şükela:  tümü | bugün
  • ufoda psi amp yardimiyla gerceklesen aktivite.
  • (bkz: mind control)
  • düsük frekansli (bkz: vlf) ve microdalga yoluyla beynin belli kisimlarina belli titresimler göndererek uzun süre de insanlarin bir takim davranis degisikliklerinin saglanmasi seklinde, basta amerika ve rusya olmak üzere bir çok gelismis ülkenin üzerinde çalismalar yaptigi, ilk çalismalarin taa 2. dünya savasi yillarinda dayandigi olay. burada bir istenilen davranis gösterildiginde bir sekilde beyinde ödüllendirme sistemi olusturulup insanlarin davranislari yönlendirilmeye çalisilmaktadir.

    öte yandan mikrodalga sinyalleriyle beynin isitsel, görsel bölgelerinde halüsilasyonlar olurturmak da mümkündür. üstelik her insanin beyninin çalisma frekansi farkli oldugundan yüzbinlerce insan arasindan gönderilen sinyal sadece hedef kiside bu belirtilere yani halüsinasyonlara sebep olacak digerleri bu kisinin gördüklerini görmeyecek duymayacaktir. dolayisiyla bu kisiye kimsenin inanmayacagi gibi sizofrenik bir durummus gibi de görülecektir.

    sony firmasinin patentini resmen aldigi, kafaya geçirilen kaskla görsel, isitsel ve duyusal bir sanal gerçeklik saglayan cihaz pek yakinda üretime geçecekti. burada bahsedilen sey hemen hemen matrix tekinin aynisidir. sadece beyine giris için deliklere ihtiyaç yoktur. bu giris mikrodalga dalgalar sayesinde saglanmaktadir.

    bu durumda çok bariz bilinen bir örnek oldugu için burada bunu veriyorum; fax cihazinin icat edilip amerikan ordusu tarafindan tam 60 yil boyunca kullanildiktan sonra dünyaya duyurulup satisa sunulmasi, günümüz teknoloji ortaminda aslinda varilan noktadan ne kadar eski teknolojiyi kullandigimizin bir göstergesidir. yani eger bu adamlarin, sony firmasinin bunu yapmasina izin veriyorlarsa pekala bunun çok daha ilerisinde olduklarini düsünebiliriz. yani bunu kasksiz uzaktan da okuyabilir ve görsel, isitsel ve hissel halüsinasyon olusturabiliriler.

    burada ayni zamanda insanin düsüncesinin de okunmasindan bahsediyoruz. çünkü insan beyni çalisirken 5 ile 35 hz arasinda bir dalga yayiyormus. pekala bu dalgalar çözümlenerek o insanin ne düsündügünü, ne gördügünü, ne duydugunu bilebilirsiniz. tabii ki ayni sey kullandigimiz her türlü elektronik cihaz için de geçerli. sonus olarak bilgisayarimizda mesela; klavyede bir tusa bastigimizda bir elektrik sinyanli seklinde kasaya gider.ve bu sinyal uzaktan aldilanarak de bir insanin hangi klavye tuslarina bastigini ayirt ederek ne yazdigini; yine mönitörüne giden kablodaki elektriksel sinyaller uzaktan ölçülerek ekranda ne gördügünü bilebilirsiniz.

    kaldi ki sanirim 1998 yilinda çinde bir çin uçagiyla havadasürtüsmüs ve çine zorunlu inis yapmak zorunda kalmis olan amerikan casus ua,çagi vardi bilmem hatirlar misiniz? hatta çin uçagi incelemek istemis, içeri girmek istemis fakat amerika bunun savas sebebi oldugunu çnkü uçagin içinin amerikan topragi sayildigini belirtmistir. rivayet odur ki bu uçak üzerinden uçtugu alandaki telsiz iletisimin yani sira, tün kablo üzerinden yapilan iletisimi de iste kablolardaki elektriksel sinyalleri ölçerek dinleyebilmektedir.

    zihin kontrolüyle ilgili ayrintili bir kitap olan cia belgeleriyle zihin kontrol operasyonlari iq yayinlarindan çikmis ve bir akademistin yani bir bilim adaminin da imzasini tasimaktadir. aslinda pek çok bilim adami kitabin adindaki ilk üç harfin çikarilmasi kosuluyla bu kitaba imza atacaklarini bildirmis fakat yazarin kabul etmemesi yüzünden imza atmamislardir.

    ayrica aydogan vatandas da bu konuyla ilgili pek çok kitap yazmistir.

