• olmaz diyenler için çorlu belediyesini örnek gösterebilirim. minibüslerden çok şikayet gelince belediye yüz tane otobüs satın aldı. minibüsleri de trafikten men edip daha çağdaş bir ulaşım aracına çok değil 3-5 ayda halk sahip oldu. bu olaydan sonra minibüsçüler çirkefleşti ve yol kestiler, belediye bastılar hatta kendilerini yakmaya kalktılar ama belediye soğukkanlılığını korudu ve taviz vermedi. diğer yerlerde neden olmasın ?

    edit: alın size belediye meclisi üyesi kadını tartaklayan, başkanı dövmeye çalışan minibüsçüler.

    http://www.vidivodo.com/…-saldiri-showhaber/1142852

  • bir kız arkadaşım vardı. onu gerçekten seviyordum ve yavaş yavaş onunla ciddi bir gelecek düşünmeye başlamıştım.

    günlerden bir gün bana bir yemek sözü vermişti. hikayenin o kısmı hem uzun hem gereksiz. bana "falan filan olursa sana güzel bir restoranda balık ısmarlicam" demişti. yemek günü geldi. mekana gittik. yemeğimizi yedik. hesap gelmeye yakın, baktım çantasından kredi kartını çıkarıp gizlice bana uzattı. o sıra yüzünde öyle güzel bir gülümseme, gözlerinde öyle sıcak bir bakış vardı ki asla unutamam.

    biraz kaba bir tabir olacak ama, mekanda "karı parasıyla rakı-balık yapıyor lavuk" demesinler diye hesabı ben ödüyormuşum gibi yaptık. tabi aramızda öyle bir diyalog geçmedi. o kartı aldığım vakit şaşkınlık ve mutlulukla gözlerim hafif nemlendi. kız arkadaşım bana neden öyle baktığımı sordu. sadece "hiiiçç :)" dedim ama içimden çok uzun cümleler kurdum. evet o karşımdaki kadın gerçekten kaliteli bir kadındı. bunu daha önce zaten defalarca göstermişti. bu sefer de perçinlemiş oldu.

    şimdi o kadın beni nişanlım. yakında da karım olacak. seviyorum seni hatun*.

    edit: arkadaşlar, öncelikle bu entry' nin bu kadar popüler olacağını hiç tahmin etmezdim. entry' yi yazdığımdan bu yana, mesaj kutuma bir kısmı kadın yazarlardan olmak üzere sayısız mesaj geldi. hemen hemen hepsi mutluluklar dileyen mesajlardı. buradan o arkadaşlara tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. sadece bir iki tane olumsuz fikir beyan eden mesaj geldi. onları görene kadar, yazdığım entry' nin ardına ne yazılmış diye bakmamıştım. şimdi biraz göz gezdirdim ve gerçekten çok şaşırdım.

    kadın - erkek eşitliği savunuculuğunun ve hatta feministliğin suyunu çıkarmanıza gerek yok arkadaşlar. bakın ondan sonra hayattaki güzel şeyleri göremeyen bireylere dönüşüyorsunuz.

    kimisi nişanlım için ezik demiş, kimisi benim kadınları ve tabi nişanlımı mal olarak gördüğümü söylemiş, kimisi nasıl öyle bir çıkarımda bulunduysa artık, hesabı hep benim ödediğimi ve öyle olması gerektiğini düşündüğümü iddia etmiş, kimisi yine hayal dünyasından bir şeyler uydurarak kadının erkekten daha az para kazanması gerektiğini düşündüğümü iddia etmiş, kimisi kalite sözcüğüne, kimisi de karı sözcüğüne takılmış.

    birincisi; gerek kişiliğiyle, gerek özgüveniyle, gerekse sosyal yaşamdaki saygınlığıyla, nişanlım için en son kullanılacak sıfat ezikliktir. hele ki bu feminist bozuntularıyla kıyas dahi yapılmaz. asıl ezikler, feministlerin ta kendileridir.

    ikincisi; ben değil nişanlıma, hayatımdaki hiçbir insana, hatta hayvana bile mal muamelesi yapmam.

