• dalga işlevini formülleştiren erwin schrödinger,düşünsel bir deney tasarladı. bu deneyde, bir kedi, kapalı bir kutunun içine yerleştiriliyor ve yanında da, uranyum gibi beta bozunması yapan radyoaktif bir maddenin yapacağı ışınıma bağlı olarak çalışan bir mekanizma yerleştiriliyordu. bu mekanizmaya göre, eğer yayılan beta parçacığı, detektöre çarparsa, yayılacak olan zehirli bir gaz kediyi öldürecek, beta parçacığı yayılmazsa, kedi canlı kalacaktır. eğer dışarıdan bir gözlemci, kutunun içerisini görmeden bir tahminde bulunursa, (beta bozunumu olasılığı %50 olduğundan) kedinin canlı mı yoksa ölü mü olduğunu söyleyemeyecektir. ona göre, kedi %50 canlı, %50 ise ölüdür. yani, kedi eşit oranda canlı ve ölü olma şansına sahiptir. işin tuhafı, kedi görülmediği (gözlemlenmediği) sürece, her iki olasılık da aynı oranda gerçektir. yani kedi, aynı oranda hem canlı,hem de ölüdür! eğer gözlemci, gidip kutuyu açarsa, işte bu durumda, kedi "ya ölü, ya da canlı" olarak karşısına çıkacaktır ki, gözlemcinin bu müdahalesi, ortam şartlarını değiştirmiş ve olasılıklardan birinin "gerçekleşmesine" neden olmuştur. işte, gözlem sonucu ortaya çıkan ve belki de maddi dünyayı algılama biçimimize temel olan bu durum "dalga işlevinin çökmesi*" olarak bilinir (bu düşünce deneyi çok kaba olarak, mikroskobik bir hadiseyi makroskobik boyuta taşımak için düşünülmüştür; gerçekte böyle bir deney yapılamaz). kutu açılmadan önceki durum için, kuantum fizikçileri, kedinin hem ölü, hem de canlı olduğu bir üçüncü olasılığın da var olması gerektiğini söylerler. böyle bir olasılık, aynen elektronlarda, fotonlarda ve diğer tüm atom altı parçacıklarda gözlenen ikili (hem dalga hem parçacık) yapıdan kaynaklanan dalga işlevinin bir özelliğidir ve evrenin temel kanunlarından birini oluşturur. gözlemci devreye girdiğinde ise, algılanamaz olan bu durum, algılanabilir olan iki (ya da daha fazla) olasılıktan birine doğru "çöker".

  • bir yetişkinin yastığa başınını koymasıyla uykuya dalması arasında geçen süre ortalama 12-14 dakikaymış. halbuki ben insanlar yatarlar, 2 saate yakın sağa sola dönerler, şanslı günlerindelerse uyuyabilirler yoksa kalkıp işlerine devam ederler zannediyordum.

  • 80'lerin sonunda 90'ların başında çocuk olanların yaptığı eylemdir. renkli renkli çiçekler toplanır, sapçık özenle çıkarılır, ve sapçığın dibindeki o tek damla tatlı sıvı emilirdi.

  • allah demese de baya bir şey söylüyor. en önemlisi bunu çok iyi bir kitleye hitap yeteneğiyle yapıyor. bu hitap yeteneği ve bu cüsseyle türk halkının beğeneceği ve kayda değer miktarda oy vereceği biri. sonunda boylu poslu ve halka hitap etmeyi bilen bir başbakanımız olsa fena mı olur? bence çok iyi olur.

    "ama balina?" diye endişe edenler için: önemli olan danışmanlar, yönetim kadrosu. başbakan dediğin hükümetin önyüzüdür, halkla etkileşim noktasıdır, hükümetin beyni değildir. polisimiz yunus, başbakanımız balina, süngümüz zıpkın olmasın mı? görüşmeleri bir akvaryumda yapmak ayrıca sevimli resimler de çıkaracaktır. hem balinanın en gergin durumlarda bile davos'ta dahi güleryüzünü ve soğukkanlılığını koruyabiliyor olması? türk tarihinde görülmemiş bir başbakan olacağı kesin. oyum balinaya.