1. izmir hayvanat bahcesindeki disi aslan..an itibariyle cok hasta olduğnu duyduğum ve ötenazi yapılması söz konusu olan bu haberle beni cok üzen hayvancık..
  2. akıllı ve asil bir boxer dişisinin adı. 5 tane bıdığın annesi aynı zamanda.
  3. bir zamanların çok beğendiğim bayan. büyüyünce de onun gibisine rastlayamamak üzüyor. malüm birçok bayan çıtkırıldım, kısa boylu, güçsüz kuvvetsiz ve tombul tombul.
  4. ahan da en başa konmuş edit: taa 1995 senesinin dizisinden spoiler barındırır ama metnin heryerinde olduklarından (bkz: dört tarafı kara ile kaplı su parçası), tek tek spoiler ibaresi koyamadım. o yüzden litfen yazının tamamına spoiler gözüyle bakılsın, çok rica ediyorum

    lucy lawless tarafından tam anlamıyla hayat verilen dizi kahramanın başrolünü oynadığı, orijinal adı xena: warrior princess (zeyna: savaşçı prenses) olan dizidir.

    kahramanımız mitolojiden mitolojiye koşar, yunanistan'dan mısıra, hindistan'dan çin'e, trakya'dan roma'ya, sibirya'dan iskandinav ülkelerine kadar tarihte ve mitolojide yer etmiş neredeyse tüm önemli olaylara karışır, bir şekilde tarih ve mitolojinin bizim bugün bildiğimiz şeklini almasını sağlardı yanındaki sevimli ve de saflık abidesi güzeller güzeli sidekick gabrielle (bkz: renee o'connor) ile birlikte. bu ikisi kurgu ürünü birer tv karakteriydiler ama ne herkül kaldı maceralarına katmadıkları ne de golyat/2 efendim. kendisi sanılanın aksine kesinlikle lezbiyen değildir, gabrielle ile öpüşme sahneleri ya bir hayat öpücüğü ya da anın gerektirdiği (başka bedenlerde var olma vs.) durumlarda gerçekleşen birkaç olaydan ibarettir. tabi bunu izleyen yurdum yeniyetmesinin aklında koskoca 6 sezonluk, 6 yıllık diziden bacaklar, memeler ve bu öpüşmelerden başka birşey kalması da beklenemezdi. yoksa kim ne yapsın mitolojik olayları, çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dine geçişi kendi kurgusuna göre ele alan zeyna'yı!?!

    nitekim gabrielle daha sonra en sevdiğim karakterleden olan callisto tarafından öldürülecek olan eski yavuklusuyla evlenir. zeyna'nın da solan (solın) adında bir oğlu olmuştur eski kötülük günlerinde ortağı olduğu kötü ama içinde iyilik barındıran borias (borayas) adlı yavuklusundan. ama gabrielle'in neredeyse kurban edilmek üzereyken şeytani bir varlık tarafından karnına yerleştirilen şeytan kızı hope öldürmüştür solan'ı. bu da gabrielle ile zeyna'nın arasını bir süre açıp benim en çekilmez bulduğum bir iki bölüm bu konu işlenmiştir. aralarındaki husumet sonradan yerini daha sıkı bir dostluğa bırakmıştır; yurdum veletlerinin sandığı gibi "siki" (bkz: sikle ilgili) bir dostluk değildir onlarınkisi. bir de öldükten sonra bir meleğe döüşen callisto zeyna'nın karnına girerek onun kızı olarak tekrar dünyaya gelmiş, zeyna da olimpos tanrılarının sonunu getirecek olan bu kızına eve (iiv) adını vermiştir. burada kendilerine bir erkekle cinsel münasebet bile kurmaksızın (zeyna'nın oğlu solan hariç) verilen çocukları olan iki annenin lezbiyen ilişki yaşayamayacağı anlaşılmasın lütfen, ama hemcinsiyle öpüşen her kadını bağlamına bakmaksızın lezbiyen zanneden dehalarımızın annelikle lezbiyenliği de bağdaştıramayacağını da gayet iyi bilirim. o yüzden, "lezbiyen değiller lan işte, uzatmayın" diye haykıraraktan zeyna'nın taş ötesi tanrı ares (bkz: kevin smith/44) ile defalarca işi pişirmişliği vardır diye de eklerim. ama "ben iflah olmaz bir yaftalayıcıyım, yaftalamadan duramam valla, etiket aşağı, etiket yukarı, etiket de etiket, illa da etiket" diye rahatsız rahatsız kıpırdananlar, ben bunları illa bir kalıba sokacam, yaftalayacam diyosanız biseksüel deyin amk, artık benim yapabileceğim bir şey yok (bana homofobiyle de gelmeyin allah kitap aşkına, anlayan anladı ne demek istediğimi).

    zeyna neredeyse tüm mitolojilere el atarken elbette orta asya ve sibirya türklerini es geçmemiş, birçok kez gabrielle ile birlikte şamanların arasına dalmış, dizinin epey bir bölümü de şamanizme adanmıştır (bir sezonun ana kurgusu neredeyse tamamen şamanizmin üzerineydi). ama ben iki karakterden daha bahsetmeden geçemeyeceğim. allah'ım o ne güzelliktir, o ne insanı içine kaçıran bir özgüven ve karizmadır öyle dedirten alti karakteri. kendisi benim zeyna'daki savaş ilahelerinden ilan ettiğim claire stansfield tarafından canlandırılmakta. cidden her sahnesini döndürüp döndürüp izliyorum bu kadının, rolüne bu kadar yakışanını görmedim diyeceğim ama diğer tüm oyunculara haksızlık etmiş olurum. bir diğeri de joxer karakterini canlandıran ted raimi. gerçekten efsanevi bir performans sergilemekle birlikte gabriell'e olan aşkı hissetirmeden alttan altan etkiler insanı (eğer siz de zeyna ve alti'nin yanında gabriell'e de karşı ümitsiz bir aşk besliyorsanız tabi).

    yaz yaz bitmez ki zaten. dizi olsun, oyuncular olsun, kurgusu, senaryosu, çekim mekanları olsun, müziği olsun cidden çok başarılı bir yapımdı. lucy lawless ilk olarak herkül'ün ilk sezonunda konuk oyuncu olduğunda dikkatimi çekmişti. iyi ki de çıkmış o dizide çünkü (aaaah, aahhh benim de doğduğum yıl olan) 1989 yılından beri ortalarda olmasına rağmen kendisine en çok ün getirecek yapıma kavuşma şansını yakalamış; performansına hayran kalan ve çıkabilecek hikayeyi çok iyi öngören yapımcılar 1995 yılında ona kendi dizisi zeyna'yı yapmışlar. tabi robert tapert abimiz herkül ile zeyna'nın yapımcılığının yanında bir de eş olarak almış ya lucy'yi, helalolsun (evet a harfi kısa ve iki kelime birleşik okunacak) diyoruz.
  5. samsun terme asıllıdır.
  6. çocukluğumu geçirdiğim dizi filmi. güzellik anlayışım küçüklüğümden beri o olmuştur diyebilirim. öyle ki ona benzemek için iki kılıcımı sırtıma sokar minderi de at yapar herkülümü yakalamaya çalışırdım.

zeyna hakkında bilgi verin