şükela:  tümü | bugün
  • ön edit: iş bu entrynin girilme amacı, komple insan nickli kullanıcının açtığı (bkz: batı'nın bilimi dinden aldığı gerçeği) isimli konuda yazdığım (bkz: #71598183) numaralı entrydeki gerçeklerin daha fazla dikkati çekebilmesidir.

    günümüzde islam dünyası ne kadar kötü durumdaysa hristiyan kulübü olarak isimlendirilen batı dünyası da o kadar iyi sayılır. tabi bu kötülük ve iyilik göstergeleri kişiden kişiye göre değişebilir ama klasik olarak sınıflandırmak gerekir ise, demokrasi, insan hakları, ekonomi, askeri güç vb. temel konularda fersah fersah önde diyebiliyoruz batı dünyası için. peki ne oldu da böyle oldu?

    ön editte paylaştığım konunun ilk entrysini okumanızı tavsiye ederim. zira hem kuran'dan hem de incil'den söylemimi destekleyecek alıntılar var.

    konumuza dönecek olursak, her iki dinin uygulanış ve inanış açısından tavan yaptığı orta çağ dönemlerinde bu fark islamiyet lehine idi. kabul edilsin yada edilmesin, bilimde, fütühatta, insan haklarında, ekonomide yani yukarıda yazdığım her ne varsa önde olan islam devletleri ve müslümanların aksine, tam bir çöküş içerisinde olan bir hristiyan toplumu vardı. çöküşten kastım , hemen hemen her şehirde hanlar ve hamamlar olan islam toplumlarının aksine pislik içinde yaşamaları, yılda ancak 1-2 defa banyo yapmaları, cadı ya da başka bir sebeple insanların hiç uğruna öldürülmesi, derebeylerin insanlarını her anlamda ezmesi, kilise ve papazların mutlak hakimiyeti vb. sayılabilir. haçlı seferlerinin çıkış noktalarından biri de islam dünyasının zenginliğine ulaşmaktan başka bir şey değildir zaten.

    bunun temelinde ise, bahsettiğim gibi her iki dinin de tam anlamı ile uygulanıyor olmasından yatıyor. gerçek hristiyanlık dünyaya önem vermez, onlar için varsa yoksa ölümden sonraki hayat ve arzulanan cennet. ellerinde olsa kiliseden çıkmazlar, zaten papazlar ne derse onu yapmalarının da sebebi duyulan bu mutlak korku. düşünsenize, kilisenin dinden çıkarma (aforoz), bir bölgede yaşayanları dinsel faaliyetlerden men etme (enterdi) ve para karşılığında günah çıkarma ve bunun karşılığında af kağıdı verme (endüljans) yetkilerinin var adamların. hatta dünyada çekilen çilenin kutsallığından dem vurarak kendilerine türlü işkenceler yaparak akıllarınca cennet yolunu açmakta bir sakınca görmüyorlardı. ne bilime ne teknolojiye ihtiyaçları yoktu. ne zaman ki dinlerinden uzaklastilar, kilisenin etkisi kalmadı, gozleri açıldı elemanların. amerikanın keşfi ile islam dünyasının zenginliklerine gerek duymadan parayı buldular. tarım yerine ticareti keşfettiler. sömürgeler sayesinde ucuz, ne ucuzu bedava iş gücü ile üretim arttı, paraya tamah ettikçe dinden ve kiliseden uzaklaşmaya başladılar. adeta bir materyalizm aydınlanması ile dünya için çalışmaya başladılar. zaten haçlı seferlerinden sonra avrupa'da özgür düşünce ortamı oluşmuş ve avrupa topluluklarında katolik kilisesi'ne bağlılık azalmaya başlamıştır. hatta haçlı seferlerinin teknolojik boyutu da var:

    1.-avrupalılar kendilerinden daha gelişmiş bir uygarlığa sahip olan gerek türk ve islam dünyasından gerek bizans'tan öğrendikleri gelişmeleri avrupa'ya taşımıştır.
    2. -pusula, barut, kâğıt ve matbaa gibi avrupalıların o güne kadar bilmedikleri teknik buluşlar avrupa'ya götürülmüştür. bu sayede avrupa'da düşünsel, bilimsel ve kültürel hayat canlanmıştır.
    3. -avrupalılar cam ve dokuma sanayiini öğrenmişlerdir.
    4. - mimari ve süsleme gibi sanat dallarında doğu üslubunun etkileri görülmüştür.

    yani pusula sayesinde coğrafi keşifler, kağıt ve matbaa sayesinde rönesans ve reformlar, barut sayesinde lordların şatolarının başlarına yıkılarak feodalitenin yıkılmasını bize borçlu adamlar. ha temizlik ve banyo konusu da var tabi.

    işin bir de günümüzde yaşayan amishler boyutu var. kendilerini gerçek hristiyan olarak addedip teknolojiyi reddederek yaşamlarını devam ettiriyorlar.

    ya biz?

    ilk emri oku olan bir dinin temsilcileri bilimde, temizlikte, durustlukte , ekonomi ve askeri güçte, artık aklınıza ne gelirse çağ atlamış durumda idi orta çağ da. ibni sina'nın tıp alanında yazdığı eserler,ibni heysem’in fizik ve astronomi hakkında birçok eseri ders kitabı olarak okutuluyordu avrupada. ne zaman ki müslümanlar dinlerinden uzaklaştılar, tek kaynak kur'an ve peygamber efendimizin sünneti yerine sahte hocalara, alimlere tamah ettiler, onları kaale almaya başladılar, üretimde de ticarette de hile hurda peşine düştüler, mal ve mülk gözlerini aldı, rüşvet aldı yürüdü, birbirlerinin kuyusunu kazar oldular, kul hakkından korkmamaya başladılar. örnekleri istediğimiz kadar uzatabiliriz. kısacası günümüz müslümanları ve islam dünyası haline geldiler.

