şükela:  tümü | bugün soru sor
  • "13 şubat 2019 beşiktaş-üsküdar vapurundaki intihar vakasında yaşanan ihmaller zinciri" daha uygun bir başlık olacak sanırım.

    https://m.facebook.com/…57267234683109&id=601758108

    ---linke tıklamak istemeyenler için---

    "bu akşam motorla beşiktaş'tan üsküdar'a geçiyordum. boğazın üçte ikilik kısmını geçtiğimiz esnada insanlar bağırmaya başladı. kulaklığımı çıkardığımda birinin veya bir şeyin deniz düştüğünü söylüyorlardı. insanlar ikaz düğmesine bastılar sirenler çaldı. motor çok az yavaşladı ve yoluna devam etti, 20:36'da ve 20:40'ta 158 sahil güvenliği 2 kez aradım ve durumu anlattım. düşen kişinin konumunu tarif ettim. o sırada biz çoktan iskeleye varmıştık.

    40-50 kişi sahilde kalakaldık denize bakıyorduk, bir yandan da insanlar kaptana ve görevlilere tepki gösteriyordu. ve hala boğaz trafiğinde motorlar, vapurlar, büyükçe gemiler vardı. 20:45'te 155'i aradım durumu anlattım. bir insanın düştüğünü ve hala boğazda gemiler olduğunu söyledim ancak o boğaz trafiği hiç durmadı.

    bir müddet sonra polisler ve bekçiler geldi. ortamı sakinleştirecek genel geçer laflar söylediler. ben ve birkaç arkadaş tutanak tutulmasını, aramanın devam etmesini ve bu durumun sorgulanmasının gerekli olduğunu söyledik. tutanak tutulmadan, görüşlerimizi belirtmeden gitmeyeceğimizi söyledik. olaylar bu noktaya geldiğinde düşen kişinin düşme anını canlı olarak gören kadın arkadaşla birlikte 10-11 kişi kalmıştık.

    sahil güvenlik polisleri geldi, 3 kişinin ve kaptanın ifadesini alacaklarını söylediler. o anı gören kadın arkadaş, ondan sonra 2 kişi daha gitti. ben olayı net gören birileri gitsin olabiliyorsa ben de gelmek istiyorum dedim, öne çıkanlardan biri beni de çağırdı ve toplam 5 kişi olduk, sahil güvenlik botuna bindik. kadın arkadaşın ailesi de bize dahil oldu ve balat'a karakola gittik.

    sahil güvenlik botuna binmeden olayın bir intihar vakası olduğunu öğrendik. kamera kayıtlarını izleyenler olayın nasıl olduğunu anlatıyordu. karakola gittiğimizde bir memur bize telefonundan düşme anını izletti. bir erkek montunu çıkarıp kendini aşağı bırakıyordu. karakolda atlayan kişinin 40 yaşında 3 çocuk babası birisi olduğunu öğrendik. ancak o vakte kadar bunu bilmiyorduk, her ne olursa olsun o kişiye yardım edilmeliydi.

    biz karakola girdikten sonra polislerin konuşmalarından duyduğumuza göre dentur avrasya'nın (motor iskelelerini işleten şirket) yöneticilerinden biri geldi. bir odaya girdi, odada motorun kaptanı da vardı.

    2 saati aşkın süre sonunda sadece 2 kişinin ifadesi alınmıştı. sıra bana geldiğinde yeterli olduğunu söylediler, zaten 2. arkadaşı aldıklarında çok yorulmuştuk ve 1 kişi daha dediklerinde beni almayacaklarını biliyordum. ifadeler verildikten sonra bizi üsküdar'a bıraktılar.

    bunları hem herkes bilsin hem de bazı sorulara cevap arayalım diye yazıyorum.

    motor neden durmadı? o esnada durmak kolay değil ama yavaşlayıp neden bir can simidi atılmadı? boğaz trafiği neden kesilmedi? neden herkesin ifadesi alınmadı? şirket yetkilisi o sırada neden karakoldaydı? ifadelerde söylenen şeylerin önemli bölümleri neden ifadelere yansıtılmadı? yarın benzer bir durum olduğunda yine aynı şeyleri mi yaşayacağız? neden bu ülkede insanın değeri yok?

    bugün 13 şubat 2019, şu anda saat 01:13. eve yaklaşık 40 dakika önce girdim. çok yoruldum."

    şahsi kanaatimce den-tur adlı şirket yetkililerince bir örtbas çabasına girilmiş. çünkü kaptan alenen suç işlemiştir.
    "denize adam düştü röle talimi" prosedürlerini yerine getirmemiştir kendisi.
    haliyle bu durum dentur isimli şirkette prestij kaygısına neden olacaktır. şirket yetkililerinin derhal bölgeye intikal etmesi, ifadelerin eksik alınması, olayın üstünü kapatma çabası gibi duruyor ne yazık ki.
    sahil güvenliğin ne derece ihmali var bilmiyorum ama olay yerine derhal intikal etmemeleri, bu alanda da çatlaklar olduğunu gösterir.
    ne yazık ki bu ülkede insan canı, şirketlerin prestij kaybetme endişesinden daha kıymetli değil.
  • bu üzücü olayda maalesef hayatını kaybeden bir arkadaşımın eşi. haberde de söylendiği gibi hiçbir şey yapılmadan vapur yoluna devam etmiş. aramalar da devlet tarafından 3 gün devam ettiriliyormuş. daha sonra ailenin imkanları ölçüsünde. neresinden baksan üzücü, iç parçalayan bir olay. var sayalım ki intihar etmek istedi. atladıktan sonra pişman olup can havliyle çırpınıp atılan can simidine(atılsaydı eğer) tutunacaktı. yolcular da gerektiği kadar tepki gösterememiş bence.