şükela:  tümü | bugün
  • zifir gibi kara, çok kara.
  • aramiza yeni katilmi$ altinci nesil yazar. ho$gelmi$.
  • (bkz: zifir)
    (bkz: zifiri karanlık)
  • ohm'da birlikte yaptigimiz bilardo maclarini ozledigim, aslinda ohm'da birlikte yaptigimiz bilardo maclarini mi yoksa ohm'da birlikte aldigimiz alkolu mu ozledigime karar veremedigim yazar.
  • (bkz: #9799008)
  • ruzgarin besteledigi, alkolluyken listeye alinmasi yasak sarkilardan. evet, gelsin sozler;
    bak yine uyku yok gözümde
    zifiriyim bi yerlerde
    dur geri döndür beni sende
    ölüm olsan götür beni de..

    içtiğim şaraptı hayalin
    yakar bir cigara biterim
    dumanında yitip giderim
    içime seni çekerim of
    içime seni çekerim of
    içime seni çekeeerim, oooof

    sensiz kötüyüm beterim
    çıkmaz sokağın biriyim
    öksüz kaldım yetimim ben..
    sönmüş ateşin külüyüm ben
    zindan oldum hapisim beeeeeeen
    ismin dilimdeki ilk hecem
    ooooo
    ooooo

    edit: lacivertimsi arkadas aabi bu sozler bu sekilde diyor bizde eywallah dedik. yanlis bilgilendirdiysek affola(lan ben baska sarki mi dinledim daha once allah allah neyse)
  • tesadüfler sonucu elime geçen cdlerin birinden çıktı bu şarkı..
    ilk açtım dinlerken bi'şey tıkadı boğazımı.. bitmesini bekleyemedim.. ağlamaktan korktum..
    sonra cesaretimi topladım ve bir kez daha dinledim.. bir kez daha.. bir kez daha derken... 1 saattir sadece çalan şarkı bu..
  • bu bir aşk hikayesi, benim umutsuz ama sonradan bulduğum her türlü ekmeği yediğim aşkın hikayesi. benim, bizim, içimizden kimilerinin de hikayesi elbette. orijinal bir aşk yaşadığımı iddia etmiyorum hayır. ama aşık olduğumu iddia edebilirim...

    lisede her ergen gibi benim de hayallerim vardı. üzerine gün boyu yayılıp arkadaşlarımla geyikler yapabileceğim, çimenlerin olduğu bir okul istiyordum her şeyden önce. bu okulu tahmin etmek zor değil elbet; boğaziçi üniversitesi. her şeyin istemekle olmadığını 3. sınıfa geçince acı bir şekilde anladım. anladım, anladım ama çok umutlu bir insanım, 190 küsür puan aldığım dönemde bile, ki bu dönem sene sonlarıdır, umudumu koruyordum. boun'a gidecektim sabaha kadar çimlere oturacaktım, yapacak bir şey elbet bir şey bulacaktım. olmadı otlanacaktım. ancak tahmin etmesi zor değil, olmadı. düşük puanla alan bir devlet üniversitesine girdim okumaya başladım. bu üniversite marmara üniversitesiydi.

    üniversite ve bölüm ciddi bir rol oynadı bu olayları yaşamamda. zamanı geldi gittim okula, e gittim ama hayal edilen her şeyden çok uzak bir hayvanat bahçesi olduğunu anladığımda köpeklere geh kuçu kuçu demeye başlamıştım. çok güzel bir sosyal çevre edinmiştim kendileriyle. yani bariz sevişiyor idik. gel zaman git zaman okuldaki insan varlığından haberdar olmuş idim. o şekilde de kendimce bir çevre edindim, edindim ama kız yok çevrede. uzun bir süre biz öyle erkek erkeğe, ki baya kalabalık bir grubuz kızlar korkuyor olabilirdi bu yüzden de gelmiyor olabilirlerdi, sap gibi dolaştıktan sonra bir şekilde 'o'nunla tanıştım. o zamanlar 'o'nun 'o' olduğundan bihaber 'o'nsuz olduğum zamanlardı. 'o'nun 'o' olduğunu anlamam için çok zaman geçmedi. araya sömestr falan girdi, okuldaki hayvanlar da dahil olmak üzere hiçbir çevremi özlemiyor idim. ancak yine 'o'nu deliler gibi özlüyordum. garipti çünkü hiç öyle bir şey olma ihtimalini aklıma getirmiyordum bile. başka hoşlandığım vardı diye düşünüyordum hep ama yokmuş. 'o'ymuş benim hoşlandığım. neyse sömestrın ortalarında sırf sesini duymak adına kontör aldım, aradım, konuştuk öyle boş boş, 2. döneme dair planlarımızdan bahsettik yaklaşık 45 dakika kadar bir şekilde konuşmuştuk ki onunla o zamana kadar o kadar uzun süre konuşmamıştık hiçbir zaman, hiçbir nedenle. sanırım başlangıç noktamız kendisiylen konuşmamızdaki 2. döneme dair planlarımızdan bahsettiğimiz kısımdı. ikimiz de işe girme planını kuruyorduk.

