hesabın var mı? giriş yap

  • gerçektir...

    bir türk interrailci trende tuvalete girmek için kalkar. tam o sırada bir kızla bir oğlan, bir takım amaçlar için birlikte tuvalete girerler. kapıya da 2 zenci çocuk gelir ve kimse girmesin diye kapının önünde beklemeye başlarlar. türk olan içeri girmek için hamle yapar ama zenciler "no" diyerek onu engellerler. ardından türk olan çok sıkıştığı için bir kez daha, bu sefer daha kararlı bir şekilde tuvalete girmek ister. zenciler bu kez çocuğu iterler ve çocuk yere düşer. son derece inatçı ve kavgacı bir insan olan türk delikanlısı, çok sinirlernir ve tuvalet kapısına doğru 3. kez atılır. bu sefer sabrı taşan zenciler çocuğu bir güzel döverler. yediği dayak sonrası deliye dönen türk genci "allah mısınız ulaaaaan!!" diye bağırır ve tam bu sırada "allah" lafını duyan zencilerden biri "ooo muslim brother!" deyip, az önce dövdüğü çocuğa sarılır ve sonra da kola ısmarlar.

  • bu ilk kitabın son sayfalarında yazarın 7. kitaba selam çaktığı şöyle bir diyalog mevcut.

    --- serinin tamamını okumamış kişiler için spoiler ---

    (potter, quirrel'la olan karşılaşmasından sağ kurtulup hastane kanadında yatarken)

    "ben rahatça döndüm," dedi hermione. "ron'u götürdüm - biraz zaman aldı bu - tam baykuşhaneye gidiyorduk ki, giriş salonu'nda dumbledore'la karşılaştık. zaten biliyordu - 'harry onun peşinde, öyle değil mi?' dedi, üçüncü kata fırladı."
    ron, "bu işi senin yapmanı mı istemişti yoksa?" dedi. "babanın pelerinini yollaması filan?"
    "ooo," diye patladı hermione, "öyle düşündüyse eğer - yani, demek istiyorum ki - korkunç bir şey bu -ölebilirdin."
    harry, düşünceli düşünceli, "hayır," dedi. "tuhaf bir adam dumbledore. bana bir olanak sağlamak istedi galiba. burada olup biten her şeyi biliyor, bu işe kalkışacağımızın farkındaydı, bizi durduracağına gerekli şeyleri öğretti, ipuçları verdi. ayna'nın nasıl işlediğini öğrenmem rastlantı değildi bana kalırsa. eğer becerebilirsem, voldemort'la yüz yüze gelmemin hakkım olduğunu düşünüyordu..."

    bu da hagrid'in voldemort'un neden ortadan kaybolduğuna dair yorumu:
    "rivayete bakılırsa, ölmüş. bana sorarsan, palavranın daniskası. ölecek kadar insanlık yoktu içinde.."

    --- serinin tamamını okumamış kişiler için spoiler ---

  • prens charles olmak da zor. bakkala gidip bir şeyler alınca para diye ananın resmini veriyorsun. yazık lan.

  • benim de aralarında bulunduğum erkek grubu.

    âşık olduğum muhteşem varlık tamamen kendi isteği ve seçimiyle benim koynumda uyumayı seçiyorsa bundan daha ötesi zaten olamaz. onun o cennet kokusu, bebek mışıldamaları ve inlemeleri, teninin hissi, kalbinin atışı, boynunun altından doladığım koluma* ve elime verdiği uyku kokulu minik öpücükler, beline sardığım elimi okşaması, ayaklarını ayaklarıma sürtmesi, sıcacıklığı... bağrına alıp uyumak için daha nefis ne olabilir? hele bir de uykusuz bir gün geçirmişsem, sıcacık bir banyo ve ardından bu, aynen nasıl yattıysam öyle kalkarım ve çok da dingin, huzur dolu ve dinlenmiş olarak uyanırım.

  • arkadaşımın oğlu kuzey(5) kreşte bir kıza aşık olur ve epey bir süre ''ben kübra'yla evlencem'' diye dolanır. gel zaman git zaman, gönlünü başka bir kıza kaptırır.

    kuzey: ben ilayda'yla evlencem
    annesi: aa hani kübra'yla evlenicektin?
    k: istemiyorum..
    a: ama oğlum sen ''kübra'yla evlenicem'' dedin diye, ben çiçek aldım, çikolata aldım, gittim evlerine kübra'yı istedim. şimdi vazgeçemeyiz artık çok ayıp olur
    k: yaa anne naaaaaptın seeeen?? her şeyi mahvettiiiin!!! (gerçek sanıp, inanılmaz yıkılmış ve sinirlenmiş bir halde)
    a: artık evlenmek zorundasın, yapacak bir şey yok oğlum
    k: üff peki ya tamam... napalım o zaman, evleniyim bari... of anne of...

