• bir organizasyon şirketi sahibinin gerçekleştirdiği büyük saygısızlıktır. 10 araçlık bir konvoyla gelinmiş boğaz köprüsüne, köprünün ortasında 10 araç yolu tamamen kapatmış, beyefendi de inip evlilik teklifini gerçekleştirip şov yapmıştır. bir görgüsüz şov yapacak diye istanbul trafiğindeki binlerce kişi de köprüde beklemek zorunda kalmış. hanım kızımız keşke sırf bu denyoluk yüzünden teklifi reddetseymiş.

  • dünyanın en çok yaşayan insanlarından biriymiş tam 160 yıl. yalnız bu arkadaşın yaşam aralığı kendi yaşından daha ilginç abi. 1774 yılında bitlis'de doğmuş. yani daha fransız ihtilali olmamış, çağlardan yeni çağ. abd bile kurulmamış lan. zaro 2 yaşında bir bebe iken abd bağımsızlığını ilan ediyor, 15 yaşında bir ergenken ise fransız ihtilali oluyor. tabi zaro ağa bitlis'te yaşıyor. ihtilal olmuş ve bunu idrak etmesi ne kadar başarılı olmuş bilinemez. zaman akıyor ve 1812 yılında küçük bi dünya savaşı benzeri tadsızlık çıkıyor napolyon savaşları adında, zaro ise 38 yaşında o zaman mısır cephesinde savaşıyor fransız ordularına karşı.

    zaman ilerlemeye devam ediyor dünyada sanayi, endüstri devrimleri gerçekleşiyor. makineler yükseliyor. darwin, marx, dostoyevski, abraham lincoln gibi farklı alanlarda birçok şey başarmış saygıdeğer insanlar geçiyor, zaro ise memlekette hayatına devam ediyor. derken "kırım savaşı" osmanlı'nın tarihinin en büyük savaşlarından biri patlıyor zaro ağa ise henüz gencecik 82 yaşında. savaşı osmanlı kazanıyor ülkede ise bir sevinç var ancak 1876 yılında 93 harbi patlıyor ruslarla yine. zaro ağa ise üç basamaklı yaşa ulaşmış 102. arada ıslahat, tanzimat fermanları falan olmuş. padişahlar kaftan yerine artık tosunpaşa gibi giyiniyor zaro ise olgunluk çağlarında. 5 yıl sonra atatürk doğacak daha sonra ölmeden zaro atatürk'ün huzuruna çıkacak ve ona "sultanım" diyecek. atatürk ise gülümseyecek "saltanatı kaldırdım dede! reis-i cumhurum ben" diyecek. bu kayıtlara böyle geçmiştir.

    fizikte, kimyada, astronomide inanılmaz gelişmeler oluyorken balkan savaşları başlayacak. sonrasında ise ilk dünya savaşı. ordular artık geçen yüzyıldaki gibi sıra sıra dizilip "biz sıktık hadi şimdi sıra sizde" tarzı dünyanın en tuhaf savaş biçimini terketmiş ve siperlerde savaşacak. savaş sürerken ise bi devrim daha olacak, kızıl devrim. sene 1917 zaro 143 yaşında yorgun demokrat. kurtuluş savaşından sonra 600 yıllık imparatorluk çökmüştür, zaro ise bunun çeyreğine bizzat kendisi şahit olmuştur. 1.abdülhamit'ten vahdettin'e 10 tane padişah devirmiştir. işte böyle bi insanın videosu bile var new york'a misafir olarak çağrılmış. 1790 yılında bitlis'te keçi otlatan bir insan 1930 yılında new york bir ballroom dansçısıyla beraber.https://www.youtube.com/watch?v=sjhh1lpvjh0 dünya üzerinde böyle bir hayat hikayesi yok abi. film çeksen star wars gibi 6 part'tan oluşur. film demişken yönetmen olsam bu adamın filmini çekerdim.

    zaro ağa begins
    zaro ağa the french revolution
    zaro ağa the industrial revolution
    zaro ağa new wave of science
    zaro ağa bizimle eğleniy
    zara ağa her ölüm erken ölümdür

    ben böyle geveze oluyorum böyle acayip konularda kusura bakmayın neyse kim bilir daha ne acayip insanlar vardır dünyada. lan adam mozart'tan 15 - 20 yaş küçük mozart 1791 yılında ölüyor mesela bu adam da 1795 yılında bir kuyuya falan düşüp ölebilirdi, ama ölmedi 1934 yılına kadar yaşadı. adam harbiden büyük insanmış zaro ağa daha da yaşasaydı kendisi bugün 241 yaşında olacaktı, saygıyla anıyoruz.

  • nacizane benim de tavsiyem olacak, aile ortamlarında, anne-baba, hala-yenge, çoluk-çocuk,
    kimi arasan var diyebileceğimiz ortamlarda birbirinizi rencide etmeyin, çemkirmeyin, laf sokmayın
    ya da yapışık ikizler gibi olmayın, fazla özele kaçmayın.

  • bundan 6-7 sene evvel bu geleneğin tarihe karışacağını sanmaktaydım ama yanılmışım. zira fotoğraf çekme özelliği bulunan cep telefonları yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlamış, herkesin elinde bir tane bunlardan görülür olmuştu. günümüzde bilmem kaç megapiksel, bilmem kaç gb hafızası olan telefonlar mevcut. bu telefonlara belki de hayatınızda gördüğünüz tüm fotoğrafları yükleyip istediğiniz zaman doya doya bakabilirsiniz. tüm bu teknolojik gelişmelere rağmen yine de cüzdanda fotoğraf taşıma alışkanlığı hiçbir değişikliğe uğramadan kendisini korumayı başardı. bence bir tez konusu dahi olabilir bu mesele. çünkü fotoğraf taşıma bir alışkanlığın devamı mı yoksa fotoğrafı taşınan kişiye verilen değerin bir göstergesi olarak mı gerçekleştirilmekte bunu ayırmak oldukça zor. elbette fotoğrafı taşınan kişi oldukça kıymetlidir, ama o kişinin fotoğrafı cep telefonu, dijital çerçeve vs. gibi elektronik ortamlarda da taşınabilirken ısrarla cüzdanda taşımak biraz garip olmakla beraber mutlaka mantıklı sebeplere dayanıyordur. en basitinden, telefon ekranını da tutarsın ama, parmaklarınla dokunduğun bir camdır, diğerinde ise kağıt. bu maddi farklılık bile insanın fotoğraftan yana tavır koymasında etkili olabilir.