1. alem fm'de matrax programiyle nasil hem seviyeli hem de matrak bir program yapildigini cumle aleme kanitlayan,ayrca aksam gastesinin kantin dergisinde de cok farkli bir formatta olan yazilariyle taninan ender sahsiyet...
  2. yıllar önce akşam gazetesi 'nin canteen ekinde tanıştığım, kendisi gibi bir dünya okura sahip kişidir.

    sözlükte hakkında yazılan yazılara bakıp akıllıca, üsturuplu bir şekilde cevap yazısı yazmış. buna bir lafım yok fakat onu savunmak için sitesinde destekleyici (ve tabii ki sözlüğe yağdır mevlam su biçiminde saldıran) şahsiyetlerin öyle komik lafları var ki, hele biri "meyve veren ağaç taşlanır." demiş, hay allahım ya.
  3. gökhan özen ve mustafa sandal'ın şarkılarını çalmadığını açık açık ifşa eden, nazan öncel'e acayip hayranlık duyan ve zekirdek.com sitesinin tanıtımı yaparken seks kokulu sesiyle ''çekirdek değil tatlımmmm, zekirdekkk'' diye insanın içini gıcıklayan zeki mi zeki, coşkun mu coşkun bir şahsiyet...
  4. cok guzel siir okuduguna inandigim radyo programcisi (programci ne ki?). turkce'yi cok iyi kullandigi asikardir.
    arkadaslarim programini (bkz: matrax) ilk tavsiye ederken "abi programa baglanan adamlar gecenin bi vakti bagira cagira sarki soyluyorlar, evsahibi kapiya geliyor, tartismalari bile canli yayinda oluyor" ya da "tabak canak kiriyorlar vs.." dediklerinde "hadi ordan" dedigim ama dinleyince tum bunlarla karsilastigim ve katilan kisilerin her denilene nasil "itaat ettiklerini" ve bundan ayni zamanda cilginca zevk aldiklarini gordugum programdir bahsettigim.
    okulda dinleme firsatim olmuyor ama eve gittigimde uyku duzenimi oturtmaya calsitigim donemlerde buna engel olmaya devam ediyor (23:00-02:00, hatta geciyor cogu zaman)

    "ceset kokan kadinlar" kitabini bana hediye etmistir kendisi ayni zamanda. (program vasitasiyla tabii)
    bu kitapta en bittigim olay, birogumuzun (en azindan benim) gunluk hayatta karsilastigimiz, bizzat yasadigimiz ama anlatmaya dahi gerek duymayacak kadar onemsiz gordugumuz olaylari anlatisidir.

    turkleri anlama kilavuzu'nda da ayni durumu gormek mumkundur sanirsam.
  5. boyunun kisaligina ragmen, son zamanlarda burnu ve gokyuzu arasındaki mesafenin azaldigini gozlemledigim radyo programcisi.
  6. ben senden sonra düş oldum... adında bir kitabını kendisini tanımadan, kitabın adını ve arkakapak yazısını beğendiğim için aldım.

    "ne demeli?...
    nasıl anlatmalı?...
    ne yazmalı bu dar ve parlak yüzeye?...
    sıradan bir yalnızlık benimkisi...
    kiminkinden farkı var?...
    kelimelerden cümle kurma yeteneğim,
    belnim yalnızlığımı sadece belgelenmiş bir "anı" yapar...
    herkesinki gibi bir yalnızlık bu...
    yangın yerinde hareket edememek gibi...
    hiçbir teselliye boyun eğmeyen...
    laftan, sözden anlamayan bir yalnızlık bu da...
    asi... onurlu... ümitsiz...
    hiç kimseninkinden farkı yok...
    sabah ezanından hemen sonra...
    durduk yere arabanın camını açıp...
    istanbul'un tam ortasında, sesim kısılasıya 0'nu bağırmak...
    "seni seviyorum"u öfkeye dönüştürmek...
    bu koca kente 0'nu haykırmak..
    dudaklarımın önce titremesi...
    sonra gözlerimin dolması...
    en fazla ağlamak ıslak caddelere...
    elimin ayağıma dolaşması...
    salaklaşmak...
    farklı mı yapar benim yalnızlığımı?...
    duysaydı... belki...
    duymadı... duyulmadı...
    diğer yalnızlıklar gibi benimkisi de...
    duyulmayan... görülmeyen... bilinmeyen... umursanmayan...
    sıradan bir yalnızlık...
    bir adım yaklaştıkça, bir "kadın" daha uzaklaşan...
    bir kadın uzaklaştıkça, bir "adam" daha küçülen yalnızlık bu da..."

    demiş...0 ları büyük o yerine ben kullandım, ek$isozluk e aykiri dusmesin diye.. copypaste değil alınteri, bu sıcakta..