şükela:  tümü | bugün
  • insan haklarina aykırı birşeydir aslında..
    arkadaşım ben sana garanti mi verdim erkek doğarak?
  • türkiye'deki beyin göçünün en önemli sebebi.
  • çoğu avrupa ülkesinde yoktur. bunun yerine sivil hizmet vardır.
  • gonullusu olmayan seyin zorunlusu da olmayacagi icin turkiye'de mevcut olmayan bir kavramdir.
  • özellikle de bir is sahibi, memleketine hayri zaten dokunmakta olanlari zorla silah altina almak istemek...
    gitmek zorunda kalanlarin bedelini ödemesine izin verilmeyen...
  • hayatta yaşadığımız coğrafyaya göre değişen zorundalıklardan sadece birisi. nedenini, niçinini sorguladığınızda bütün zorundalıklar gibi sonunda mantıksal temellendirmeden uzak bir sonuca ulaştığınız ya da hiçbir sonuca ulaşamadığınız dayatma.
  • doktora irgatlik, sanatciya muhendislik yaptirmaya cok benzeyen sivillere askerlik yaptirma* olayina verilen isim. kalifiye elemanlari islerinden etmek ve kalifiye olmayanlara askerlik yaptirmak gibi verimsiz bir duruma yol acar.
  • toplumlarin kulturel yaklasimlari ve yasam sekliyle ilgili olan bir durumdur zorunlu askerlik. ulkeler ordularini kurarken gecmisten gelen bu kulturel birikimlere gore hareket ederler.

    turkiye cumhuriyeti'nin gecmisine baktigimizda osmanli'yi, ondan once selcuklu'yu, ondan once de orta asya turk devletlerini goruruz. bu devletlerin ortak ozelligi ise yayilmaci bir dis politika izlemeleri, ekonomik guclerini cevre ulkelerden aldiklari vergiler ve yeni topraklar kazanarak korumalari seklinde karsimiza cikiyor. bu ekonomik ve sosyal yapiyi koruma amacli olarak hemen her turk genci asker olarak yetistirilmek zorunda kalinmis.

    osmanli'nin hizla toprak kaybettigi son donemlere bakacak olursak surekli saldiriya maruz kaldigini, surekli savas halinde oldugunu ve o donemlerde coluk-cocuk her erkegin asker olarak kullanildigini goruyoruz. kaldi ki kurtulus savasi zamaninda da eli silah tutan her erkek savasa katilmis.

    dolayisi ile vatanini savunmak ve askerlik yapmak sivil turk vatandaslari icin her zaman kutsal bir gorev olarak gorulmus ve bundan kacinmak bir utanc kaynagi olmustur. zaten en eski ve en yeni tarihi savaslar ve turlu kahramanlik destanlari ile dolu, cogunlukla topyekun savasmak zorunda kalmis bir ulkenin farkli bir anlayis turu gelistirmesini, askerligi belli bir sinif veya zumrenin tekeline birakmasini ya da profesyonel bir ordu yapilanmasina gitmesi beklenecek sey degildir.

    turkiye cumhuriyeti (osmanli ve selcuklu'nun devami sayarsak, ki oyledir) sadece son 80 yildir tarihinde pek az rastlanan sekilde bir baris ortaminda yasamakta. sartlar ne olursa olsun 1500 yillik bir tarihe sahip mu milletin askeri yapisinin 80 yilda degismesi pek mumkun degil. bu tartismalarin son 20 yildir yapiliyor olmasi iyiye isarettir tabi. eger onumuzdeki donemlerde de bu baris ortami surerse buyuk bir askeri donusumun olmasi beklenebilir. zaten bununla ilgili sesler yukselmeye baslamistir ve bir gun bu ulke de modern dunyanin gerektirdigi yapida bir orduya kavusacaktir.
  • simdi sevmeyeceginiz seyler soyleyecegim, ancak bunlar realist soylemlerdir ve gerceklere dayanmaktadirlar.

    zorunlu askerlik kavramini, hakikaten ben de sevmemekteyim. keske olmasa, zira erkek olarak dogmus olmanin sosyal alanda cok avantaji olmasina ragmen, konu askerlik olayina gelince, hicbir sekilde vatandasi bulundugum ulkenin elime bir silah verip, beni tehlikeye sokmasini istemem. sirf kendimi degil, bir ulkenin en onemli yatirimi olan, seneler boyunca kendisini egitmis insanlarin silah altina alinmasini istemem.

