şükela:  tümü | bugün
  • "şimdi tek isteğim iyileşmek. ikinci nakil başarılı geçsin, başka bir şey istemiyorum. yaşarsam, malulen emekli olacakmışım. şimdi bunları düşünemiyorum bile, sonum ne olacak, yaşayacak mıyım bilmiyorum ki! taşeron işçileri çalışma ve dayanışma derneği vasıtasıyla yürütülen dava süreci devam ediyor, hastane yetkilileri bizden daha yüksekler, daha üstünler; belki onlar kazanırlar. ne karar çıkarsa saygı duyacağız, elden ne gelir ki!”

    insanlığımızı sikeyim.

    zorla lağım temizlettirilen taşeron işçi hayatını kaybetti
  • hala ölümler üzerine siyaset yapan oruspu çocuklarını ortaya çıkaran yürek dağlayan haber.
  • ne chp'nin, ne de hdp'nin ilgileneceğidir.

    işte bu yüzden sol yok bu ülkede.
  • " ...taşeron işçiler gerekli önlemler alınmadığı için mikrop kaparak hastalanmıştı. .... bu olaydan sonra hastane personeline eğitim vermeye başladılar."

    siktiğimin yerinde önlem alınması için illa birilerine bir şey olması gerekiyor.
    yok mu bu işin sorumlusu yetkilisi bir şeyi? bu adamın ölümünün hesabını kim verecek? bu da mı bu işin fıtratında var yoksa?
    son günlerde en çok üzüldüğüm ve sinirlendiğim olay bu oldu.
    adam pisi pisine ölüp gitti lan.
  • ne yazalım şimdi buraya?
    mal mal ekrana bakıyorum, aklıma bir şey gelmiyor.

    daha 28 yaşında. yaşıtı olan bazı orospu çocukları haram para sıfırlamasıyla uğraşırken, alın terinin peşine düşmüş bu gariban.
    300 liralık takım elbiseyle yola çıkıp 300 bin dolarlık saat takacak duruma gelen, sözüm ona; ''sessiz çoğunluğun sesi kimsesizlerin kimsesi'' olan bir canlının memleketinde bu gibi durumlar normaldir.
    kendi oğlunu askere göndermez. şehitler kelleden ibarettir çünkü.
    iş kazaları bu işin fıtratında vardır zaten.
    bu fıtrat haramzade aileye uğramaz bir türlü.

    çok acı ama kanı yerde kalır bu garibanın.
  • bu haberi sendika'nin resmi sitesinden vermeside ayri bir paradoks iceriyor.
  • soma faciasından farkı olmayan cinayet.

    ne zaman işçisinin bir insan olduğunu, insanca bir muameleyi hak ettiğini bilen bir ülke olacağız biz?

    bu kadar mı zor insan olmak? tedbir almak, güvenlik önlemlerine, donanımlı olmaya dikkat etmek?

    makam mevki sahibi olunca, yüksek maaşlar alınca, güzel evlerde oturunca, iyi şeyler yiyip içince değil, insana saygı duyduğumuzda iyi insan oluruz.

    yazıklar olsun hepimize, yazıklar olsun bu ülkeye!
  • moral bozan haberdir. muhtemel olarak asgari ücret ile çalışan bir vatandaştı. her gün gördüğümüz ve insan yerine koymadığımız temizlik görevlilerinden yalnızca biriydi. belki ev geçindiriyordu aldığı üç kuruş parayla, belkide para biriktiriyordu evlenebilmek uğruna. belki platonik olarak birini seviyorduda maddi imkansızlıklardan dolayı açılamıyordu. duygusallaştık gece gece.

    bizim gibi ikiyüzlüler ise saçma sapan başlıklar altında birbirimiz üzerinden kendini tatmin ederken ölen bu vatandaşı gördüğümüzde bir anlık üzülüyoruz. yarın unutacağız merak etme. şimdi insan haklarından, memkeletin bok içinde olduğundan dem vurup yarın işe gidip facebook'ta müzik paylaşacağız. umursamaz olduk kardeşim biz. kendimizden başkasını düşünmeyen bireyler olduk. otobüste ayağına bastığımızdan özür dilemez, inene yol vermez olduk. farklı olanı çekemez olduk. sorgulamaz hale geldik yapılan yanlışları. eksiksiz şekilde yerine getirebildiğimiz tek şey birbirimiz ile çatışmak, dışlamak.

