hesabın var mı? giriş yap

  • bvb - madrid macinda sesini mesut ozil'e duyuramayinca, marcel schmelzer'e ''mesut'a daha seri olmasini soyler misin'' demis, naif insan marcel schmelzer de bu istegi yerine getirmistir. kendi oyuncusuna, rakip takimin oyuncusu araciligi ile taktik veren ilk teknik adam olarak da tarihteki yerini almistir.

  • sonsuzluk.

    tüm sınırların ötesini merak etmek insanın doğal dürtülerinden. bununla birlikte insan aklı her şeyin bir sonu olmasını tercih ediyor. çünkü sezgilerimize göre bir şeyin anlaşılabilir olması için sonlu olması gerekir. kısacası aklımız ancak buna yetiyor. hal böyle olunca sonsuzluk hakkında bilim adamlarının da görüş birliğine varamadıklarını görmek şaşırtıcı olmuyor. kimisine göre sonsuzluk diye bir şey yok, bu sadece insan aklının bir kurgusu. insan kendi aklının dahi anlamaya yetemeyeceği şeyleri kurgulamayı seviyor olsa gerek. ancak sonsuzluğa inanmamak bir problemi de beraberinde getiriyor. hem de hepimizin çocukluğundan beri bildiği bir problemi. eğer sayılar sonsuza kadar gitmiyorlarsa, nerede bitiyorlar? her zaman en büyük sayıya 1 eklenerek daha büyük bir sayı elde edilemez mi?

    bize çok büyük gelen sayılar, çok uzun gelen süreler sonsuzluk karşısında ufak kalırlar. sonsuzluk her şeyden daha uzun bir süre olduğu için, bir şeyin gerçekleşme ihtimali ne kadar az olursa olsun, sonsuz bir zaman dilimi düşünüldüğünde muhakkak gerçekleşecektir.

    örneğin bir daktilonun tuşlarına rastgele basan bir maymun düşünelim. bu maymun çok çok uzun bir süre boyunca tuşlara rastgele basmayı sürdürürse, shakespeare'in bütün eserlerini yazabilir. bunun için yaklaşık 900 bin kelimeyi, doğru sırada, karakter karakter yazması gerekir. bunun rastgele olarak gerçekleşme olasılığı 10^9milyon'da 1'dir. (aynı insanın 29 bin yıl boyunca her hafta piyangoyu kazanmasıyla aynı ihtimal) olasılık bu kadar küçük olmasına rağmen sıfır değil. yani sonsuz bir zaman içinde kesin olarak gerçekleşecektir. o maymun o tuşlara rastgele basarak dünyanın en önemli eserlerini yazacaktır. (bkz: sonsuz maymun teoremi)

    aynı şekilde pi sayısı. şu ana kadar sonu bulunamadı bu sayının. virgülden sonra birbirini tekrar etmeden devam eden bu rakamlar eğer gerçekten sonsuza kadar gidiyorsa bu şu anlama gelir: pi'nin içinde mümkün olan her türlü sayı kombinasyonu bulunur. herkesin doğum tarihi, ölüm tarihi, banka şifreleri... ve eğer bu rakamları ascii karakterleri ile harflere dönüştürürsek, pi'nin içinde dünya üzerinde yaşamış her bir insanın tek tek ismi bulunur. ve tabii ki evrenin en büyük sorularının yanıtları, yaşamış ya da yaşayacak her canlının dna'sı... daha da ileri gidip bu rakamlar bir bitmap resim dosyasına dönüştürülürse, evet, herkesin herşeyin görüntüsü sadece pi sayısının içinde bulunabilir. hepsi bir dairenin çevresinin çapına bölümü ile elde edilen bu basit ama görkemli sayı içinde mevcut. gel de şimdi pi'yi 3 al.

