şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: mecburiyet)
  • en zevkli eylemi bile zevksiz hale getirebilen, kasan, strese sokan, tadini kaciran, zavalli gibi hatta esir gibi hissettiren olgu
  • john berger e gore zorunluluk hem tragedya hem de komedya uretir.'' optugunuz yada kafanizi carptiginiz seydir zorunluluk.'' der.
  • olmadigi zaman ortaligin ..na koyucaginizi hissettiginiz ama koyamadiginiz o her saniyenin bagirsaklarinizda ishal gibi biriktigi ama oldurmamanin da sizin elinizde oldugu sinir bozucu kabiz edici pis durumlarin tumu.
  • david hume'a göre zorunluluk ve zorunlu ilişkiler gerçek dünyada değil; yalnızca mantıktadır. o günden beri pek çok filozof bu görüşü desteklemiştir.
  • zorunluluğun şöyle bir mantığıda olabilir: bir şey bize ancak geriye yönelik baktığımız anda (nedenlerine dair ellerimizi yüzümüze kavuşturduğumuz anda (perisanlık ya da pişmanlık imgesi olduğu sanılmasın sakın) zorunluluk gibi gözükür - oysa olumsaldır. sanki her şeyin o şeyi yapmamız için seferber olmuş gibi duyumsarız ve bu eziyetten kurtulmak için o şeyi yaparız. kaderini sev'in (amor fati) anlamlarından biri de budur. tabi bütün bunlar düşünümselliği engellememeli. ama asıl soru “düşünümselliğin eli nereye kadar uzanır”dır. büyük sorudur bu.
  • şu hayatta beni en çok zorlayan şey olmuştur bir şeyi yapmama zorunluluğu.

    en sevmediğim şey bile olsa, "şunu yapma" denince o şeyin çekiciliği 176473 kat artıyor. bu iki yaşımdayken de böyleydi şimdi de böyle.
  • ingilizcede ''must'' ve ''have to'' yardımcı fiilleriyle anlatılan hal. türkçe'de en kaba şekliyle sike sike diye tabir edilir.
  • toplumun, kuralların, kaidelerin ve hatta geleneklerin hazırladığı, ölçünüz dahi alınmadan üzerinize geçirdiği şekilsiz gömlek.

    ya bol gelir ya da dar..
    her türlü çirkinsinizdir.
    çıkarmak istersiniz,
    ama bu sefer de çıplaklık, çirkinlikten daha çok korkutur sizi.
    üzerinize biçilen 5 beden büyük kıyafetlerinizle gittikçe küçülürsünüz, küçülürsünüz ve küçülürsünüz.
    bi bakmışsınız,
    başta nefret ettiğiniz o zorunluluklar,
    artık birer bahane olmuş, vicdanlara söylenen.
    en kötüsü; zorunlulukların iyi ve doğru olduğuna inandırmaktır kendini.

    bunu başarabildiyseniz eğer; sizin de çocuk düşleriniz yoktur artık..
  • en çok dayatılan ve dayanılamaz tipi zannımca "tutarlı olma zorunluluğu"dur..
    "zorunlu musun kardeşim belki ben dünyadaki 500milyon terazi burcu insanıyla beraber tutarsız olmaya karar verdim" diyemezsin de..

    (bkz: zorunluluğu seçim gibi göstermek)