hesabın var mı? giriş yap

  • ortacag engizisyonunun meshur celladi. gencliginden olene kadar bu meslegi buyuk bir sevgiyle surdurmus, unu kilise disina tasmis, bazi makamlar ve mevkiler teklif edilmis ama torkemada kabul etmemistir. ozellikle engisizyonun verdigi iskence edilerek infaz kararlarini buyuk bir titizlikle infaz ettigi kayitlara gecmistir. oyle ki birgun bir akrabasi bilmem kac kemigi kirilarak infaz edilmek uzere karsisina geldiginde titizlikle ne bir eksik ne de bir fazlasini kirmadan o sayidaki kemigin uzerinde calistigi ve gorevini kilise ve yegenine layik sekilde yerine getirdigi soylenir. ayni zamanda bircok iskence aleti ve tekniginin mucididir.

  • inci-caps'ten seçmeler;

    "parası neyse veriyim de beni de sevin lan!"

    "bazı kızlar beni güldürürken düşündürüyor. mesela hem gülüyorum hem de 'acaba verir mi?' diye düşünüyorum. kalbini..."

    "kızlar; oranızı buranızı açacağınıza mantı açın da yiyelim bari."

    "hoşlandığı kıza yaklaşayım derken yanlışlıkla kanka olan beyler için 1 dakikalık saygı duruşu."

    "+ aşkım ben süt bazlı karamel soslu extra buzlu çikolata parçacıklı frappuccino latte söylüyorum sen ne diyorsun?
    - amin..."

    "geçen gün apartman yöneticisine admin dedim ya la!"

  • geleceği bilimsel veriler altında salt gerçekler ile tahmin edebiliyor oluşumuz.

    bugünden 1000 yıl sonrasında;

    yaptığımız tüm binaların, köprülerin yüzde 90'a yakını çürüyecek ve bozulacak.
    bugün kullanılan dillerin içindeki kelimelerin hemen hemen tamamı kaybolacak.
    yeni bir kuzey yıldızı'ıımız olacak. adı gamma cephei. şimdikinin adı polaris. aynı zamanda 3200 yıl sonraysa gamma cephei'nin yerini iota cephei alacak. bundan 500 yıl önce iki kuzey yıldızı vardı, karar verilemiyordu. aten 5. yüzyılda ise şimdiki polaris kuzey yıldızımız değildi.

