hesabın var mı? giriş yap

  • tam karşımda oturuyor şu an.

    aramızda bir haftadır evin orta sahasını parselleyen bilmem kaç bin parçalık bir yapboz var. "la palette bistro" diye küçük bir lokanta manzaralı. bitiremedik. her gün usul usul ekledi parçaları, sabırla. küçük karton parçalarını sanki sever gibi birbirine ekledi. ama bitiremedik. yapbozun kalan son parçası eksik çıktı. üzüntüden öyle bıraktı olduğu yerde, toplamadı. "sevmek", salonun orta yerinde terk edilmiş boş bir "dükkan"ın arkasında duruyor şu an.

    elinde bir kitap var, "marifetler". onu okuyor. kitap okumasına o kadar alışığım ki. insanlar sevdiğine çiçek alır, ben yeni kitap kokusu hediye ediyorum ona. öyle bir gülüyor seviniyor ki. şu an elindeki kitabı okurken mesela, hayata dair bütün soru işaretleri siliniyor aklımdan. ona bakıyorum: huzurlu. sadece, geçen trenlerin sesine dönüp bakıyor arada bir, çocuklar gibi.

    "koltuğun altında yapbozun o son parçasını bulamayınca dönüp bana baktığın yüz ifadeni özlüyorum."

    tam bu cümleyi yazmayı bitirirken kalktı geldi yanıma: "ne yapıyorsun?". iş maillerimi açıp, gereksiz bir şeyler gösterdim. yaptığım işin belki de en güzel yanı bu; meraklısı olmayanın ilgisini dağıtacak sayısız malzemem var. hafif geri çekildi, defansta derinliğin kaybolduğu bu andan faydalanıp "belim ağrıyor" bahanesiyle yönümü değiştirdim, rahat yazabilmek için. sırf sana çaktırmadan, gönül rahatlığı ile şu yazıyı bitirebilmek için:

    aramızda sadece bitmemiş bir yapboz kadar mesafe varken bile yine anladım.

    seni her an özlüyorum ve seviyorum.

  • daha 37 yaşında ve nereden baksan 13-14 senedir reklamlarda oynuyor şarkı yapıyor.

    ace reklamlarındaki ayşe teyze'nin rekorunu geçecek bu hızla giderse. her reklamda sesini duymaktan gına gelse de "o da ekmeğinin peşinde" naparsın. (kocası serdar erener projeler yabancıya gitmesin diyor sanırım yıllaaaardır :)

    35 yıl sonra turkcell reklamlarında 3. nesil özgür kızın nenesini oynamasını bekliyorum şahsen. bizim zamanımızda turkcell çok pis geçiriyordu, dağ bayır geziyorduk der mi acaba?

    bu arada dışarıdan inanılmaz yaratıcı imaj vermeye çalışan reklam sektörünün de ne kadar tırt olduğunu görmemize vesile oluyor sağolsun.

    - müdür yeni zırtbank reklamı gelmiş napalım?
    - nil'i çağırın da iki laylay yapsın

    - patron fasafiso süt ürünleri yeni otlu peynir için kampanya istiyor
    - okan'ı arayın gelsin de iki baarsın, önden iki paket samsun gönderin de gırtlağının akordunu yapsın

  • ezanın her vakitte farklı makamda okunmasının, o makamın türünden kaynaklanması. merak eden varsa onların sorularına cevap olur umarım. şöyle biraz detay vereyim:

    * sabah - sabâ
    sabâ makamı insana güç ve zindelik veriyor. yeni uyanan insanların güne daha dinç başlamalarını sağlamak için de sabah ezanı bu makamda okunuyormuş.

    * öğle - uşşâk
    uşşâk makamı dinginlik verdiği için günün en tempolu döneminde insanları istirahat ettirmesi için tercih ediliyormuş.

    * ikindi - rast
    bugün rast makamı neden tercih edilmiş bilmiyorum ama osmanlı döneminde her perşembe ikindi vakti nihavend makamında okunurmuş. sebebi ise makamın neşeli olmasından kaynaklı. cuma gününe yaklaşmanın sevincini anlatıyormuş.

    * akşam - segâh
    segâh makamı biraz daha hızlı. akşam vaktinin darlığı nedeniyle tercih edilmesinin yanında karanlık çökerken verdiği mistik duyguların da etkisi varmış.

    * yatsı - hicâz
    hicâz makamı ise uyku sorununa iyi gelmesiyle bilinir. bu yüzden uykuya yakın olan vakitte bu makamda okunurmuş.

