• ilkokul yılları. anne baba boşanmış. baba bok gibi zengin, ancak sadece kendisine kadar zengin. anne 2 çocukla ortada kalmış, durumlar zor.

    kış günü, bot alınması lazım. mecbur kalınca baba aranır;

    - baba, ayaklarım 36 numara, botlarım ise 34 numara. yenisini almam lazım.
    + anana söyle
    - peki

    birisi "baba" mı dedi?

  • türkiye, ürettiği benzinin yarısını tüketemeyince, 3’te 1 fiyatına yurtdışına satıyor. yani türkiye’de pompa fiyatı şu anda litresi 460 kuruş olan benzin, yurtdışına litresi 143 kuruşa satılıyor. 10 ayda 2.5 milyon ton benzin 2 milyar dolara dışarı satıldı.

    türkiye’nin yurt dışından benzin ithal etmediğini aksine yurt dışına benzin sattığını biliyor musunuz?
    “ne zamandan beri?” diye soranlar için açıklayalım; yıllardan beri!..
    türkiye, ürettiği benzinin yarısını tüketemiyor.
    tüketemeyince, türkiye’de satılanın üçte biri fiyata hatta daha aşağısına, yurt dışına (örneğin mısır’a) satıyor.

    2012’de 143 kuruşa sattik

    türkiye’de pompa fiyatı şu anda litresi 460 kuruş olan benzin, yurt dışına litresi ortalama 80 cente yani 143 kuruşa satıldı.
    2012 yılının ocak-eylül döneminde, 1 milyon 908 bin 310 ton (yani 2 milyon 527 bin litre) 95 oktan benzin, 2 milyar 21 milyon 942 bin dolara, yurt dışına satıldı!.
    başka bir anlatımla, litresi 80 cente yani 1,43 liraya benzin ihraç edildi.
    bu 2012 yılının dokuz aylık rakamları. yıl sonuna 2 milyon tonu da aşacak.
    bu arada 1 litre benzinin ortalama 0,755 kg olduğunu da belirtelim.
    2011 yılında da türkiye 2 milyon 414 bin 872 ton benzin ihraç etti.
    2010 ve 2009 yıllarında da yaklaşık 2’şer milyon ton benzin ihraç ettik.
    ihraç fiyatı mı?
    o yıllarda türkiye’deki satış fiyatının üçte birinden biraz düşük bir fiyata!

    fuel oil de ihraç ediyoruz

    türkiye sadece benzin değil, ürettiği fuel oili de tüketemiyor.
    türkiye’de üretilen fuel oilin yarısından fazlasını yurt dışına satıyoruz.
    merak edenler için açıklayalım.
    2011 yılında 2 milyon 147 bin ton fuel oil yine düşük fiyatla ihraç ettik.

    niçin ihraç ediyoruz?

    türkiye yurt dışından “ham petrol” ithal ediyor.
    ham petrol rafineride işleme tabi tutulduğunda, tabloda gördüğünüz gibi belli oranlarda motorin, benzin, fuel oil, lpg vb. ürünler elde ediliyor.
    tablodan da fark ettiğiniz gibi, ithal edilen ham petrolden; yüzde 33,4 motorin, yüzde 20.4 benzin elde ediliyor.
    türkiye’de, motorine olan talep ise, benzine olan talebin yaklaşık 7 katı.

    10 yillik fotoğraf

    - 2003 yılında 7 milyon 720 bin olan taşıt sayısı, 2012 eylül ayında 16 milyon 825 bine yükselmiş. otomobil sayısı da aynı dönemde 4 milyon 700 binden, 8 milyon 515 bine yükselmiş. buna göre; son 10 yılda taşıt sayısı yüzde 118, otomobil sayısı da yüzde 81 artmış.
    - taşıt sayısı artmış ama 2003 yılında 3 milyon 900 bin ton olan benzin tüketimi, 2011 sonunda 2.6 milyon tona yani yüzde 33 gerilemiş.
    - 2003 yılında 11,5 milyon ton olan motorin tüketimi, 2011 yılı sonunda yüzde 51 artarak 17.4 milyon tona ulaşmış.
    - 2003 yılında 2 milyon m3 ton olan otogaz tüketimi, 2011 yılı sonunda yüzde 135 artarak 4.7 milyon tona ulaşmış.
    görüldüğü gibi, motorlu kara taşıtlarında benzin kullanımından uzaklaşılırken, motorin ve otogaz kullanımına yönelme olmuş.
    motorin talebini karşılamak için ham petrol ithal ediyoruz. ham petrolden elde edilen benzini tüketemediğimiz için de yaklaşık yarısını, yurt dışına ortalama 143 kuruşa ihraç ediyoruz.

