seysebenalirim

  • 86
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

yeni başlayanlar için öğretmenlik

hiç kolay değildir. birincisi kitaplardan öğrendiklerinizi unutun. o kitaplar mikemmel şartarda mikemmel bilinç seviyesinde öğrenciler için düşünülen yöntemler/çözümler. zamanla kendi çözümleriniz olacaktır. ben daha öğretmenliği okulda öğrenen öğretmen görmedim duymadım. meali öğrenciliğiniz asıl şimdi başlıyor. deneye yanıla, ağlaya zırlaya (belki kimbilir siz de benim gibisinizdir?), tavsiyelerin kimisine kulak verip kimisine vermeyerek illa ki kıvama geliniyor. buradan ilk yılımda bana “öğretmenlik kot pantolon gibidir, giydikçe üstüne daha iyi oturur” diyen meslektaşıma selam çakmak isterim. panik yok, öğrenmeye ve içgüdülerimizi dinlemeye açık olalım.

ders anlatımı ile ilgili noktalarda yine deneme yanılmayla her sınıfta farklı bir yöntemin işe yaradığını söyleyebilirim. bir grammar konusunu ısrarla tahtada formülle öğrenmek isteyen, daha zengin aktiviteleri reddeden bir sınıfta evet if + subject + had + v3 diye yazdım ve evet mis gibi de oldu. hanimiş communicative approach? dersin işleyişi istediğiniz gibi olmuyorsa ısrarcı olmayın, bunun için de dersi hazırlarken yedek bir fikir bulundurun.

ders planı demişken, eğer bir ders hazırlamak saatlerinizi alıyorsa paniklemeyin, işinizden nefret etmeyin, devam edin. sınıfta yaptığınız ve işe yarayan aktiviteleri dosyalayın, kaybetmeyin. ilerideki zamanlarda hazırlık süreniz azalacak.

gelelim ilk yılları zehir eden, sorun yaratan öğrencilere. bağırmak ve suçlamak pozitif bir yaklaşım olmadığı için pozitif sonuçlar getirmemesi ve daha az saygı görmek çok normal. yanlış davranışı kişisel almamak lazım. ilk yıllarımda bu tipler için niye bana bunu yaptı şimdi, dersimi bölmek için yapıyor kesin diye düşünürken fark ettim ki öğrencinin o kadar da umrunda değilim yahu hehehe. egomu zedelemiş olabilir ama rahatlama geldiği kesin. uyguladığımda büyük oranda sonuç elde ettiğim çözüm “ben” dili kullanmak ve sınıfta herkesin önünde değil ayrıca çekip konuşmak oldu. hem de o dersin sonunda, ertelemeden. sınıfta söyleyince aman da aman bir efelenmeler, bir tripler. nolcak sanki banane demeyin, özgüvenlerini yerle bir etmeyin. mesela telefonunun sesini uyarıma rağmen ısrarla kapatmayan ve aynı derste beş kez telefonu çalan bir öğrencim vardı. ders bitince iki dakikasını istedim. dersim hakkında ne düşündüğünü sordum, şaşırdı. istemeden onu kızdıracak bir şey yapıp yapmadığımı sordum, ne olup bittiğini anlayamadı. sonrasında inatla telefonunu kapatmadığını ve dolayısıyla kendisinin de beni kızdırmak istediğini düşündüğümü ama sebebini anlayamadığımı söyledim. şaka gibi ama o tripli genç özür diledi ve bir daha çalmayacağını zannettiği için kapatmadığını söyledi. bir daha kesinlikle olmaz dedi ve olmadı. yani ben dili önemli. onaylamadığınız şeyin kendileri değil davranışları olduğunu hissettirin ve dahası söyleyin.

eve gittiğinizde okulu unutun. bitiremediğiniz işlerinizi demiyorum tabi ki. işiniz filan yoksa unutun gitsin. düşünmeyin. kendinizi mutlu edecek şeyler yapın, rahatlayın. sağa sola sürekli okulda olan bitenlerden bahsetmeyin. yoksa bu stresle ömür geçmez.

ha bir de unutmadan şunu eklemek istiyorum, sınıfta iyi giden şeyleri toplantılarda tekerleği siz icat etmişsinizcesine geçende şöyle yaptım böyle yaptım diye anlatın da anlatın. diğer öğretmenlerin nefretini çekeceksinizdir ama özel bir kurumda çalışıyorsanız -genellikle- yönetimin sevdiği hareketlerdir bunlar. benim görevim bu zaten, herkes bu tarz aktiviteler yapmıyor mu sonuçta demeyin, benim gibi olmayın. milletin gözüne gözüne sokmadan performansınızla ilgili kapsamlı bi fikir oluşturamayabiliyorlar.

şimdilik böyle. gazanız mübarek olsun.

devamını okuyayım »