• şuan hayatının en kırgın, en üzgün, en kötü gününü yaşayan yazar. yaşadığı şoktan içi dolup taşma noktasına gelmesine rağmen ağlayamayan, hayatın ne kadar acımasız olduğunu en ağır şekilde tecrübe etmiş bir insan.

    hiç doğmamış olmayı, büyümemiş olmayı, aşık olmamış olmayı dileyen yazar. ama ne yazık ki doğdum, büyüdüm, aşık oldum. sevmiş olmanın bu kadar ağır bir bedeli olduğunu bilemedim. sevmeyi mi beceremedim? nasıl sevilmeliydi? bunun bir prosedürü ve formülü mü vardı. varsa neden sevmenin ve aşkın binlerce farklı bir tanımı var? herkes hissettiği ölçüde yaşamadı mı bu insanı acayip hallere sokan, insanı aptala çeviren, elini kolunu bağlayan, boyun eğdiren duyguyu.

    kıymet verdiğim, değer verdiğim, kendimden çok sağlığını düşündüğüm biri tarafından yerin dibine sokulmama, bunca insanın içinde rezil ve nahoş bir durum yaşanmasına rağmen hiçbir şekilde kendisine karşı bir nefret etmiyorum ama bu damga öylesine ağır geliyor ki. kendime yediremiyorum, hazmedemiyorum. insanlara karşı güler yüzlü olup, içten içe bu sıfatın kafamın içinde dönüp durması, uykularımın kaçması çok ağır birşey. hayatın nasıl bir cilvesidir bu anlayamıyorum hayatım boyunca bırak tacizi, kimse hakkında kötü şeyler düşünmeyen, ne gözle, ne sözle bir harekette bulunmayan ve bununla övünen ben, hiçbir zaman nefsimin esiri ve kölesi olmamış ben, duygusal olarak bağlanmadığım biriyle, ne kadar çekici olursa olsun gelip bunu açık açık dile getirilmesine rağmen ilişki içine girmekten imtina eden, bunu yaparsam kendime olan saygımı kaybederim diye düşündüğüm ben böylesine büyük bir komünite içinde böylesine bir sıfat ile anılır oluyorum. herşeye inancımı kaybetmenin eşiğindeyim adeta. hayat bu konuda beni hiçbir zaman alt edemedi ama beni en zayıf yerimden öyle bir vurdu ki yıkıldım kaldım artık.

    3 yıl boyunca aramızda yaşananları anlatmak ve haklı çıkmaya çalışmak gibi bir niyetim yok. herşeye rağmen kendisine hala kıymet veriyorum. bu yüzden kendisinin daha fazla sıkıntı yaşamasını istemem. inandığım bütün değerler üzerine yemin ederim ki bunlar benim samimi duygularım. kendisine öfkeli değilim, zaten olamam. dedim ya elim kolum bağlı.

    o yüzden kendi sözü üstüne söz söylemeyeceğim. ben sadece sevdim. bazen çılgın gibi, deli gibi, bazen bir çocuk şapşallığında. hep uç noktalarda yaşadım. böyle bir sevginin ağırlığını hep üstümde hissettim ama mutluydum. şuraya gelip 1 entry bile girince çocuk gibi mutlu oluyordum lan. herneyse detaya girmenin bir manası yok. kendisine de dediğim gibi, hayatını dilediği gibi yaşasın, öyle mutlu oluyorsa olsun. tek merağım nasıl olduğundan haber almaktı ama bunda bile inanılmaz büyük bir rezillik yaşadık. bundan sonra iyi olmasını umarak yaşamaktan başka bir seçeneğim yok. zaten 2 aydır mesajlaşmamıştık (bir önceki olay hariç), bundan sonra da aynı şekilde pasif kalacağımdan emin olabilir. yeteri kadar rezil olduk. ben hayatıma yalnız başıma devam edeceğim. bu yazıyı yazarken bile inanılmaz zorlandım ama en azından birkaç şey yazmam gerekti. şimdi hiçbirşey düşünmek istemiyorum.

  • yılmaz güney'le çevirdiği (adana) bir filmde, fakir hayatı anlatırken şu cümleleri kurmuştu:

    -paran varsa ocak ayında yanarsın, paran yoksa ağustos'ta donarsın..

    allah taksiratını affetsin, mekanını cennet eylesin.