    2300 yıl sonra hale-bopp kuyruklu yıldıızı, 1998'den sonra ilk defa yeniden dünya tarafından görülebilecek.
    5125 yıl sonra yine mayalar ile ilgili "dünya'nın sonu geliyor" muhabbeti dönecek. çünkü maya takvimi'ne göre 21 aralık 2012'de biten çağ, 3 mayıs 7138 yılında yeniden bitecek.
    13.000 yıl sonra haziran ayları oldukça sıcak geçecek, karbon dioksit oranı yüzde 14 olacak. yeni bir teknoloji ya da önlem geliştirmezsek.
    18.860 yıl sonra hicri takvim ile miladi takvim ilk ve son defa aynı yılı paylaşacak.
    20.000 yıl sonra çernobil güvenli hale gelecek ve yaşanılabilir bir ortam olacak.
    25.000 yıl sonra arecibo mesajı galaksi'nin en uzak köşesine gidecek ve galaksi dışına çıkacak.
    50.000 yıl sonra niagara şelalesi ve grönland kaybolacak. keo kapsülü dünya'ya gelecek.
    100.000 yıl sonra canis majoris bir hypernova gibi patlayacak. ayrıca dünyamız, galaksi'nin öyle bir yerinde olacak ki bugün gördüğümüz yıldızların hepsi dğeişmiş olacak, başka yıldızlara bakıyor olacağız.
    296.000 yıl sonra voyager 2 sirius'a ulaşmış olacak.
    500.000 yıl sonra bugün bıraktığımız nükleer yakıtlardan çıkan atıklar kaybolacak. yine aynı yıllarda tüm fosil yakıtlarını tüketirsek yeni buz çağının başlangıcı olacak.
    1.000.000 yıl sonra betelgeuse patlayacak. dünya üzerinde üç gün boyunca gündüz olacak patlamanın etkisiyle. aynı zamanda bugün dikilen tüm taştan anıtlar yok olacak. yine aynı yıllarda bugün attığımız camlar doğaya karışmış olacak.
    5.000.000 yıl sonra bazı bilim adamlarına göre erkek ırkı yok olacak. ama pek mümkün gözükmüyor.
    7.200.000 yıl sonra rushmore dağı tamamen eriyecek.
    10.000.000 yıl sonra yeni okyanus oluşacak, kızıl deniz afrika'ya taşacak.
    50.000.000 yıl sonra akdeniz kaybolacak. afrika, avrasya ile birleşecek ve himalayalar gibi yeni bir dağ meydana gelecek. yine aynı zaman diliminde antartika tamamen eriyecek. aynı zaman diliminde eğer ışık hızına ulaşmış olabilirsek bir galaktik imparatorluk kurabiliriz.
    60.000.000 yıl sonra bilinmeyen en ilginç şey dünya'nın yörüngesinin ne olacağı. oldukça farklı olacağı düşünülüyor. (hızı)
    240.000.000 yıl sonra dünya, galaksi'nin etrafında tam bir tur dönmüş olacak.
    250.000.000 yıl sonra dünya'da tek bir kıta var olacak. aynı başlangıçtaki pangea gibi. süper kıta oluşacak.
    600.000.000 yıl sonra artık güneş tutulması diye bir şey kalmayacak. çünkü ay, dünya'nın yörüngesin'den çıkacak ve başı boş ilerleen bir gök taşı olacak. yine aynı zaman diliminde ağaçlar fotosentez yapamayacak. var olan canlıların yüzde 99'u ölecek.
    800.000.000 yıl sonra artık dünya üzerinde hiç bir şekilde fotosentez yapılmayacak ve çok hücreliler ölecek. yaşam sona erecek ama son darbeyi buradan yemeyeceğiz.
    1.000.000.000 yıl sonra insan ırkı yok olmaya başlayacak --eğer hala varsa--. çünkü güneş'in hacmi yüzde 10 artacak ve merkür'ü yutma noktasına gelecek. okyanuslar çok sıcak olacak, dünya yüzeyinde sıcaklık ortalama 50 derece olacak. okyanuslar buharlaşırken, buhar geri su olarak düşmeyecek.
    1.300.000.000 yıl sona tüm ökaryot hücreler ölecek çünkü co2 yaşanamayacak kadar çok olacak. belki hücreli prokaryotlar kalacak.
    2.300.000.000 yıl sonra dünya kendi etrafında dönemeyecek ve manyetik alanı kabolacak. güneş'ten bizi koruyacak hiç bir kalkanımız olmayacak.
    2.800.000.000 yıl sonra dünya üzerindeki yaşam sona erecek. ortalama sıcaklık 147 derece olacak.
    3.500.000.000 yıl sonra dünya, venüs gibi olacak. tam bir cehennem yaşayacak.
    4.000.000.000 yıl sonra samanyolu ve andromeda birleşecek. çok büyük bir yeni galaksi oluşmuş olacak, süperada olcak.
    5.400.000.000 yıl sonra güneş'in helyum'u tükenecek. kırmızı dev haline dönüşecek, yaşlı kurt ölmeye hazır, emekli olacak yani.
    7.900.000.000 yıl sonra güneş'in çağı maksimum olacak. merkür ve venüs tarih olacak. dünya'yı belki yutacak, henüz bilmiyoruz. tahminlere göre yutmayacak.
    8.000.000.000 yıl sonra güneş, patlayacakmış gibi olacak ama patlamayacak ve aniden sönecek. beyaz cüce haline gelecek.
    14.400.000.000 yıl sonra güneş siyah cüce olacak ve insan gözüyle görünmez hale gelecek. bir karadelik olmayacak ama siyah cüce olarak da gözükmeyecek, ölmüş olacak.
    20.000.000.000 yıl sonra evren'deki her şey birbirinden sonsuz uzaklaşmış olacak.potansiyel bir evren sonu olabileceği tahmin ediliyor, kimse galaksileri falan göremez halde olacak. evren'in yaşı 33.6 milyar yıl yani bu esnada.
    100.000.000.000 yıl sonra çok fazla büyük galaksi oluşacak. her galaksi birbiriyle birleşecekve bu bir trilyon yılı bulacak.
    150.000.000.000yıl sonra cosmic microwave background kaybolacak. çünkü evren şu anda -260 derece yani ılık, fakat bu kadar yıl geçtikten sonra neredeyse mutlak sıfır olacak. yani -270 derece. bu yüzden cmb gözükmeyecek artık.
    1 trilyon yıl sonra bir daha yıldız oluşmayacak.
    110 trilyon yıl sonra tüm yıldızların yakıtları tükenmiş olacak ve her yıldız ölüm aşamasına gelecek.
    100 katrilyon yıl sonra, eğer dünya en başta güneş tarafından yutulmazsa, siyah cüce olan ölü güneş tarafından yutulacak ve dünya dye bir şey kalmayacak.

