realsanto

  • 2512
  • 1
  • 0
  • 0
  • 4 hafta önce

ilk aşkla karşılaşmak

kendine bir şekilde jeff murdock’ı örnek alanlar, beni, daha doğrusu bu yazıda anlatmak istediğimi daha iyi anlayacaklar, bundan eminim. 80lerde çocuk olup da tavuk götü saç modeli ile kız tavlamaya çalışanlar ise anlamaktan öte o günlere okkalı bir küfür bile sallayabilir.

ergenliğinizin ilk yıllarındaysanız ve emokidlik size doğal olarak çok yakışıyorsa –ki zaten o güne kadar başka bir seçim şansınız olmamıştır- yıllar sonra “içimizdeki badaklar” muhabbeti geçen her ortama göğsünüz kabararak -carmina burana eşliğinde ve hatta sis efektleri ile desteklenmiş bir ambiansta- gireceğinizi o yıllarda bile tahmin etmiş olmanız gerekir. mamafih, ben etmemiştim.

efendim, ben, bu zirzop bünye, 657ye tabi bir memur çocuğu insanımdır, kendi zevkime göre ilk ayakkabımı lise yıllarında kendi paramla çalışıp aldığımı sözlüğün birkaç köşesinde daha önce belirtmiştim (bu duygu sömürüsü pek işe yaramamıştı, bir de şimdi selam ediyim şu sözlüğün hatunlarına). nihayetinde en yakın arkadaşım domdom’a “vaay ayakkabılar süpermiş lan” diyerek de herhangi bir cins-i latifin gözünde bir yere varabileceğimi pek sanmıyordum. varamadım da zaten. gün fm de henüz açılmadığı için geyik yapabilme yetim yerlerde sürünüyordu. geriye sadece tipten kazanma ihtimali kalıyordu ki; yarım burhan çaçan kıvamında ve boy sırasında en önde olduğu için istiklal marşı söylenirken sesini müdüre duyurmak zorunda olan bir pigmeyi hangi kız ne yapsın? bir mucize lazımdı yani, şu lessie’li, bucky’li, harika köpekli amerikan filmlerindeki çocukların başına gelenler gibi. ama ben o aralar mahallenin köpeklerinden kaçmak için eve, yolu bizim evin önünden geçen kimya hocamla dönüyordum. o yıllarda köpeklerden kurtulmanın bedelini, üniversitede kimyayı 3. seferde geçerek ödedim, dersten nasıl tiksindiysem (ilk ikisinde derslere giremedim, yaz okulunda devam mecburiyeti aramayan bir hoca geldi, geçirdi sağolsun).

derken bir gün o az önce bahsettiğim mucize gerçekleşti (hayır babam bana köpek almadı). okula yeni bir kız geldi, ceren (ceren isminin sözlükteki popülaritesini kullandığımı sanmamanızı hatırlatıyım öncelikle). asker olan babasının tayini doğuda bir yere çıktığı için anneannesinde kalıyordu abisi ile, bizim eve de çok yakındı evleri. neyse, nasıl olduğunu ben bile hatırlamıyorum ama ben ve ceren aklımın kavramadığı bir hızda yakınlaşıyorduk. hatta hayatımda ilk kez bir kıza iltifat etmiş ona “papatya gibi kokuyorsun” demiştim. 12-13 yaşındaki bir çocuktan daha fazlasını beklememek lazımdı, o da bunun farkındaydı ve çok beğenmişti. bütün engelleri aşmış, hayatımda ilk kez bir kızın ev ekonomisi dersinde ödev eşim olmasından öte bir konuma gelmesini istemiştim, ve gerçekleşmişti. ta ki annanesinin evine onunla beraber yürürken unuttuğum bir detay beni alışık olduğum sona kavuşturana kadar: abisi… gördü bizi. o sırada hiçbir şey yapmadı, nasıl sevinmiştim, çocuklarımın dayısına içim ısınmıştı bir anda.

sonra akşam oldu, abisi beni birkaç arkadaşı ile sessiz bir sokak arasında sıkıştırdı, kardeşinden uzak durmamı nazik bir dille! söyledi ve manyak herif içine çektiği sigarasını sol kolumda söndürdü. ve o akşamdan sonra ceren’den uzak kaldım ben. abisi hep civarımdaydı artık. uzak kaldık. konuşamadık bir daha. o günden beri, ne zaman bir sigara paketi üzerinde “sigara öldürür, şunu yapar, bunu yapar” diye bir yazı görsem sol kolum hafif bir sızlar benim. sigara sağlığa zararlıdır, anlarım hep.

ama bugün, bizim semte giden otobüste gördüm ceren’i. (o beni hiç görmemişti ortaokuldan sonra ama, ben onu uzaktan da olsa gördüm, hem de birçok kez.) selam vermeden sessizce yanına oturdum, tanımadı ya da farketmedi. telefonla birisini aramış gibi yapıp sözde konuşmanın bir yerinde “papatya kokuyor burası” dedim.
duydu, hatırlamadı. hep ayrıldığımız yerdeki otobüs durağında indi.
bugün, sol kolum, hiç ağrımadığı kadar ağrıdı.

devamını okuyayım »
31.05.2007 00:00