• adanada toplandıkları mahallelerde oranın yerli halkına terör estiren insanlardır bu suriyeliler. bu benim şahit olduğum sadece. tüm bu eğitimsiz,kültürsüz insanları türkiyenin dört bir yanına dağıtmak hangi akla hizmettir. sınıra yakın yerlerde mülteci kampları oluşturursun ortalık sakinleşince tekrar yollarsın eger illa insanı yardım yapmak istiyorsan,ülkenin her yanına dağıttıktan artık sayıları 1,5 milyona yaklaşan suriyelileri arayıp bulmak samanlıkta iğne aramak gibidir. kaldılar başımıza,zamanında özal peşmergeleri almıştı şimdi de bunlar, geleceğin mafyaları, teröristleri,hırsızları,kapkaçcıları.. hayırlı uğurlu olsun ülkemize,sonra bizi niye avrupa birliğine almıyorlar diye hayıflan, ben olsam ben de almam,ortaya karışık, ne olduğu belli olmayan bir ülkeye dönüştük,kaybedecek birşeyi olmayan insanlardan korkmak gerekir.

  • öğlen yemeğinde, patroniçe ve teklif verdiğimiz şirketin 2 elemanı ile yemekteyken, nerden sektiğini bilmediğim şekilde konu meleklere gelmişti. 5 melek olduğunu söyleyen patronus 5.sinin adını çıkaramadığını söyleyince, ben rıfkı gibi zıpladım:

    +israfil, cebrail, mikail, azrail ve sinefil.
    -sinefil?
    -film izleyen melek, sabahtan akşama kadar film izliyor.

    keskin bir sessizlik oldu, ayıp olmasın diye gülümsemeye çalıştılar ama nafileydi. bir daha dini espri yok. dinden espri mi olur? günah.

  • sahibi olduğumuz turşucu dükkanımız. ortaköy'deki dükkanda amcam duruyor, beşiktaş ve bakırköy'dekiler ise akrabamızdır.
    ortaköy'deki dükkan çok eski zamanlardan beri var. turşuyu ise bursa'nın gedelek köyünde yapıyoruz. her dönem yeni ürün geliyor, eski dönemden kalmış turşu elimizde kalmıyor yani. katkı maddesi falan kullanılmaz zaten. çoğu kişi soruyor, limondan mı yapıyorsunuz, sirkeden mi diye. cevap veriyorum sirkeden yapıyoruz.

  • güzellik kavramı göreceli olmakla beraber, genetik miras güzel olmaya yetmez. başka şartlar da gerekir. (genellemeler bütün kötülüklerin annesidir)

    maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi'ne göre insan ihtiyaçları temel ihtiyaçlar ve üst düzey ihtiyaçlar olarak ikiye ayrılır.
    temel ihtiyaçlar;
    1. temel ihtiyaçlar (yeme, içme, şu)
    2. güvenlik ihtiyaçları (barınma, tehlikeden korunma)
    3. ait olma, sevme, sevilme ihtiyacı (kız arkadaş, bir gruba girme, statü kazanma)
    4. saygı, saygınlık ihtiyacı (başarılı olmak, isim yapmak)

    üst düzey ihtiyaçlar;
    5. bilme, anlama ihtiyacı (dünya turuna çıkma)
    6. estetik ihtiyacı (sanatsal ve kişisel tatmin)
    7. kendini gerçekleştirme ihtiyacı (emekli olup, kendi domatesini yetiştirmek)

    amerikalı psikolog abimiz abraham harold maslow'a göre insan ihtiyaçları seviye seviye ilerler. yani bir insan açken telefon modelini, güvenlik sorunu varken tiyatroyu, geçim sıkıntısı varken dış güzelliğini düşünmez. ülkemiz yıllarca terör sorunu, darbeler, işsizlik, enflasyon, daha özelde aile baskısı, evlen baskısı, erkek şiddeti gibi sorunlarla uğraştı durdu. insanlar spora, sanata, kendilerine vakit ayıramadılar. çünkü daha önemli sorunları vardı; para kazanmak, dedikodu çıkmasın diye evlenmek, töre cinayetine kurban gitmemek için evlenmek, çocuk yapmak vs.

    kimse kız çocuklarına da erkek çocuklarına da fikirlerini sormadı. evlendirdiler, ya istedikleri işte çalıştırdılar ya çalıştırmadılar. ses çıkaranı dövdüler. mutsuz nesiller yarattıklar. mutsuz, geçim sıkıntısı çeken insanın nasıl göründüğü, nasıl koktuğu, vücut hatları, saçı, makyajı, dişi, game of thrones umrunda olmuyor maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre.(istisnalar vardır tâbi)

    mutlu, refah seviyesi yüksek insanlar mutlu nesil yetiştiriler, mutlu nesiller kendilerine bakarlar, spor yaparlar, hobi edinirler. hem fiziksel hem ruhsal olarak yetişir giderler...

    önce fakir bir ailede dünyaya gelmiş ünlülerin 15-20 yaş arası hallerine bakın sonra da 30 yaş civarı hallerine bakın. para, mutluluk, imkan ve istek olunca insan kendini hem fiziksel hem ruhsal olarak değiştirip, geliştirebiliyor.

    başka ülkelerden örnek vermek gerekirse hindistan'da bir bollywood'un kadın yıldızlarına bakın bir de sokaktaki kadınlara bakın. bollywood yıldızları dünya çapında güzellikleriyle göz kamaştırırken sokaktaki kadının yüzünden acı, korku eksik olmaz. çünkü 15-16 yaşında zorla evlendirilmiştir, şiddet görmüştür, tacize uğramıştır, değil okumak için kitap tuvaleti bile zor bulmuştur.

    son olarak 1-2 ülke dışında spor ve sanatta başarılı, söz sahibi ülkelerin hepsinin refah seviyesinin yüksek olduğuna hepiniz dikkat etmişsinizdir. işsizlik, iç savaş, siyasi-ekonomik krizler, salgın hastalıklar, kıtlıklar varken sanat ve spor ilgi görmez.

    edit; ekleme.

  • yatağın hep aynı köşesinde uyuyan bir kedim var. sokak kedisi kendisi ancak böbrek yetmezliği geçirdi, zor iyileştirdik. üstüne bir de fıtık ameliyatı oldu. onu da hallettik, kedi artık bizim evden çıkmıyor. en azından geceleri cama pati atıyor, biz de alıyoruz, yediriyoruz, su içiriyoruz. sonra da adam geliyor yatağın tam ucuna, köşesine yatıyor. şimdi benim de boy uzun, yatağa anca sığıyorum. ulan bu adam rahatsız olmasın diye sekiz oluyorum yatağın içinde, rahatsız olursa gidiyor çünkü, gitsin de istemiyorum.

    öyle aklıma geldi başlığı okuyunca.

    tanım: hayvan sever kişi hareketi.

    debe editi: merak edenler oldu kedimizi. ınstagram'da #tomrukbaşgan olarak ararsanız rahatlikla bulabilirsiniz.

  • 12 milyon euro'ya ozan tufan'ı fenerbahçe'ye kakalamaya çalışan bursa'ya 12 bin dolarlık bir teklif yapmamızı sağlayacak olan kural.

    edit: 12 değil ama biraz daha azına kakalayacak adamlar. boşuna mı serbest bırakıldı, para yağdırıp duruyorsunuz.