şükela:  tümü | bugün
  • vasif ongoren in filmlestirilmis eseri.tek bir studyo da gecen filmde sener sen ve nilufer acikalinoynamaktadir.
    (bkz: basar sabuncu)
  • 12 mart 1971 ile 12 eylül 1980 arasında bir dönem. şener şen zengin bir ailenin yanında çalışan aşçı rolünde. bir gün polisten kaçan bir siyasi sanığı saklamak zorunda kalır. filmin tamamına yakın bir bölümü 40 metrekarelik bir alanda geçtiği halde sıkılmadan izlediğimi hatırlıyorum televizyonda.
  • ayrıca filmde 15-16 haziran 1970 olayları oldukça önemli bi yere sahiptir. her ne kadar dış mekan çekimi olmadığı için görmesekte radyodan ve patronun yurtdışına kaçmak için yaptığı hazırlıklardan söz konusu işçi hareketinin oldukça büyük olduğu verilmeye çalışılmıştır.
  • 10 yıl kadar önce izlediğim filmde tek aklımda kalan unutamadigim replik "yeme köpek yeme, bizim köpek çiğ et yemez" :)) tum film bir mutfakda geçiyordu ama guzel bir filmdi sanirim.
  • filmde patronun besledigi fasist görünümlü tekinsiz adam erol tas usülü yemek yerken arka plandan köpegin hirlamalarinin gelmesi filmi üçüncü izleyisimde dikkatimi celb etmisti. sanirim çok ince bir mesaj kaygisi içermektedir. ya da ince falan degil düpedüz haykirmaktadir da ben ilk iki seferde görmemekte inat etmisimdir.
  • cok iyi bir senaryosu olmasina karsin, tipik bir turk filmi gibi kameraya donup; "soyleyin kalmak mi zor, gitmek mi?" diye seyirciye sorarak biten film. boyle guzel bir film bu sekilde bitmemeliydi...
  • (bkz: kontrgerilla)
  • sinemamız açısından (her ne kadar tiyatrodan uyarlama da olsa) kullandığı başarılı ve agresif metaforlarla-metonimilerle, ki temanın kendisi zaten başlı başına bir metafor, kapitalizmi, siyasi sistemi birey bağlamındaki etkileri açısından tartışan ve sağlam biçimde eleştiren ufak tefek kusurları dışında hayli başarılı bir yapım. türk sineması içinde müstesna bir yeri vardır kanımca. tabi hiç bir zaman unutulmaması gereken faktör için (bkz: şener şen) ki sanırım kendisi söz konusu eseri tiyatroda da oynamıştır.
  • köpeği hiç görmememiz, patronları hiç görmememiz gibi unsurlara bir de "komünistler zehirledi kurdu" gibi bir repliği ile dönemi anlatan başar sabuncu filmi.
  • türk sinemasının kayıp mücevherlerinden biri.

    --- spoiler ---

    ilginç yerlerdir zengin mutfakları. fiziki olarak üst tabakaya ait olmakla beraber içinde çalışanlara bakılınca havasının alt tabakaya ait olduğu görülür. hani zenginliğin vücudunu alıp ruhunu ele geçiremediği bir mekandır desek yeridir. burjuvazi ile işçi sınıfı arasındaki mücadeleyi anlatmak için idealdir.

    dönemin koşullarına uygun karakterler vardır filmde. pehlivan rolündeki şener şen apolitik ama iyinin, mazlumun yanında duran halkı temsil eder mesela. "seni bu zengin mutfağında bırakmayacağım" diyen sinan'ın sonrasında patronun tetikçisi olması zorlama gibi dursa da dönemin eli kanlı sözde vatanseverlerini betimlemesi açısından faydalıdır.

    filmin başında patron yurtdışına kaçmıştır. işçi olayları bastırıldıktan sonra köpek getirir beraberinde. kuvvetle muhtemel uluslararası sermaye, amerika gibi dış güçlerin ülke içindeki burjuvaziye verdiği destekleri simgeliyor bu it.

    --- spoiler ---