şükela:  tümü | bugün
  • kahvede tavla için zar atarken kendinizi bulmanıza sebeptir.
  • düşünmeyince geçendir. oluyorsa.
  • çaresizliktir. kurtulamazsınız kolay kolay. ancak dikkatinizi farklı yönlere çekmeye çalışarak görmezden gelebilirsiniz. üstüne gittikçe daha da yorulursunuz. bu yorgunluğun sebepleri üstüne düşünmeye başladığınızda kendinizi ateşten bir çemberin merkezinde bulursunuz. şimdi bana "kardeş ne diyorsun sen" diye sorma. düşündükçe sen gerçeklere yaklaşırsın, o da senin etrafını daha da sarmalayarak yakar. kaçsan, önce üşümeye başlarsın sonra kalbinden başlayarak donmaya.. en güzeli hafif bir soğuk esinti hissettiğinde bir yorgan alıp üstünü örtüp uykuya dalmak.. ne daha ileriye git ne daha geriye cekil. orada kal ömrünün sonuna kadar.. uyu uyuyabildiğin kadar.. uyu..
  • fiziksle yorgunluktan kat be kat daha yıpratıcıdır, son birkaç gündür fiziksel hiçbir aktivitede bulunmaığım halde zihinsel olarak kafamın 24 saat meşgul olması sebebiyle kendimi taş ocağında non stop çalışan bir işçiden daha yorgun ve halsiz hissediyorum. ne yapın edin akıl sağlığınızı muhafa etmeye çalışın gerisini koyverin.
  • beyin hücreleriniz (nöronlar) vücudunuzdaki diğer hücreler gibi metabolik atık salgılar. gün içinde (ya da gece) aktif ve uyanık olduğunuz zamanlarda beyniniz bu atıklardan dolayı -uyuduğunuz zamanki durumundan farklı olarak- biraz kabarır ve şişer. bu şişmeden dolayı beynin kıvrımları arasındaki boş alan daralır. alanın azalması demek serebrospinal (beyin-omurilik) sıvısının daha az sirküle edilmesi ve temizlenmesi demek ve bu da beyin hücrelerinin metabolik fonksiyonların etkilenmesi demek. bütün bunlar biz uykuya dalıncaya kadar devam eder. uyuduğumuzda bu alanlar açılır ve bu sıvının tekrar sirküle edilebilmesi için yer açılır. ve güne kıvrımlarımız açılmış olarak başlarız. dolayısıya uyku önemli. zihnen yorgun hissediyorsanız uyuyun.
  • beynin üzerine oturan okuzun diğer adıdır kendisi. sürekli ayakta çalışan birinden "bütün gün oturuyorsun nasıl yoruldun yeaaa" gibi sözleri duymaya alışmak gerekir. fakat kimse yatağa yattığında beyninin içinde donenlerden dolayı uyuyamadigini bilmez bilemez
  • dükkanı kapatıp gidesi geliyor insanın. cumaya gittim döneceğim yazısı yazan esnaf misali. durmamak lazım bu işin çözümü sanırım. bir kere durdu yorgunluktan beyin, ruhun yüzyıllardır yürüyor gibi geliyorsa kendine o andan sonra nasıl bir dinlenme ve nasıl tekrar ayağa kalkacağını bilemiyor insan. pişmanlıklar yoruyor, başkalarını düşünmek yoruyor, yaranamamak yoruyor, hayatın kendisi zaten sürekli yoruyor. nerede ve ne zaman bunu düşünmeye başlıyorsun o an işte çöküyorsun, bir daha ayağa kalkamayacağım hissi tüm enerjinin üzerine oturuyor, ağır ağır depresifleşiyorsun, sanki ruhun dinlenecek daha az düşünecek daha az yorulacaksın. ama olmuyor işte.

    arkandan daima takip eden geçmişin, önünde belirsiz geleceğin, bir yanda sevdiklerin, bir yanda öfkelendiklerin durmadan yılmadan devam etmelisin diye itekliyorsun kendini. değiştiremeyeceğin mizacınla boğuşmaya başlıyorsun, bir çıkış yolu arıyor ama bulamamaktan yoruluyorsun, sonra hayal etmek yerine geçmişe dönüp anılara sarılmaya karar veriyorsun, kilometrelerce yürümekten daha zor geliyor, yıllardır durmadan yürüyen beyninin yorulduğunu anladığın o an geliyor ya, işte yaşlandığını iliklerine kadar hissediyorsun. ister 10 yaşında ol ister 80 yaşında.
  • bir örnekle açıklayalım: bir insan, yüksek sesle konuşan annesinin, televizyon kumandasıyla sesini kısmaya çalışıyorsa ve 2 saniyeliğine bile olsa bunun normal bir hareket olduğunu düşünüyorsa zihinsel olarak yorgundur mesela.. evet.*

    (bkz: zihinsel yorgunluk)