    ancak zorunlu askerlik, ozellikle turkiye gibi egitim seviyesi dusuk bir ulkede uygulanmasi son derece gerekli birseydir. maalesef oyledir, cunku benim istesem de, istemesem de, begensem de, begenmesem de etrafimda bolca bulunan, sahsen tanistigim, tanidigim, kimiyle cok yakin bile oldugum ve hic de kisisel garezim olmayan bircok bahtsiz, dogru duzgun egitim gorememis insan, askerlik sonrasinda kendilerine is olanagi sunacak olan bircok beceriyi zorunlu askerlik vasitasi ile edimistir. onun da otesinde genel bir egitim, kendi yasadiklari koy/kasaba/bucak disinda hayat oldugu olgusu, kendi ulkesinde farkli kulturlerin var oldugu olgusu ile de bircok insani tanistirmistir askerlik.

    hal boyleyken, yani egitimsiz ve kendini henuz kesfedememis bircok insana olanak saglayan askerlige, akademik egitim almis insanlarin alinmamasi durumu, cifte standarttan baska birsey degildir. onlarin gunahi ne? egitim alamamis olmalari, onlarin kabiliyetsizligi degil, ulkenin bir utanci degil midir? peki, akademik egitim almis kimselerin de erkek dogmus olmalari onlarin sucu mudur? ya hepsini askere almak lazimdir, ya da hicbirini.

    egitimsizin askere alinmasi, ayni zamanda onlarin iyiligi icindir; elde var bir. ancak akademik egitim almis olanlarin, ve hayatlarini belli bir raya oturtmus olanlarin askere alinmalari da bir eksidir; elde var sifir.

    "ya hepsi, ya hicbiri" dersek de, maalesef "hicbiri", seceneklerimizin arasinda degildir.

    bolca dalga gecilen turkiye'nin jeopolitik konumu'nun bir zorunlu askerlik sebebi olmasi olayi, sevseniz de, sevmeseniz de mevcuttur. hayir, bunu ilkokul, ortaokul ve lise'de bize ogretilen "almanya yenildiginde biz de yenilmis sayildik" tarzi, vatandaslik, tarih ve cografya derslerinde bize verilen zimbirtilarin isiginda degil, kendim de akademik bir egitim almis bir insan olarak soyluyorum.

    komsularimiza bir goz atacak olursak, ne kadar humanist bir sekilde "artik komsularimizi dusman olarak gormeyelim, el ele tutusup kirlarda kosup cicek toplayalim" desek de yine de bir realite ile karsi karsiya geliyoruz.

    birincisi, iran tehtididir. nukleer silahlanmaya gittigi bile one surulmus bu ulke, turkiye'nin demokratik ve laik sistemine dogrudan tehdit olusturacak bir yonetim sekline sahiptir. nufusu buyuktur ve tipki bizim gibi zorunlu askerlik uygulamasina sahiptir. egitim seviyesi, bir sekilde turkiye'ninkinden de dusuk insanlari vardir, cunku iran devrimi ile akademik egitim almis ve laik goruslu insanlarin cok, ama cok buyuk bir bolumu (200.000 kadar) kaliforniya'ya yerlesmistir. o yuzdendir ki los angeles'a "tehrangeles, irangeles" gibi sifatlar yakistirilmaktadir. daha bundan tas catlasa yirmi sene once (1980-89) iran irak savasi yasanmistir ve orada gorulmustur ki, butun devlet organlarinin ustunde mevcut bir ayetullah meclisi tarafindan yonetilen iran'in, askerlerini dini mesajlar ile manipule etmesi zor degildir. "canli mayin temizleyici" niyetine askerlerini mayin tarlalarina surduklerini hatirlatirim. "axis of evil" olayina girmeyecegim, zira o george w. bush'un yumurtladigi bir curuk yumurtadir. bir devlete "kotu niyetli" demek ne kadar sacmaysa, "tehdit" demek o kadar mantiklidir. diplomasi ile tam olarak cozulemeyecek kadar buyuk bir sorundur.

    ikincisi, suriye tehdididir. beser esad su anda turkiye'ye cok iliman yaklasmaktadir ve akp hukumeti, israil ile olan munasebetini riske atacak derecede suriye ile yakinlasmaktadir. dogru, bu ulke icin sam'da bir borsa bile kurduk, ancak bunlarin hicbiri, iki ulke arasinda bitmez tukenmez su sorununu cozmeyecektir. suriye, hakikaten su konusunda cok kisitli imkanlara sahip bir ulkedir (golan tepeleri'ne, celile denizine ve lubnan'a olan tutumunun baslica sebebi nedir saniyordunuz? yahudi ve hristiyan dusmanligi mi?). turkiye'ye olan tutum, ulkeye binlerce ucaklan cicek yagdirsaniz bile degismeyecektir, bu su sorunu cozulmedigi surece. kusuruma bakmayin. 1990lar'da bu ulke ile az daha ciddi ciddi savasin esigine geldigimizi unutmayalim. son olarak, beser esad bir alevi'dir ve turkiye'de alevi vatandaslara vaktinde uygulanmis utanc verici birtakim olaylari da unutamayiz. boylece suriye konusunda da diplomasi bir yerde tikanmaktadir, cozum onerileri ise gerceklestirmesi guc seylerdir.

