şükela:  tümü | bugün
  • seçimlerde istediklerini mebus seçtirip, istemediklerini seçtirmeyenlerin iradesini kırarak, listelerini delerek ikinci meclis'te yer almayı başarmış iki bağımsız mebustan biridir. diğeri sonradan halk fırkası'na katılınca tek bağımsız mebus olarak kalmıştır. gümüşhane mebusudur. mahir iz'in yılların izi kitabında yer alan hatıraları yaşadığı döneme, birinci meclis ve ikinci meclis'in yapısına, dönemin "seçim kanunu" ve usulüne, 1923 seçiminin içyüzüne ışık tutması açısından hayli önem taşımaktadır (trt kalıpları gibi oldu, idare ediverin). sözü zeki bey'e bırakalım:

    "o zaman intihabat [seçimler] vilayetlerde ayrı ayrı yapılıyor ve kaza merkezlerinde bile birer ikişer gün fasıla ile müntehib-i sâniler [ikinci seçmenler] rey [bunu da bilmiyorsan bırak artık bu yazıyı, okuma zaten] veriyorlardı. bugünkü gibi bütün memlekette bir anda ve bir günde meb'us seçimi yapılmıyordu.

    [gümüşhane'de] ilk intihab kelkit kazasına emir verildi. süvari seyyar jandarma taburu, kaza merkezini ihata ederek tabur kumandanı bir müfreze ile ayrıca belediye dairesini çevirip kendisi de içeri girdi. aynı zamanda jandarma kumandanı, kaymakam vekili de tedbir alarak belediye dairesine dahil oldu. müntehib-i sâniler de tamam olduğundan belediye reisi hacı alâeddin bey merhum ayağa kalkarak:

    "büyük müsafirlerimiz, biz şimdi mebus intihabına başlayacağımızdan, sizlerin belediye dairesinden lütfen çıkmanızı rica ederiz. arzu buyrulur ise, yanımızdaki ufak odada oturunuz"

    demesi üzerine, süvari binbaşısı ve kaymakam vekili olan jandarma kumandanı:

    "biz, buraya intihabı yaptırmak için geldik. intihap bizim yanımızda yapılacak ve her müntehib-i sâninin yazdığı veyahut yazdıracağı pusulaları göreceğiz. hükûmetin istedikleri adamlardan başka hiç kimseye rey verilemez"

    dediler. bu açık ve sarih tehdit karşısında belediye reisi hacı alâeddin bey merhum:

    "efendiler, bizim elimizdeki intihap kanununda sizlerin bulunacağına dair hiçbir kayıt yoktur halk da kendi vekilini kendisi seçeceğine ve buna karışanların ağır cezalara çarptırılacağına dair maddeler de vardır. hükûmet istediğini yapacaksa, daha bu ahaliyi aylardan beri köylerinden niçin tedirgin edip, bu mahsul zamanı yerlerinden oynattınız? kaza idare meclisi kararı ile yapılır, biterdi. biz de bu eziyetlere katlanmazdık. ben sizi, burada bırakamam. elimdeki kanun da bunu emrediyor."

    binbaşı ve jandarma kumandanı:

    " biz emir aldık. müntehib-i sâniler hükûmetin gösterdiği zevata reylerini verecek. vermedikleri takdirde biz verdirteceğiz. başka münakaşa istemez."

    diyerek kesip atarlar. bunun üzerine hacı alâeddin bey:

    "madem ki böyle bir emir aldınız, böyle arzu ediyorsunuz, bizler de kazâ namına mebus intihabına iştirak etmiyoruz ve çıkıyoruz. sizler de istediğiniz gibi oturabilirsiniz"

    deyip, bütün müntehib-i sânilerle beraber belediye dairesini terk ederek, kasaba içerisine dağılırlar. neticenin bu hâli kesbedeceğini hiç de ümid etmeyen kumandan ve kaymakam vekili hayretler içerisinde şaşırırlar; binbaşı doğruca telgrafhaneye koşup, evvelce aldıkları talimat dairesinde mustafa kemal paşa'yı aramaya mecbur kalırlar. bir buçuk saat zarfında irtibat temin edilerek, kelkit belediye reisinin ve müntehib-i sânilerin aldığı vaziyet mustafa kemal paşa'ya bildirilir. mustafa kemal paşa, belediye reisini telgraf başına çağırmalarını emreder. reis hacı alâeddin bey'i hanesinden çağırırlar. milyonlarca insana numune olacak şekilde medeni cesaretini gösteren bu hamiyetli koca türk telgraf odasına girerken, mustafa kemal paşa karşısındaymış gibi fesini düzeltmiş ve ceketinin önünü iliklemekle velev gıyabında bile olsa büyüğüne karşı tazimini göstermiştir.
    muhabere [haberleşme] memuru mustafa kemal paşa'ya, belediye reisi'nin hazır bulunduğunu ve aldığı vaziyeti haber vermesi üzerine; mustafa kemal paşa: "reise selamlarımı söyleyiniz" demiş, reis de bilmukabele paşa'nın ellerinden öptüğünü bildirmişti. mustafa kemal paşa:

