şükela:  tümü | bugün
  • filmekimi dahilinde sabahın 11'inde izleyeceğim film.
  • 2015 cannes'da belirli bir bakış alanında juri özel ödülü almış; film ekimi sayesinde izleme fırsatı bulduğum dalibor mataniç filmi.

    film üç farklı dönemde (1991, 2001 ve 2011 yıllarında) geçen, aynı oyuncularla işlenmiş fakat tamamen farklı üç aşk hikayesi. yıllar süren etnik düşmanlıklarla örselenmiş iki komşu balkan köyü, bu köyün çocuklarının imkansız aşkları...

    1991: savaş öncesinin nefret ve korkuyla örülü atmosferinde aşk, yasak bir lüks.
    2001: savaş bitmesine rağmen, yaşanılan acılar hala taze.
    2011: geçmişin unutulmaması, acıların orada kalması sebebiyle yaşanamayan bir aşk.

    ben çok beğendim. özellikle ikinci hikaye (2001) mükemmeldi. bilet bulabilirseniz kaçırmayın.
  • bugün başka sinema sayesinde beyoğlu sinemasında nda izlediğim film. film, daha önce de bahsedildiği üzere 3 ayrı zamanda yaşanan 3 farklı aşk hikayesini aynı oyuncularla işliyor. fikir, bana şu açıdan güzel geldi: 3 hikayenin de aynı oyuncularla canlandırılması, filmin ana teması olan ve 3 hikayenin de kökünde yer alan etnik ayrılıklar ve savaş uğruna yaşanan ayrılıkların nasıl aynı olduğu mesajını derinlerde hissettiriyor. yani aktörler normalde farklı olsa da yaşananlar aynı mesajı. gelelim hikayelere--- spoiler ---

    --
    --- spoiler ---

    1. hikaye olan ve 1991'de geçen hikaye en güzel ve trajedik hikayeydi. savaşın taze yıllarında 1991'de yaşanan yasak aşk da savaştan etkilenen niceleri gibi acı etkilendi.
    2. hikayede ise savaştan 10 yıl geçmesine rağmen acısını kalbine gömen ailelerin nasıl hayata adapte olamadıkları evi tamir eden usta ve ailenin kızı arasında bir türlü yaşanamayan aşk üzerinden işlenmişti.
    3. hikaye ise kısmen en zayıfıydı. kız sırp olduğu için kavuşulamadığı kısaca işleniyordu ama neden/ne /nasıl konusunda ayrıntı vermek yerine esas erkeğin parti sırasındaki iç hesaplaşması daha aüır basmıştı. sanki 3 ayrı hikaye fikrini tamamlama adına çekilmiş bir bölüm gibiydi bu kısım.
    --- spoiler ---

    --
    --- spoiler ---
  • ilk hikayeyle aşkın milliyetsizliği girizgahını çok güzel verdiğini düşündüğüm, ikinci hikayesindeki adam iş yaparken kadının ritm tuttuğu sahnede müziğin aslında nasıl da bir iletişim aracı haline dönüştüğü çıkarımını yaptığım, üçüncü hikayenin aynı zamanda filmin son sahnesinin dialogsuz olmasına rağmen herşeyi özetlediğini düşündüğüm film. hakkıyla alınmış bir ödülün sahibidir.
  • hirvat yonetmen dalibor matanic'in iki saat suren dram turundeki filmi.

    --- spoiler ---
    film birbirine gecmis uc hikaye icermekte:

    birinci hikaye (savasin hemen oncesi): tahammulsuzluk.
    "oteki" tarafa duyulan nefret, cekilen tellerle resmi bir hale burunuyor. eli kulaginda savas, panik halinde insanlar, korku.

    ikinci hikaye (savastan sonra): bastirilan duygular ve yeniden dogus.
    savasta yikilan evler gibi hislerin de enkazindan yesermeye calismasi.

    ucuncu hikaye (savastan yillar sonra, yakin gecmis): pismanlik, telafi cabasi.
    savasin getirdigi korku, harabeler, caresizlik yerini yeni hayata, modern caga ayak uydurabilmis bir kasabaya birakir ve insanlar yeni hayatlarina nispeten alisabilmislerdir. peki ic hesaplasmalari? tamamen unutulmus mu gecmis?

    uc hikayedeki kullanilan ortak motifler var; oturup ana karakteri izleyen kopek, uzerinden gectikleri yol, sualti cekimleri; ve yanlis hatirlamiyorsam calan parca.
    --- spoiler ---

    bilinen bir konuyu yogun dram ogeleri ile sade ama basarili bir sekilde anlatmis yonetmen. basarisini oyuncularin dogalligi, hislerin guclu ifadesi ve gercekciligine borclu. ve tabii ki goruntu yonetmenine.
    yilin en iyilerinden biri olmus film.
  • açık ara goran markovic'in oyunculuğundan etkilendiğim filmdir. kurgusundan mı tam bilemiyorum ancak etnik köken, savaş ve insan ilişkileri üzerine yoğun düşüncelere sevk eden yalın anlatımlı başarılı film.
  • türkçe altyazısının da çıkmış olmasıyla, daha geniş kitlelere ulaşacak bir hırvat-sırp-sloven filmi. %100 denemese de %80 küsür civarı balkan sineması tarzında... balkan sineması'nı sevenlere önerilir. "the high sun" ingilizce, "güneş tepedeyken" türkçe adları zvizdan'ın.

    yine aşk, yine etnik farklılıklar üzerinden giden, üç farklı hikayenin, üç ayrı zamanda verilmesi. balkan cephesinde yeni bir şey yok deyip, türü pek sevmediğimden olsa gerek, izleyip geçerim. daha nitelikli örnekleri var işlenen konunun; özgünlük yok.

    geçmişte yaşanan acıların, savaşın getirdiği rezilliklerin işlenmesinin, gündemde tutulmasının daha farklı yollarını bulmalı balkan sinemacıları. bıktırdı çünkü bayat konular. yüzden fazla balkan filmi izlemiş bir izleyici olarak, dost acı söyler babında yazdım.