  • jared diamond'a göre; kıtanın kısa mesafede çok farklı iklimler barındırması sonucu göç sonrası uyumun güç olması, evcillestirilebilecek hayvan çeşitlerinin ''gelişmiş'' veya ''kalkınmış'' coğrafyalara nispeten az bulunması veya bulunmaması gibi çeşitli coğrafik etkenler.

    daron acemoğlu'na göre; kapsayıcı kurumların yerleşmemiş olması. (ki bunu neden degil sonuc olarak da görebilmek mümkün kanaatimce)

    immanuel wallerstein'ın dünya sistemi teorisi'ne göre; emperyalist dünya sistemi içerisinde merkez olarak konum alamamış olması, çevre olması

    dna'nın kaşiflerinden james watson'a göre; afrikalıların daha düşük zekaya sahip olması

    montesquieu'ya göre iklim. tabi montesquieu sadece bunu söylemiyor ki yasadıgı dönemde ''afrika'nın kalkınmaması'' gibi bir sorunsalın bu haliyle tartısılıyor olması haliyle ihtimal dahilinde değil fakat 'sıcak iklimin kişiyi tembelliğe ve köleliği yeğlemeye iteceği' gibi bir sözü vardı. bunu doğru kabul edersek günümüzdeki probleme de uyarlayabiliriz.

    ilk fırsatta aklıma gelen fikirlerden hatrımda kaldığı kadarıyla birkaçını sıraladım. bu sorunu açıklamakta hangisi daha hakikate yakındır, yalnızca biri değil birkacının sonucu mudur veya cevap bunların hiçbirisinde gizli değil midir allahualem. selametle efenim.

  • emre belözoğlu ve selçuk inan gibi formunun zirvesinde iki maestro sahadayken adı çalhanoğlan mı hakan mı ne, acayip bi çocuğun oyuna girmesiyle kopan maç.

    almanya'da mı ne oynuyomuş. ben tanımıyorum şahsen. ne gerek var be hocam selçuk inan gibi bi lokomotif, bi dinamo, bi makine varken.. maçın gittiği an o andı. bi de o emre çok istekli çocuk. daha 35 yaşında mı neymiş? gider o daha en az 3-4 maç oynar. geleceği parlak. olcan da iyi keşif. henüz 30 yaşındaymış o da. güçlü, istekli. feci ısırıyo rakibi.

    bi de burak yılmaz yeterince beslenemiyor.. senin elinde burak yılmaz varsa önce tahtaya onun adını yazarsın ve geri kalan yerleri doldurursun bu iş bu kadar basittir. gerisini zaten burak yılmaz halleder. ama adam bugün beslenemedi. bakıyorum, adama bir pas veriyolar topu alıyo ama hala karşısında kaleci var. arkadaşım sen geçsene kaleciyi de, sonra bırak topu burak'a. gör bakalım golü yapıyo mu yapamıyor mu? oooh ne güzel valla at topu burak'a, sonra gol bekle. iyi de kaleci var adamın karşısında kardeşim o da karpuz korkuluğu değil ya. burak'a daha çok boş kale hazırlayacak şablonlar çizilmeli. bu şablonlarda da takımın dinamoları emre ve selçuk ön planda olmalıdır.

    her şey için teşekkürler hocam ve futbolcular. izlanda taş gibi bi takım. 3-0'lık yenilgi bizim için güzel bi uyarı oldu. ne demişler bi hezimet bin nasihat. bu takım hollanda ve çek cumhuriyeti ile çok çok rahat berabere kalır. göreceksiniz. seri beraberlikler bile gelebilir olumlu yönde. biz bu izlanda'yı istanbul'da kitleriz çok rahat 0-0.

    bu takım bu ligi çok rahat 4. bitirir. en kötü diyorum. avrupa ligi oynarız yani her türlü avrupa'da devam ederiz.

  • türkiye'ye rasim ozan kütahyalı haydaaasını kazandırmış program.

    mavi kazak'ın fikrinden* hareketle sizler için muhteşem bir ürün yaptık.

    artık bundan sonra "alarmı duyamadım kalkamadım" bahaneniz olmayacak. bir değil, iki değil, üç değil, dört hiç değil, tam 50 adet haydaaa'yı içeren eserimizle artık dünyanın en güzel alarmına sahip olacak, sabahları sesin iticiliğinden dolayı kin ve nefret duysanız da sonra bize teşekkür edeceksiniz!