    ucuncusu, ermenistan tehdididir. tam anlamiylan cok buyuk tehdit sayilmaz; ermenistan, su anda ekonomik olarak cok zayif bir ulkedir ve askeri gucu dusuktur. sovyetler birligi'nden yadigar akademik populasyonu da bir yere kadar verimli olabilmektedir. "komsumuz" olarak sayacagim ve turkiye'nin gazindan, petrolunden yararlandigi, cok yuklu miktarda ihracat gerceklestirdigi ve anadolu turkleri'nin hakikaten de buyuk bir sempati besledikleri azerbaycan ile aralarinda, sovyetler birligi'nin dagilmasindan beridir (ve hatta oncesinde) var olan gerginlik, goz ardi edilemeyecek kadar buyuktur. ermeni soykirimi iddialari, agri dagi (ararat) gibi bolgelerde sinir sorunlari, senelerdir kapali kalan bir sinir kapisi, diplomasiye yanasmayan hukumetler... daha sayayim mi?

    dorduncusu, yunanistan sorunudur. bu da aslinda artik eskisi gibi bir tehdit degildir, o yuzden sorun olarak adlandiracagim; yunanistan bizi isgal etmeyecektir, veya biz de onlari isgal etmeyecegizdir muhtemelen daha uzunca bir sure. ozellikle avrupa birligi kapisina dayandigimiz su gunlerde, ayni birlik icerisinde olma gibi bir ihtimalimizin dogdugunu da unutmayalim. ancak kim unutur kardak kayaliklari krizini, bill clinton'un arabuluculugu olmasa idi cikmasi muhtemel bir savasi (gerci kendisi de otobiyografisinde bu olay ile dalga gecmistir, "bir kayalik yuzunden savas cikaracaklardi" demistir, dogru da demistir)? hala cozulemeyen ve cozumden yana olmayan halklara, binbir kafadan cikan seslere sahip kibris sorunu'nu? unutmadan; onlarda da zorunlu askerlik vardir.

    besincisi, gurcistan sorunudur. kendileri ile de bir alip veremedigimiz yok gibi gozukmektedir (haydi kendimizi kandiralim derim burada), ancak daha henuz gerceklesmis osetya krizinden sonra, mikail saakasvili gibi rusya'ya bile kafa tutabilecek bir lidere sahiptir, halen daha butun diger eski sovyetler birligi ulkelerinde oldugu gibi bir komunist stili devlet yonetimi mantigindan kurtulamamistir (hayret, turkiye'de de vardir hala bu halbuki, ne tesaduf, degil mi? degil; kemalizm'in yapitaslarindan olan devletcilik ilkesini sosyalizm olarak algilayan biziz). butun bu bolgesel tehlikelere karsi tetikte olunmalidir.

    altincisi, guneydogu anadolu ve kurt sorunu'dur. evet, maalesef "kurt sorunu" diye adlandirabilecegimiz bir olay mevcuttur ulkemizde; kendilerine yeterince hak taninmadigindan midir, yoksa kendilerinin mi ac gozlu vatan boluculeri olduklarindan midir, bunun tartismasina hic girmeyecegim, ancak sorun ortadadir. pkk tehdidi tam olarak sona ermis degildir. suriye ve yunanistan, eski desteklerini vermemektedirler belki, ancak iran'in kuzeyde yasayan kurt halki vaktinde surekli, ama surekli silahlandirdigi da yakin tarihimizin bir gercegidir. peki bariscil cozum bulunamaz mi? o kadar kolay mi be arkadasim, o kadar kolay mi?

    yedincisi, bulgaristan sorunudur. kendileri ile artik eskisi kadar bir alip veremedigimiz olmasa da, yine de yakin tarihimizde yasanan gocmen katliamlari unutulabilir mi? hayir, bu da bir "onur meselesi, intikam olayi" degildir, sadece gelecekte ne gibi seyler olabilecegi konusunda bir uyaridir. bu da bulgaristan'i bir tehdit yapmaz haliyle, ancak gozumuzun bir ucu ile izlememiz gereken bir ulke haline getirir. ayriyeten, bu ulkede de bircok turk yatirimi mevcuttur ve turk yatirimcilara da su gunlerde bir dizi sorun cikarilmaktadir. belki de diplomasinin en cok ise yarayabilecegi ulke burasidir.

