• bana da suçunu hafifletmek için (alkol olduğunu düşünüyorum) arkadaşı ile anlaşmış ve vicdan azabının arkasına sığınarak 6 gün sonra, özellikle sosyal medyayı da kullanarak olayı şova dönüştürmüş gibi geliyor .millet demiş yok erdemli yok iyi birisi falan

    ortada ölen baba kızı, hastanede olan anneyi konuşun bırakın bu işleri.

    madem o kadar vicdan sahibisin, arkadaşına nasıl acımadın olayı üstlenirken diye sorarlar adama

  • çatı katında oturan kızın eski sevgilisinin damdan içeriye girip kızın kanişini rehin alıp girişe doğru kaçması, kız çığlık çığlığa peşinden koşarken adamın apartman girişine faşır faşır işemesi, çükünü görmemiz, köpeğin debelenişi, 1 numaranın adamın üstüne patates atması, kapıcının "hemşerim sakin ol, köpeği bize ver" demesi...kaçış, polisin gelişi...ne geceydi ama ha.

  • ''benim babam hala çalışıyor. babamın sabah erken kalkıp işe gitmesi bana koyuyor.'' demişsin ya güzel kardeşim. 2006 yılında barcelona'nın kaptanı puyol'un babası öğleden sonra nerede olur? el corte ıngles'de alışverişte? marbella'da golf mü oynar? dünya turundadır; tokyo'ya az önce mi inmiştir? lebiderya evinde, dizlerinde battaniye; kitap mı okur? diagonal'de yürüyüşe mi çıkmıştır? şehir kulübünde briç masasında ayakları mı uyuşmuştur? barcelona kaptanının babası öğleden sonra nerede olur? oğlu deportivo la coruna maçı için el prat'dan takımla havalandığında bir iş makinesinin üzerinde de olurmuş. 56 yaşındaymış. iş kazası. puyol, la coruna'ya indiğinde "baban öldü" demişler. barcelona'ya 200 km uzaklıkta puyol ve kardeşi putxi'nin doğup büyüdüğü yerde. babalar hep ölür. milyon dolarların da olsa ölür... sen oturup o kadar milyon kazanırken hala babam çalışıyor ve bu bana koyuyor diyorsan, kusura bakma ama güzel kardeşim, biz yaşamayalım geberip gidelim. aceto balsamico'ya saygılar.

  • alışkanlık yapan viski.

    viskinin berbat bir içki olması gibi yanılsamaları ortadan kaldıracak niteliktedir.

    baharatlı bir yapısı olmasına rağmen içimi oldukça yumuşak. karamel tadının bu etkiyi yarattığını da söyleyebilirim. oldukça başarılı bir viski olduğunu söylemek abartı olmaz kanımca. şişe tasarımı da farklı ve şık bir yapıya sahip.

    edit: tadım notları eklendi. diğer viski yorumlarım için (bkz: #60703155)

  • stir fry noodle soyle yapilir:
    - tercihen bugdaydan yapilmis bir paket noodle 3 dakika kaynar suda bekletilir.
    - es zamanli olarak cok kizdirilmis bir tavaya orta ebatta dogranmis sebzeler atilir. ne olabilir bunlar, su kestanesi, bambu, soya filizi, yesil biber, sogan, darda kalinirsa havuc ve kabak.
    - sebzeler olmeden, hatta diriliklerini bile yitirmeden, suyu iyice suzulmus noodle eklenir, uzerine biraz galeta unu serpilir. bolca soya sosu eklenir.
    - en onemli noktalardan biri bunlari yaparken woku surekli ileri geri, dairesel hareketlerle cevirmektir, tipki omlet cevirir gibi... bu malzemelerin harmanlanmasini saglar.
    - diger puf noktasi ise altini kapatmadan hemen once woka biraz susam yagi serpmektir.

  • hayatimda bazi ritueller var. mesela her sabah kahvemi alip gazetemi okudugum bank da bunlardan biri. biraz amerikanvari evet, ama olsun.

    son iki aydir, tahminimce 60 yaslarinda, dislerinin yarisini kaybetmis, agir adimlarla yuruyen, inceden beli egilmis, basindan sapkasi hic eksik olmayan, sevimli bir amca geliyor her sabah yanima. alman disiplini iste, her sabah 7:40-45'te yanimda oluyor. tanimiyorum. iki aydir hic konusmadik; ama her sabah yanima gelip oturuyor. yaptigi tek sey, oturduktan on saniye sonra basini hafifce gazeteme cevirip goz ucuyla tarihe bakiyor olusu. kisik bir sesle dienstag(sali) diyor ve gidiyor. samstag(cumartesi) diyor ve gidiyor. haftanin yedi gunu boyle. gune bakmaya geliyor. ben de arkasindan gulumsuyorum sadece.

    ne olduysa dun oldu. saat 7:55 olmustu. hala gelmemisti. iki aydir ilk defa boyle bir sey oluyordu. ne okudugum gazeteye odaklanabiliyordum, ne de kahveden tat alabiliyordum. gozum sadece o'nu ariyordu. niye gelmemisti? endise ediyordum. basina bir sey mi gelmisti? gun boyunca aklimdan cikmadi. "montag" demesi gerekiyordu o gun. o kadar kafama takmistim ki, ruyama bile girdi gece.

    bugun sabah oldu. ben yine gazetemi ve kahvemi alip banka oturdum. sadece gelmesini bekledim, adini bile bilmedigim o adamin. kahve iciyordum; ama gazete okumuyordum. saat tam 7:43'te belirdi kendisi. uzun zamandir boyle mutlu oldugumu hatirlamiyorum. oyle bi heyecanla actim ki gazeteyi. bu defa o basini cevirmeye zahmet etmesin diye epey sag tarafa dogru okuyordum. oturdu, on saniye gecti, yine basini cevirdi, bakti, "dienstag" dedi ve kalkip gitti.

    bu defa tedbirliydim. arkasindan fotografini cektim. olur ya bir gun gercekten hic gelmez. anisi kalsin bende.

    http://i.imgur.com/k3q5dyo.jpg
    - http://i.hizliresim.com/oeyeqx.jpg

    bir daha boyle yapma amca.
    gelmeyeceksen bile haber ver.