• babasının fakirliğinden utanıyor değil, toplum tarafında babasının fakir olduğu görüldüğünde karşılaşacağı sosyal etiket ve yaklaşımdan endişeleniyordur. bu kızın suçu değil, toplumun fakirliğe bakış açısının bir sonucudur. sosyal adalet olgusu ve insana duyulan saygının sadece karakter eksenli olması gibi önemli değerlerin içselleştirilmediği kültürlerde görülür.

    öyle veya böyle, kendini ne kadar yüksekten pazarlıyorsan o kadar değerli olduğun bir gösteri toplumunda kendisini korumak için yapılması gerekeni yapıyordur bu kız. güçlü görünmek zorundadır çünkü yoksa etrafındaki kötü niyetli insanlar onu zayıf yönünden yakalamaya çalışacaktır. tıpkı bir nehrin derinliği bilinen en sığ noktasından geçilmesi gibi.

    dolayısıyla hiçbir şekilde yargılamadığım insandır zira ona kötü söz sarf eden 100 insandan 99'unun aynı şartlarda farklı bir davranış sergilemeyeceğine eminim.

    gerçek dünya bir butafordur.
    gördüğünüz tüm insanlar da oyuncu.

    ve oyunun kuralları vardır.

  • yeğenimle konuşuyorum. 5 yaşında koyu beşiktaşlı... çok cool.

    -sedef sen artık galatasaraylı olacaksın tamam mı?
    -tamam.
    -o zaman sorunca hangi takımlıyım diyeceksin?
    -beçiktaş

    -ama hani galatasaraylı olacaktın?
    -tamam aytık olucam.
    -peki o zaman hangi takımlısın?
    -beçiktaş.

    -sana sorulunca galatasaraylıyım diyeceksin.
    -tamam
    -hangi takımlısın sedef?
    -beçiktaş.

    her beçiktaş dediğinde biraz daha kavurmaya benziyor. "sonra beni niye ısıydın?"

  • zaaflarınızın samimiyetiniz boyunca öğrenilmesi ve yeri geldiğinde aleyhinizde kullanılmasıdır. 'kimseye yaranızı göstermeyin..dostunuza bile..gün gelir düşmanınız olur..ilk ordan başlar vurmaya..' sözü burdan çıkmıştır.

  • hakkında çok şey yazılabilir, az daha bilgi için kasım 2012'de verdiği şu röportaj okunabilir.

    röportajı yayınlandığı zaman beni en çok etkileyen ise şu iki soruya verdiği cevapları oldu;

    muhabir - yazdığınızı biliyoruz, bunları okuyabilcek miyiz?

    üstad - 2004’te (bkz: bölük pörçük) diye bir kitap çıkardım. iki bin bastı, hâlâ bitmedi, çoğunu ben sattım üstelik (gülüyor).

    muhabir - ezel’den sonra da mı satılmadı?

    üstad - ramiz dayı diye kitap çıkarmıyorum ki…

    daha da bilgilenmek için, hatta; üstadın kendi ağzından anlattığı "tuncel kurtiz'i" okumak için; bu otobiyografiyi okumak lazım.

  • birkaç dakika önce wikipedia'da doğum tarihine bakıp 1917'yi görünce maşallah demiştim, ağzım bal yesin hele bir de uzununkine uğrayayım.

    edit: (bkz: scheisse)

  • orası kadıköy olduğu için yaptığı hareket kabul edilebilir(miş).

    mal olmanın bu kadarı, ahlaksız adamın ahlaksız destekçileri, fanatizmine sokayım senin...

  • sinava girerken gerekli bir belgeyi evde unutmaktan daha aptalcasi, evde unuttugunu zannedip tekrar eve donmektir. ba$ima gelmi$tir..

  • şekerin iyisi de zararlı, kötüsü de zararlı olabilir. lakin bir firmanın pancar şekeri üzerinden reklam yapıp, premium olmayan ürünlerine glikoz şurubu katması, "ama glikoz şurubu var" diyince de "e pancar da zararlı ehühehe" demesi nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça. biz çıkıp da hede marka gofret glikoz şurubu kullanıyormuş diyor muyuz? kullandığını biliyoruz, o da kullanmıyorum demiyor, pancar şekeri kullanıyorum gibi bir iddiada bulunup müşteri çekmiyor.

    adam mı seviyorsunuz siz?

    linki de tekrardan vereyim: http://i.imgur.com/okxufy7.jpg

    edit: bak güzel kardeşim. pek anlamıyorsun, tekrar anlatayım. sen "pancar şekeri kullanıyorum" diye firmanın reklamını yapıyorsan, senin ürünlerine glikoz şurubu koyma lüksün yoktur. damlasını bile koyamazsın, koymamalısın. tamamını pancar şekeriyle yapar, gerekiyorsa da pahalıya satarsın, isteyen alır, isteyen almaz. "niye pahalı" diyene de "çünkü tamamen şeker kullandım" der kapağı verirsin.

    tek bir ürününde bile glikoz şurubu kullanıp ucuza mal etmek derdindeysen o zaman da çıkıp firmanın reklamını "pancar şekeri kullanıyorum" diye yapamazsın, yapmamalısın. istiyorsan firmanın değil, sadece glikoz şurubu kullanmadığın o ürünün reklamını "pancar şekeri kullanıyoruz" diye yapabilirsin, bunda bir sakınca yok.

    ama sen "torku firması" pancar şekeri kullanıyor diye reklam yapar, sonra da ürünlerine glikoz şurubu katarsan bunun bahanesi yok. bunun adı ticarette sahtekarlık, yalancılık olarak geçer. pancar şekerinin de aynı derecede zararlı olması veya ağaç dikip orman yapman seni bu konuda haklı çıkarmaz, tüketiciyi yalan reklamla kandırma hakkı vermez. bu kadar basit.

    ürünlerini sevmiyor, bok atıyor falan da değilim. ben sadece kandırılmak, aptal yerine konulmak istemiyorum o kadar. televizyonda "pancar şekeri pancar şekeri" diye reklamını görüp de "oh lan helal torku'ya" diyip oğluma aldığım gofretinin üstünde "glikoz şurubu" yazısı görmek, adama ayakta sikilmiş hissi yaşatıyor çünkü.

    edit 2: torku "%100 pancar şekeri" diye reklamı torku banada için yapıyor denmiş aşağılarda. hayır canım kardeşim, "torku firması" için yapıyor. televizyon reklamı da var. şimdi arayıp bulma şansım yok. lakin resmi internet sitesinde, bizzat yukarıda linkte fotoğrafını verdiğim gofretin de bulunduğu ürün gamının en üstünde kab-bak gibi yazıyor bu iddiaları.

    resmi site: http://www.torku.com.tr/urunler/liste/cikolata
    caps: http://i.imgur.com/og3n1sr.jpg
    caps: http://i.imgur.com/yfsbytx.jpg

    edit: ahaha yukarıda caps'i bulunan resmi sitedeki "gdo'suz ve yüzde 100 pancar şekerinin hammadde olarak kullanıldığı torku çikolata" ibaresi "pancar şekerinin hammadde olarak kullanıldığı torku çikolata" olarak değişmiş. ne kadar da güzel. pancar şekerinin yüzdesi de yok, "gdo'suz" ibaresi de. yani içine %99 glikoz şurubu, %1 pancar şekeri katsan bile doğru oluyor bu ifade. algı yönetimine gel. gdo kısmına hiç değimiyorum bile.