• devics'in push the heart albümünün 8 numaraları parçası..

    you were born with a heart that can never be filled
    and a head like snow that can never be still
    there are streets paved with gold that shine so bright
    but you force yourself to look away
    if we can’t see now we might never see
    we only kill ourselves more slowly
    if you can’t find love than you will finally see
    how we kill ourselves slowly
    the words that fall from your mouth
    they crystallize and break on the ground
    and everything you want you don’t have
    but you force yourself to look away
    if we can’t see now we might never see
    we only kill ourselves more slowly
    if you can’t find love than you will finally see
    how we kill ourselves..slowly
    if you can’t find love
    than you can’t find me
    if you close your eyes
    than you will finally see
    that you’re already here with me
  • yağmurlu bir havada gün ışığı gibi gelen şarkı imiş, bugün öğrendim.
  • herkes devics'i afraid of loving you ya da heaven please ile tanır. ben de öyle tanıdım hatta heaven please'le epey içli dışlı olmuştum bir dönem. neyse..if we cannot see belki de çok fazla kıyıda köşede kalmış bir şarkısıdır devics'in. ayrıca sara lov değil, dustin o'halloran söylemiş. ve bence push the heart'ın en iyisi.

    bilinsin istiyorum bu şarkı. farkedilmek için illa bir amerikan dizisinde çalmasına gerek kalmasın..
  • bu şarkıyı söyleyen dustin o'halloran aynı albümdeki* song for a sleeping girl şarkısına da hayat vermiştir.
  • karar anında sizi cesaretlendiren devics parçası.
    birisini seviyorsanız ama sevdiğinizi ona söyleyemiyorsanız, bu parçayı bir iki defa dinleyin, kendinizi onun karşısında sevdiğinizi itiraf ederken bulacaksınız.
    hani sıkı dostlar vardır ya, akıl verirler "seviyorsan git söyle oğlum/kızım, ne kaybedersin" diye. işte bu parça da o gazı verir insana.

    "if we can’t see now we might never see
    we only kill ourselves more slowly
    if you can’t find love than you will finally see
    how we kill ourselves slowly"
    kısmı parçanın ana fikrini anlatır.
    milyarlarca milyonlarca insan içinde ya da abartmayalım çevremiz kadar konuşalım, yüzlerce kişi içinde sadece ve sadece bir tanesi diğerlerinden daha yakın geliyorsa sana, büyük düşünür devics'in dediği gibi, yavaş yavaş, yalnız yalnız ölmektense git söyle...
    belki bir daha hiç göremezsin onu, hiç karşılamazsın bir daha onunla...
    belki de
    "if you close your eyes
    than you will finally see
    that you’re already here with me" der sevdiceğiniz size...

    olayı daha da dramatize etmek gerekirse (ki sanırım az sonra yapacağım), bu parçayı her dinlediğimde kaynağını bilmediğim şu dizeler geliyor aklıma;

    hayat yaşandığı kadar vardır.
    ötesi ya hafızalardaki hatıra, ya da hayallerdeki ümittir.
    ölümü ise bir tek yerde kabul ediyorum.
    yaşamak mümkün iken, yaşamamış olmakta.

    bence, yaşamak mümkünken yaşamak için dene, der bu parça...

    eğer ola ki ret edilirseniz, sizi gaza getiren arkadaşınız günün akşamı içki masanızda tüm geceyi sizi dinleyerek geçirir ya işte devics de öyledir.
    eğer o da sizi seviyorsa devics sizin için siren song'u çalar mutlu mutlu,
    eğer o sizi sevmiyorsa living behind the sun ile yola devam edersiniz (zaten o size göre biri değildi, üzerdi sizi ben söyleyeyim, daha önce söyleyecektim de kafanız karışmasın diye demedim, parçanın gazına geldik işte, boşver unut onu, içelim, doldur saki).
    velhasıl gaza getiren devics, yarı yolda bırakmaz sizi, duruma göre sıradaki parçasını çalmaya devam eder.
    siz sadece harekete geçin...
  • birbirini yavas yavas oldurenlere hediye edilesi devics saheseri.

    serbest cagrisim* (bkz: lollobrigida) (bkz: cinerama)
  • bana hep daha önce televizyondaki bir araç reklamında çalındığı izlenimi uyandıran eşsiz devics parçası. arkaplanda çalan müzikten ötürü mü diye düşünmekteyim... bulursam bu entry kendini editleyecektir.
  • then it does not exist.
hesabın var mı? giriş yap