    * cenaze salâtı - hüseynî
    bu makam insana ferahlık, sükunet verdiği için cenazelerde bu makam tercih edilirmiş.

    bi' aydınlanmadım desem yalan olur. yanlışım varsa düzeltilmeye açığım.

    edit: düzeltme pisadam'dan geldi. sabâ makamının zindeliği değil mistiği, gizemi ifade ettiğini söylüyor. ayrıca hüseynî makamı da ferahlıktan çok huzur ve hüzünle alakalı imiş. kıymetli bilgileri için teşekkür ediyoruz kendisine.

    edit 2: bu düzeltme de kitarobit kaynaklı: yukarıda hız farkından bahsetmişim ancak makamları farklılaştıran şey hız değilmiş. eklemeden geçmeyelim. bilgi için teşekkür ediyoruz.

    edit 3: nukleer baslikli kiz'dan çok şaşırtıcı bir bilgi geldi, onu da paylaşayım. kıyamet akşam ezanından sonra kopacağı ve fazla zamanımız olmayacağı için diğer vakitlerden daha kısa sürüyormuş. "kıyamet anının hızına ve telaşına işaret ediyor." diyor. kendilerine çok teşekkürler.

    edit 4: alperz der ki, bunlardan farklı makamlarda da okunuyor. doğru söylüyor. internette farklı farklı sıralamalar bulabilirsiniz. onun katkılarıyla şuraya ekleme yapayım:

    sabah: sabâ, gerdâniye, dilkeşhaverân, rehâvi
    öğle: rast, hicâz, sabâ
    ikindi: uşşâk, beyatî, hicâz
    akşam: rast, segâh, evc
    yatsı: uşşâk, beyatî, hicâz

    bir sürü teşekkürler kendisine.

    görüyor ve arttırıyorum, edit 5: buralar hep entry olacak da kıyamet meselesi hakkında bilgi verdi. kıyamet aslında herhangi bir vakitte kopacakmış. akşam zannedilmesinin sebebi ise ikindiden sonra hz. muhammed'e kıyametin ne zaman kopacağı sorulduğunda "akşam ezanı kadar yakın." demesi ve bunun yanlış yorumlanması imiş. ilginç bilgiler gelmeye devam ediyor. sağ olun, var olun.

    yetmiyor efendiler, edit 6: sabah aksam 1 adet de makam sıralama uygulamasının ülkelere göre değiştiğini söylüyor. diyor ki, makamlar bizde vakitlere göre değişirken örneğin fas'ta günlere göre değişiyormuş. yemnediyom çok ilginç geldi bu. kendisine teşekkürlerimi gönderiyorum.

  • duman'ın değil tgb'nin halt yemesidir. adamlar fiyatlarını söylemiş senin işine gelmezse cagirmazsin. sanki zorla aldilar parayi. yine tgb'nin bok edip suçu başkasına attigi bir başka olay. bir işiniz düzgün olsun arkadaş ya.

    edit:olay hiç tgb'nin anlattigi gibi degilmis. adamlar soma kazasindan önce planlayip anlasmis dumanla. zaten tgb'den de bu beklenirdi. bu adamlara inanip gaza gelmeyin amk işleri güçleri dezenformasyon.
    (bkz: #44945415)

  • detroit become human'da markus ve yoldaşları barışçıl şekilde direnirken silahlı askerler, onların etrafını kuşatır ve markus bir adım öne çıkarak o şarkıyı söylemeye başlar:

    https://youtu.be/sf0xlolodaa

    tanrım, göz yaşlarımı tutamadığım, duygularımın nebula olup içime aktığı an bu'ydu.

  • meselenin sadece süpürge olduğunu zannedenlerce yerden yere vurulmuş müzisyen/şarkıcı.
    özet geçiyorum: türk aile yapısında çocuk ebeveynin uzantısı olarak görülür. kişisel alanına saygı gösterilmez, ders çalışmasına izin verilmediği halde okulu dereceyle bitirmesi beklenir, parayı bile kendin için kazanamazsın.
    bunun nedeni de hayatın her alanına sızan muhafazakar toplum yapısıdır.
    bunda anlayamacak, meseleyi oda toplamaya indirgeyecek, ergen diyecek ne var? kadına ergen diyorsunuz da daha soyut düşünme yetiniz bile yok.
    ayrı eve çıkamadıysan bir yolunu bul be denizim.

  • türkiye'de adı yalakalıkla lekelenmemiş, çizgisini bozmamış, kalitesini düşürmemiş, adını sansasyonel işlerle kirletmemiş, magazinsel olaylarda olmamış, yüzünü eskitmemiş, o eski saygısını, nahifliğini, adamlığını korumuş, eskilerin tabiriyle 6 okka megastardır.

    bu özellikleriyle hiç 'ama'sız sevdiğim nadir insanlardan biri.