  • çok, çok, çok sevdiğinizde yapacağınız aptallıktır. kesinlikle özgüven kaybıdır ve yapılmamalıdır.
    telafisi zor yaralar açar.
    neden özür dilediğinizi bile bilmezsiniz.
    ama dilersiniz...
    bir şeyler daha fazla karışmasın diye...
    azıcık huzur olsun diye...
    daha fazla ağlamamak, kanamamak için...
    daha fazla çirkinleşmesini ve ilişkinizin yıpranmasını önlemek için...
    ama en çok da belki ben özür dilersem, hatalı olduğunu anlar, utanır diye...
    hatadır, aptallıktır.
    çünkü anlamazlar ve utanmazlar!

  • ulan yine geldiniz mi? her cumartesi her cumartesi, kucuk cocuklarin zili calip kacmalari gibi, yeter ulan, tamam ezigiz, looser iz, olm bi rahat birakin mina koym bari...

  • 9 gag giflerini anlamıyorum bazen, yetmiyor ingilizcem. bazen twitter geyiklerini de anlamıyorum. işte tam orada bi kahraman çıkıp anlamadım yazıyor, başka bi kahraman da cevaplıyor. ben egoma bok sürdürmeden konuya hakim oluyorum. seni seviyorum anlamayan adam, anlamayıp dile getirmekten korkmayan adam.

  • 9 dakika önce başlamış pazartesi'dir.

    elimde simdimi kemirirken ekrana boş boş bakıyor, gelmişimi geçmişimi film şeridi gibi geçiriyorum gözümün önünden.

    oysa 2 gün önce şu an, biriktirdiğim az buçuk parayla paris'te kruvasan ve kahve ile kahvaltıp yapıp, insanlığa gülümsüyordum.

    kahpe felek fazlasına izin vermedi.

  • mini eteğin tasarımcısı her ne kadar andre courreges den etkilendi dense de mini eteği kadınlara giydiren ve bu tasarımıyla sıradan bir terziyken moda tasarımcısı ünvanını almaya hak kazanan kişidir. mary quant sadece mini etekle değil saç tasarımları ve kozmetik ürünleriyle de ünlüydü. 60 larda genç kızlar saçlarını onun gibi kestirip.mini etekli elbise giyip,onun ünlü modeli twiggy gibi makyaj yapıyordu.
    ve ne kadar ilginçtir ki neredeyse tümtürk kadınları eteklerini en azından diz üzerinde giyiyordu. kimse de tuhaf karşılamıyordu. bu günün ttesettürlü bir çok kadın eski fotograflarında mini eteklidir.
    21 nci yüz yılda o kıyafetlerle türkiyenin bir çok yerinde hatta istanbulun bir çok semtinde dolaşmak mümkün değil.

  • kendisi en güçlü jedi olarak geçinse de aslında tüm jediları kafalayan tipitipin tekidir.

    efendim şimdi biliyorsunuz ki darth maul ilk ortaya çıktığında qui gon jinn abimiz* "bu bir sith lordu" derken çırağı obi wan kenobi ise "sith lordu mu? 1000 senedir görülmüyorlar, nereden çıkmış ola ki?" der. yoda'nın o zamanlar 850 küsür yaşında olduğu gerçeğini de ele alırsak yoda aslında order 66'e kadar bir sith lordu görmedi. (count dooku zaten kendi öğrencisi olduğu için kategori dışıdır.) order 66'te de karşılaştığı imparator palpatine kendisini tokatlayıp yollayınca 900 yıllık kariyerindeki ilk ve tek yenilgisini alarak "failed i have" der ve coruscant'tan topuklar. 25-30 sene kaldığı dagobah'ın bataklıklarında iyice tırlatır, kendisine eğitim için gelen çöl garibanı luke skywalker'la tabiri caizse taşşak geçer, sırtında taşıtır, 1 defa olsun kılıç kullandırmaz. ve en son luke "dedemin 15.dedesinin toprağısın, bir ayağın çukurda, eğit artık beni" derken hadi bana eyvallah der, ölür ve luke'u bir başına bırakır.