    ulan herifin akp'ye oy vermiş olması neyi değiştiriyor. her türlü kanalı kullanıp insanlara ulaşan bir partiye oy vermesi onun hayatını daha mı az değerli yapıyor ? yoksa nutku tutulmuş bir muhalefet destekçisi olduğun için senin hayatın mı daha değerli ? özeleştiri yapmak gerek birazda. lanet olsun bende istemiyorum iktidarı bende sevmiyorum. fakat yarın bir gün dışardan bir tehdit geldiğinde arkanı kollayacak olan, yanında bulunacak olan kim olacak sanıyorsun. çok mu zor be arkadaş bir bütün olabilmek. çok mu pembe hayaller kuruyorum.

    ütopyalar güzeldir
  • ne biçim bir ülkede yaşadığımızı yüzümüze çalan haber daha. işin garibi hiç kimse bu örnek üzerinden öneri yapamıyor. hepimiz buna sebep olanlar... deyip çekiliyoruz köşemize. bir sonraki habere dek. onu alınca da yüreğimiz daralıyor beş dakikalığına. ama işte üzülmekle olmuyor be dostlar. çalışmak lazım, o gencecik adamı öldüren nedenleri gerçekten araştırıp, sorgulayıp, değiştirmek için çabalamak lazım. bu ülkede açlıktan ölen bebeklerin ailelerine sadaka vermek yerine onları onurları ve dolu cepleriyle yaşayacak standartlara ulaştırmamız gerek. elimizden bir şey gelmez demeyin. gelir. on yıl öncesinin pısırık muhafazakarları ortaokullara başörtüyü sokabiliyorsa bu ülkede, bizler de çabalayabiliriz; işçilerin çalışma koşulları, fakirlik ya da doğa için. belki de bir an olsun o beğenmediğimiz akp'lileri taklit etmeliyiz.cemaat- akp dayanışması ortak çıkarlarını gerçekleşene dek sürdü. yeni nesil muhafazakarlaştırıldı, başörtü ya da muhafazakar yaşamla ilgili pek çok yasak kaldırıldı. adamlar ondan sonra kavga etmeye başladılar. peki biz ne yapıyoruz, hiçbir şey. üzülmek ve azınlıkta olmaktan yakınmak dışında hiçbir şey yapmıyoruz. oysa desek ki; " işçi haklarının düzenlenmesi için bir araya gelelim." inanın ki geliriz. tartışmalar düzenler, kararlar alırız. bakarız o çok özendiğimiz isveç'te, norveç'te nasıl yürüyor işler. hazırlarız bir belge. imza kampanyadı, eylem,yürüyüş... gerekirse kapı kapı dolaşırız, destek istemek için. bir şekilde başarırız. yeter ki inanalım. isteyelim gerçekten. devrim yapmaya gücümüz yok belki. belki asla adil bir ülkede yaşamayacağız. belki hiç, istediğimiz insanlar yönetmeyecek bizi. ama bunlar, bizim bu ülkede yaşadığımız gerçeğini değiştirmiyor. hepimizin ailesinde, çevresinde en az bir işçi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. ne yani ütopyalarımız gerçek olmuyor diye, gölge gibi yaşamayı mı seçeceğiz? çoktan toprak verimi olmuş insanların her zaman yanlışlanabilir fikirlerini tartışarak mı geçireceğiz ömrümüzü? böyle ölümlere susup geçecek miyiz her defasında? o zaman her virgülünü ezberlediğimiz o teorilerin ne anlamı kalır? o teorileri gerçekleştirmeyeceksek, onlardan bahsedip de kendimizi azınlık kılmanın ne anlamı var ki?