şükela:  tümü | bugün
  • yakup kadri'nin anılar eserinden bir anı. nebil özgentürk'ün hazrılardığı türkiye'nin hatıra defteri belgesel serisinin ikinci bölümünün sonunda halit refiğ tarafından çekilmiş bir kısa filmi de var. talat bulut yakup kadri'yi ayda aksel ise eşi leman hanım'ı canlandırmış.

    talat bulut'a yapılan makyaj dışında filmin güzel bir yanının olduğunu söyleyemem. iki oyuncu bir odada gezine gezine konuşmaktan başka bir şey yapmıyor film boyunca. böylesine bir senaryo da, oyunculuktaki yavanlığın göze batmasına neden oluyor. öte yandan karikatirüze edebileceğimiz kadar tuhaf diyaloglar da var filmde.

    --- spoiler ---

    leman hanım: komunist olmayacaksın anladık, peki milliyetçi de mi olunmayacak artık?
    yakup kadri: (düşünceli) öyle görünüyor.
    lh: ya.. neden?
    yk: bak lemancığım, geçen yıl almanya'da hitler iktidara geldi. partisinin adı ne?.. nasyonal sosyalist. biz kendimizi nasıl tanımlıyorduk? sosyal milliyetçi. durumu görüyor musun?
    lh: (şok olmuş bir biçimde) aman ya rabbi... siz sosyal milliyetçi onlar nasyonal sosyalist... bu nasıl bir iş?
    yk: yani ikisinin de özünde komünist olmamak ingiliz emperyalizmine ve kapitalizme karşı olmak var.
    lh: kader bizi yine almanlarla bir araya mı getiriyor?
    ...

    --- spoiler ---

    velhasıl yakup kadri'ye bu ne lan, halit refiğ' de biz bunu okusak da olurdu diyor; ustalara laf atmanın dayanılmaz hafifliğine sığınıyorum.
  • yakup kadri memuriyet ile ilgili düşüncelerini şöyle ifade eder:

    "memurluk hayatımın ilk devrelerinde, kendi aklıma kendi mantığıma göre yanlış, haksız veya manasız bulduğum bazı idari muameleleri; her tenkide kalkışımda 'filan numaralı kanun', 'filan numaralı kararname' ile daima ağzımın tıkandığını görmüş ve gitgide gerek akıl ve mantığımın, gerek sağ duyumun, gerekse insanlık gururumun bütün reflekslerini kaybetmeye başlamışımdır."
  • yakup kadrinin dönemde yaşanan yapmacık diplomatik ilişkileri eleştirdiği anı türünde eseridir. çıkardığı gazetedeki yazısı sonucu tiran a gönderilişi ,oradan çekoslovakya ve ardından hollandaya berne ve irana gidişiyle yaşadıklarını anlattığı eser. dönemin avrupasında hakim olan nazi fırtınasını anlatır ve işin magazinsel kısımlarına da yer verir fakat ; tarihle arası olmayan bir insanı sıkması muhtemel bir kitaptır.
  • diplomatlara hiç çekinmeden giydiren ve diplomat komplekslerini bir bir sıralayan hoş eser.
  • kekeme olması halinde filmi de cekilebilecek eserdir.
  • cumhuriyetin ilk yıllarının asrı saadet olmadığını kendi yaşadığı ibretlik olaylarla bize anlatan yakup kadri, akıcı üslubuyla okuyucuyu o döneme götürür.
  • yakup kadri' nin anı tarzında kaleme aldığı, tarihi belge niteliği taşıyabilecek kadar dönemin şartlarını gerçekçi bir dille yansıtan güzel eseri. yalnız eserin adının zoraki diplomat olmasının sebebi sanıldığı gibi mesleğini " zoraki " bir şekilde yapmasından kaynaklanmaz. bu zorakiliğin sebebi yazarın eserini sıkıcı bir diplomat hikâyesi kalıbından kurtarmak istemesinden kaynaklanır. hatta yazarımız kitabın sonlarına doğru bu konuya da açıklık getirir ve eserinin adını zoraki tabip' den ilham alarak koyduğunu belirtir.
  • eğer yanlış hatırlamıyorsam; yakup kadri'nin, kadro dergisinde yayınlanan yazısından ötürü mustafa kemal'in masasında pek iyi şekilde anılmaması üzerine tiran'a büyükelçi olarak gönderilmesini ve sonraki diplomatlık serüvenlerini anlattığı pek ilginç ve bir o kadar da eğlenceli olan güzel eser.

    ayrıca tiran'a gönderilmesini tiran ile fizan arasındaki ses benzerliğinden hareketle bir nevi sürgün olarak nitelendirmesi de bir diğer ilginç detay.
  • niçkim olmaktadır kendisi.başucumda durur kitabı.hem çok sevdiğimden hem de okumaya devam etmeye zaman bulamadığımdan.
  • illa pahalı, kolleksiyonluk bir atatürk eseri satın almak istiyorsanız, içinde atatürk ile bir çok anı ve olayı barındıran bu yakup kadri eserini almanızı şiddetle öneririm.
    hem 2500 liranızı daha verimli harcarsınız hem de karşınıza çıkan ,bazı yazar müsveddelerinin iddia ettiği gibi "atatürk'ün kolleksiyon değeri taşıyan bir kitabının olmadığı" tezini çürütebilir, maharetin şekilcilikte, ciltlemede,baskıda değil içerikte olduğunu hatırlatabilirsiniz kendisine.

    (bkz: yılmaz özdil'in 2500 liralık özel basım kitabı)