• eğer tatile dünyanın bir ucuna gidilmişse, yapan kişinin son derece haklı olduğu eylem. şimdi küba’ya veya izlanda’ya gitmiş insan ballandıra ballandıra anlatmasın da kim anlatsın?

    senin de yakın zamanda bir tatil planın yoksa, olips’le ferahlatan seyahatler’e katılıp ballandıra ballandıra anlatacağın ve dünyanın #tbt’sini biriktirebileceğin bir yurt dışı tatili kazanabilirsin!
    yarışmaya katıl.

  • ulan eline azıcık para ve imkan geçen bir kişi de efendi gibi yaşasın, spor mpor yapsın. parasıyla kendini geliştirsin. ama yok amk illa it kopuk gibi yaşayacaksınız.

    kafayı bir çekersin, iki çekersin. sürekli kafa güzel yaşamak zorunda mısınız? nasıl bir doyumsuzluktur amk?

    arabalara ve hıza merakın varsa gidersin aslanlar gibi paranı basıp eğitimini, aracını alıp pistte yarışırsın. herkes de destekler.

    deli sikmiş gibi sürekli kafaları yükseltip arabaya binerek serseri mayın gibi geziyorsunuz. olan masum insanlara oluyor.

    ünlü veya ünsüz, okumuş veya cahil fark etmiyor. itlik bu ülkede insanların ruhuna işlemiş amk.

  • yaa o değil de insanlık gerçekten teknolojinin fazlasıyla cebimize girmesiyle birlikte tersine evrim geçiriyor.

    bu teknoloji olayı yaramadı bize valla bak.

    biz de ergen olduk.90 larda geçirdim 10lu yaşlarımı. ben ve tum arkadaşlarım, hatta biz tüm bir jenerasyon 90lari pink floyd, led zeppelin, deep purple dinleyerek geçirdik bu ulkede. onları dinlemeyen iron maiden, metallica, nirvana, pearl jam dinliyordu.

    türk sanatçılardan mfö best of çıkardı 95te. ardından m.v.a.b. geldi. sakın gelme diye bir başyapıt çıktı o albümden misal. özlem tekin, şebnem ferah, teoman patladi 96-99 arası. 99 un en sonuna duman yetişti eski köprünün altında ile. hala daha iyi bir şarkı yapamadılar bence. ve tamam sustum diyen vega.

    rock kazanı ve leman okuyorduk. sonradan roll gelmişti.

    korkunç bir ergen olarak cezmi ersöz okuyordum. hatta ergenlikle suclaniyorduk cezmi okuyoruz diye. ödp kurulmuştu mesela. dünyayı cozdugunu düşünen ergenler olarak heyecan duymuştuk çokça. siyasal olmamizda her hafta leman okumamizin etkisi büyüktü.

    bakın tüm bunlar biz lisedeyken oluyor. böyle bir nesil yetiştik biz bu ülkede.

    şimdi bunlar nedir kardeş? ne diyeyim ben bunlara? bunlari takip edenlere ne diyeyim? ne oldu bu 20 yıl içinde ben onu anlamaya çalışıyorum.

    not: evet yaşlıyım.

  • cevabı şöyle olan bir sorudur:

    * ülkenin ismi cumhûriyet masr'al arabiye diye geçer kendi dillerinde, mısır kelimesi de masr'al 'dan gelir. mısırlılar ülkelerine "mısr" diye hitap ederler. biz de bu ismi kullanırız.

    * egypt ise mısır'ın müslüman olmadığı dönemlerden kalma bir kelimedir. yunanistanlı şehir devletleri bu diyara "aigyptos" diye hitap ettiği için (hwt-ka-ptah kelimesinin bir türevi, mısırlılar'ın o zaman kendi ülkelerine hitap şekli) günümüze "egypt" şeklinde ulaşmıştır.

    * tahıl olan mısır ise, tüm bunlardan bağımsız olarak dilimizde "mısır buğdayı" olarak anıldığı için bu isme sahiptir. zaten yeni bir tahıl olduğundan (eski dünyaya 16. yy'dan sonra getirilmiştir, amerika'dan) değişik dillerde birbirinden alakasız isimlere sahiptir.

    (bkz: google sizin dostunuzdur, arkadaşınızdır)

  • aslında çok da özel bir şey olmadığını yüksek tahsilli bir sığırdan öğrenmiştim.
    iş çıkışı, kurumun cafeteryasında toplanıp, birer kahve içeriz stresten arınmak için. kurumda çalışan erkek doktorlardan biri de masamıza ortak olur mütemadiyen, çok da güzel sohbetler edilir. sadede gelelim;

    ilişkiler üzerine konuşurken, kız arkadaşlardan biri "hocam evli misiniz?" diye sordu.
    "1. turu sonlandırdım, 2. tura başlayacağım." dedi.
    bu boşandığını ve 2. kez evlenmek üzere olduğunu söylemenin kuuuul versiyonu olsa gerek. neyse... derken 2. irdeleme cümlesi geldi arkadaştan; "zor olsa gerek hocam 2. bir evliliğe karar vermek."

