*

şükela:  tümü | bugün
  • ittihatçılardan ebuzziya tevfik'in oğlu.
  • ayrıca, galatasaraylı muzafferin hatırasından haberdar olmamızı sağlayan kişi.
  • ebuzziya'nin oglu degil, torunudur.
  • 1955-1957 yılları arasında hürriyet partisi milletvekili olarak mecliste görev yapmış
    gazeteci.
  • ayasofya adımının atılması ile gündeme nasıl gelmediğini anlamadığım gazeteci. ayasofya kararının altına “k.atatürk” imzası olmasının mümkün olamayacağının çünkü 24 kasım 1934 tarihli bu kararnameden 3 gün sonra yürürlüğe giren soyadı kanunu ile çeliştiğini öne sürer. günümüzdeki belgeyi de 1947’de eğitim bakanı hasan ali yücel’in terkip ettiğini de ekler. iddiasını destekleyecek nitelikte olan resmi gazetede kararın yayınlanmaması bizi kuşkuya düşürse de aynı yıl ağustos ayında abidin özmen başkanlığında toplanan mimar kemal bey gibi uzmanlardan oluşan kurulun hükümete bizans ve türk kültürünü yansıtacak müzeye çevrilmesi ve çevresindeki binaların-harabelerin yıkılması yönünde verdiği tavsiye, yine aynı yılın kasımında evkaf umum müdürlüğünce hükümete verilen müze tavsiyesi belgeleri kuşkularımıza mahal vermeyecek düzeydedir. yeni seküler türkiye’nin rejimi kendisini osmanlı ile her konuda mesafelendirdiği gibi ayasofya tüm belgelerde bir “fetih nişanesi” veya “imparatorluk camii” olarak değil de “bizanslılardan kalma bir eser” şeklinde belirtmesi de bu iddianın asılsız olduğunu kanıtlar nitelikte. thomas whittemore‘un başını çektiği bizans enstitüsü vasıtasıyla sıvayla kaplanan mozaik ve fresklerin kurtarılma çabasının hükümet onayı ile başlaması: mustafa kemal, manevi kızı zehra kemal ve thomas whittemore‘un 8 temmuz 1932’deki türk tarih kongresinde çekilmiş olan fotoğrafı da rejimin o dönemdeki fikrini destekleyici görsellerdendir. şu an sosyal medyada danıştay kararınının mevcut iktidara atfeden bir cenah varken diğer cenah da mustafa kemal’in ileri görüşlüğüne övgüler yağdırsa da her iki cenahın da ortak noktalarından olan halil inalcık hocanın, ayasofyanın camiiye çevrilmemesi durumunda harabe olacağı gerçeğini belirtmesiyle 20.yy tepeden avama modernleşme adımları atan türkiye cumhuriyeti rejiminin ayasofya kararı ile stratejik bir adım atarak yönünü gelişmiş olan batıya çevirdiğinin önemi iyi kavranmalıdır. diğer gelen siyasi iktidarların mevcudiyetlerini korumak amacıyla islami kesime sembolik ifadelerle oy istemesiyle cumhuriyetin kurucu rejiminin her şeye rağmen ilerlemek için attığı adımlar kıyaslanmamalı.

    konu çok dağınık olmuş olabilir ama hissiyat ile veri okumak bizi ancak irticaya sevk eder.