    "hacı bey! benim size gönderdiğim mebuslara rey verecek olursanız, hem sizin hem de memleketiniz hakkında çok iyi olur. ve siz de, memnun olursunuz. zeki bey'i biz boş bırakmayacağız. en yakın zamanda onu en büyük memuriyetlere koyacağız. kelkit ahâlisine de selamlarımı söyleyiniz. tekrar ediyorum, zeki bey hakkında hiç merak etmeyiniz."

    hacı alâeddin bey:

    "paşam ellerinden öperim. bu benim elimde değildir. halk and içmiştir. zeki bey umumi harpte bizim ölümüze tabut, dirimize beşik olmuştur. bizi her türlü felâketten kurtarmış, harpten sonra da açlıktan ölüm tehlikesine gelen ahalinin imdadına yetişerek bize hem yiyecek ve hem de tohumluk temin etmiştir. eğer bizi istemiyorsan, birer kağnı bir de massamız vardır. yer gösterin gidelim. biz vekil olarak zeki bey'i istiyoruz."

    mustafa kemal paşa: "massa nedir" diye sual etmesi üzerine, memur ismail efendi, arabaya koşulan hayvanatı sürmek için, iki metre uzunluğunda bir değneğin ucuna sokulan bir çivinin massa tabir edildiğini izah eder. mustafa kemal paşa: "binbaşı ve jandarma kumandanı orada mıdır?" sualine karşı da, muhabere memuru "evet, buradadırlar paşam" cevabını verir. mustafa kemal paşa, onlara hitaben:

    "çekiliniz! ve intihabı serbest bırakınız. bu nisbette azimkâr olan bir halka fazla tazyik yapılamaz"

    derler. bunun üzerine ikindiye yakın müntehib-i saniler belediye dairesinde tekrar içtima ederek iki rey muhalife karşılık bütün reyleri bana verdiler; diğerleri, birçok kimseler dağıtıldı. bu hali haber alan seyran jandarma kumandanı ve aynı zamanda kaymakam vekili, belediye reisi'ne yalvararak, aman beni tehlikeli bir mevkie düşürmeyiniz. reyleri şimdiden taksim edelim. tam ve mutlak biri zeki bey'e diğer reyleri de celal bey'e, hasan fehmi bey'e, rıza bey'e, asım bey'e bu dördüne taksim edelim. reis giriftzâde mehmed bey'i ancak bu şekilde ikna edebilirler. ve seyran'da reyler açık açık yazılarak reis mehmed beyin kontrolünden geçtikten sonra intihab bu şekilde yapılır.
    dorul kazasına gelince, iki kazanın müntehib-i sânilerine müsavi [eşit] olan bu daire-i intihabiyyede [seçim bölgesinde] gümüşhane jandarma kumandanı ve aynı zamanda vali vekili olan osman bey, aşağıdaki telgrafı dorul jandarma kumandanı ve kaymakam vekili olana çeker:

    "dorul kaymakam vekâletine

    intihab hakkında gazi mustafa kemal paşa hazretlerinden alınan telgrafname kazanıza da ta'mimen bildirilmişti. telgrafnâme münderecatı dikkat nazarınıza alarak, her neye mal olursa olsun hükûmet namzetlerinin kazandırılması elzemdir.

    vali vekili ve jandarma kumandanı osman"

    güzergâhta bulunan bu kasaba en çok nüfus kesâfetine malik olup, vürud eden müntehib-i sâniler belediye dairesinde içtima ederler. toplantıya jandarma kumandanı müsellah [silahlı] kuvvetlerle girerek yukarıda yazılı telgrafı aynen reis ve müntehib-i sânilere tebliğ ettikten sonra muhalif bir rey verenin canlı olarak buradan çıkamayacağını da söyler.
    gördün mü hâkimiyet-i milliyeyi!"

    (kaynak: yılların izi, mahir iz. s. 406-409)
  • mustafa kemal'e muhalefetin önde gelen isimlerindendir. el'an kendi adını taşıyan öğrenci yurdu ise sanki laf söz gelmesin diye ısrarla, altını çize çize atatürk ilkelerine bağlılık vurgusunda bulunuyor.

    http://www.zekayurdu.com/

    ayrıca hatıratı sebil yayınları tarafından 2007 yılında basıldı.

    http://www.sebilyayinevi.com/…n-hatiralari-t54.html
  • neyzen tevfik'in misralari ile diktatorlugun isim ve cisim degistirse de aslinda degismedigini tarihe haykiran muteveffa ittihad-i ıslam hadimi.

    "saz yine o saz, teller değişti,
    yumruk o yumruk, eller değişti"