    ciddi bir sorun
    tabloda da görüldüğü gibi, ithal ettiğimiz ham petrol rafineride işlendiğinde belli oranda benzin, motorin, fuel-oil vs. elde ediliyor.
    bu aşamada, türkiye’de ham petrolden zorunlu olarak üretilen benzinin yarısı tüketilemiyor. böyle olunca, türkiye tüketemediği benzini yurt dışına ortalama 1,43 tl civarında ihraç ediyor!
    daha açık bir anlatımla, benzin türkiye’de yaşayanlara 4,60 tl’ye, yurt dışına ise 1,43 tl’ye satılıyor!
    oysa, motorinin satış fiyatı yükseltilmeden, benzinin satış fiyatının, yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan vergileri indirmek suretiyle düşürülse, örneğin 4 tl ya da 3,90 tl olsa, belli bir süreçte benzin tüketimi artar. dışarıya daha az benzin satılır. yurt dışına 1,43 tl’ye satılan benzin, yurt içinde 3,90 tl’ye satılırsa, devlet milyarlarca lira ek gelir elde eder. yurt dışından ham petrol ithalatı azalır ve daha az dövizimiz dışarı çıkar. cari açık da azalır.

    yazının tamamı için,
    kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22063024.asp

  • stephen hawking, yuri milner ve mark zuckerberg'ün yönetiminde başlatılan yıldızlararası seyahat projesi. hedef, güneş sistemine en yakın olan ve 4.37 ışık-yılı uzaktaki alpha centauri yıldız sistemine robotlar göndermek. projenin hayata geçirilmesi ve robotların alpha centauri'ye doğru yola çıkması için yaklaşık 20 yıl sürecek bir çalışma gerekecek, robotların alpha centauri'ye varması da bir 20 yıl sürecek ve iphone büyüklüğündeki bu yüzlerce robotun veri toplayıp bizlere fotoğraf yollaması da yaklaşık 4* yıl sürecek. yani toplamda 44-45 yıl sonra sonuç elde edilecek bir proje starshot. projenin sunumunu hawking ile gerçekleştiren yuri milner 54 yaşında ve projenin sonuçlarını görebilmek için modern tıbba güvenmesi gerekecek. 54 yaşında, sonuçlarını ancak 100 yaşındayken görebileceği böyle bir projeye girişmesi de o insan için düşündürücü ilginç bir his olsa gerek.

    alpha centauri böyle bir görev için uygun bir seçenek zira bize en yakın yıldız sistemi. alpha centauri'de toplam üç yıldız bulunuyor: birbirinin çevresinde dönen güneş benzeri alpha centauri a ve alpha centauri b ve muhtemelen bu iki yıldızın çevresinde dönen proxima centauri. ayrıca son yıllarda elde edilen veriler alpha centauri b'nin etrafında dünya boyutlarında bir gezegenin dolanıyor olabileceğini gösteriyor.

    alpha centauri'ye doğru yola çıkacak probe'ların ışık hızının beşte biri bir hızla ilerleyeceği öngörülüyor ki bu şimdiye dek hiçbir insan yapımı nesnenin göremediği müthiş yüksek bir hız. bu hızın ne kadar yüksek olduğunu şu örnekle de anlayabiliriz: şu an dünyadan en uzak insan yapımı nesne yolculuğuna 5 eylül 1977'de çıkan voyager 1 ve mevcut hızı ile voyager 1'in alpha centauri'nin bulunduğu mesafe kadar yol kat etmesi için 70 bin yıl geçmesi gerekiyor. bu projede gönderilmesi düşünülen robotlar ise bu mesafeyi toplamda 20 yılda alacak; yani 20 yılda katedilmesi gereken yaklaşık 41 trilyon kilometre demektir bu. yüzlerce küçük robot göndermenin amacı ise maliyeti düşürmek ve başarı oranını yükseltmek. bir tane büyük bir robot yerine yüzlerce küçük robot gönderirseniz bu robotların kimilerinin başına kötü bir şey gelse bile geriye kalanlarla hala görev başarıya ulaştırılabilir. üstelik bugünkü teknolojik olanaklar, kamerasıyla, bilgisayarıyla ve elektrik güç sistemiyle toplamda bir gram ağırlığında bir probe yapabilmeyi mümkün kılabiliyor.

