şükela:  tümü | bugün soru sor
  • zorunlu müdafilik, anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkı'nın sonuçlarından biridir. 5271 sayılı ceza muhakemesi kanunu'nun 150 inci maddesinin 2 inci ve 3 üncü fıkralarında düzenlenmiştir;

    "müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.

    alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. "

    ceza hukukumuzda kural olarak avukatın seçilmesi ve atanması şüpheli veya sanığın iradesine bağlıdır. ancak adı geçenler bu seçimi yapabilecek durumda değillerse, istemleri hâlinde kendilerine ilgili kanun hükümleri uyarınca avukat seçilir ve atanır. zorunlu olarak avukat atanmasını gerektiren haller, şüpheli veya sanığın:

    1. on sekiz yaşını doldurmamış,

    2. sağır veya dilsiz,

    3. kendisini savunamayacak derecede malûl,

    olmasıdır. bu kişilerin avukatı yoksa bunlara istemleri aranmaksızın kendilerine avukat atanacaktır.

    yine, kanunla belirlenen suçlardan altı sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada da sanık veya şüphelinin iradesine bakılmaksızın kendilerine avukat atanır.

    zorunlu müdafilik ücreti devlet tarafından karşılanır.

    kaynak: itü sözlük
  • zorunlu müdafilik, çok çileli iştir be, sabahın 5'in de telefonunuz çalar, pursaklar polis karokolu, 3 adet şüpheli, suç konut dokunulmazlığını ihlal, görevi kabul ediyorsanız 1'i, etmiyorsanız 2'yi, tekrar dinlemek için 3 basınız, talep detayları kısa mesaj olarak size bildirilecektir, şeklinde trt spikeri edasında bir sesle karşılaşmanız ihtimal dahilindedir.
  • nerede arsız, hırsız var ise onun avukatlığını barolar birliğinin belirlemiş olduğu en az ücret tarifesinin çok çok altında bir ücretle yapmaktır.
  • bunun amacları şunlardır
    -her ne kadar savcı şüphelinin sadece aleyhine olan delilleri değil lehine olan delilleri de toplaması gerekse de bunu uygulamada pek yapmaz.oysa ceza muhakemesinin amacı birini suçlamak değil maddi gerçeğe ulaşmaktır.
    - muhakeme sırasında silahların eşitliği ilkesi gereği her iki tarafında hukuk diline hakim olması gerekir
    -şüpheli suçsuz da olsa belki kendini heyecan yahut başka sebeplerle kendini savunamayabilir
    - şüpheli kendini savunacak maddi olanaklara sahip olmayabilir. adil yargilanma için devletin bu imkaani sağlaması gerekir
    aslında en büyük amacı devlet babanın adil ve eşit yargılama ortamını sağlamasıdır
  • anayasa'nın 10. maddesindeki "kanun önünde eşitlik ilkesi" ve anayasa'nın 36. maddesindeki "adil yargılanma hakkının" hukuki düzene uygulanması halidir.

    her hukuk düzeninde olması gerekendir. bir benzeri için (bkz: adli yardım)

    siz bakmayın meslekte yeni olup, heyecanla "arsızın, hırsızın avukatlığını beleşe yakın yaptırıyorlar" diyenlere. zaten bu şekilde konuşup neden yaparlar onu da anlamak mümkün değil. madem memnun değilsin yapma. zorla yaptırıyorlar sanki! senin gibi adamlar çoğalınca, gönderecek avukat kalmayınca bak ücretler düzeliyor mu düzelmiyor mu? ah zavallı sistem kölesi. direnemeyip sadece inliyorsun. sen inlersen inletmeye meyilli adamlar zaten inletirler.
  • polislerin hocam şeklinde hitap ettiği. örnek cümleler:
    1- hocam sicil neydi?
    2- faruk, şüpheliyi getirin hocam görüşsün.
    3- abi, 2 hocam geldi. ocastan bir tane daha çağırıyorum.
  • 1-hakim, savcı olmadan önce beş yıl avukatlık yapmış olma şartı getirilmesi,
    2-iki yıl avukatlık yapmadan zorunlu müdafiilik görevlendirilmesinin yapılmaması,

    bir miktar gözlem/izlenim*, biraz da tecrübeden çıkardığım sonuçtur bunlar.

    avukatlık ruhsatını bir hafta önce almış bir avukat arkadaşımızın ağır ceza mahkemesinde kasten öldürme, terör, uyuşturucu madde ticareti vs suçlardan sanık savunmasına iştirak ediyoruz, bir diyeceğimiz yoktur, ekleyecek bir husus yoktur ya da duruşmalarda eksik hususlar ikmal edilsin demekten başka söyledikleri tek söz yok*. kolluk ve savcılıkta durum daha da vahim... duruşmalarda farkında olmadan aleyhe beyanlar mı dersin, tutuksuz sanığın tahliyesini isteyenler mi dersin, yirmi yıl almış sanığın dosyasını istinaf/ temyiz etmeyenler mi dersin.. durum aslında oldukça vahim olmasına rağmen bu konu hiçbir zaman gündeme gelmeyecek. neden derseniz, barolar yeni avukatlığa başlamış birine hem puanı eşitlensin hem de biraz para kazansın diye ilk iki-üç ay deli gibi görevlendirme yapmakta. sonuç yukarıda bahsettiklerim.. bunlar tek tük, nadir olan şeyler değil, görevlendirilen on avukatın dokuzu hiç bir şey bilmiyor, mecburen orda olduğunu düşünüp, telefonu ile oynamaktan şüpheli/sanığın savunmasını dinlemeyip, zapta/tutanağa ne geçtiğine dikkat bile etmiyor, bir an önce imzalayıp çıkma derdinde. ne usul ne esas ne kanun haberi yok. tabi sanık veya şüpheli de ne olduğundan habersiz, kendi derdine düşmüş.

    *bu noktada belirtmeden geçmeyeyim, eğer bir avukat istemez ise zorunlu müdafiilik görevi kendisine verilmez, yani isteğe bağlı. ve her görevlendirilen avukat, sorgu/mahkeme farklı ücret ödenmekte. (bkz: avukatlık asgari ücret tarifesi)
    *yani sanık için müdafii zorunlu olabilir, ancak bu işi angarya gören ücretini az bulan avukat için bu görev zorunlu değil, isterse görevlendirilmez.

    bu ülkede hakim-savcı yetersizliği*büyük bir sorun lakin en büyük sorun avukat yetersizliği*. bir gün tabi o gün hiç gelmez umarım, zorunlu müdafii ile savunulmak*durumunda kalmam.. her ne kadar tck’da olmasa da yağlı urgan bile bunlarla olası..