    üçüncüsü; nişanlım şimdiye dek sayısız defa hesap ödemiştir. hesabı da çoğunlukla kendi kartıyla öder. eğer biraz daha alaturka bir mekandaysak kendisi kartı bana uzatır, ben de öderim. hikayedeki mekan da aynen böyle bir yerdi ve ilk defa böyle bir olay cereyan etmişti.

    dördüncüsü; nişanlım zaten benden daha çok kazanıyor. hem de benden iki kat fazla kazanıyor. ben x kadar maaş alıyorsam, o 2x kadar maaş alıyor ve bu, ne benim ne de onun umurunda.

    beşincisi; karı parası yeme tabiri benim değil, mekandaki garsonun aklından geçmesi muhtemel bir sözdür.

    altıncısı; karı sözcüğü kesinlikle kötü veya aşağılayıcı bir söz değildir. o benim karım olacak, ben de onun kocası. bu kadar basit.

    yedincisi; her şeyin bir kalitesi vardır. kadının, erkeğin, insanın, gömleğin, havanın, suyun..

    sekizincisi; hayata böyle dar kalıplar içinden ve önyargı gözlüklerinizle bakmaktan vazgeçin. sevin, sevilin ulan.

  • x kuşağının önemli özelliklerinden markaya bağlılık ve otoriteye itaat kavramlarının y kuşağında bulunmaması kökenlidir.

    reklam ve propagandadan etiklenmez y kuşağı, x'in yemesi için dizayn edilmiş pazarlama teknikleri üzerinde etkisizdir.

    y kuşağının zaafiyeti pop kültürdür. bir şeyi popülerleştir ve bütün kaynaklarını ona harcamasını izle. selfie, sosyal medya bunların en güzel örnekleri. 5-6 ünlüye kullandır ve duyur. gerisi çorap söküğü gibi gelir.

    planking, ice bucket challenge, bir anda parlayan ne olduğunu nereden çıktığını anlamadan ortalığı kasıp kavuran ve ömrünü dolduran kavramlar oldu. hep bunun sayesinde.

    x kuşağı işe girdiği andan itibaren patronunun kölesidir. yokluk görmüştür, bilinmezden korkar, macera sevmez, şükür eder.
    y kuşağı işe girdiği an patronundan default olarak nefret eder. yokluğu fazla bilmez, bilinmez, macera onun için tahrik unsurudur.

    en önemli özelliklerinden biri de y kuşağı drama sever. dramayı icat eden (teatral anlamda değil, sosyal hayat dramasını kast ediyorum) pembe dizilerin, arabeskin yaratıcısı x kuşağından bile daha çok sever. dolayısıyla işsiz kalıp sefalet çekmek y kuşağı için heyecan vericidir, bu duruma karşı dik durup çevresine poz kesmek güçlü olduğu mesajı vermek ister. bir çoğu, kendi farkında olmasa bile içten içe patronu kötü davransın, sevgilisi aldatsın, evi yansın filan ister. hayatında melodramatik heyecanlar arar. dolayısıyla işsiz kalmaktan korkmaz. çünkü kendisine pop kültürle bu kavramlar empoze edilmiştir. popüler dizi film şarkılarda idolleştirilen baş karakterin başından bu tip olaylar geçmektedir ve y kuşağı bu karakterlerle kendini özdeşleştirir. x kuşağı ise bu karakterlere acır.

    y kuşağı bireyselcidir ve kendini dünyanın merkezine koyar. kendini çook uzun bir filmin başrol oyuncusu olarak görür ve etrafındaki herkes figürandır. onun için romantik ilişkileri daha çetrefilli ve anstabil yapıdadır. sürekli yükselip filmin sonunda en tepede olmayı hedefler. x kuşağı bir bütünün parçası gibi hissetmeye uygundur. aile kavramı onun için değerlidir. iş arkadaşlarıyla samimi ve kalıcı ilişkiler kurar. y kuşağının iş ilişkileri genel olarak soğuk yapmacık ve çıkar üzerinedir. kendi filminde figüran olan herkes yükselmek için bir gün üzerine basmaktan çekinmeyeceği kaldırım taşlarıdır.

    sonuç olarak içinde bulunduğumuz 2017 yılında x kuşağı patron, y kuşağı yeni çalışandır. y kuşağı yeni yeni yavaş yavaş patron statüsü kazanmaya başlamaktadır.

    ancak yöneten y yönetilen y olduğu zaman ben bu kuşak çatışmasının çözüleceğini öngörmüyorum. aksine daha da derinleşecek. çünkü melodram bağımlı y'ler iyi yöneticiler olamayacaklar ve altlarındaki en az kendileri kadar hırslı ve egoist diğer y'ler bu durumu kolaylaştırmayacak. bence asıl cümbüşü o zaman göreceğiz.

    şimdi hepsini yazmaya kalksam kitap olacağı için bu noktada kesiyorum. bir çok eksik altı doldurulmamış kavram var ama hepsini detaylı inceleyince pop kültür, döneme damga vuran tarihsel olaylar ve kişiler ile ilgisi var. konunun uzmanı değilim ancak merak edilen konularda sorusu olanların sorularını cevaplayabilirim.