  • antik mısır medeniyetinin bilim konusunda kayışı kopardığı konular.
    misal:

    antik mısırda hamile bir kadının karnındaki bebeğin kız mı yoksa erkek mi olduğunu tahmin etmek için bir test geliştirilmiş. vay amk!
    yönteme bak şimdi, hamile kadının bir kaç gün buğday ve arpa tohumlarına idrarını yapması sağlanırmış.
    eğer sadece buğday filizlenirse bebek kız, sadece arpa filizlenirse bebek erkek her ikisi de filizlenmezse ortada bebek filan yok, kadın hamile değil.

    2000 yıl önce sen nasıl ettin nasıl bir tesadüfle veya çalışma ile bunu buldun arkadaş? piramit konusuna hiç girmiyorum ramses mamses demem üzerim!

    üstelik, kafası kırık isviçreli bilimadamları ve norveçli balıkçılar çok eski bir papirusta tarif edilen bu testin doğruluğunu anlamak için 1963 yılında bir çalışma yapmışlar. isviçreli bilimadamları buldukları bulgularda bu yöntemin yüzde 70 oranda doğru sonuç verdiğini tespit etmişler. norveçli balıkçılar ise deneyin neresinde görev aldıkları henüz bilinmiyor.

    1

  • genel bir toparlama yapalim:

    arama kurtarmada yer alan veya yer almis ekipler su sekilde:

    afad, akut, anda, ihh, jak, jöh, nak, bakut, todoks, uludak, yesil bursa dagcilik, yildirim dagcilik. bunlarin disinda bagimsiz gönüllü dagcilar da bulunuyor.

    tüm görevli ve gönüllü arama kurtarma ekiplerine göstermekte olduklari mücadele icin kendi adima minnettarim.

    montun bulundugu küreklidere mevkiinde yogunlastirilmis aramalar var.
    softabogan mevkiinde ayrica asagidan yukari bir tarama yapan ekip bulunuyor.

    son dün, su icerisinde saplanmis bir adet baton bulunmasi, birinin veya her ikisinin de suya düsme ihtimalini cogaltiyor. batonun görülememesi icin onlarca neden olabilir, nasil görmezler diye öyle uzaktan sallamak kolay. hülasa batonun sapanlandigi alan önceden karla kapli olabilir baska nedenler olabilir.

    acikcasi arama kurtarma icin mücadele edenlere laf söylemek geri zekali eblehlerin mastürbasyonundan baska bir sey degil. cok götünüze güveniyorsaniz bagimsiz sekilde aramalara katilmak mümkün. git katil, sen daha iyi is cikar. özellikle görevli ve gönüllü mücadele edenlere laf söylemek ruh hastaligi belirtisi. adamlar aramaktan bir hal oldular. müthis özveri, güc ve dayanim gerektiren seyler bunlar.
    ulen ne terbiyesiz, arsiz soysuz les yiginlarisiniz be. biri der bunlar nasil ariyor, bir digeri vergiler havaya saciliyor. yasayan en asaglik mahluksunuz sizler.