    "20 sene önce fakültedeyken aşıktım ben ona. evlenme teklif ettim, kabul etmedi ama ona olan tutkum hiç bitmedi. sonra o evlendi, ben evlendim, çocuklarımız oldu. eşlerden ayrıldık. 20 yıl sonra tekrar evlenme teklif ettim ve kabul etti." diye cevap verince bizim ultra romantik salak kız birden "ayyyyyyy ne tatlıııı!" diye göz bebeklerini kalp şekline bürümüştü ki cümlenin devamı geldi;

    "20 yıl bekletti beni. aylarca nefes aldırmadan becereceğim onu!"

    hayatımda o kadar sinirlendiğim çok zaman olmuştur ancak birinin yüzüne kusmak istememin örneği çok da yoktur. velhasıl dostlar, her zaman çok da "ayyyyyy ne tatlıııııı!" olamayabildiğini 1. ağızdan dinleyerek öğrenmiş oldum.

  • (bkz: pick noktası)

    daha yazılacak çok şey var da şimdi başıma iş almak istemiyorum. başlığı açan şahsın konu hakkındaki bilgisinin ne kadar sağlam (!) olduğu belli oluyor. aynen kanka, düşüş trendine girmiş dolar. her şey bitti, toparlandı ekonomi.

    edit: bir sürü mesaj aldım, "peak noktası olmasın o?" diyenler var. ulan şunu da yazdırdınız ya ne diyeyim. biz de ona dikkat çekiyoruz zaten. başlık sahibi ekonomi hakkında ahkam kesip "pick noktası" demiş, ona işaret ediyoruz.

    edit2: baslik sahibi hatasini duzeltmis. ilk actiginda "pick noktasi" yazmisti. hala bana "peak noktasi olmasin o?" diye mesaj atan gerizekalilar var. gercekten inanilmazsiniz. baslik sahibinin cakal gibi sessiz sedasiz degistirdigini haber verenlere tesekkur ederim, tek tek donemiyorum cunku ilginc bir sekilde patlamis baslik, 30-40 tane mesaj gelmis.

    edit3: hala "peak noktası olmasın o?" diye mesaj atanların ironi yahut şakaçs gülmiksliği yaptığını varsayıyorum. umarım öyledir. yoksa gidişat kötü.

  • biliyosunuz aziz yıldırım'a hoca dayanmaz. şampiyon olamazsanız anında kapının önüne koyar zaten. olsanız bile gönderebildiğini de gördük.

    pereira'ya bakıyosun, o da fc porto'yu ilk iki sezonunda da şampiyon yapmış ama gitmiş. sonra olympiakos'la hem lig hem kupayı alıp yine gitmiş. adamda kurt var. kazanıp kazanıp gidiyo. durduramıyosun.

    bu ikilinin bir araya gelmesi çok ilginç şeylere gebe benden söylemesi. mesela uefa kupasını, şampiyonluğu ve türkiye kupasını kazanıp şu diyaloğu yaşabilirler;

    -hah iyi ki geldin peveyva ben de sana kovulduğunu söyliycektim.
    -ben de istifa etmeye gelmiştim zaten. isabet olmuş.

  • küçüklüğümde babamın sorumsuzluğu yüzünden yaşadığım onca şeyin hepsini hatırlıyorum. hiç birisine üzülmüyorum. içimi burkanlar sadece annemin yaşadıkları. ilkokula başladığımda kalemtraş alacak parası olmayan annemin, ağlamaklı ağlamaklı bıçakla kalemi açmaya çalışması. portakal istediğimde onu da alamadığı için iş yerinde tatlı olarak portakal çıktığı gibi tüm arkadaşlarının hakkını da alıp eve bana getirmesi, babamın kumar borçları yüzünden gelen hacizler sonunda sırf ben üzülüp sıkılmayayım diye, mahalledeki beyaz eşyacı salih amca'ya maaş aldığı gün peşinatı ödeme sözü vererek bir yıl içerisinde eve 7 televizyon alıp, hiç çamaşır makinesi almaması ve koca bir yıl tüm çamaşırları elinde yıkaması.
    canım annem seni o kadar çok seviyorum ki... iyi ki de boşadın onu. artık biraz da sen mutlu ol.

    dipnot: bu arada bugün acayip melankoliğim. her an ağlayabilirim. bunun entrylerime yansımasını affeyleyin.

  • kahramandır. devletin yapması gereken istihbari çalışmaları yapmaması sonucu tüm sorumluluk sahadaki güvenlik güçlerine ve biz halka kalmaktadır . ve canlı bombayı anlayıp etrafındakileri uyaran polisimiz sayesinde bugün bir katliamdan kurtulduk. neden mi katliam diyorum. çünkü teröristlerin üzerinden:

    2 adet ak 47
    2 adet rpg 7
    8 adet rpg 7 fişeği
    el bombaları çıkmıştır.

    ek olarak 1 adet daha araç daha güvenli bir şekilde patlatılmıştır.

    bu polisimizin gösterdiği özveriyi keşke devletimizin istihbarat kurumları da gösterebilse .

    edit: kendisinin şehit olduğu söyleniyor. allah rahmet eylesin.teşekkür ederiz kahraman .. başka bir şey diyemiyorum ..

    edit 2: kahraman şehidimiz

    edit 3: (bkz: fethi sekin)