    50 hayda 1 şuku. evet yanlış duymadınız, yalnızca bir şuku karşılığında 50 hayda'ya sahip olabilirsiniz.

    büyroon:
    https://d.maxfile.ro/mxtjvxduzi.mp3

    ek: taraftar çıldırdı "başlatma lan şukuna dayanamıyoruz onu da yolla hemen yolla" diye bağırdı. yönetim olarak çok zor durumda kaldık ve uzun toplantılar sonucunda, türk halkına huzurlarınızda hayda vol 2.'yi sunar, artık hangisini daha iğrenç ve itici bulursanız onu kullanmanızı tavsiye eder, bol alarmlı sabahlar diler, şukularınızı rica ederiz. haydi hayırlı sabahlar.*

    büyroon ikinci haydaaa:

    https://d.maxfile.ro/fqazyngclm.mp3

    edit: turk muhendis'in uyarısı üzerine linkler yenilendi.

  • adam tam olarak ne demiş önce bir onu okuyun sonra yorum yapın.

    --- spoiler ---

    “f.bahçe’nin elde ettiği çok büyük başarı. 3 yıl önce final four oynuyor, geçen yıl finalde son anda kaybediyor ve bu senede şampiyon oluyor. bu, türk basketbol tarihinin, kulüpler bazında elde ettiği en büyük başarı.

    bana ‘kutluyor musun fenerbahçe’yi’ diye soruyorlar. hayır, ben kutlamıyorum fenerbahçe’yi. onlar da bizi geçen yıl eurocup şampiyonu olduğumuzda kutlamadılar. bu işler karşılıklı. sonuçta ben bir kutlama mesajı yayınlamadım, onlar da yayınlamamıştı. ama, onların çok büyük bir başarı kazandığını da belirtmem lazım. gerçekten de çok anlamlı bir iş yaptılar.”

    --- spoiler ---

  • 140journos videosunda kurguda derin bir mesajin parcasi olmustur.

    konusmacilardan biri "eskiden insanlarin yuzu kizarirdi, hata yaparlardi ama utanirlardi, artik herkes piskin" minvalinde bir sey diyor. bu cumleden biraz sonra ekrana rok geliyor ve yine sagdan soldan duyduklarini uzman edasiyla anlatiyor.

    guner umit vardi mesela eski turkiye'de. en cok izlenen yarismalardan birini sunardi. yuz kizartici bir sey yapti ve bir daha kendisini goren olmadi. simdi benzer hatalar yapanlar maksimum bir sene icinde hic bir sey olmamis gibi devam edebiliyor. hatta lise mezunu haliyle ekonomi aforizmalari sikip eksi sozlukte halk adami diye yuceltiliyor.

  • pandemi öncesinde maskeler, tehlikeli maddelerle uğraşmak veya bir suç mahallini araştırmak gibi risk veya tehlikenin söz konusu olduğu ortamlarda kullanılıyordu.

    covid-19 salgınının getirdiği en bariz toplumsal değişikliklerden biri, insanların halka açık yerlerde artık maskeyle dolaşıyor olması. bu elbette iyi ve gerekli. maskeler covid-19'un yayılmasını engellemeye yardımcı olan ana etmenlerden birisi. ancak maskeler sıradan hale geldikçe, insanlar arasındaki etkileşim bundan etlikenmeye ve tekrar şekillenmeye başladı.

    insan yüzü, iletişim ve etkileşimimizde önemli bir rol oynuyor. beynimizde yüz tanıma için özelleştirilmiş bölgeler bile var. yani, bir yüzün yarısının gizleniyor olması, beynimizi eninde sonunda etkiliyor olabilir. yakın zamana kadar, yüzü örtmek, şüphe çeken bir davranıştı. genellikle suç işleme potansiyeli olan kişiler tarafından yapıldığı düşünülür, peçe takmak ise ideolojik açıdan islamofobiyi tetikleyen bir araç olarak kullanılıyordu.

