• göbeği geçtim, adamın vücudunda estetikten eser yok. futbolcu fiziği dediğimiz, yağsız, fit ama kaslı vücuda hiç benzemiyor.

    elinde bunca imkana karşın, hiç mi kas çalışıp birkaç kilo kas kütlesi inşa edemedin?

  • - çözdüğünüz problemlere örnek verebilir misiniz?

    - havuz problemi

    (başvuru formunu bir danışma şirketi hazırlamıştı, arkadaşı işe aldım)

  • yönetmenliğini steven spielberg'in yaptığı,senaristliğini ise robert rodat'ın yaptığı 2.dünya savaşı eksenli filmdir. filmde temel konu 2.dünya savaşı olsa da üç kardeşini birden savaşta kaybeden james f. ryan'ı bulmak (filmde matt damon bu rolü oynuyor) artık ordunun bir görevi haline gelmiştir. abd ordusu hem almanlar ile savaşmak hem de ryan'ı bulmak zorunda kalınca birçok kayıp vermişti. üstelik bu operasyonda korkak bir asker de grubun işini zorlaştıran bir etken olmuştu.

    bende bu filmi izlemek bir gelenek haline geldi,her sene bir kere mutlaka izlerim. babam, henüz ben küçükken eve bu filmin vcdsini getirmişti. vcdlerden biri kaybolmuştu ve bu yüzden filmi uzun bir süre izleyememiştim. neyse ki 3 sene önce ilk kez izlemiş oldum.(neden bu kadar bekledim,anlam veremiyorum) şüphesiz ki sinema dünyasında teknik olarak bu filmden çok daha iyi filmler vardır,ancak saving private ryan isimli filmin bendeki tesiri bambaşka oldu.
    unutmadan; call of duty 2 oynayanlar için bu filmin ayrı bir yeri vardır. özellikle normandiya çıkarması sahnelerinin yeri ayrıdır.

  • bir kız arkadaşım vardı. onu gerçekten seviyordum ve yavaş yavaş onunla ciddi bir gelecek düşünmeye başlamıştım.

    günlerden bir gün bana bir yemek sözü vermişti. hikayenin o kısmı hem uzun hem gereksiz. bana "falan filan olursa sana güzel bir restoranda balık ısmarlicam" demişti. yemek günü geldi. mekana gittik. yemeğimizi yedik. hesap gelmeye yakın, baktım çantasından kredi kartını çıkarıp gizlice bana uzattı. o sıra yüzünde öyle güzel bir gülümseme, gözlerinde öyle sıcak bir bakış vardı ki asla unutamam.

    biraz kaba bir tabir olacak ama, mekanda "karı parasıyla rakı-balık yapıyor lavuk" demesinler diye hesabı ben ödüyormuşum gibi yaptık. tabi aramızda öyle bir diyalog geçmedi. o kartı aldığım vakit şaşkınlık ve mutlulukla gözlerim hafif nemlendi. kız arkadaşım bana neden öyle baktığımı sordu. sadece "hiiiçç :)" dedim ama içimden çok uzun cümleler kurdum. evet o karşımdaki kadın gerçekten kaliteli bir kadındı. bunu daha önce zaten defalarca göstermişti. bu sefer de perçinlemiş oldu.

    şimdi o kadın beni nişanlım. yakında da karım olacak. seviyorum seni hatun*.

    edit: arkadaşlar, öncelikle bu entry' nin bu kadar popüler olacağını hiç tahmin etmezdim. entry' yi yazdığımdan bu yana, mesaj kutuma bir kısmı kadın yazarlardan olmak üzere sayısız mesaj geldi. hemen hemen hepsi mutluluklar dileyen mesajlardı. buradan o arkadaşlara tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. sadece bir iki tane olumsuz fikir beyan eden mesaj geldi. onları görene kadar, yazdığım entry' nin ardına ne yazılmış diye bakmamıştım. şimdi biraz göz gezdirdim ve gerçekten çok şaşırdım.

