şükela:  tümü | bugün
  • haruki murakami'nin ilk kez 1997 yılında yayınlanan ve yazara yomiuri edebiyat ödülünü kazandıran pek leziz, pek nefis kitabı. dilimize nihal önol tarafından kazandırılmış ve diğer murakami kitapları gibi doğan kitap'tan, ilk olarak 2005 ekiminde çıkmıştır; iyi ki de çıkmıştır.

    birgün toru okada ve kumiko okada'nın kedileri noboru wataya ortalıktan kaybolur ve olaylar gelişir...

    --- spoiler ---

    aslında tam spoiler değil, garip bir ayrıntı; ama paylaşmak istedim; toru düşünmek için kuyunun dibine indiğinde ve otel odasına geçip "rüyalandığında"; sonra otelde duvardan geçip tekrar kuyuya geri döndüğünde yanağında mavi leke beliriyor ya hani; ben de kitabın o kısmına gelmek üzereyken yan yana iki dişime dolgu yaptırdım ve hayatımda ilk kez bir diş dolgusunun ardından, tam sağ yanağımın alt kısmı mavimsi bir renge bürünerek morardı, daha doğrusu morarmış ve farkında değildim; evde kitapta tam da lekeyle ilgili bölümü okurken annemin gelip "aa yanağına ne oldu senin öyle mor gibi mavi gibi" demesi ürkütücü olmuş idi...

    --- spoiler ---
  • canlı bir insanın derisi nasıl yüzülür, kör bir kuyuda günlerce tek başına nasıl kalınır, beyzbol sopasıyla nasıl tek vuruşta adam öldürülür, bir hayvanat bahçesinde nasıl kıyım yapılır, kötü kalpli bir politikacıyla nasıl savaşılır, mermi yokken süngü nasıl kullanılmalıdır, on the rocks viski hangi adapla içilir, bir peruk fabrikası nasıl çalışır, karınız evden kaçarsa nasıl geri getirilir ve daha onlarca sorunun cevabının verildiği, edebiyat dünyasının görüp görebileceği en zengin ve daldan dala hikayesi. namı diğer tuğla, das kapital.
  • bitince insanın kendi kendine "en yakın su kuyusu nerdedir acaba?" diye sorguladığı, içinde rossini'nin hırsız saksağan uvertürünü ıslıkla çalan garsonları olan (ya da belki olmayan) bir kitap.
    ayrıca hikayeye içinde geçen bütün şarkılardan çok daha uygun tek şarkı ise beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın olurdu. birinin bunu haruki murakami'ye söylemesi lazım.

    kitapta adı geçen ya da kişilerin dinlediği eserlerin ve müzisyenlerin listesi:

    rossini - la gazza ladra
    andy williams - hawaiian wedding song, canadian sunset
    johnny angel
    the beatles - eight days a week
    piyotr ilyiç çaykovski - do majör yaylı çalgılar serenadı
    schumann
    san jose yolu
    frank sinatra - dream, little girl blue
    haydn
    bach
    bruce springsteen
    mozart - die zauberflöte
    poulenc
    bela bartok
    vivaldi
    barry manilow
    air supply
    franz liszt
    handel - concerto grosso
  • ingilizce ismi the wind up bird chronicle olan haruki murakami kitabi... "toru okada'nın kedisi kaybolmuştur ve bu da günbegün ondan uzaklaşan karısını huzursuz etmiştir..." çok hoş anlatımıyla okunan altıyüz sayfalık bir tuğla aslında bu... kadın erkek ilişkilerinden, akıma kapılmaktan, yeri geldi mi en yüksek tepeye çikmaktan, japonya tarihinden, yeri geldi mi en derin kuyunun dibine inmekten, doğaüstü olaylardan ve yeri geldi mi de hareketsiz kalmaktan bahseden çok ilginç bir kitap...
  • kitabin sonunu begenmeyenler icin yazari savunmak gibi olmasin ama kitap zaten onuncu sayfasindan sonra bu benim tarzim, bu kitap basladigi gibi biter. amerikanvari bir sonsuza kada mutlu yasadilar sonu beklemeyin benden diyor zaten. eger hikaye alisilageldik bir sekilde bitseydi o zaman bir hayal kirikligi olurdu benim icin.

