hoba

  • 407
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

imkansız aşk

aslında boğazı izleyecektim ben oturduğum yerden...
tarihe geçmiş manzarayı kısık gözlerle izlemek vardı aklımda.

sahil yolundaki o küçük, sıcacık mekanda masalar dipdibeydi ve ben kafamı çevirdiğimde süzülen balıkçı kayıklarını görebileceğim bir yer seçmiştim kendime...

ama tutmadı işte hesaplar, kafamı çevirdim ve seni gördüm.
beyazcamın konuşulan yüzüydün sen, herkes seni süzüyordu kaçamak bakışlarla, ve sen o dipdibe masalardan en "bana dip" olanda "halkın arasında"cı olmaya çalışıyordun, tam kendini oynuyordun yani, becerebildiğince...

önce masadaki tabakları süzdük karşılıklı. gözgöze gelmeye cesaret edebilmemiz için benim sana bakmamam, senin beni görmemen gerekiyordu belki de... tek bakışta anlamalıydık birbirimizi.
aslında, ne ben senin cam yüzüne sahip olmak isterdim, ne de sen beni üzerindeki kılıfla sevebilirdin...
dakikalar geçerken sen hüzünlerini anlattın arkadaşına, ben yeditepeli şehri ne kadar özlediğimden bahsettim yanımdakine... aynı anda dönüp baktık birbirimize, sustuk, noktasız cümleler kurduk tamamlanmayacak...

söylediklerine rastladım geçen gün...
platonik aşkı sordular, "imkansız olandır" dedin...
"boğazı gören bir masada otururken biri gelir yanındaki masana, sana hiç dokunmadan varlığını hissettirir, ilan-ı aşk eder hiç bakmadan... gözgöze geldiğinizde aranızda çoktan başlamıştır aşk, ama o kadar temizdir ki orada yaşanan, gülümser, ve gerçek olmadığını görmekten korktuğun için kafanı çevirir gidersin... hayatına birileri girer, belki mutlu olursun, belki seni üzer gider, ama sen hep o yan masadaki masumiyeti ve gerçekliği ararsın, bulamazsın..."

aslında boğazı izleyecektim ben oturduğum yerden,
tam yanıma oturdun,
bir "imkansız aşk" tarifi yaptık seninle tarihe kayıt düşülen...

devamını okuyayım »
25.09.2007 14:57