  • üst edit: taksi yolu, uçakların pistle, kapı (ya da park alanı) arasında gidip gelmesini sağlayan yollardır. bir çok havaalanında bu taksi yolları , pistle paralel, ayrı bir yol olarak uygulanır. pistten farkı üzerindeki işaretler, aydınlatmaları ve genellikle daha dar olmalarıdır. ticari taksilerle alakası yoktur. örnek olarak, linkteki resimde görünen ortadaki yol uçakların inip kalktığı runway-pisttir. sağındaki ve solundaki ise piste ulaşmak için kullandıkları taxiway-taksi yoludur.

    https://3dwarehouse.sketchup.com/…8f15-59f3a08d8fa0

    7 ağustos 2021 tarihinde abd'nin new york şehrindeki newark havaalanında türk hava yolları'na ait airbus a330-300 tipi uçağı yöneten pilotların yediği nane.
    gece 12 buçuk civarında kuleden aldıkları 22 sağ pistinden kalkış iznine müteakip, üzerinde bulundukları ve apronları pistlere bağlayan ve taksi yolu adı verilen, üzerinde mütemadiyen birden fazla yavaş hızda seyreden uçağın bulunduğu bu yoldan havalanmak için gazı köklemişler. kule durumu fark edip elemanları uyarmış.

    https://www.youtube.com/watch?v=huxywjh5v9w

    bunu yapan, zamanında bunu da yapmıştı

    (bkz: thy'nin pist yerine yanındaki taksi yoluna inmesi)

    https://www.airporthaber.com/…aksi-yoluna-indi.html

  • yine ayşe arman'la röportaj yapmış. "iklim farkındalığı" yaratmak istediği şu yeni şarkısıyla ve doğayla ilgili konuşmuş yine.

    tüm yazı bodrum'da teknesinde geçiren kendisi değilmiş gibi, denizi olabildiğine kirleten değilmiş gibi, eşinin denize işerken fotoğrafı yokmuş gibi "çevreci".

    çocuğuna uygun ana okulu bulamayıp "bari ben açayım" deyip milleti silkelememiş gibi de "halkçı"

    10 reklamdan 7-8 tanesinin müziğini kendisi yapmamış, piyasayı domine etmemiş gibi de "eşitlikçi"

    pandemide millet ekonomik zorluklar içinde çabalarken, bu durumu "koza içindeyim gibi düşündüm, kelebek gibi çıkayım kozadan" dememiş gibi de "akıl hocası"

    nefret ediyorum böyle halktan kopuk yaşayıp, halka akıl veren "elitist" insanlardan.

    ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol ya da hiç sesini çıkarma, fikir yürütme de ne olduğun ortaya çıkmasın.

    edit : röportaj yorumlarında da bayağı giydirmişler. neyse ki samimiyetsizliğini anlayanlar çoğunlukta

    ayşe arman'ın nil röportajı

    edit : yahu şu denize işemekle ilgili ne kadar mesaj geldi, bunun neresi yanlış diye. arkadaşlar, yanlış olan direkt tekneden denize işemek. yoksa ben de yüzerken çok sıkıştıysam ve etrafta da kimse yoksa elbette denize işedim. ikinci önemli nokta da, nil ve familyası gibi "kelebek, böcek, koza, doğa, saygı, deniz, toprak...vs" diyip, böyle birşey yapmak. umursamaz davranışlar, şımarıklık, yaparım kimse karışamaz tavrı ve sonrasında da işte bu samimiyetsiz konuşmalar.

  • sıfır bir dizisiyle mi, yoksa daha evvel mi başladı bilmiyorum ama 2010'ların başından beri böyle bir musibet bela oldu bu ülkenin başına. bilhassa eğitimsiz ve cahil gençlerde görülen dejenere kültüre paralel olarak suç işlemeye övgü, uyuşturucu kullanımı ve ticareti, arabesk rap müzik, özenti giyim tarzı, dövme, belli bir saç modeli, silah tutkusu ve sık sık aforizma kasmayla kendini belli eden bu yoz kültür, artık ülkeyi iyice esir almış ve yaşanmaz hale getirmiş durumda.

    son olarak işlenen suç olaylarında da karşımıza çıkmaya başladılar. benzer profiller, vıcık vıcık cehalet, uyuşturucuyu yüceltme, şiddetle kendini ifade etmeye çalışma, özentilik, çalışmadan zengin ve ünlü olmaya çalışma filan ne ararsan var bu kesimde. bazıları sefer tası gibi saç traşları, giyim tarzları, façaları ve dövmeleri ile 40 kilometre öteden tanınıyor zaten.

    amerikalı zencilerden arakladıkları kültüre, kendi kıroluklarını ve yoz kültürlerini giydirmişler ve ortaya getto kıro kültürü çıkmış.

    edit : ısrarla bazı arkadaşlar, getto kıro kültürünün fight club filmi ile başladığını iddia ediyor. yok artık daha neler? o kadar eski değil bu olay. daha yeni. fight club filminde anlatılan bambaşka bir olay. bu getto kıro kültürü 2010'ların başından itibaren start alıyor. daha çok z kuşağını etkiliyor.