    --- spoiler ---
    ha bu arada su hayvanligimi da belirtmeden gecmeyeyim; kitabin sonuna kadar may kasahara'yi citir citir yemesini bekledim. ama adam efendi cikti. kiza elini surmedi.
    --- spoiler ---
  • yazarın yaratıcılığına diyecek bir şey bulamıyorum. daha önce de bir yerlerde yazmıştım; kendinizi başka bir dünyaya çekilmiş bulunuyorsunuz da, zemberekkuşu'nun güncesi'ni biraz yapay buldum. çok fazla uzatılmış ve zorlama hikayeler dahil edilmiş sanki. her şeyin çözüme kavuştuğu, neden sonuç ilişkisinin etraflıca anlatıldığı hikayeleri ben de sevmem; fakat bu kitapta fazlasıyla havada kalan şeyler var. japonya tarihinin bir bölümünü, aslında hiç farkında olmadığım, ilgilenmediğim bir bölümünü okumak her ne kadar ilgi çekici olsa da, sanki yazarın sadece bu konuda da bir şeyler yazmalıyım demesinden ortaya çıkmış gibi.

    sonuç itibariyle; en iyi kitabı olmasa da bu adamın yarattığı dünyaya girmek eğlenceli. kalın kitaplardan korkmuyorsanız (bkz: kalın kitaplar bölümü) bence deneyin derim.
  • --- spoiler ---

    kader, insanın dönüp bakması gereken bir şeydir, önceden bilmesi gereken değil.

    --- spoiler ---
  • neredeyse bütün haruki murakami kitaplarında olduğu gibi, kitaplarındaki kahramanlar, her zaman bir şarkı dinler veya duyar.
    eğer biliyorsanız bu şarkıları, arka alanda bu şarkılarla beraber okursunuz kitabı, yazarında tam istediği gibi.

    ama bu kitap için lütfen bir de (bkz: joe satriani)' yi deneyin derim.
    beklememizi kolaylaştıracaktır..

    (bkz: slow and easy)
    http://fizy.com/#s/2b3j1v
  • doğan kitap son okumacıdan kısmış, başta beni deli etti yazım hataları. bilahare adapte olduk. lakin "sözcüğün tam anlamıyla", "uzun sözün kısası" gibi kalıplarla asla "kelime" kelamını kullanmamaya özen gösteren çevirgen, nasıl olur da ivedilik ne bileyim kayınbirader vs gibi (üstelik enişte ve kayın birader meseleleri çok yerde birbirine geçmiş, son okuma uyuma kitaba sahip çık diye höykünmedik değil içten içten) kelimeleri gönül rahatlığıyla kullanır, pek anlam veremedik. (ahaha, ne diyecekti adam -aman kadın: nihal önol-, kayınkardeş mi hahahah! ilahi dafi...)

    insana sık sık mulholland dr. okuyormuş hissi veren 700 küsur sayfa tuğla. kimse korkmasın, benim gibi okuma özürlü bi insan bile iki günde o tuğlayı kırabiliyor. kaplumbağa hızında...

    yer yer gerçekle hayal birbirine geçiyor. mor leke anahtar mı, bizzat murakami beyden açıklamalar listesi bekliyoruz:

    1-ruth yenge nerde?
    2-mavi anahtar leke mi?
    3-beyzbol sıpası, viski markaları, sigara markaları falan dikkat edelim mi?
    4-christian dior kokuları burnumuzda tütsün mü?
    5-japonyada japon marka tekel ürünü bulunmaz mı?
    6-küçük kardeşler ve tarçın çan çan çan mı?
  • insanın elinden düşüremediği, uykusuz kaldığı, işyerinde bir toplantı mı uydurup kaçsam ya da tuvalete kendimi kitleyip de devamını getirsem dediği sürükleyici, tuhaf, sembolizmin dibine varmış, insanın elinden bırakamadığı murakami tarzı roman.

    absürtlükler, birbirine karışan ve tuhaf bir şekilde paralellik gösteren olaylar sinsilesi, gözünüzün önünde beliren tiplemeler, ta içinize çekip kokusunu adeta hissedip kokladığınız parfüm ve bira kokusu, kucağınıza alıp okşadığınız kedi, kendinizi kapatıp keşke benim de bir tane olsa dediğiniz kuyu, efsunlu erotik sevişmeler, sürekli gülümseyen hoş ve ince elli tarçın, kötü bakışlı kayınbirader, derileri yüzülürken bakmak istemediğiniz japon istihbarat subayı, albayın güzel ama abartılı yazısı, kolalı elbiseleri ile kumiko, birbirine sadece tuhaflıkları ve bedenleri ile benzeyen kano kardeşler ..... okunası sevilesi murakami kitabı. hani sonunu beğenmeseniz de olur ...738 sayfanın çok çok azı tatsız.
hesabın var mı? giriş yap