    "`bugün ölecekmis gibi ahiret için, hiç ölmeyecekmis gibi dünya için çalış` " düsturu yerle yeksan oldu. ne ahiret korkusu kaldı ne de cihat olgusu. cihadı sadece silahla savasla yapılacak bir şey zannedenlere de teessüf ederim, bunun için editlettirmeyin bana güzelim girdiyi.

    biri dininin gereğini yaparken afedersiniz burnu boktan çıkmazdı, diğeri dininin gereğini yaparken farkı acti. simdi ise biri dininden uzaklasti uçuşa geçti, diğeri dinden uzaklasti yatisa gecti.

    eyyorlamam bu kadar. kalınız sağlııcakla
  • din bozulabilen bir şeyse niye var?
    din nedir? insanları doğru yola sevkedecek ilahi klavuz.
    klavuz bozuksa, ne diye din diye bir şey var?
    ben şimdi bana din diye sokalanmaya çalışan şeye inanırsam olmuyor çünkü zaten o şeyin kendisi bozuk. yok eğer inanmazsam da olmuyor cehennemde cayır cayır yakılıyorum. allah yolladığı dine sahip çıkamamış, suçlusu ben oluyorum. yok eğer bozulmuş dini ben adam edeceksem peygambere ne gerek var? ben peygamber olayım o zaman.

    zaten ibrahimi dinlerin tarihine bakarsanız, bu işte yanlış bir şeyler olduğunu görürsünüz. miladdan öncesini bilirsiniz, hani şu isa dünyaya gelene kadar olan kısım. o zamana kadar insanlığa sadece musevilik gelmiş, o da sadece yahudilere. binlerce yıl boyunca tek din yolluyorsun, onu da sadece bir ırka yolluyorsun. çok saçma bir iş değil mi?

    isa'ya gelelim. isa bu dünyaya niye gelmiş, niye kitap inmiş, niye din yaymış belli değil. deniyor ki isa'nın dinini de kitabını da peşinden gelenler bozmuş. madem böyle kolay bozulacaktı niye var edildi bu din? hiç kimsenin doğrusuna erişemediği bir din ve doğru hali muhtemelen hiç var olmamış bir kutsal kitap. bu mudur? muhammede kadar insanlık tarihine gele gele bu iki çürük çarık bozuk din mi gönderilmiş?

    peki muhammedin tebliğ ettiği din? iddaya göre onun kitabındaki harfler korunmuş ama komple din olarak o da gerçek hali değilmiş, onu da eğip bükmüşler, yorum adı altında ve uydurma hadislerle kafalarına göre şekil vermişler.

    eee? bu din denen müessese hiç ilahi bir planın parçası gibi durmuyor. insanlar sözde bu dinlere tutunmalılar ama dinlerin kendisi çürük çarık, tutanın elinde kalıyor.

    açık açık soruyorum, delikanlı gibi cevap verin. siz allah olsanız ve tüm insanlığa üç din yollayacak olsanız bunları bu şekilde mi yollardınız? hele hele hristiyanlık. niye inmiş, niye böyle bir din gönderilmiş, kime ne faydası olmuş belli değil. bir kişiye bile hayrı dokunmayacak bir kitap neden indilirilir? var mı tarihte bir insan evladı, gerçek bozulmamış, isa'nın naklettiği gibi incili okuyan? yok. ben allah olsam böyle kitap, böyle din, böyle peygamber yollamazdım. din yollamışsam bozulmamasını sağlardım. hem insanlara bu dine inanın diyeceğim ama o dinin onlara bozulmadan ulaşmasını sağlayamaycağım, benim gibi bir allah olmaz olsun.
  • gerçek senin algılayabildiğin kadardır. fazlasına kapasiten yetmiyorsa yetmez zorlama. biraz daha olgunlaşman gerekiyor demekki. allah islamı da o yüzden kademe kademe göndermiş derler, yani insanlığın olgunluk evrelerine göre.

    hani önce tohum toprağa atılır sonra filizlenir sonra çiçek açar sonra meyve verir ve en nihayetinde ölür ya.

    din de böyle yeşertilmiş insanlık tarihinde. ayetlerden anladığımız kadarıyla ilk günah emre itaatsizlik (adem ile hava) ikinci günah cimrilik (kabil) üçüncü veya beşinci günah cinayet (habil ile kabil).. sıralama farklı da olabilir bilemiyorum. böyle böyle bütün günahlarla ve acılarla tanışır insan. aklına, hırsına ve nefsine yenildikçe acı çeker. kardeş acısı, kovulmuşluk acısı, yalnızlık acısı vb... acı çektikçe olgunlaşır ve allah'ın emirlerini, sebepleri kavrar, ona itaat etmenin ne denli önemli olduğunu. sonra ölüm, dinin ölümü gerçekleşir. insanlık henüz o evreye geldi mi bilmiyorum. umarım henüz gelmemiştir. umarım kıyamet ehli değilizdir. ama etrafımda yaşanan bunca acımasızlığa bakınca dinin yapraklarını döktüğü aşikar. din ölen bir şey midir? evrendeki kanunlara bakılırsa her şey doğar, büyür ve ölür. belki din de böyledir. gelişme evresine bakılınca bir sonu olabileceğini de düşünüyor insan. zaten dinin sonu insanlığın sonu değil mi? allah'a inanan son insan öldüğünde, din de ölmüş olacak. din öldüğünde insanlık neden yaşasın?. insanlığın var olma gayesinin hakkı bilmek olduğunu yazıyor kuran. hakkı bilmediğini iddia edenlere yar olmayacak ki dünya!