    okul açıldı, anketör olduk. sahaya ilk başlarda herkes teker teker dağılırken sonradan çifter çifter bırakmaya başladılar bizi. ikimiz bir olup binaları kapı kapı dolaştık. ayıptır söylemesi işin parası da bir öğrenci için son derece güzeldi. büyük bir arkadaş çevresiyle katıldık bu işe. akşamları yorgunluğumuzu barlara falan giderek atmaya çalışıyorduk. barlar derken genelde pikap denen bara gittik. baya geçirmişler şimdi yeni yeni gözümüz açılıyor ama... neyse ben tabi ne kadar yorgun olursam olayım 'o' nereye giderse gidiyorum. göreyim, varlığını hissedeyim hep yanımda olsun gibi bir amaç güdüyorum bırakmıyorken de onu. yani her gün her an yanımda, uykularımda da genelde rüyasını görüyorum... bu pikapta bir adama veya gruba rüzgar diyorlar, kestiremedim adam mı grup mu olduğunu rüzgarın. o dönemimin etkisiyle kendilerinin zifiri şarkısı dünyanın en güzel şarkısı bana. onu dinliyoruz her akşam. "içtiğim biraydı hayalin" diyor şarkıda, birayı sipariş edip, içip, tuvalete gitmem gibi hayali. hevesle kuruyorum hayali, bitiriyorum, ve umutsuzluğa düşüyorum. "bak yine uyku yok gözümde, zifiriyim bir yerlerde" diyor. uykusuzum o günlerde, ondan ayrı kaldığım zaman uyuyacağım zamanlar oluyor ve geçiriyorum gecelerimi uykusuz... karanlık oluyorum yanında, bir hiç gibi hissediyorum...

    yanımda o var. o var yanımda... sigara içmesini dikkatle izliyorum. ağzından çıkan tek bir dumanı kaçırmadan içime çekmem lazım. o şekilde hissediyorum onu. "içime seni çekerim..." şarkıyla pek bir müsemma görünümdeyim yani anlayacağınız... günler geçerken elini de, elini kapıya kıstırınca tutabilmiştim. unutamadığım ender anlardan...

    günler biraz daha geçti. doğum gününde hediye almamıştım, etkileyici bir hediye, sevdiğimi de anlatabileceğim bir hediye almalıydım. kitap aldım. yanında da bir taş verdim. bu ne dedi, tebessüm ettim koydu çantasına. kitabın adı katya'nın yazı'ydı. okuyanlar bilir taş olayını. kitabı verdiğimin bir hafta sonrasında o da biliyordu taş olayını. anlamıştı sevdiğimi...

    "olmaz" dedi, "neee" dedim, "e olmaz" dedi "arkadaşız..." peki diyemedim, "küstüm" dedim. barıştım sonra tabi. basit olmamalıydı bu kadar sevgim. artık iki ay sonrasında iyice yol almıştık. yanında yürürken koluma girdiğinde falan beni adeta başka türlü alemlere uçuruyordu. pek sık olmasa da arada giriyordu koluma. bir gün daha bir farklı girdi koluma. hissettim bir şeyler, farklılık bir sevgi kırıntısı... bir gün sonrasında da "tamam" dedi, "neee" dedim, "tamam diyorum olsun bu iş diyorum" dedi.

    en sarhoş olduğumdaki etkiden iki üç katını yaptı bu.

    tebessüm edip, "sevindim" diyebildim sadece. güldüm sonrasında biraz da. evet sarhoştum kesinlikle...

    o günden bu güne ve ileriye, hayatım oldu, ben oldu ve olacak daima...

    sevdim sevildim yani.

    bu şarkı da ucundan kıyısından girdi hayatıma, iyi ki girdi. bazı şeyler paha biçilemez derler ya. bu şarkıyı dinlerken o duyguların içerisinde bulunmak da paha biçilemezdi benim için...
  • mazoşistliğe adım adım yaklaştıran şarkı. aşık olduğunuz kişinin artık hayatınızda olması imkansızsa ve özlemeye başlamışsanız dinlemeyiniz. aftlarınıza bir kaşık tuz dökmüşsünüz gibi etki yapıyor çünkü.