    projenin maliyetinin 5 ila 10 milyar dolar arasında olacağı öngörülüyor ve başlangıç olarak milner 100 milyon dolar yatırım yapmış durumda; geri kalanın uluslararası destek ve sponsorluklarla ihtiyaç oldukça 20 yıl içinde denkleştirileceği düşünülüyor. işin en maliyetli ve zorlu kısmının lazer sisteminin olacağı düşünülüyor. probe'lara itiş gücü, sahip oldukları kanatçıklara gönderilen lazerlerle verilecek ve bu lazer ışınları müthiş yoğunluklu çok yüksek güçlü olmak zorunda. bu kelebek probe'ları* ışık hızının beşte biri kadar bir hıza çıkarabilmek için lazerlerin ilk 2 dakika boyunca 100 gigawatt kadar enerji üretmesi gerekecek. bu, bir uzay aracının kalkışta ihtiyaç duyduğu güç civarında ve tipik bir nükleer santralin güç çıktısının yüz katı kadar bir güç demek oluyor. şu an dünyanın en güçlü lazeri japonya'da university of osaka'da bulunuyor ve geçen yıl yapılan testlerde 2 katrilyon watt civarında bir güç üretti fakat sadece saniyenin trilyonda biri kadar bir süre boyunca ve bu bir starshot probe'unun kanatçıklarının ihtiyaç duyacağının küçük bir kısmına tekabül ediyor ne yazık ki. kısacası, başta belirtildiği gibi bu projenin en zorlu kısmı muhtemelen ihtiyaç duyulan lazerleri üretmek olacak.

    bir diğer zorlayıcı faktör de probe'ların kanatçık ya da yelkenlerinin tasarım gereksinimiyle alakalı. belirtildiği gibi bu yelkenlere çok yüksek güçte lazer ışınları gönderilecek ve böylece bir probe çok yüksek hızlara çıkabilecek. bu kadar yüksek enerjili lazer ışınlarının yelkenlere zarar vermemesi gerekiyor ve bunun için de bu çok ince yelkenlerin lazer ışınını hiçbir şekilde emmemesi gerekiyor, yani gelen lazer ışınını yüzde yüze yakın bir oranla yansıtması gerekiyor. örneklemek gerekirse, eğer lazer ışının sahip olduğu enerjinin 100 binde biri kadar bir enerji miktarını bile absorbe ederse bir yelken, o yelken buharlaşır ve işe yaramamış olur. bu noktada iş büyük oranda malzeme bilimine* düşecek gibi ve lazer ışınını yüzde yüze yakın bir oranda yansıtacak bir yelken tasarlanması gerekecek.

    45 yıl sonra kimler hala yaşıyor olacak ya da proje gerçekleşecek mi şimdilik bilmiyoruz ama bu kadar uzun soluklu bir proje insanı yine de heyecanlandırıyor ve evet, ister istemez ölümü ve zaman karşısındaki çaresizliğimizi hatırlatıyor bana.

  • dvd'sine değişik final alternatifleri de koyulmuş olan ayardır.

    adam: biliyor musun ne var, bence berber diye bir şey yok.

    berber: bu nasıl olabilir ki? ben buradayım ve bir berberim.

    adam: hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı.

    berber: hayır, ben buradayım berber olarak, ama tek berber ben değilim, bir sürü berber var, sen nasıl bana geliyorsan başka insanlar başka berberlere gidiyor. bu insanların özgür iradesiyle seçimine bağlı bir şey, isteyen evinde traş olur veya traş olmak istemediği zaman traş olmaz. peki sana "bütün bu sakallıları topla bana getir hepsini traş edeceğim," desem bana ne cevap verirsin? insanları zorla, baskıyla tutup buraya mı toplarsın, yoksa benim traşım bana yeter, benim sorumlu olduğum benim başım, banane elalemin traşından mı dersin?

    adam: dur ben biraz daha çalışıp öyle geleyim.