    bölge cok engebeli, arazide ucurumlar var, dogal engeller var, hava sartlari cetin, her yer kalin kar tabakasi ile kapli, egimlerde bu kalinlik 1,5 metre ve üzerinde.

    bu konu üzerine yapilan ve yapilacak olan tüm varsayimlarin hic bir anlami yok.

    gps kullanimi: burda sayilari azimsanmayacak beyaz yakali geri zekali, gps saat kullansalardi böyle olmazdi diye palavralar sikmislar. cukur ve vadi iclerinde o sizin pek havali görünümlü saatin hic bir boka yaramaz, antenleri zayiftir, cekmez böyle durumlarda götünüze sokarsiniz o saati. dogru dürüst bir gps cihazi olmadan, yok saatmis yok bileklikmis hikaye o mevzular.sehirde cevrene hava atarsin o uyduruk saatinle.
    öyle olsaydi, böyle olsaydi diye bir olay yorumlanmaz, bunun hic kimseye, kaybolanlara da burda yazilari okuyanlara da hic bir getirisi yok, bir seyler biliyormus tandansi ile anca kendinizi zavalli, gülünecek hallere sokuyorsunuz. konu hakkinda bilgi sahibi olmayanlari da hatali yönleniriyorsunuz.

    cocuklar her ne kadar tecrübesiz olsalar da, yanlarinda hic bir ekipman tasimadiklarini da biliyoruz. can bu, sonuna kadar mücadele edeceklerdir veya etmislerdir. insan ve bu tür yerlere az cok asina olmus bireyler, tüm güclerini gösterirler.

    fakat emareler birinin veya belki her ikisinin suya düsmüs olabilecegi yönünde. belki sisli havada iclerinden biri bu akarcayi göremeyip düsmüs olabilir. fakat derinligi olmayan, yüksek akintisi bulunmayan bu yerde batonu neden biraktilar, biri montunu gayri ihtiyari cikarip, suya düsene yardima inmis olabilir. iyi de neden bu ekipmanlarini geri almadilar? basina inanmak mümkün degil ama bulunan batonu ailenin biri teyit etmis. ama yine de bu bulunan batonun onlardan birine ait oldugunu göstermez.
    iki ihtimal düsünüyorum, bu alanda yasanilanlar yogun sis halindeyken yasanmis olabilir. bu sebeple esyalarini tekrar bulamadan bölgeden kacislarina devam etmis olabilirler, soguk su ile yekvücut temas ve beraberinde olusacak bilinen problemler ile panik hali bölgeyi terketmis ve siginacak bir yer bulmalari icin yollarina devam etmis olabilirler.

    bir diger arkadastan hic bir iz yok, bulunan malzemeler hep bir kisiye ait. bu tür durumlarda birbirlerini terkedeceklerini hic zannetmiyorum ama doga bu, sartlar istenmeyen her seyi yasatmis olabilir. islandilarsa ates yakmadan durumlarini kurtarmalari mümkün degil. bu tür kosullarda ates yakmak imkansiz degildir, zordur. cok keder verici ama böyle. sogukta vücudun direncini kat be kat kiran, yikan, tüketen sey islak kalmaktir.
    esyalarin ilk günlerde bulunamamasi arama alanini veya aranmasi gereken alanlari maalesef genisletti.

    kesif amacli ciktiklarini tahmin ettigim, tamamen hazirliksiz cikilan bu yolda, eminim ki bu arkadaslar bu kadar aldiklari mesafeler ile cok ciddi mücadele göstermis veya gösteriyorlardir. saglarsa eger allah yardimcilari olsun.

    inanilmaz zayif olsa da, gönlüm iyi haberlerden yana.

