· · ·
  1. baba-oğul aynı anda küfretmeyi mümkün kılan, maç sonrası dünyanın en sağlıksız ve en lezzetli köftesinden yediren, maç kuyruğunda kaynak yapmaya çalışan ibnetorlara aynı anda ayar verdiren muhteşem deneyim. pınarbaşı burma burma yaparken aşırı hislenmek ve akabinde gelen ses kısıklığı.

    20 sene önce...

    bacak kadar boyum ve küçük ellerimle, babamın yanında stadyuma doğru yürüyorum. hava sarı ve sıcak; kafamızda kağıttan bükülmüş şapkalar var. karşı taraf mavi dediğinde, bizim de şimşekler diyerek yeri göğü inleteceğimiz bir adana demirspor maçının arefesinde, adana'dayız. okuma yazma konusunda hiçbir fikrim yok ama futbolu biliyorum, ali ata bakmamış henüz ama ben tüm futbolculara bakabiliyorum. koltuksuz stadlarda ayağa kalkıp öyle izliyoruz maçı, ben babamın omuzlarındayım. kafamda kağıttan şapka, ağzımda tezahürat gol bekliyorum mavi şimşeklerden. babam yorulmak bilmiyor, devre bitene kadar omzundan indirmiyor beni. en fanatiklerin konuşlandığı arjantin köşesi bir an olsun susmuyor, babam bana adımla değil "şimşek" ile hitap ediyor. maçı kazanmışsak herkesin yüzü gülüyor, gelecek hafta afyon deplasmanına gidecek kadar gözü kara abilerle, maçtan çok sonraları karşılaşıyorum.

    10 sene önce...

    afyon'da kaplıcalara tatile gelmişiz. o hafta da adana demirspor, afyon deplasmanına geliyor. 90'ların sonu, boyum babama yaklaşmaya başlamış. kaplıcaların yaşlı aromalı atmosferi beni ve babamı bunaltıyor. buhardan ve nefes alamayacak kadar sıcak ortamdan kaçıp maça gidiyoruz, afyon şehir stadında saat 17.00'de. tüm stad dolu, biz rakip taraftarı olarak ayrılan bölgede sadece beş kişiyiz. literatürde "bir avuç ibne" olarak geçen vaziyetin tam ortasındayız, diğer 3 abi gerçek bir demirspor sevdalısı. takımın peşinden tüm ülkeyi geziyorlar. bir gece öncesinden kahvede otururlarken "hadi lan maça gidek" diye ilk otobüsle gelmişler afyon'a. donmaktan son anda kurtulmuşlar. artık babamın omuzlarına çıkmadan da sahayı görebiliyorum, sadece karşı taraf "mavi" demiyor. e haliyle ben de "şimşekler" diye bağıramıyorum. fark yiyoruz o gün, canımız çok sıkılıyor. kaplıcalara geri dönüp insanı pelteye çeviren göbek taşının üzerinde uzanıyoruz. bir daha ne zaman maça gideceğimizi bilmiyorum.

    geçen hafta...

    ailem istanbul'a geliyor, demirspor'dan sonra sevdiği ikinci takım olan galatasaray'ın avrupa maçına bilet alıyoruz babamla. yeni açık üst. maçın başlamasına 1.5 saat kala ali sami yen'in önüne bir gidiyoruz ki, ortalık mahşer yeri gibi. kuyruğun sonu gözükmüyor; kaynak yapanlar, şapka satanlar, köfte çevirenler, düdük öttürüp binlerce insanın küfrünü nötralize edenler, tek bir kapıyı açıp binlerce insanı tek bir kapıdan içeri almaya çalışan andaval görevliler derken, maçın başlamasına dakikalar kala biz hala dışarıda kuyruktayız. "yönetim uyuma taraftara sahip çık" diye tezahürata başlıyoruz, seneler sonra geldiğimiz maçın ilk yarısına bile girememe tehlikesi var. gerizekalı stad görevlilerine ve beceriksizliklerine doyasıya küfrediyoruz. maç başladıktan 20 dakika sonra büyük mücadelerle giriyoruz stada; toplama kampındaki esirleriz sanki, öyle iğrenç demir parmaklıklar ve kafesler var. maça girip yerimizi alır almaz keita golünü atıyor, tüm stad ayakta. maça girerken çektiğimiz sıkıntı anında buharlaşıyor, on binlerce insanla tezahürata başlıyoruz. galatasaraylı değilim ama atmosfer harika olduğundan ciğerlerimi esirgemiyorum bu coşkudan. güzel bir maç oluyor, babam atılan her golden sonra daha da coşuyor.arda turan'ı dünya gözüyle görüyor; top, sabri'ye geldiğinde diğer insanlarla birlikte "vur vur" tezahüratı yapıyorum. sabri vuruyor, öyle bir vuruyor ki gökte martı kalmıyor. liverpool dönemini şanssız sakatlıklarla geçiren kewell'ın futbol zekası, yeni açık üstten bile belli oluyor. sol ayağıyla köşeyi görürken "acaba ben de futbolcu olabilir miydim?" diye soruyorum kendime.

    maçtan çıktıktan sonra eve yürüyoruz, geç girmemize rağmen tüm golleri görmüşüz. boyum, babamdan uzun ama her bir adımımda sanki küçülüyorum. bacak kadar çocuk oluyorum istanbul'un orta yerinde, kafamda kağıttan bir şapka ve babam yine "şimşek" diye sesleniyor.
· · ·

babayla maça gitmek hakkında bilgi verin