semrin

  • çetrefilli (370)
  • 815
  • 5
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

doktor egosu

70 yaşlarında ak sakallı bi alman amca pankreas kanseri tanısıyla 7 aydır yaşamaya çalışıyo.. metastazlar her yeri sarıp, rezeksiyon ihtimali ortadan kalkınca haliyle farma piyasasının denekliğini yaparak umudunu yaşatmaya çalışıyo..

sabah gittim yanına.. bütün gece uyumamış.. odasına gördüğü virus tedavisinden dolayı kimse girmiyo.. tek başına camdan bakıyo.. ben de sabahın 6sında işe gitmek zorunda olduğum için aşırı kızgınım.. gördüm onu içim bi an acıdı.. ama aklıma hemen kahvemin hazır olduğu geldi gittim aldım..

saat 7 oldu, ekgyi bağladım, rutin kanlarını aldım, heparin iğnesini yaptım, şekerini parmaktan ölçtüm, fizik muayenesini yaptım, portunu serum fizyolojikle temizledim, damar yolunu öğlenki virüs seansı için açtım.. saat 8di işlerim bitince.. çıktım yanında gittim odaya..

aralarda bütün şirinliğimle ( yüzde 100 yapaydı) acıdı mı, oo benden nefret ediyosunuz kesin kihkih gibi bilindik klişe cümleler ekleyerek muhabbete katmaya çalıştım.. o da güldü.. yok katlanılmayacak şey değil dedi..

çıktım odadan el salladım, geri el salladı damar yolunun çıkmaması için minimal hareketler yaparak.. saat 8.30da eczacı geldi.. bomba imha ekibi gibi giyinip aşı karışımını hazırladı.. koruyucu önlüğümü, maskemi taktım odaya girdim.. aşıyı taktım.. şekeri 300 üstüydü, ama artık onun için normaldi bu.. aşı ınfuzyonu bittikten sonra insulin iğnesini yaparım diye düşündüm içeri gittim..

ekşiye baktım facebooka baktım, hayatımı düşündüm planlarımı, para hesabı yaptım.. tiksindiğim insanların suretlerine tükürdüm içimden.. hayatımın ne kadar boktan olduğunu düşündüm her dakika yaptığım gibi..

saat 10.20 oldu.. hastanın yemeğini aldım.. yoğurt, elma püresi ve pudingdi menüsü.. parenteral besleniyodu, zita yemek borusu tumorle doluydu.. ama aralarda canı çekiyo diye son yiyebildiği şeyleri önüne koyuyoduk yine de..

yemeği götürürken yoğurda baktım.. elma püresine.. bebeklerin dişleri yok diye yediği.. sindirim sistemleri gelişmedi diye yediği hani.. yoksa o ejdarha sembolu müydü bütün hayat, kuyruğundan başlayıp nihayetinde kafasını yiyen? kendi hayatıma döndüm yine.. watsappime baktım., yemeği hastaya getirdikten sonra..

lab. sonucları pcme gelmişti.. böbrekleri iflas ediyodu.. nefrologlarla konuştum.. potasyum 6 üstü olduğu için diyaliz gerekli dediler.. ama durumu çok kötü olduğu için sonra konuşalım bunu diyip kapattılar..

içerden öksürük sesi geldi.. kollarımda kan kusup ölen ösofagus rupturlu hastayı düşünüp fırladım odasına hastanın.. kolunda heparin perfussoru, her yerinden çıkmış kablolar, 10 adımlık mesafedeki peçeteliğe doğru gitmeye çalışıyodu kusarak ve öğürerek..

hemen gittim lavabonun üstünden onlarca peçete aldım.. ne kadar çok peçete alsam o kadar çabuk geçiçekmiş gibi geldi öğürmesi.. göğsüne vurdu sanki yemekler o vurunca tumorlerle dolu pasajlardan daha hızlı geçiçekmiş gibi..

peçeteleri ıslattım, ağzını silmek istedim, eline torba verdim.. bana baktı, özür diledi..

matematik profesoruydu bizim universitede.. adını faz 1 aşamasında bi deney olduğu için yazamıyorduk hiç bi lab. belgesine.. 27601 diyoduk.. yanı başında matematik kitabı vardı.. çorapları kahverengiydi.. baş ucunda incil ve haç kolyesi vardı..

özür dilerken, beni de öksürük tutmuş gibi yaptım.. hemen kafamı geriye attım gözyaşlarım akmasın diye.. kendi kendime ' ohoo sen bunlardan çok görüceksin güçlü ol' dedim..

servisten iznim olmamasına rağmen çıktım, burnumu çektim.. karşıdan gelen yakışıklı doktora gülümsedim.. ufacık bi saniyeliğine bile olsa, aciz bi insanın çaresizliği yüzüme çarptı.. koşa koşa eve gitmek istedim.. bağırarak ağlamak, kardeşımın yatağına gidip beni odadan kovmasını beklemek.. karşıdan hemşire geldi, morgen dedi, morgen dedim, gülümsedim..

watsapptan annemin cevap verip vermediğini merak ederek servise geri döndüm..

doktor egosu, ölümün çaresizliğine verilecek yegane tepkidir.. keşke elimde olsa egomu balon gibi şişirebilsem ve hiç etkilenmesem hastalardan.. kendimle ve şaheser benliğimle uğraşsam sadece..

devamını okuyayım »