    pandemi öncesi dünyadaki maske algımızı bir düşünelim. insanların tehlikeli maddeler veya atıklarla çalışırken, breaking bad dizisinden alıntı yaparsam kimyasal madde yapımı esnasında, suç mahallini araştırırken.. yani risk veya tehlike durumunun söz konusu olduğu ortamlarda maske taktığını görüyorduk ağırlıklı olarak. filmlerde, kaçakçılar veya suçlular genelde hep yüzlerinde maske ile tasvir edilir. cerrahlar ve diş hekimleri, düzenli olarak maske takarlar ancak onlar bile, inkar edilemez şekilde insanlara yardım etmek için uğraşırken, maskerin aslında sağlıksız veya sevmediğimiz diğer şeylerle ilişkili anlamlar yüklenmesinin önüne geçemediler maalesef.

    maske takmanın olası bir sonucu, hepimizin daha temkinli ve tehlikelere karşı daha dikkatli davranmamız oldu. çevremizde sürekli var olan bir tehdit, dikkatimiz ve düşüncemiz üzerinde belirgin etkilere sahip. insanların, önemli olsa bile çevrelerinde olup bitenlere daha endişeli, daha az bağlı ve daha yavaş yanıt vermesine yol açabiliyor, çünkü maskeler beynimizin bir kısmının her zaman meşgul olduğu anlamına geliyor.

    öte yandan, herkesin maske taktığını görmek, insanların daha az endişelenmesini sağlıyor. her şeyin kontrol altında olduğunu, korumanın mevcut olduğunu, tehlikenin en aza indirildiğini gösteriyor. elbette bunun da olumsuz tarafı olacaktır. sağlığa yönelik tehlikeleri azaltmayı amaçlayan başka bir koruyucu olan bisiklet kaskı üzerine yapılan araştırmalar, bunları giyen insanların genellikle daha fazla risk almaya yatkın olabileceğini gösteriyor.

    düzenli maske takan insanlar covid-19 risklerini daha az ciddiye alıyor olabilir mi? bundan emin değiliz. maskeler, kasklardan çok farklıdır ve farklı algılanır ancak yine de bu göz önünde bulundurulması gereken bir konu.

    maskelerle ilgili bariz bir diğer endişe, iletişim üzerindeki etkisi. yüzlerimiz, iletişim kurarken büyük bir rol oynuyor ve maskeler yüz ifademizi belirgin bir şekilde gizliyor. bu, iletişim kuran iki taraf için de sorunlara neden olabilir. insanlar, kısıtlama etkisinin hafif bir versiyonunu sergilemeye başlayabilir. bu semptom, genellikle insanlar internet üzerinden anonim olarak iletişim kurduklarında görülüyor. karşılarında kimin olduğunu umursamadan, herhangi bir kısıtmalama ve endişe duymadan konuştukları için internet iletişimi zaman zaman düşmanca görünebiliyor.

    karşıdaki kişinin yüzünün bir kısmını göremedikleri için, insanlardan biriyle konuşurken aniden tüm sosyal normları terk etmelerini beklemek, biraz abartılı kaçıyor. yüz felci olan kişilerde yapılan araştırmalarda elde edilen yorumlar, başkalarının onları daha olumsuz algılama eğiliminde olduğunu gösteriyor. insanların yüz ifadelerini okuyamadığımızda onlara daha temkinli, daha şüpheli yaklaşıyoruz. ilginç bir şekilde, aynı araştırmalar, yüz felci olanların, seslerini ve vücut dillerini abartarak, duygularını daha çoşkulu hareketler, daha büyük jestler, sözcükleri daha vurgulu kullanarak, yüz ifadesi üretememelerini telafi etme eğiliminde olduklarını ortaya koyuyor. bu yöntem gerçekten de başkalarının onları daha olumlu algılamasına neden oluyor.

    yüzlerimiz örtüldüğünde duygularımızı bedenimizle daha fazla göstermeye eğilim duyuyoruz. günün sonunda, insanlar inanılmaz derecede etkileşimli bir tür ve iletimimizi durdurmak için bir virüs ve maskeden daha fazlası gerekli. bu engellerin üstesinden nasıl geleceğimizi zamanla göreceğiz.