• “adapazarı’na gitmeye hazırlanıyorduk. gitmeden önce bazı siparişler vermek üzere biriyle buluşmam gerekiyordu. birden, üstümün başımın pek güven verici olmadığını fark ettim, özellikle ayakkabılarım çok kötü durumdaydı. taksim sineması’nın (şimdi devlet tiyatrosu’nun bulunduğu bina) uzun duvarı boyunca art arda dizili ayakkabı boyacılarına doğru hızla yürüdüm, az vaktim vardı, en öndekinin sandığına ayağımı koydum. ‘çabuk usta, şişir, acelem var’ dedim. boyacı başparmağı ile arkayı gösterdi. ‘arkadaki arkadaşa geç beyim’ dedi. ‘neden, ne oluyor’ dedim. ‘ben ayakkabı boyarım’ dedi adam, ‘bu benim işim, şişirme istiyorsan arkaya geç’. bir an kalakaldım. bütün alacağı yirmi beş kuruştu, bir liranın dörtte biri. ayağımı sandıktan çekmedim. ‘buyur, bildiğin gibi boya’ dedim, ‘hakkını ver’. beni bekleyen sonsuza kadar bekleyebilirdi, ben burada hayatımın dersini alıyordum.”

    lütfi akad, ışıkla karanlık arasında, sayfa 24.
    türkiye iş bankası kültür yayınları, istanbul 2004

  • çocukluğuma dair hatırladığım en güzel anılarımdan. düşünüyorum da her şey çocukken güzel galiba.

    evin misafirlerle neşelendiği günlerde bir an önce akşam olmasını isterdim küçükken. ev misafirle dolup taşınca çocuklara yer yatağı serileceğini bilirdim çünkü. bütün çocuklarla birlikte yer yatağında yatacak olmak ayrı bir heyecandı benim için.

    düşünüyorum da meğer ne güzel günlerim olmuş çocukluğumda. ne güzel heyecanlarım, ne güzel telaşlarım olmuş sevinç ve hüzün dolu.

    insan çocuk kalamıyor tabii. zaman geçiyor. büyüyor. telaşlar değişiyor, sevinçler azalıyor, insan hüznün daha çok farkına varıyor.

    insan, artık yatakları serecek biri olmadığını anladığında büyüdüğünün farkına varıyor ve büyüdüğünün farkına vardıkça hissediyor hüznü.

    yatakları serecek biri olmadığında misafirler de gelmiyor artık. ev dolup taşmıyor. insanların neşeleri birbirine karışmıyor. ev hep sessiz.

    her şey çocukken güzel sözlük.
    çocukken sevinç dolu.
    çocukken masum.

  • nihayet daha çok para ödeyen yerli turiste adam gibi davranacak olan antalya diyecektim ki aaa çok geç! biz yunan adaları'nı keşfettik. (kahkahalar).

    debe editi: (bu benim ilk debe'ye girişim. değişik bir duygu imiş.) can dündar'ın kısa zamanda çıkması ve suni suçlamalar yapılmaması temennimdir.
    edit'in editi: 25.02.2016 can dündar serbest bırakılmıştır.

  • ibrahim tatlıses'in haykırışı. filmin adını bilmiyorum, kısa bir yerini izledim. ibo'nun oğlu öğretmen flüt istedi diye ibo'dan flüt istiyor, ne zaman arabistan'a gideceksin diyor ne alakaysa. ibo da delleniyor "başlatma ulan flütünden" diye. sonra sahne değişiyor. çocuklar okula gidiyor, ibonun fakir oğlu da okula gidiyor. tüm öğrenciler henüz okul dışında, bahçeye girmeye hazırlanıyorlar. ibonun fakir çocuğu dışında herkes flüt çalarak okula giriyor. http://www.izlesene.com/…eolar-flut-meselesi/854034 sonraki sahnede de işte ibo ağlıyor neden benim oğlumun flütü yok ulan diye, kaç para bu flüt ulan diye önünde de rakı masası var.

  • yurtdışından kitap okuyucu almadan içeriğindeki kitapları okuyabileceğiniz servis. şöyle ki;

    amazon'da satılan kindle paperwhite 2'nin fiyatı 119$. güncel kur ile 256 tl'ye denk geliyor.

    bu cihazın türkiye'deki ithalatçısı (demir elektronik) ise cihazı n11.com üzerinden 339,90 tl'ye satıyor. bu ithalatçının n11 profilini inceleyince güvenilir biri olduğunu görebilirsiniz. hatta adamlar o kadar güvenilir ki ürünün faturasıyla birlikte 2 yıl da garanti veriyorlar size. (hem de sanayi bakanlığı onaylı)

    bitmedi !!

    avea'nın n11 kampanyasıyla 200 tl üzeri alışverişler için 33 tl indirim kazanabiliyorsunuz. bunun için avea hattınızda n11 yazıp 5060'a sms atmanız yeterli. (sms ücreti 33 kuruş.)

    sonuç olarak yurtdışında 256 tl'ye satılan kindle paperwhite 2'yi avea indirimiyle birlikte 2 yıl garantili ve faturasıyla n11.com üzerinden 306,90 tl'ye (+33 kuruş de sms ücreti vardı) satın alabiliyorsunuz. yani yurtdışına oranla sadece 50 tl fazla ödüyorsunuz. ki bu durumda bence oldukça uygun. dandik adı sanı duyulmamış kitap okuyuculara boş yere para vermektense piyasanın en iyisine 50 tl fazla ödeyerek sahip olmak oldukça mantıklı görünüyor.

    bitmedi !!

    dilerseniz normalde 79,90 tl'ye satılan kılıfını da aliexpress üzerinden 6.57 $'a alabilirsiniz. (14,16 tl)

    [bu entry reklam amaçlı değil, kullanıcıların daha uygun fiyata ürün alması için yazılmıştır]

  • türk akademi camiasında yaygın bir gelenektir. kimi zaman "vaaay ne yazmışlar yahu" denilen bir makalenin dört, beş, hatta altı, yedi yazarlı olduğunu görünce, "aymnızıskim" diye bir tepkide bulunabilirsiniz. beş kişi 15 sayfa için ne yapar yahu? her bölüm için demiyorum ama beş, rakamla 5?

    yeni yök yasa tasarısında, "kurul tarafından belirlenecek alanlar dışında, kurbanda danaya girer gibi beş, altı yazarın yazdığı makaleler, dikkate alınmayacaktır." şeklinde bi ifade nasıl yok anlam veremedim. hımmm acaba tasarıyı hazarlayanların kendilerinden kaynaklı olabilir mi?

    - makale yazıp, comparative politics'e gönderiyoruz abi, sen de yardım eder misin?
    + kaç kişiyiz?
    - sen de katılırsan 4 olucaz.
    + ergun hoca?
    - siz hele bi yazın da beni de eklersiniz dedi.
    + toplam da beş kişiyiz yani?
    - yok abi, bu çalışma özcan hocanın danışmanlığını yaptığı doktora tezinden olduğu için... tezi yazan öğrenci de var..
    + 6 kişiyiz yani?
    - dur bakalım bizim çaycı selami "abi ben bi düşüneyim bu sene kesemeyebilirim" dedi.. o da olursa 7..

    herhalde böyle oluyor literatür taraması??

  • "akşam gelir gelmez vurucam kafayı yatacam" cümlesidir.
    akşama kadar köprünün altından çok sular geçer, uyku açılır.
    o tatlı uyku özlemi haftasonuna sarkıtılır.