    geldik sekizinci soruna; irak. daha ne diyeyim? iki korfez safasi, tamamiylen alt ust olmus bir duzen, anarsi icinde bir halk, birbirlerine dusman kesilmis uc ayri grup (sunni, sii, kurt) ve hepsinden ote kuzey irak'daki turkmen azinlik, kurdistan'in kurulma ihtimali ve turkiye'nin de balini bolca yedigi petrol boru hatlari. su gunlerde kurdistan problemine turkiye'nin bakisinin cok yumusadigi konusulmakta gerek yerli, gerek yabanci basinda; ben inanmiyorum. realist dusunmekten kendimi alamiyorum, kurdistan'in kurulmasinin, turkiye'nin butunlugune tehdit olusturabilecegini, celal talabani ve mesut barzani gibi kimselere guven olmayacagini, "vallahi de, billahi de" gibi yeminlerin ulkeler arasinda sokmedigini bal gibi biliyorum. ulke iliskilerini kisisellestirmeyelim; "size tehdit degiliz, pkk'ya da destek yok!" soylemleri nereye kadar ise yarar? su anda pkk'ya karsi kendi pesmergeleri de savas veriyor mesut barzani'nin, ancak bunlari, kendi partisini korumak ve kendi iktidarini ayakta tutmak ugruna yaptigini hepimiz biliyoruz.

    dokuzuncusu, turkiye'nin bolgedeki misyonudur. simdi, surekli duydugunuz klise soylemlerden birine benzeyebilir bu soyledigim, ancak cemal abdul nasir'in olumunden ve iran devrimi'nden sonra ortadogu'da bosalan koltugu birinin doldurmasi gerekmektedir. "ulan halen daha mi doldurulmadi?" dendigini duyar gibiyim, ancak dominant ulke olma yarisi hep surer, durur. amerika ve israil'i bunun disinda tutuyorum, cunku turkiye, cogunlugu musluman bir ulkedir (sevseniz de, sevmeseniz de) ve bu da turkiye'yi, gerek ekonomik, gerek askeri yonden bolgede cok, ama cok onemli kilmaktadir.

    onuncusu, turkiye'nin ekonomik durumudur. maalesef su anda turkiye, bir profesyonel ordu (profesyonel askerlik) sistemine tam anlamiylan gecebilecek kadar guclu bir ekonomiye sahip degildir. askerligi bir kariyer haline getirmek, zaman gerektiren ve egitim gerektiren birseydir. hepsinden ote, cok daha yuksek teknolojili silahlara ihtiyac duyar. zaten gsmh'mizin cok buyuk bir kismi orduya ayrilmaktadir; aniden bir profesyonel orduya gecis, gsmh'dan daha buyuk bir payin orduya ayrilmasina neden olacaktir. ancak en azindan askerlik suresi kisaltilarak profesyonel ordu'ya gecisin ilk adimi atilmistir.

    ozellikle de sovyetler birligi'nin halen daha cok tehlikeli oldugu donemlerden, ve ondan da once, tanzimat fermani'na kadar dayanan zorunlu askerlik'den bir cirpida vazgecmek kolay birsey degildir. burada suclu olan devlet veya ordu degildir; suclu olan kimse degildir aslinda. eger zorunlu askerlik olayini beyin gocune sebep gosteriyorsa insan, devleti suclamadan once ulkesinin cografi konumunu suclamalidir. turkiye cumhuriyeti'ni suclamadan once, anadolu'yu suclamak gerekmektedir. zorunlu askerlik, ulkenin bir yaptirimi degil, bu topraklarda dogup buyumus bahtsiz bireyin sirtinda, kendi istegi disinda tasimasi gereken bir yuktur. yoksa, hangi devlet ister mimarini, bilgisayar muhendisini, iscisini, ciftcisini savasa gondermeyi?

    eger zorunlu askerlik yapmak istemiyorsa bir birey, bunu da vatandasligindan feragat ederek gerceklestirebilir. kendisini kimse tutmamaktadir. ancak eger bu topraklarda dogup buyumus ise birey, ve "toplumun yarari icin, ulkenin yarari icin" gibi propagandalari yemiyorsa ayni birey, en azindan kendisi icin, kendi bireysel iyiligi icin zorunlu askerlik olayina, turkiye'nin su anki durumunda destek vermesi gerekmektedir. ulkelerde hersey uzun vadeli yararlar uzerinedir. kisa vadede topluca, 16 ay boyunca bircok erkek bireyin resmen eziyet cekmesi, uzun vadede ulkenin hayrinadir.

    bunun da karsisinda olan maalesef fazla idealist dusunmektedir. idealist dusunceler, herkes oyle dusunmedigi surece genellikle gerceklesmezler. diger insanlarin da fikirlerini manipule etmek, takdir edersiniz ki, imkansizdir. ati dereye goturseniz de, suyu icmesi yine ata kalmistir.

    eger hakikaten de bu baris ortami devam ederse ve yukarida saydigim sorunlar bir bir cozulmeye baslanirsa, o zaman kesinlikle buyuk bir askeri yapilanma gorebiliriz onumuzdeki 10-15 sene icerisinde.

    ama simdi degil.