  • --- spoiler ---

    ayının saldırdığı sahnelerin özel efekt ile yapıldığına emin miyiz?
    leo kardeş oscar uğruna gerçek ayıyla boğuşmuş olmasın!

    -evet leo sen kendini sağdan sola attırıver, biz efekte gerisini hallederiz.
    +gerçek ayı gönderin
    -efendim?
    +gönder gelsin!

    --- spoiler ---

  • iddiaya göre geçenlerde su baskınına uğrayan tesis.
    bu zamana kadar bir kaç defa yayını kesip sesli mesaj yayımlamış olsalar bile bu sayı daha fazla olabilir, çünkü istasyon dinlemesi sürekli olarak yapılmamıştır. bazı durumlarda buzzer'ın değiştirildiğine rastlanmıştır. kimi kaynaklar istasyonun resmi amacının iyonosfer araştırması olduğunu belirtmektedir. ama istasyonun gerçek amacı hiçbir zaman beyan edilmemiştir.

    istasyonda görevli insanların bulunup bulunmadığı kesin değildir. arka plan gürültüsü nedeniyle buzzer'ın açık bir mikrofonla birlikte bir odada olduğu düşünülmektedir. yayımlanan sesli mesajlar incelendiğinde bunların genellikle istasyon çağrı kodu ile başlayıp, sayı dizileri ve heceleme alfabesiyle verilen bir kelimelik mesajlar ile bittiği görülmektedir. hecelenen harflerin buzz tonu gibi yaklaşık 1 saniye, her harften sonra duraksamanın da yaklaşık 1.5 saniye olmasından, sesli mesajların yapay olarak üretildiği anlaşılmaktadır.

    yine iddiaya göre nadir durumlarda aynı frekanstan insanların konuştuğu duyulmuştur. bu başka bir yayının frekansa karışmasından dolayı ortaya çıkmış olabilir. bunun ve arka plan gürültüsünde konuşan bazı insanların duyulmasının istasyonda görevli insanlar olduğu tezini güçlendirdiği düşünülebilir.

    istasyonun yayınının sesli mesajlar, (yanlışlıkla veya kasten) mikrofona veya frekansa karışmalar şeklinde kesilmesi ne yazık ki dead man's switch tezini tehdit etmektedir. ancak sesli mesajların yapay olarak üretilmesi ve numbers station formatında olması şüphe ve merakı tekrar yükseltmektedir. kısaca varsayımlar birbiriyle çelişmekte ve ortaya kesin bir inanışın çıkmasına engel olmaktadır.

    eğer bu yayın bir dead man's switch ise neden sesli mesaj yayımlamaktadır? eğer bir tür gizli numbers station ise neden nerdeyse yayının tamamı buzzer'dan oluşmaktadır? veya, bu istasyon masum bir araştırma fesilitesi ise neden yapay sesli mesajlar yayımlamıştır? işin içinden çıkmak şimdilik mümkün değildir.

    peki ya istasyona yönelik artan ilginin farkında olan bir grup haylaz insanın, yayına karışıp sesli mesajlar ve konuşmaları yayımladığını varsayarsak? bu şekilde düşünürsek masum bir araştırma fesilitesinin serbestçe istismar edildiği sonucuna varırız. ayrıca bu düşünce komplo teorilerinden daha rasyonel görünmekte ve istasyondan duyulduğu iddia edilen "alakasız" bazı diyalogların yayına farkında olmadan karışan "masum" diğer yayınlar olduğu düşüncesini güçlendirmektedir. bu durumun teknik olanağı şahsımca tahmin edilememekle beraber, istasyonun gizemli halinin daha ilgi çekici olduğu da, ayrıca belirtilmelidir.

  • bana gore kendisi telefonla konusurken, durup dururken, dur bak sana kimi veriyorum diyerek telefonu uzatip, 32 dis siritan insandir.

    kendi kafasi oyle guzel ki, senin de mutlu olabilecegini dusunuyor.

    kas goz yapip bozmayin su guzel adamlari ya.
    canim canim.

  • satranç şampiyonalarının resmi olarak yapılmaya başlandığı 1886'dan beridir hiç kadın dünya şampiyonu olmadığı ve şu anda fide elo sıralamasının ilk 100 sırasında sadece iki tane kadın satranç oyuncusunun bulunduğu bilindiğinde çok da yadırganamayacak tespittir.

  • bunu öğrenmemin iyi olduğu tanım.

    kızın whatsapp durumunda "müsait" yazıyordu. görüşürüz gençler*