şükela:  tümü | bugün
  • sokakta gördüğünüz zaman kaçtığınız dişileri fotoğraf üzerinde güzel gösteren mekan... vesikalık resimlerden önce makyaj yapılıyor...
  • bir yıllık pozu içi tam 5 saat bekletildiğimiz mekan... fotograflar kotu cıkarsa hakkında cok kotu planlarımız var...
  • fotoğrafçılarının hepsinin herkese kelimesi kelimesine aynı şeyleri söylemeleri şaşırtıcı aynı zamanda da ürkütücüdür. bu adamlar bi ömrü böyle mi geçirmektedirler? başka kalıplar kullansalar ölürler mi? bi de böylece karşılarındaki insanı rahatlattıklarını düşünürler ki...*
    -o çoçuğu böyle somurtarak mı tavladın hadi şımarr şımaaarrr...bak bak çok yakışıklı bi çocuk geliyo...3 numaralı bakışını at bakalım off o ne öldümm...şu bakışa bak aman allahımm...(bu böyle devam eder gider, adam aklınca doğal olsun diye bunları yaparken sen de kasın kasım kasılırsın bi de laf işitirsin kasma kendini diye, işte o zaman bi siktir git ya dememek* için zor tutarsın kendini)
  • hayvan gibi gereksiz pahalı (bu sene 4 poz 40 milyon) , ve herkesi birbirine benzetip yapay görünümlü parlak bozlar verdirtip tiksindirten fotoğrafçı. yaptıkları standart makyaj ve verdirttikleri standart pozun insanın kişiliğinin resme yansımasını engellediğini kavrayamamış zihniyet.
  • donemim geregi (secimim icabi degil) objektifin onunde duran kisiye "kadir abi" seklinde hitap eden sen sakrak bir fotografcisiyla calistigim, neticesinde yesil gozlu, mavi gozlu bir cok fotografa sahip oldugum kurum. bir iki sene daha sabretsem photoshopda scanlerime bes kurus vermeden degisik renkte gozler monte edecek, hosca vakit gecirebilecektim.

    hatalar yapiyoruz bazen.
  • zümrüt "sosyete fotografçisi" olmadan önce, siraselvilerin arasokaklarindan birinde, bodrum katinda sokağa bakan ufak bir pencereli bir dükkanla başladi bu işe... eğer bir insan ortalardan buralara gelebiliyorsa saygi duymak gerekir...
  • zümrüt bir çok insanın o dönem içinde kabusu oldu ise de ileriki senelerde bir dönemin ve bir çevrenin çocuklarına çok ortak background oluşturmuş, konuşulacak, anlatılacak birden fazla anıya sebebiyet vermiştir. herkes bilir, özellikle caddebostan zümrüt'e gitti isek cinsiyete göre "kadir abi" yahut "emine abla" oluruz. zümrütteki gaylord insanın bu isimleri seçmesinin sebebi nedir emin değilim ama bu isimlerin hitap ettiği sosyetik çevrede pek "in" olmamasından kaynaklanan bir komedi unsuru olabileceğini düşündüğünü tahmin eder gibiyim. zümrüt herkesin yıllığında yer etmiş, pizza face olarak anılan adamların smooth criminal gibi görüntülenmesine (ama öyle hatırlanmamasına); güzel, çekik kahverengi gözlülerin yeşil gözlü olarak lanse edilmesine yataklık etmiştir (allah belasını versindir). kızlar zümrütte çektirdikleri fotoğraflarında people dergisinin kapak fotoları kadar opak, erkekler ise aynı derginin "fresh new face of the year" (diyelim 95 yahut 96) sayfaları kadar hi definition gözükürler. sonra arkadaşlarımızın evlerine gittiğimizde bu yıllıklara bakarız "vay şu çocuk süpermiş" falan demek gibi hatalara düşeriz, haklı olarak arkadaşımız müstehzi bir gülüş atar "hahaha doberman mı, maldeyneği gibi bir herifti o be" falan der. biz yan gözle bakarız "kıskandı çocuğu" falan deriz. iki sayfa sonra arkadaşımızın resmi çıkar, o da ne! yemyeşil gözleriyle kameraya gülümsemektedir. böyle şeyler olabilmektedir.

    zümrüt'ün alabildiğine abuse edilmiş bir diğer özelliği ise bu "iyi çıkma" fasilitesinin türlü amaç için kullanılmasıdır. herkesin lisede hastası olmuş, hastası değilse de bir iki peşinde dolanmış hayranı, bir şeysi vardır. bunlar genelde bir boka benzemeyen, bıyıkları dudağının üzerinde iz yapan, grunge mrunge takılıyorsa saçları kulak hizasına uzatıp resim çektirirken ıslatmış, sivilceli ergen çocuklardır. ama bunu herkes bilmek zorunda değil; eve gelen bir arkadaşa yıllığı gösterirken hepsinin özenle çekilmiş ve 5 ayrı poz arasından seçilmiş birbirinden güzel fotoğraflarını gösterip "bu bana aşıktı", "bu da bana aşıktı", "bu var ya büyük hastamdı" diye reklamımızı yapabiliriz, prim amaçlı manevralara girebiliriz. arkadaş bu insanların evrimde takılıp kalmış bireyler olduğunu bilmek mecburiyetinde değildir, ama biz şunu biliyoruz: hepsi kadir abinin sandalyesinden geçti (evet sen de).
  • fotoğrafçısının artık yeni espriler öğrenmesi gerektiğini düşündüğüm fotoğrafçı hedesi. en son 3 sene önce de aynı esprileri yapmaktaydı kendisi. diyalogları aynen aktarıyorum:
    -bence sen hiç güzel diilsin şeker (burda kızmamı bekliyo bi süre, ama kızmıyorum inatla), sen mükemmelsiiiaaan, ehiheihei
    -......*
    -ay bu resimden o çocuğa da vercek misiaan?
    -* hangi çocuğa?
    -ay kaç tane var ayol ehiheiihiaaa
    -.......öl sen...
  • basit bir vesikalık için bile bir kaç gün önceden randevu alınması gereken züppe fotoğrafçı.