şükela:  tümü | bugün
  • sebzeler (çoğul)
  • güneydoğu usulu kebapçılarda (büyük şık olanlar değil) kebaptan önce masaya bırakılan bilimum marul, maydanoz, taze soğan, közlenmiş biber, közlenmiş domates, közlenmiş soğan ve hatta sarımsağın hepsine verilen ad. bazılarında masaya örtü yerine büyük kağıtlar serilmekte, zerzevatlar da bunun üzerine serpiştirilmektedir. bu tür yerlerde yediğim her kebap müthişti, bundan bir genelleme çıkarmak gerekirse; tabakta salata yerine kağıtta zerzevat varsa o kebabı kaçırma!
  • patatis, sovan, domat gibi sebzelerin geneline verilen ad.
  • (bkz: zerzevatci)
  • pırasa misali darma dağınık, salkım şaçak ama bir o kadar da tadımlık hadise.
  • farsça sebzenin çoğulu demek olan sebzevat sözcüğünden galat. pişirilerek yemek yapılan, turşusu veya salatası yapılan yeşillikler için kullanılır. sebz de farsçada yeşil demektir.
  • bir insani nitelendirmek icin mantik olarak yanlis kelime. cunku cogul. ama fonetik acidan cok guzel, agza oturuyor.
  • antakya da et , kebap ve tavuğun yanında yenen soğanlı karışım. kesinlikle deneyin. tarifi: 3-4 soğan incecik yarim ay seklinde dogranir. tuzlanip sıkılır suyu akitilir. bir demet maydonoz yarim demet nane incecik dogranir. sogana iki yemek kasigi sumak eklenir karistirilir. üstüne maydonoz ve nane eklenip karıştırılır. afiyet olsun.
  • cânım sebzevâtın zamanla kırpıla büküle dönüştürülerek çevrildiği herze.

    bir buna bakın, bir de sebzevâta; birinin telaffuzu ne kadar hoş iken diğeri resmen nimete hakaret gibi.

    ah gündelik dilimiz, bize ne güzellikleri unutturuyor.