    şimdi mesaj atıp hocam ben a kuşağıyım hiç dediğine uymuyorum, b kuşağıyım şöyle böyle demeyin. bu yazılanlar psikoloji değil sosyoloji konusudur. bireyleri tek tek değil bir bütün olarak ele alır. bütüne tepeden bakınca görünen budur.

    ayrıca y kuşağının önemli özelliklerinden biri de farklı/özel olduğunu düşünmektir. yani y kuşağıysanız ve bu yazılanların size uymadığını düşünüyorsanız, tebrikler, tipik özelliklerinden en az birini karşılıyorsunuz. *

    edit: y kuşağını* bu kadar (x kuşağının gözünden bakarak söylüyorum) gömmüşken, bir noktayı vurgulamadan geçmek olmazdı. y kuşağı teknolojinin en hızlı ilerlediği dönemin hemen sonrasına doğmuş kuşaktır. bu nedenle önemli bir kırılma noktası oluştururlar. ileride bir gün kuşaklar kendi aralarında sınıflandırıldığı zaman* bir konu başlığı x ve y kuşakları arasında olacaktır. yani y kendi içinde bulunacağı kuşaklar grubunun ilk üyesi olacaktır ve artık o gruba ne isim verilecekse onun ilk örnekleri, prototipleri, başka bir bakış açısından en ilkelleridir. bunlar bilgisayarla doğan ilk çocuklardır. ilk gençliklerinde internetle tanışmış ve hayatlarının bu reseptif döneminde bu olguyu kendilerine entegre ederek oldukça aktif kullanıcıları olmuşlardır. tabi bunlardan sonra gelen z kuşakları direk internet ile doğmuş kuşak olup doğumlarından itibaren tanışık oldukları bu olguyu doğal hayatın bir parçası olarak kabul etmişlerdir.

    dediğim gibi, broşür uzunluğunu çoktan geçtik, kitapçık uzunluğuna yaklaşırken kapatıyorum. * kitabı buraya yazmayayım bedavaya. *

    edit2: kendimi durduramıyorum birkaç şey daha eklemem lazım.
    x kuşağının alamet-i farikası üretkenlik, y kuşağınınki yaratıcılıktır.
    z kuşağına çok değinmedim, çünkü bu kuşağın en büyük üyeleri 17 yaşındalar ve henüz onları yeni yeni tanıyoruz. z kuşağı bence şu an yeni tanımlanıyor olmalıydı, ancak bir grup aklıevvel sosyoloğun önce biz tanımlayalım, bizim adımız anılsın, ilk biz yapalım güdüleriyle aceleci davrandığını düşünüyorum. bu neslin özellikleri yeni yeni kendini göstermeye başlayacaktır.

    bir de şu var, x kuşağının y kuşağını eleştirmeye çok da hakkı yoktur. çünkü bu kuşağı onlar yetiştirdi, onlar yarattı, beslendikleri popüler kültürü onlar oluşturdu ve dayattı. dolayısıyla y kuşağında takdir ettikleri ve sevmedikleri bütün özellikler kendilerinin eseridir.
    ancak bir y kuşağı bir z kuşağını istediği kadar eleştirebilir, yerin dibine bile sokabilir, çünkü bu kuşağı da x kuşağı yarattı, z kuşağının ilk üyeleri 2000 yılında doğduğunda y kuşağının en büyükleri 20 yaşındaydı, kendi çocukları yoktu dünyayı ve popüler kültürü halen x kuşağı yönetiyordu. bundan sonra tanımlanacak kuşakların da aynı şekilde 15-20 yıl arayla tanımlanacağını varsayarsak y kuşağı ancak bu yeni tanımlanacak kuşakların bir veya birkaçından sorumlu olabilir. hatta y kuşağının da sorumluluğunu büyük ölçüde x ve baby boomerlar paylaşmaktadır.

  • efsane müzik adamı serdar sözlerinde ufak bir değiştirmeyle tadından yenmeyecek bir cover ortaya çıkarmıştır..sözler için..(aşağı yukarı)

    --- spoiler ---
    buralara,buralara,buralara,buralara...
    we dont need no education..keyşın
    we dont need no self(!) kontrol..troll
    dark tır kazım in the class room..klas room
    hey! teacher leave those kids alonee..kims elon...kimseler seni öpmedi öpemez...
    --- spoiler ---

    edit:spoiler şart editi..+ dorduncu boyut'un en son kısmı editi..

  • biber gazina 21 milyon dolar harcanmiş, en azindan ilkkez vergilerimiz son kuruşuna kadar bize harcanmiş oldu.! bundan memnuniyet duyuyorum."