    kadın - erkek eşitliği savunuculuğunun ve hatta feministliğin suyunu çıkarmanıza gerek yok arkadaşlar. bakın ondan sonra hayattaki güzel şeyleri göremeyen bireylere dönüşüyorsunuz.

    kimisi nişanlım için ezik demiş, kimisi benim kadınları ve tabi nişanlımı mal olarak gördüğümü söylemiş, kimisi nasıl öyle bir çıkarımda bulunduysa artık, hesabı hep benim ödediğimi ve öyle olması gerektiğini düşündüğümü iddia etmiş, kimisi yine hayal dünyasından bir şeyler uydurarak kadının erkekten daha az para kazanması gerektiğini düşündüğümü iddia etmiş, kimisi kalite sözcüğüne, kimisi de karı sözcüğüne takılmış.

    birincisi; gerek kişiliğiyle, gerek özgüveniyle, gerekse sosyal yaşamdaki saygınlığıyla, nişanlım için en son kullanılacak sıfat ezikliktir. hele ki bu feminist bozuntularıyla kıyas dahi yapılmaz. asıl ezikler, feministlerin ta kendileridir.

    ikincisi; ben değil nişanlıma, hayatımdaki hiçbir insana, hatta hayvana bile mal muamelesi yapmam.

    üçüncüsü; nişanlım şimdiye dek sayısız defa hesap ödemiştir. hesabı da çoğunlukla kendi kartıyla öder. eğer biraz daha alaturka bir mekandaysak kendisi kartı bana uzatır, ben de öderim. hikayedeki mekan da aynen böyle bir yerdi ve ilk defa böyle bir olay cereyan etmişti.

    dördüncüsü; nişanlım zaten benden daha çok kazanıyor. hem de benden iki kat fazla kazanıyor. ben x kadar maaş alıyorsam, o 2x kadar maaş alıyor ve bu, ne benim ne de onun umurunda.

    beşincisi; karı parası yeme tabiri benim değil, mekandaki garsonun aklından geçmesi muhtemel bir sözdür.

    altıncısı; karı sözcüğü kesinlikle kötü veya aşağılayıcı bir söz değildir. o benim karım olacak, ben de onun kocası. bu kadar basit.

    yedincisi; her şeyin bir kalitesi vardır. kadının, erkeğin, insanın, gömleğin, havanın, suyun..

    sekizincisi; hayata böyle dar kalıplar içinden ve önyargı gözlüklerinizle bakmaktan vazgeçin. sevin, sevilin ulan.

  • soj* babasına yemek hazırlamıştır. yemeği yiyen baba:
    -çok büyük samimiyetle söylüyorum... hayatımda maruz kaldığım en büyük zulümlerden birisi oldu bu.

  • türkiye'ye getirdiği adamlar:

    2010 şampiyonlar ligi finali / man of the match : wes sneijder
    2012 şampiyonlar ligi finali / man of the match : didier drogba

    şöyle bir tablo yani.

    bak şimdi batak oyunu vardır bildin mi? ''yan batmak'' diye bir tabir vardır, yandan batmak da derler; fazla el alırsın yandan batarsın. şimdi ben koyu bir fenerbahçeliyim, o kadar çok kıskandım ki, kıskançlıktan yan battım. yani kıskanamadım bile amk. kıskançlık eşiğimin üstünde bir iş çünkü bu. ne bileyim cambiasso gelse kıskanırdım, ne bileyim forlan'ı falan dahi kıskanırdım. bu ne len? kıskanamadım bile! işte o denli iyi bir iş çıkardı bu adam.

  • görgüsüz bmw'li. tüm bmw sahiplerine sesleniyorum buradan. olm anladık zenginsiniz parayı bulmuşsunuz ama bırakın da iki kamyon tır otobüs sollayalım lan amk. sen de otobana aynı parayı veriyorsun ben de olm! audi'li mercedes'li sen de üzerine alınabilirsin.