    edit: unuttugum bir nokta daha var. o da bilinçalti sinyalleri: bu çalismalar çook uzun zamandir sürdürülmektedir. ilk kez rusya'da bir sinemada deney gerçeklestirilmistir. 25.kare yöntemi diye de bilinen yöntem uygulanmistir. sonuçlari ilginçtir ve zihin kontrol çalismalari bundan sonra çok hiz kazanmistir. bu yöntem normalde bir saniyede 24 kare resmin ard arda dizilmesiyle olsturulan sinema görüntüsüne 25.kare olarak bir takim mesajlarin yazilmasidir. ayni sinemadaki iki farkli salonda ayni film gösterilmistir. fakat birinin içine bilinçalti mesajlari yerlestirilmistir. bu mesajlar "git kola al, patlamis misir al vs.." seklindedir. ve mesaj içerek filmdeki seyirciler yapilan her denemede normal salonda izleyenlere göre iki kat daha fazla cola, patlamis misir satin almislardir.

    bu sistemin sinema ve tv 'lerde kullanilmasini önlemek amaciyle rusyada yaklasik 30 yildir yasalar tarafindan yasaklanmis ve gerekli techisatlarla tv kanallari denetlenmektedir.

    bu yazinin tarihinde 1 hafta önce türkiyemiz'de akp türkiyedeki tv lerin bu yöntemi kullanmalarinin yasaklanmasi ve denetim için gerekli cihazlarla denetim yapilmasiyla ilgili bir yasa çalismasi içindedir. yani nedir, bilinçalti sinyalleri gerçektir. ülkelerdeki yasalar ve ülkemizde çikarilmak istemem yasa bunun kanitidir.

    günümüzde bu tür sinyaller; televizyonlar, radyolar, cep telefonlari, sabit telefonlarla gönderilebildigi gibi parabolik bir antenle dogrudan kitlelere yönlendirilebilinmektedir.
  • lsd'nin cikis noktasi olan cia projesi.
  • bireysel ve toplumsal olarak ikiye ayrılabilir.bireysel olanı bir insanı mançurya kobayı haline getirmektir.toplumsal olanı ise bir isimle özetlemek yeterli: (bkz: adolf hitler)
  • (bkz: zihnefendet)
  • (bkz: mind fuck)
  • amerikan filmlerinde kötü adamların sıklıkla başvurdukları ama her seferinde de ellerinde patlayan bir araçtır.

    bir şekilde ana hedefi olan esas adamımızın zihnini kontrol etmeyi başaran kötü adam, onu dünyayı ele geçirme planları için kurduğu ordununun başına koyar. tabi esas adamımız muhteşem bir adam olduğu için onun kontrolünü ele geçiren kötü adamımızın önünde artık hiç bir güç duramaz.

    ancak herşey gayet iyi (kötü?) gidiyorken, birdenbire kötü adamımız amerikan filmi kaçınılmaz klişelerinden olan "kötü adamın başarılı giden planının bokunu çıkarması" tuzağına düşer. gücünü kanıtlamak için şansını zorlayarak esas adamımıza kimi varsa, ya sevgilisini, ya ikiz kardeşini, hiçbiri yoksa köpeğini öldürtmeye çalışır. bu şov dürtüsü kötü adamımızın sonu olacaktır.

    örneğin eğer söz konusu sevgilisiyse, şöyle bir muhabbet olur:

    (kahramanımızın ismi bruce olsun, çünkü tam bir kahraman ismi bence, zaten en çok o isimle süper kahraman var sanırım: bruce wayne, bruce banner, bruce lee, bruce willis, bruce dickinson...)

    - bruce, hatırlamadın mı beni, ben jane! (bu isim konusunda tartışmak bile yersiz), hani ormanda saklambaç oynamıştık, hatırlasana, kumsalda birbirimize doğru umarsızca saçma sapan koşmalarımızı da mı hatırlamadın, vicdansız!

    + bruce itaat eder, bruce jane'i öldürecek, bruce yokeder! (oysa ki ruhu hiç de böyle düşünmemektedir; kamera kılıcına zum yaptığında bir titreme, yüzüne zumlandığında ise bir damla gözyaşı görülebilir)

    - (işte tam burada son darbeyi vurur) bruce, geçen gün bana ettiğin evlenme teklifini de mi hatırlamadın, o anda cevep verememiştim... evet bruce, evet, evet, bin kere evet! (çok mantıklı bir kız bu jane)

    bunun üzerine bruce tam gül gibi kızı öldüreceğini sandığınız anda kılıcını boynuna değil zincirlerine vurarak onu kurtarır, sonra da dünyayı kurtarır falan... yani buradan çıkan sonuç şudur ki, eğer amerikan filmlerinde biraz olsun gerçeklik payı varsa, bu zihin kontrolü olayı yüzde yüz garantili değildir, zira aşkın önünde hiçbir güç duramaz.

    yine de eğer bu şekilde dünyayı ele geçirmek istiyorsanız önce teknolojinin biraz yaygınlaşmasını bekleyin, hem denensin, hem ucuzlasın, sonra girişin bu işe. sonuçta boru değil, bir yakalandığınızda en az müebbet alırsınız.
  • steven morse, londra marxism 2010'da çok güzel bir sunum yaptı bu konu üzerine.

    http://www.marksist.org/…ihninin-kontrolu-mumkun-mu