  • "unutma, seçimi kaybettiğinizde tıpış tıpış gideceksiniz. eğer aksi bir hamle yaparsanız vatan delilerinin, vatan fedailerinin, vatan serdengeçtilerinin kim olduğunu göreceksiniz."

    bu cümleyle artık akp ye net mesajı verdi ve doğrudan hükümeti hedef almaya başladı. işte böyle sedat samimi ol. asıl suçlunun sülü olmadığını sen de çok iyi biliyorsun. sülüyü ve işbirlikçilerini oraya kim getirdi, olan bitenlere göz yuman kim sen de biliyorsun. bunları anlat.

  • onayladigimi kesinlikle soyleyemem ama bilmediklerinden degil yani bi cin fikirleri var.

    temel olarak şunu yapmaya calisiyorlar. normal sartlarda bir ulkede faiz ve enflasyonun ayni seviyede olmasi beklenir. ıktisat teorisine gore enflasyonun yuksek olmasi faizin de yuksek olmasini gerektirir. yani faiz enflasyonu degil , enflasyon faizi tetikler.

    ancak bu arkadaslar bunun tam tersini dusunuyorlar ve yapmaya calistiklari sey şu ; eger biz faizi dusurup bunun sonucunda kuru yukseltirsek ithalat azalir , cari acik duser , ihracat artar . ıhracatin artmasi demek uretimin ve dogal olarak istihdamin artmasi ve dusuk faizle kredi kullanan ureticinin daha cok uretmesi anlamina gelir.

    bakinca aslinda mantikli gibi ama madem oyle neden issizlik surekli artiyor ?

    cunku yapmaya calistiklari şey olan ihracat artirimi turkiye gibi ulkelerde işe yaramaz. bunun temel sebebi de bizim ihracatimizin yuzde 60 inin ithal girdilere dayanmasidir.

    yani basit bir anlatimla turkiye nin her 1 dolarlik ihracatinin , 60 centi ithal mala dayanir. bu yuzden yapmaya calistiklari sey son derece mantiksiz. arada kalan 40 centle ne ureticinin karı artar ne de iscinin refahi artar.

    peki niye bunu yapiyorlar ?

    aslinda bu biraz siyasi ve sosyolojik bi mesele. ıktisat bilimi asla sayilar ve matematik degildir. pozitif bilimlerde oldugu gibi kesinlik ifade etmez , 2 kere 2 nin cesitli kosullar altinda 5 , yer yer 6 yaptigi gorulebilir.

    ne demek istiyorum , daha acik konusalim.

    bizim ulkede bildiginiz uzere iki tane unlu is adamlari dernegi vardir. en cok bilineni tusiad (türk sanayicileri ve iş insanları derneği) digeri ise musiad ( mustakil sanayici is adamlari dernegi ) dir.

    tusiad , koc gibi sabanci gibi agir sanayicilerin oldugu sermaye yogun yani cok parayla yatirim yapan , paranin konustugu yatirimlar yapan sanayicilerin yeridir. mesela koc sirketlerini baz alalim. koc un bursa da otomobil fabrikasi var ve ihracat yapiyor. basit mantikla koc un kurun yuksek olmasindan memnun olacagini dusunebilirsiniz ancak kazin ayagi oyle degildir. biz otomobil fabrikasinda bir uretim yapmiyoruz yaptigimiz sey yurt disindan gelen ithal ara mallarini ucuz is gucuyle birlestirip tekrar yurt disina gondermek. butun olay bundan ibaret. bu yuzden kur arttikca koc un girdi maliyetleri artar , kapital yani sermaye yogun bir sektor oldugu icin de bu koc un isine gelmez ve finansal olarak öngörulemez bir durum oluşur. hic bir finans departmani yoneticisi 6 ay sonrasinin bile doviz kurunu ongoremedigi bir ortamda saglikli iş yapamaz.

