mallarından sadaka al!” emri mevcuttur. ayrıca hem tevbe 60’da hem de meşhur hadis kitaplarında zekat memurlarından bahsedilir. nebi (a.s.)’ın medine’de zekat memurları görevlendirdiğini anlatan çokça rivayet mevcuttur.

    zekat sistemi diye bir şeyin olduğunu ve faizli sistemin alternatifi olduğuna delil bir sürü ayet mevcuttur. örneğin bakara 276’da “allah, faizli işleri daraltır, zekâtları/sadakaları artırır.” der. demek ki zekat faizli işlemlerin muadili niteliğinde bir şeydir, ve bakın zekat faizle değil faizli işlemlerle kıyaslanır. ekonomi kuramlarına bakıldığında da görülür ki faizin artması piyasayı daraltır, sosyal ekonomi politikaları ekonominin genişlemesini sağlar. demek ki zekat, bir çeşit sosyal ekonomi modelidir ki bu bal gibi de sistem olarak isimlendirilir. buradaki kıyas basittir faizli ekonomik sistemde para yalnızca zenginler arasında dolaşır hale gelmektedir ki bu da sürekli krizler oluşturur. zekat ve sadakaya dayalı sistemlerde ise ekonomik döngünün dışında kalanlar veya kalma riski olanların ekonomiye kazandırılması söz konusu olur. faiz, ekonomiyi daraltır; sosyal harcamalar ise canlılık ve gelişme sağlar, para daha çok dolaştıkça herkes kazanır. zekat müessesesi sadece bireysel verme ile açıklanamaz; verme, toplama, gerekli sınıflara dağıtma vb. bir sürü bileşenden meydana gelir.

    yukarıdaki 3 konuda akademik referans da vereyim. yök'ün yayınladığı şu doktora tezinde de bu üç konuda daha geniş malumat bulabilirsiniz.

    advanced mode off

    edit: ekleme