şükela:  tümü | bugün
  • sefil bi hayatin var. 3 kurus kazanmak icin her gun turlu turlu heriflerin agiz kokusunu cekiyorsun. metrobuslerde geciyor omrun. ama baska caren yok calisiyorsun sike sike. evin kira. aldigin maas 15 gunde bitiyor. sonra borclarla yasiyorsun. bi gun tak bi telefon. harvard’dan ariyorlar. numarani rasgele operatorlerden bulmuslar. diyorlar ki yeni bi tur kanser kesfettik su an bilinmiyor ama ileride yayginlasacak, asi gelistirmeliyiz. deneklerimize kontrollu olarak bu kanseri tetikleyecek igneler yapacagiz. kontrollu ama bi sure sonra geriye donus mumkun olmayacak ve en fazla 15 sene omrun olacak o saatten sonra. asi gelisirse ne mutlu ama gelismeme ihtimali de var. bu 15 sene 5 de olabilir garantisi yok. bunu kimseye anlatmamak gizli tutmak karsiliginda deneklerimizi yillik 5m dolar maasa baglayacagiz. ayrica burada da konaklama masraflarini karsilayacagiz. kabul ediyor musunuz?
  • paraya gerek yok, abd vatandaşlığı versinler yeter.
  • şu dünyada sağlıktan başka her seyin boş olduğunu idrak edememiş yazar beyanı.
  • 2 tane kanser atlatmış bir babanın oğlu olarak size çok içten bir şekilde siktir çekebilirim. isteyenler özelden ulaşabilir.
  • zamanında bunun cevabını en iyi şekilde babamın verdiği sorudur.

    omü tıp fakültesinde akciğer kanseri nedeniyle yatarken karşıdaki tepedeki villalara ve arsalara bakıp: '' - tüm bunların hepsini bana verseler 2 saatlik ömre değişmem. '' demiştir.
  • kemoterapi gören bir hastanın işinden izin almak için yalvardığını duymuş biri olarak gülüp geçtiğim başlık. halen hatırladıkça içim acır gencecik adam ve o halde hastalık her insanın başına gelir ancak yalvararak iş yerinden izin almak çok acı.
  • çok yüksek ihtimal hiç kanser tanıdığı eşi dostu olmamış bir kişinin açtığı başlık.

    kanseri grip gibi bir şey falan mı sanıyorsunuz? daha 4 gün önce dayımı kanserden kaybettik. 5 ay önce teşhisi konuldu. 5 ayda siktiğimin kanseri aldı götürdü dayımı.

    5 ay boyunca bir sürü kemoterapi almaya çalıştı, alamadı. sürekli kustu, her geçen gün zayıfladı. sabahlara kadar acı içinde kıvrandı. kanser bu, belirli bir ömür biçilip normal hayatına devam etmiyorsun ki her günün ızdırap oluyor. sonunda doktorlar "yapacak başka tedavi yok" dedi. dünyanın en zengin insanı da olsan, dünyanın tamamı senin kontrolünde de olsa o haldeyken amına koyduğumun parası hiçbir işe yaramıyor. son 2 gün evine getirdik rahat etsin diye. istediğin kadar paran olsun o an sadece çaresizce bekliyorsun.
  • ablam ilk kemoterapisini aldıgında "şu acımı kim dindirirse evimi hediye ederim" demişti. çok degil 2 sene once daha 33 yaşındayken. yine bi erkek arkadaşımın yegeni otizmdi ve iyi bi kazancı ve birkaç tane evi vardı. "şu çocugun iyi olacagını bilsem her şeyimi feda ederim" diyordu ki yapıyordu da iyi olması için. saglık ve iç huzuru parayla satın alınamıyor. hayatta kaybetmeyi hem kendim hem de yakınlarım için korktugum şey saglık ve huzur. bunlar olduktan sonra her şey hallolur.
  • boğazıma bir yumru bırakan teklif.

    ne devalar var ne dertliler; buluşamazlar bir türlü.

    (bkz: görüyorum ki çaresizliği tatmamışsınız hayatınızda)

    (bkz: dilek özçelik)
  • önce biraz nazlanıp sonra balıklama atlayacağım tekliftir.