    ıste size iki gun once tusiad yuksek istisare kurulu baskani tuncay ozilhan in yaptigi aciklama ;

    " başta merkez bankası olmak üzere düzenleyici ve denetleyici kuruluşların bağımsızlığı tartışma dışı olmalıdır."

    aciklamanin tamami

    burda da tam olarak anlatilmak istenen budur. merkez bankasi , spk , bddk gibi duzenleyici ve denetleme yetkisine sahip kuruluslar siyasi otoriden bagimsiz olmalidir ki benimle ayni iktisat fakultesine gitmiş adamın , ekonomik kriz aninda alacaği aksiyonlari tahmin edebileyim. ancak siyasi otoritenin gucune bagimli olundugunda bilime aykiri ( enflasyon yuzde 20 iken faizi 16 ya cekmek gibi ) kararlar alinabilir ve bunu ongoremezsiniz.

    neyse zaten tusiad ve hukumet ezelden beri birbirinden pek hoslanmaz. cunku cokta yadsinamayacak bir sekilde ozellikle turkiye de koalisyon hukumetlerinin hakim oldugu ve sabah aksam hukumetlerin degistigi 90 li yillarda tusiad cok aktif olmus ve siyasetin onemli aktorlerinden biri olmustur. o yuzden pek birbirlerini sevmezler. faiz lobisi falan derken de aslinda kastettiklerinin icinde bunlar da vardir.

    peki digeri , musiad kimdir ?

    ıste bunlar iktidarin sevdigi tipte sanayici ve yatirimcilardir. bu arkadaslarin bir cogu sermaye degil emek yogun sektorlerde iş yaparlar. nedir mesela , inşaat , tekstil , kucuk ve orta boy bir cok uretim . ancak buradaki temel fark bunlarin kullandigi ithal ara mali son derece kisitlidir. asil giderleri emeğe odedikleri ucrettir. yani bir tekstil firmasi uretim icin cok fazla ithal girdi kullanmaz ama 100 kisilik bir kadroya asgari ucret + sigorta + yol + yemek verdigi zaman bu onlarin pek hosuna gitmez cunku bu saydigim kalemler bugunun maliyetiyle yaklasik kisi basi 5 bini bulur.

    bu yuzden kurun yuksek olmasi bunlarin işine gelir. cunku kur her yukseldiginde bunlarin ihracat kalemi daha da artmakta ancak en onemli gider kalemleri olan emeğe odedikleri ucret kalemleri ise daha da azalmaktadir. boylece ne olur emekle calisan işçi surekli olarak enflasyon baskisi altinda ezilip reel olarak surekli cebinden para kaybederken bu tip sanayici ve iş adamlari daha cok para kazanirlar. ve iktidarin da onlardan beklentisi dusuk faizle bu arkadaslara daha cok kredi verip bunlarin istihdami arttirmasi ve boylelikle iç piyasayi canlandirmasidir.

    ancak tabiki de oyle olmaz.

    niye ? cunku reel enflasyonun yuzde 40 50 lerde oldugu bir ulkede emeği yani işciyi aylik 200 - 250 dolar bandina indirirseniz bu insanlarin hayat kalitesi sifira duser ve yapabildikleri tek sey hayatta kalmaya cabalamak olur.

    yani klasik deyişle zengin daha cok zengin olurken fakir daha da fakirlesir.

    yapmaya calistiklari sey aslinda basitce turkiye den kucuk bir çin yaratmaya calismaktir. o iş tabiki o kadar basit degildir. cunku çin bizim gibi her alanda dişa bagimli olan , ara mali , ham maddeyi ve enerjiyi surekli olarak ithal eden bir ulke degildir.

    ve nihayetinde turkiye de olacak olan şey ise hiperenflasyondur. çunku piyasanin gercekleri ve ekonomi bilimi ortadadir. unlü bir çin atasozunun de dedigi gibi ; "kıçıyla inatlaşan donuna sıçar."

    edit : bazi eklemeler ve imla hatalari.