    şimdi tarafsız gözle bakarsak bu kendine jedi büyük ustası unvanını veren mahlukat aslında jedi düzeninin başarısız olmasının en büyük sebebidir. bizzat yetiştirdiği count dooku karanlık taraf'a geçer, cenazelerde yüz yüze gelip beraber helva yediği sith ustasını sezemez, mace windu denen onu bunu doğrayan manyağa ses etmez, kendisinden fazla midichlorian taşıdığı için ve bu yüzden "the chosen one" gözüyle bakıldığı için anakin skywalker'a "oğlum onu elleme, bunu kesme, bir karışma" tipi talimatlar verir durur (zaten qui gon abimiz anakin'i ilk getirdiğinde kendisinin kral olduğunu bu çocuğa işlemesinin artık geç olduğunu fark edip 9 yaşındaki çocuk için "eğitim için yaşlı, alamayız" gibi über saçma bir bahane uydurmuştur.). neticesinde kendi makamı, kendi mevkisi uğruna galaksi yanar gider. beğenmediği anakin ise kendisini tokatlayan imparator'u haklayarak boşa "the chosen one" olmadığını cümle aleme ispat eder.

    sana çok kinlendim küçük tarikatçı seni. el kadar bebelerin aklını işle, "yok jedi iyidir, sith tu kakadır" de, koskoca galakside 870 sene bir elin yağda öbür elin balda yaşa, bir sith çıkıp gelince "force karanlığa terk edildi.". oldu canım. makamın mevkin niye var senin, sith'in zulmüne karşı galaksiyi uyar diye, mücadeleni cesurca ver diye var. iki kılıç salla, sonra topukla, qui gon gibi efendi adamın öğrencisi üzerinden yeni öğrenci bul, onları zehirle. bir savaşın varsa efendi gibi kendin ver, yok anlaşmak istiyorsan da çık adam gibi hakkını ara, koskoca senato niye var? wookie'sinden insanına, droid'inden rancor'una kadar galaksiye adalet temin etmek için var. naboo'dan geonosis'ine kadar trilyonlarca canlı var, onları korumak için var. sen napıyorsun, düzeni koruyorum diye gezerken senatoyu boş bırakıyorsun. ukala ukala "onu jedi yaparım, bunu yapmam" diyorsun, kaç bin yıllık düzeni harcatıyorsun. yazıklar olsun sana yoda gibi, galaksi ne çektiyse senden çekti, ne zaman öldün gittin 3 güne savaş bitti. luke'un da aklını yıkadın ama gelecek genç dimağlara bir etkin olmayacak ve jedi düzeni hak ettiği yeri yeniden edinecek.

    edit: bunun ekşi şeyler'e girmesi çok acayip durum. cidden bak. ben bunu biraz geyik olsun diye, biraz da episode viii'nin siniriyle yazdım, o ara aklıma takılmıştı. milletin ne yazıları giriyor, bizim ne yazılarımız giriyor...

  • 30 yaş üstü abilerden genç erkeklere tavsiyeler ;

    sevgili genç arkadaşlar, insan iletişimi tek bir kalıba sığdırılamayacak kadar dinamikleri olan bir konu. yani yaşanan ya da yaşanmayan bir olayda "karşı taraf neden böyle davrandı?" sorusu sizi insan ilişkilerinde başarısız kılar.

    "peki ben şimdi ne yapmalıyım?" sorusuna gelince, içinizden ne geliyorsa onu yapacaksınız tabii ki. merak ettiyseniz karşı tarafa neden öyle davrandığını soracaksınız. üzüldüyseniz hissettireceksiniz, belirteceksiniz. strateji kaygısı gütmeyeceksiniz. saygı çerçevesinde, içinizden nasıl geliyorsa o şekilde davranacaksınız. sadece ikili ilişkiler açısından söylemiyorum bunları. siz hayata karşı net olacaksınız ki karşınıza size "layık" birisi çıksın.

    inanın bana, strateji kaygısı olmadan, kendi kendinize de zevk alabildiğiniz bir hayatta yalnız kalma olasılığınız yok. sevgiliniz olmayabilir ama dostlarınız olur. paranız olmayabilir ama huzurunuz olur. yalnızlığı kutsallaştırmadan sadece "kendi" hayatınızı yaşamaya çalışırsanız, hayata karşı net olursanız, ne istediğinizi ve istemediğinizi bilirseniz sizi sağlık dışında üzecek bir konu olmaz. sağlık olsun, gerisi bir şekilde halledilir.

    debe eklemesi: g.