    edittito : ha bu arada şunu da vurgulamak isterim ki sozlukte ve diger sosyal medya mecralarinda bu faiz artirimlarini yapanlar için " bunlar cahil , bunlar ekonomiden anlamaz vs " gibi kucumseyici laflar yazilar goruyorum. bizim muhalif cenahin en buyuk sorunu bu arkadaslar " rakibimizi kücumsemek ".

    hala 1950 secimlerinden once demokrat parti icin " biz gidecegiz de yerimize kim gelecek haso'lar , memo'lar mi gelecek ? " diyerek kucumseyen kalantor chp mebuslari gibi davranarak bi yere varamayiz.

    meseleyi " bunlar zaten anlamiyor , yonetmeyi bilmiyor , iktisattan anlamiyor , tek adam rejimi iste vb " kısır donguye sokarsaniz cozumden o kadar uzaklasiriz.

  • ayı ile avcı fıkrasına döndü bu iş. merkez ne zaman müdahale etse daha da beter oluyor.

    edit: meşhur borsacı fıkrasıdır.

    avcımız avlanmaya çıkar dağa tepeye.. bir bakar ki bir ayı karşısında..
    çeker tüfeğini ateşler ama tüfek tutukluk yapar.. napsın, kaçmaya
    başlar, ayı da peşinde.. ayı yakalar bunu, bir güzel becerir.. avcımız hırs
    yapar, öldürecektir illa ki bu ayıyı.. bir müddet sonra bir daha görür ayıyı,
    çeker tüfeği, basar tetiği yine tutukluk yapar; bizimki kaçar, ayı peşinde,
    yakalar ayı bunu, bir daha becerir.. avcımız iyice hırslanmıştır illa ki
    vuracaktır ayıyı.. takılır ayının peşine, görür, çeker tüfeği basar tetiğe yine
    tutukluk yapar, ayı bunu bir daha yakalar bir daha becerir.. bu olay gün
    boyunca tekrarlanır.. artık avcının dayanacak gücü kalmamıştir, hayat
    meselesi olmuştur bu, son bir defa daha bakar ayı karşısında.. çeker
    tüfeği basar tetiğe ve tüfek yine tutukluk yapar.. ayı yakalar bunu ve der
    ki: - "ya kardeşim avcı mısın, ibne misin?"

  • bundan önce kim yapıyorsa o yapacak.

    türkiye cumhuriyeti 1995 yılında kurulmuş yeni bir devlet değil.binlerce yıl oldu biz buralarda takılıyoruz.eger son 10 senede gelen göçmenlere bağlıysa bütün herseyimiz kapatalım ülkeyi.gocmenler gittiği zaman ağır işlerin emek fiyatı artacak.bu isleri yapan göçmenler 3 bin tl alıyorsa,bu işi yapan turkler 6 bin tl alacak.isler halk nezdinde daha iyi olacak.

    ne göçmenmis amk,yakında göçmenler giderse üzerimize taş yağar felan diyecekler.

  • şahane bir diplomasi manevrasıdır.
    türk topraklarında tamamen rus devletine bağlı nükleer tesis yaptılar. nükleer teknolojiyi vermediler. türk şirketini kapı dışarı ettiler. ürettikleri enerjiyi 40 yıl boyunca piyasanın bilmem kaç katından türkiye'ye satacaklarına dair sözleşmeleri var.
    karşılığında ne aldık? hiç bir şey!
    kendi santrallerini yapmak için yolladıkları 6 milyar dolar için (yanlış anlamayın kendi paraları, hibe falan değil) hepsine "tamam abi" dedik.
    muhteşem bir diplomatik zafer!
    dışişlerini monşer diye aşağıladığın, işin uzmanı diplomat kadrodan alıp imam hatip mezunu şakirtlere verirsen olacağı bu!
    putin'den bu kaçıncı tokat, hatırlamıyoruz bile.
    teşekkürler akp, teşekkürler erduvan!
    https://www.youtube.com/watch?v=_a4uwsvkchy
    https://youtu.be/en-zgylwcao?t=112

    edi:
    https://www.youtube.com/watch?v=fnyhjw23rse